İlk okul yıllarından bu yana okula giden her öğrenciye öğretilir. Türkiye çok tehlikeli bir coğrafyada yer almaktadır. Bu tehlikeli coğrafya tarih boyunca bir çok emperyal devletin iştahını kabartmıştır.
Tarihin süzgecinden geçen bir diğer söz işte bu iştah kabarıklığı ile doğrudan ilişkilidir. "TÜRK'ÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR." Bunun gerek Osmanlı Tarihinde, gerekse Cumhuriyet Tarihinde bir çok örneği görülmüştür.
Yakın Tarihe kadar Türkler Haçlı İttifakına karşı müslümanlık adına savaşmışlardır.
Kurtuluş Savaşı'nda yaşananlar ise bir varolabilme mücadelesidir. Bu varolma mücadelesinde Pakistan, Afganistan gibi bir iki Müslüman ülkenin küçük destekleri dışında, Türkler bütün mücadeleyi tek başına vermiştir. "Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" kabilinden Rusya desteğini bir dostluk gibi algılamak hiçte doğru olmaz.
Bütün bu değerlendirmeleri doğrulayan bazı yabancı tespitleride vardır. "Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir" bunlardan en önemlisidir. "Türkleri öldürmeden sürümeyelim. Önce öldürelim sonra sürüyelim" ise medeni AB'nin samimi sözleridir.
Bu tehlikeli coğrafyada Türk Milletinin egemenliğini sağlamak hiçte kolay olmamıştır. Sürdürmek ise bir o kadar zordur.
Hiç şüphe yok ki bu Egemenliğin tesisinde olduğu gibi korunmasında da Türk Silahlı Kuvvetleri, onun her rütbeden kahraman neferi tek belirleyici olacaktır. Ve bu apaçık gerçek en uyanığından en salağına Türkiye de nefes alan herkesçe bilinir. Bilinir bilinmesine ama her nedense (?!) buna rağmen Türk Silahlı Kuvvetlerini gözden düşürme, onu kıpırdayamayacak hale getirme konusunda, İçerden ve dışardan sürdürülen korkunç bir "Asimet Psikolojik Savaş" sürdürülmektedir.
Bu saldırının dışardan yapılan kısmını anlamak çokta zor değil. Onlar elbette emellerine ulaşmak için "Güçlü Ordu" yu önlerindeki en büyük engel olarak göreceklerdir. Kaldıki bu doğrudur. Türk Silahlı Kuvvetleri yegane güvencemiz, göz bebeğimizdir.
Ancak ister Cumhuriyeti dönüştürmek adına olsun, ister intikam almak için, içerden Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı saldırıya geçen Siyasetçi - Tarikatçı - Medya üçkeninden müteşekkil KÖPEKLER nasıl bir ruh haliyle Türk Silahlı Kuvvtelerine saldırırlar bunu anlayabilmek mümkün değildir.
Bu köpekler bilmezlermi ki bu gün egemenlik zarı delinen Irak'ta ne müslüman kadınların namussundan bahsedilebilir, nede Irak'ta yaşayanların "Demokratik hak" larından, "Özgürlük" lerinden.
Irakta binlerce müslümanı gözü kapalı öldüren, binlerce kadına tecavüz eden katil köpekler, yakın bir tarihte adeta "siz bu köpek kadar bile değer taşımıyorsunuz" dercesine bir hemcinslerinin ayağını alçıya almışlardı.
Irak işgalinden sonra bir gece yarısı idam edilen Saddam da bir dönem bizdeki ABD uşakları gibi uzun süre ABD çıkarlarına çalışmıştı. Kimbilir belkide bir tek kurşun sıkmadan ABD'ye Irak'ı teslim ettiğinde onu lüks bir hayatın beklediğini düşünüyordu. Ama olmadı. Bir metre ipte sallandırdılar.
Peygamber Ocağı olarak Türk Milletinin gönlüne taht kuran Türk Silahlı Kuvvetlerine iftira atan, onu töhmet altında bırakan, ona hayasızca saldıran köpekler unutmamalıdırki;
Onlar "yabancıya ürümediği halde ev halkını ısıran köpek" misali Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırsalarda, yarın bir gün bu ülke ABD'nin Ortadoğuda arzu ettiği senaryonun bir gereği olarak parçalanır ve fiilen işgal edilirse, olanca kahpeliklerine rağmen, onların Analarını, karılarını, kızlarınıda conilerden, ingiliz piçlerinden kurtaracak olanda yine Türk Silahlı Kuvvetleri olacaktır.
Ne Mutlu Türküm Diyene
Bekir Öztürk
http://bhaber.net