|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Devlet Bey MHP';nin teminatı
1980'li yıllarda İstanbul Ülkü Ocakları'nda çeşitli görevler üstlendi. AZMİ KARAMAHMUTOĞLU
1980’li yıllarda İstanbul Ülkü Ocakları’nda çeşitli görevler üstlendi. 1994’te Bursa Ülkü Ocakları İl Başkanlığı yaptıktan sonra üniversite eğitimi için gittiği KKTC’de Ülkü Ocakları’nın kuruluşunda görev aldı. Karamahmutoğlu, 1996 yılında Alparslan Türkeş tarafından Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’na atandı. Güvence Başbuğ’un yanında yetişen Genel Başkanımızdır Onun da yüzünde bahar; elini kolunu nereye koyacağını bilemeyen bir heyecanlı delikanlı hali üzerinde; ki kendisi de kabul ediyor; “20’li yaşlarıma döndüm...” “Bu işin sırrı ne ola?” diye sorduran her bir psikolojik, fizyolojik tepkinin altında yatanı tek cümleyle özetliyor Azmi Karamahmutoğlu: “Ülkücülerin en büyük organizasyonun en tepesinde oturan Genel Başkan tarafından aranmak her ülkücünün gururunu okşar; beni de mutlu etmiştir!” Nokta. Evet hizmet etme şansı, o, bu... Sıralanan her bir gerekçe değerli de; bir de nefislerinden vazgeçme çağrısını bile aslında nefislerini okşayarak yapmış MHP Genel Başkanı ülkücülere... Şimdi hepsi sağlayacakları “artı bir” katkının bile “oyunu bozacağına” yürekten inanıyor. Sırada bütün diğer ülkücüler, partililer, apolitik ama vatanını milletini seven insanlar var; onların da her birinin katkısının “değerli” olduğunu hissettirmeye hazırlanıyor önümüzdeki dönemde MHP! Nezaketi saygı uyandırıcı “Bekliyor muydunuz?” diye soruyorum. “Şaşırdım...” diyor. Davet telefonunu dahi “Genel Başkan’ın açması”nı, “saygı uyandıran bir nezaket” olarak tanımlıyor Karamahmutoğlu. Bu röportajların tek ve en zor yanı, yeniden güven inşa etmeye çalışan ülkücülerin, bugüne kadar kat ettikleri mesafeyi heba etmemek konusundaki olağanüstü hassasiyetlerine çarpıp çarpıp dönmek oldu benim için. Devlet Bahçeli’nin incelikle kurduğu bağı, hoyrat bir tek kelime, bir tek tavırla koparmamak için azami çaba sarf ediyor her biri. Aynı yolda yürümeye aday olanlar, Bahçeli’nin Karamahmutoğlu’na davetindeki ifade ile “yol arkadaşları”, o yolda gözleri arkalarında kalmadan hep ileriye doğru gidebilmek için çabalıyorlar yeniden. “Biz 40 kişiyiz 40’ımız da birbirimizi biliriz” diyor. Muhsin Yazıcıoğlu ayrılığından bu yana MHP’de hiçbir zaman fikri bir çatışma, ideolojik bir kavga yaşanmadığına ve farklılaşmanın yönetim anlayışından kaynaklandığına dikkat çekerek, “Arada fikri bir ayrılık olmadığı için ülkücülerin bir arada bulunabilmeleri için yeter olan şey güler yüz ve sevgidir” diyor; “Biz bu bağı kaybetmiştik. Önceleri karşımızdakinin ülkücü olduğunu söylemesi yeterliyken sonraları bir çok şeyi de sorgulamaya başlamıştık. Şimdi o sevginin ve güvenin yeniden tesis edildiğini görmek, beni 80’li yıllara, 20’li yaşlarıma döndürüyor, bu da mutluluk verici...” Alparslan Türkeş’in halefi Karamahmutoğlu, Alparslan Türkeş’in vefatı sonrasında yapılan ilk kongreyi saymazsak, hiçbir dönemde MHP’deki “Genel Başkanlık” mücadelesinin parçası olmadı; ama Devlet Bahçeli’nin ilk kez Genel Başkan seçildiği kongrenin meşruiyetini sorguladığı an itibarıyla hiçbir dönemde eskisi kadar içinde de olmadı partinin. Hal böyleyken Devlet Bahçeli’ye dair aşağıdaki cümleleri ondan duyuyor olmanın anlamı ayrı: “Bana göre MHP’de Genel Başkanlık tartışması yoktur. Yapmak isteyenler varsa da bu lüzumsuzdur. MHP’nin varolan Genel Başkanı rahmetli Başbuğumuz’un rahlei tedrisinden geçmiş, öğrencilik yıllarından beri yanında yetişmiş, onun genel sekreterliğine kadar bir çok görevi yapmış biridir. Başbuğ’un halefi olan Genel Başkanımız kendi Genel Başkanlığı döneminde iktidar yaşamış, iktidar kaybetmiş, muhalefete düşmüş yani zaferi de, yenilgiyi de tatmış bir tecrübeye sahiptir. Şimdiki Genel Başkan’ın yerine ikame bir isim önerecek olan, her şeyden önce bilmelidir ki, önerilecek isim kim olursa olsun mevcut Genel Başkanımızdan 13 yıl daha tecrübesiz bir isim olacaktır. 13 yıldır orada genel başkanlıkta oturan liderimiz var!” Samimi, iyi niyetli, kararlı Karamahmutoğlu da görüştüğümüz diğer isimler gibi, daha önce belirttiğimiz hassasiyetler dolayısıyla “Konuşma iki kişi arasında odada geçtiği için, karşı tarafın da rızasını almadan oradaki konuşmaları yansıtmam nezaketsizlik olur” diyor Bahçeli’yle görüşmesinin içeriği konusunda... “Kanaatinizi, izleniminizi paylaşın yeter” diyoruz; paylaşıyor: “Sayın Genel Başkan yapacakları hususunda oldukça kararlıydı. Açık ve netti. Sadece kavramlarla açıklayacak olursam samimi, iyi niyetli, kararlı ve olabildiğince nezaketliydi.” Ülküdaş sen niye burada değilsin? Karamahmutoğlu’na hakim olan duygunun tarifini “Ben yoksam bir eksiğiz” diye özetlemek mümkün. Yapılan işin doğru, yerinde ve hayırlı olduğu ortadaysa, geriye dönük olarak “bunun saikleri nelerdir, tetikleyen sebepler nelerdir” diye sorgulamak gereksiz ona göre. “Elbette sorgulayıcı aklı dışlayalım demiyorum. Ama bu sorgulama hayırlı sonucu yargılayıcı bir tutuma dönüşmesin” diye de uyarıyor yeri gelmişken... “Bu dönemde dışarıda kalan, dışlandığı için değil kendi iradesiyle dışarıda kalmak istediği içindir” diyor ve soruyor: “Ülküdaş sen neden burada değilsin?” Bu sırada bir AKP milletvekilinin ağzından duyduğu önemli bir cümleyi aktarıyor: “Milliyetçiliği de MHP’nin elinden alacağız!” Oyun bu kadar açıksa, bu oyunu bozmak için yapılması gereken de o oranda açık Karamahmutoğlu için. Ve zaten MHP Genel Başkanı da bugün onu yapıyor: “Sayın Genel Başkanı çok doğru bir kararla, bugüne değin Türk Milliyetçiliği siyasetinin kıyısında kenarında bulunmuş kim varsa, bugüne değin Türk Milliyetçiliği teşkilatlarının MHP’nin, Ülkü Ocakları’nın içinden geçmiş, bir çay içmeye bile uğramış kim varsa herkesi kucaklayıp MHP çatısı altında toplama kararı almışlar ki doğru ve yerinde bir karardır. Zira particilikte, sürekli seçimlerin ve rekabetin olduğu yerde kırgınlıkların da olması doğaldır. Dönem dönem bu şekilde sıfırlamalar, kucaklaşmalar doğru ve yerinde kararlardır; şimdi de yapılan budur.” Ülkücü sahipsiz değildir Yirmi yıldır aynı şeyleri konuşmanın yorucu olduğunu kaydetse de, “AKP Genel Merkezinde imal edilmiş suni sıfatlarla ülkücüleri etiketleme gayreti”ne karşı, “ülkücülerin adres beyanı”nın zaruri hale geldiğinin farkında. “50 milyonuncu kere!” söylüyor: “Ülkücülük bir siyasal görüşün adıdır. Siyasal bir kimliktir. Bu kimliğin oluşturucusu ve isim babası Alparslan Türkeş’tir. Ve o hayatta olmasa da, onun kurmuş olduğu kurumlar ayaktadır. MHP ve Ülkü Ocakları bu kimliğin sahibi ve mücadelecisidir. Yani bu kimlik sahipsiz değildir. Ülkücülüğün partiler üstü bir kavram olduğunu iddia etmek, burada bulunmak istemeyenlerin, gittikleri yerde bu kimlikten fayda sağlamak için ortaya attıkları basit bir yalandır. Bu yalanı söyleyenler fikir ishalidirler. Ülkücülük, Türk Milliyetçiliği düşüncesinin özel adıdır ve adresi MHP ile Ülkü Ocakları’dır.” AKP, MHP’siz Türk Milliyetçiliği projesi güdüyor ![]() “AKP’nin bir nebbaş ahlaksızlığıyla şehitlerimizi istismar ettiğini görünce anladık ki bu iş MHP’yi yarma harekatına doğru dönüşüyor” diyor Karamahmutoğlu. Ülkücülerin bu tip bir operasyona ilk kez tanık olmadıklarını yineleyen Karamahmutoğlu’nun içi rahat. Çünkü “bir koyundan iki post çıkmayacağı” inancında: “Kişisel olarak tespitim o oldu ki bunlar yeni bir ”92 ayrılığı“ yaratmak istiyorlardı MHP’de. Hatta 1969’da Adana Kongresi’nde yaşanan ve asla kabul etmediğim ”Hilalci-Bozkurtçu“ ayrımını kaşıdılar. Bir koyundan iki post çıkmayacağına göre yeniden aynı içerikte bir ayrışma söz konusu olmaz. 1980’den sonra da denediler bunu. O zaman ”Türkeşsiz Türk Milliyetçiliği“ diye kavramlaştırmıştık. Şimdi de görülen o ki ”MHP’siz parlamento, MHP’siz Türkiye“ çalışmaları hatta daha da ileri gidip ”MHP’siz Türk Milliyetçiliği“ güdülüyor diyebilirim...” 2011 seçimleri tarihi dönemeç Türk Milliyetçiliği MHP’siz olarak yeniden dizayn edilirse, yahut TBMM MHP’siz olursa ne olur konusu 2011 seçimlerinden sonraki nihai hedefiyle bağlaşık AKP’nin. MHP’nin “aslında neye hazırlandığını” da ortaya koyan kısa analizi şöyle Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı’nın: “2011 Haziran seçimleri Türkiye için çok hayati bir dönemeç olacaktır. AKP’nin gizli gündeminde, Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan ilk üç maddesini değiştirmek var. Bu ilk üç madde, Türk yurdunda, Türk milletinin elde etmiş olduğu kazanımlardır ve bu kazanımların maliyeti koca bir Osmanlı cihan devletidir. Eğer AKP bu üç maddeyi değiştirme başarısını gösterirse Türk milleti adına tarihsel bir mevzi kaybı olacaktır. Biz bu kazanılmış mevzileri kaybetmemek için çok çetin bir mücadeleye hazırlanıyoruz. Sayın Genel Başkan’ın görüşmemizdeki ifadesiyle ”uluslararası bir proje olan AKP hükümetinin başlatacağı bu yıkım hamlesi“ne karşı Türk Milliyetçileri olarak topyekün bir savaşa hazır olmalıyız. Zira eğer 2011 seçimlerinde Türk Milliyetçileri olarak gereken başarıyı gösteremezsek, seçimlerden sonra vermek zorunda kalacağımız mücadele çok daha zorlu olacaktır.”
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||