new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
BENİM ÜLKEM

BENİM ÜLKEM

Tarih 08 Aralık 2010, 14:45 Editör Emre Kaan Emre

Sevdiklerine seni seviyorum, sevmediklerine seni sevmiyorum diyemeyenlerin ülkesidir benim ülkem, Türkiyem. Oysa sevmediğini en az bir kere, sevdiğini en az iki kere söyleyeceksin, bangır bangır söyleyeceksin hem de, utanmadan, sıkılmadan, çekinmeden ve arkasında duracaksın yüreğinin...Emre Kaan

BENİM ÜLKEM

Sevdiklerine seni seviyorum, sevmediklerine seni sevmiyorum diyemeyenlerin ülkesidir benim ülkem, Türkiyem. Oysa sevmediğini en az bir kere, sevdiğini en az iki kere söyleyeceksin, bangır bangır söyleyeceksin hem de, utanmadan, sıkılmadan, çekinmeden ve arkasında duracaksın yüreğinin, evirmek, çevirmek kıvırmak yok, neyse o, nasılsa öyle, pat diye ise pat diye, damdan düşer gibiyse, damdan düşer gibi, piyangodan çıkar gibiyse, piyangodan çıkar gibi. Al diyeceksin, gerçek bu, ne yaparsan yap, eğrilmek, büğrülmek yok, gözünün içine baka baka evet seviyorum veya hayır sevmiyorum diyeceksin. Neler çekti benim ülkem dile getirilmemiş duygulardan...

Biz aslında kendimiz için yaşamadık, nice sevgileri daha doğmadan gömdük topraklara ve nice sevgileri yaşatamadık, sahip çıkamadık, dillendiremedik. Seven sevgisini, sevmeyen sevgisizliğini bile anlatamadı, sustuk, baktık, seyrettik ve hep bir şeyler olsun diye bekledik. Öyle ya Alaaddin in lambasından cin çıkmalı ve bizim yerimize her şeyi o yapmalıydı. Belki de peri kızını bekledik, elindeki sihirli değnekle tık dokunacak, armut pişecek ve ağzımıza düşecek. Bekledik, bekliyoruz, bekleyeceğiz, birileri gelecek ve bize sevdiklerimizi verecek ve birileri gelecek, bizi dertlerimizden kurtaracak, biz de ağzı açık ayran delisi gibi bakacağız.

Gün gelmiştir birileri birilerini kaybetmiştir, ya ağıtlar yakılır, ya şiirler yazılır, ya eşe dosta anlatılır...Duymuşsunuzdur mutlaka veya okumuşsunuzdur, dert yanılır, bir kerecik bile seni seviyorum diyemedim diye haykırılır...Artık ömür boyu bir yara olur bu ve yüreğinizde taşınır. Demek ki sağır ve dilsiz yaşamışızdır, birileri beklemiş ve birileri bekletmiştir, zaman geçer, tren kaçar, kuşlar uçar, atı alan üsküdarı geçer, karlar erir akarsu ve pınar olur, sarıkız üçüncü danayı doğurur, kara tavuğun sekiz civcivi yumurtlamaya başlar, biz bekleriz... Hani o anlamsız konuşmalar vardır: Ne zaman gideceksin? Yarın sabah... Otobüsün kaçta? Sekizde..sekizde mi? Evet...Erken yat o zaman...Tamam, söyleyeceğin başka bir şey var mı? Yok, ne diyeyim, iyi yolculuklar...Pencere kenarı mı? Ne pencere kenarı? Yerin..Bilmem...

Hiç unutmam ben askerdeyken, üstelik nöbetçi olduğum bir gece, bir asker çocuk intihar etmişti. Nasıl olduysa sevdiği kızın başkasıyla evlendirildiğini öğrenmiş. Dünyanın her tarafında insanlar sever, sever sever de bu kadar mı sever? Bu kadar mı her şeyi olur sevdiği kişi? Bu kadar mı bağlanır? Neden bu denli büyüktür ülkemin sevgileri? Neden sevilen kişi hayatın tek anlamı olur bazan? Diğer ülkelerde böyle olaylar yok değil, var da bize kıyasla çok daha az...Her şeyde bir kutsallaştırma eğilimimiz var, her şeyimiz büyük, her şeyimiz yüce, her şeyimiz sınırsız...Her şeyimiz sonsuz da dilimiz yok, çabamız yok, acısını bizler çekiyoruz. Sevgi evrenseldir fakat Türkiye de evrenden de büyüktür. Bunun kültürle, tarihle büyük ilgisi var, sevmeyi bilmiyor değiliz alasını biliyoruz, hatta diğer ülkelerin kanını donduracak kadar.

Fakat bu ilahileştirme bizim içimizde, dışa vuruluşu kolay değil, özgür değiliz. Sevdiklerimizi ve sevmediklerimizi daha hala özgürce söyleyemiyoruz. Daha düne kadar bu tutukluk dansımızda da, müziğimizde de, konuşma dilimizde de vardı, insanların vücutları, müzikleri, dilleri özgür değildi ve dolayısıyla yavan kalıyor ve ifade bulmuyordu. Son zamanlarda bu zincir kırıldı, fakat bazı duygularımızın zincirleri daha hala kırılamadı. Kimilerine ben seni çok seviyorum diyemediğmiz gibi, kimilerine sen de kimsin beni rahatsız ediyorsun diyemedik. Sadece sevdiğimiz şeyleri yapmayı, sevmediğmiz şeyleri yapmamayı öğrenemedik. Çoğu kez de başkaları için yaşadık, ayda bir kez kullandığımız misafir odası çevrim dışı kaldı ve 29 gün diğer odaya tıkıldık. Başkaları için yaşadık, başkaları için sevildik, başkaları ne der onu düşündük ve biz biz olamadık, hala özgürleşemedik.

Her şeyi hem tanrılaştırdık hem de tanrılaştırdığımız şeyin önünde güçsüz kaldık. Sanatçımız böyle, Sporumuz böyle, politikamız böyle, edebiyatımız böyle, zevklerimiz böyle, sevgilerimiz böyle, nefretlerimiz de böyle, onlar büyük biz küçüğüz. Bekliyoruz, lambadan cin çıkacak ve soracak, dile benden ne dilersen diyecek...Ya da diyelim ki parkta yürüyorsunuz, bir peri kızı geldi ve size sordu ne diliyorsun diye, dünyada herkes şaşırır, kamera şakası sanır, biz inanırız, çünkü beklediğimiz şeydir, öyle ya yıllardır bekliyoruz, peri kızı gelecek istediklerimizi bize verecek...Hatta sevdiklerimize onları sevdiğmizi, sevmediklerimize de onları sevmediğimizi söyleyecek ve biz de rahat edeceğiz...

Peri kızını beklerken nice sevgiler karanlık sulara ve kara topraklara gömüldüler, nice haketmeyen insanlar sizin varlığınızdan faydalandılar ve varlığını sizden başka kimsenin bilmediği nice duygular bir kere bile özgürce dile gelmeden yok oldular.

Emre Kaan Emre...08/12/2010

ps: Bu yazı Nuray ablamın sevdiği bu yazıdaki ilk cümlemin açılımıdır, bu nedenle ona adıyorum.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÜLTÜR - SANAT

Ah şu sanatçılar...

Ah şu sanatçılar... Tam bir papağanlar sürüsü, duygu yok ki anlatımı özgün olsun...

Türküm...

Türküm... Gemileri sen çıkardın dağlara, 250 kiloluk mermiyi bir başına koydun toplara, Hasan Tahsin oldun kurşunu sıktın düş...

YIRTINIŞ...

YIRTINIŞ... Suç nedir, suçlu kimdir her şeyi yeniden tanımlamakta fayda var...Artık Roma hukuku da hikaye...

Biz Avrupalı olmayalım, onlar bize yakışmaz...

Biz Avrupalı olmayalım, onlar bize yakışmaz... Biz çağdaşlığı Avrupa dan öğrenmedik, Avrupa ya öğrettik...

Özgün halk fıkrası, bir vurdu bir daha vurdu...

Özgün halk fıkrası, bir vurdu bir daha vurdu... "inanın bir tane daha vursaydı ben de karışacaktım..."
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Burhan Özbey Burhan Özbey
KAHRAMAN BEKLEMEK
Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
CUMHURİYETİN TARIM DEVRİMİ
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
TÜRK GENÇLİĞİNEMESAJ
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası