new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
ATATÜRK O ÖRTÜYÜ NASIL AÇTI

ATATÜRK O ÖRTÜYÜ NASIL AÇTI

Tarih 01 Kasım 2010, 15:32 Editör Editör

Yıl 1928.
Çankaya köşkünde Cumhuriyet'in kuruluşunun yıldönümü nedeniyle bir resepsiyon verilmekte.Resepsiyon sırasında Çankaya'daki diplomatik uygulamanın ne ölçüde "sıkı" olduğunu gösteren bir olay gerçekleşir:.

“Bu olay da Mustafa Kemal’in fese karşı tepkisinin ne kadar güçlü olduğunu ortaya koymaktadır. O sırada Fransa’nın Ankara Büyükelçisi olan Kont de Sambru olayı şöyle anlatır: ‘Kabulde iki yüze yakın diplomat vardı. Uzun fesi ile Mısır elçisi dikkati çekiyordu. Mustafa Kemal, yanındakilere onu alaylı bakışlarla gösteriyordu. Zavallı meslektaşım hiç bir şeyden kuşku duymuyordu. Tam müzik çalarken Mustafa Kemal yerinden kalktı, Mısır Büyükelçisi’nin yanına gitti ve yanında bulunan garsonlardan birinin kulağına bir şeyler söyledikten sonra Mısırlı diplomatın omzuna vurdu. Onu öpecek sandım. Ama çevik bir davranışla birdenbire Mısırlı diplomatın fesini kaptı ve garsonun gümüş tepsisine koydu. Hepimiz Mustafa Kemal’e özgü bu şakayı seyrediyorduk, iyi ki Mısırlı meslektaşım bu büyük adamın şakasını önemsemedi.” (Paraşkev Paruşev, çev: Naime Yılmaer)

O resepsiyon Türkiye için dönüm noktalarından yalnızca biriydi. Fes yasaklanmıştı ve fes giyenlere hoş gözle bakılmıyordu.

Bir Osmanlı geleneği terk ediliyor, onun yerine genç bir cumhuriyetin kurallarınan biri daha yürürlüğe konuyordu.

Değil bir Türk diplomatının veya bürokratının resepsiyona fesle gelmesi, yabancıların gelişi bile “sorun” olabiliyordu nitekim.

Mustafa Kemal’in fese karşı oluşunun temelinde önce “Araplığa”, ardından da Osmanlı geleneğinin sürdürülmesine karşı olmak yatıyordu.

Yani giyim ve kuşamın özgürlük değil değişimle ilgisi vardı.

Bunun da farkındaydı Mustafa Kemal.

Realite de bunu gösteriyordu.

Devrim, topyekün ve tavizsiz bir eylemdi.

BU ÖZGÜRLÜK DEĞİL

Bugüne geldiğimizde, bize masal okumasın “liberal-demokratlarımız”...

Kıyafetin özgürlük olduğunu dayatmasın.

Türban bal gibi bir değişimdir. Bir karşı devrim hareketidir. Bir özgürlük değil.

Mustafa Kemal nasıl dayanamayıp Mısır büyükelçisinin kafasındaki fesi bile gümüş tepsiye koyduysa ve değişimi uluslararası skandalı da göze alarak başlattıysa, iki gün önce Çankaya’daki resepsiyonda Hayrünisa Gül cumhuriyet geleneklerine karşı bir kıyafetle konukları karşıladıysa, Cumhurbaşkanı makamının eli sıkılmadan geçildiyse...

Bunun adı özgürlük değil, değişimdir.

Artık Türkiye farkına varmış olmalı.

Liberal aydınlarımız farkında değilmiş gibi davranmamalı.

Özgürlük adı altında ideolojilerin dayatıldığı gerçeğine sırtını dönmemeli.

Türkiye’de tersine bir değişim başlamıştır. Bu, iyi ya da kötü, Mustafa Kemal’in başlattığı devrime karşı devrim hamlesidir.

Epeyce de yol almıştır.

Bunda başarılı olunacak mı? Türkiye yeniden bazı çevrelerce “arzu edilen” fesli günlere ve onun peşi sıra gelen cumhuriyet öncesi döneme geri dönecek mi?

İşte bu çok zor görünüyor.

İlber Ortaylı’nın da dediği gibi, “Osmanlı döneminde de kıyılar daha ilerici ve aydınlıktı.”

Türbanı “bireysel özgürlük” olarak savunanların yukarıdaki “anekdotu” okumaları gerek.

Benimserler ya da tersi... Ama nasıl ki “baş üzerinden kapılan fes” bir özgürlüğün engellenmesi değil de bir değişimin başlangıcı olarak algılanıyorsa, türbanın da öyle kabul edilmesi gerek. Hangisi mi daha ileri?..

Değişim her zaman ileriye doğru olmuyor elbette...

Hatta 60 yıldır geriye doğru gidiyor.

Ama ortada bir “Stefan Zweig” direnci var.

Referandumun ertesi günü “zafer” ile uyanan AKP, elindekinin “Pirus Zaferi” olduğunu anlamakta gecikmedi.

Direnci hemen gördü.

Ve doğal olarak da kıyamlar hızlandı.

Oktay Ekşi’nin gidişi kıyamların ağır olanıdır.

Geri dönüşü olmayan bir yola girilmiştir artık ve Tayyip Erdoğan’ın, tıpkı Epiruslu Pirus gibi, “Tanrım, bir daha bana böyle bir zafer verme” diyeceği günlere hızla yaklaşılmakta...

Bu bir temenni değil, saptamadır.

Mümtaz İdil

Odatv.com

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ATATÜRK

Titreyin ve kendinize dönün...

Titreyin ve kendinize dönün... Atatürk bir Türk milliyetçisi ve örnek bir devrimcidir...

Milliyetçilik derken...

Milliyetçilik derken... "Bir ulusun kendi ülkesini, kendi kültürünü, kendi tarihini ve kendi geleceğini koruma çabasıdır..."

Atatürk' ü sevmeden Türkiye yi sevemezsin...

Atatürk' ü sevmeden Türkiye yi sevemezsin... "Türkiye demek Mustafa Kemal ATATÜRK demektir..."

23 Nisan Kutlu olsun

23 Nisan Kutlu olsun Milletler egemenliklerini geçici olarak da olsa verecekleri meclislere dahi lüzumundan fazla güvenmemelidir.

Türkiye nihayet bunu da gördü

Türkiye nihayet bunu da gördü Hükümet ‘avukatsız yargılama' için düğmeye basmaya hazırlanıyor!
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Burhan Özbey Burhan Özbey
KAHRAMAN BEKLEMEK
Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
CUMHURİYETİN TARIM DEVRİMİ
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
TÜRK GENÇLİĞİNEMESAJ
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası