Ergenekon sanıklarının avukatlığını yaparken soruşturma kapsamında tutuklanan avukat Yusuf Erikel, sorgusu sırasında polisin kendisine çöpten ekmek yedirdiğini, çay istediği savcı Zekeriya Öz'ün ise kendisine, "Önce çay veriyoruz, sonra tutukluyoruz'' dediğini belirtti
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında avukat Yusuf Erikel'in de aralarında bulunduğu 8 kişi hakkında 7,5 yıl ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar avukat Yusuf Erikel ile tutuksuz yargılanan Hayri Bildik, Hakan Arıkan, Aydoğan Aksüngü, Maruf Şinik, Hakan Akdoğan, Recep Taylan ve Adem Uzun katıldı.
Duruşmada, sanıklardan Hayri Bildik'in kızı Reşat Şeyda Bildik de avukatı olarak hazır bulundu. Kimlik tespiti yapılan sanıklardan Yusuf Erikel, aylık kazancının 5 ile 10 bin lira arasında olduğunu, bir tane de mercedes marka otomobili bulunduğunu söyledi. Yusuf Erikel'in de aralarında bulunduğu 8 kişinin yargılandığı davada, iddianamenin okunması tamamlandı. Duruşmada, savcılar Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın dönüşümlü olarak 147 sayfadan oluşan iddianameyi okudu.
Duruşmada, tutuklu sanık Yusuf Erikel savunmasını yapmaya başladı.
Şiirle başladığı savunmasında
''10 ay sonra sağlık ve afiyet içinde bizi buraya getirdi. Allah'a hamt olsun'' diyen Erikel, Mustafa Kemal ve askerlerini yad ederek, mahkeme heyetine de oturarak savunma yapmasına izin verdiği için teşekkür etti.
Cezaevine girdikten sonra kulağından ve burnundan ameliyat olduğunu ifade eden Erikel,
''Geçen gün ağzımdan kan geliyordu. Doktor, herkesi iyileştirdik, bir sizi iyileştiremedik' dedi. Bir türlü hastalığım geçmedi. Cezaevi sürecini sağlıklı geçirmek nasip olmadı. Geçtiğimiz cuma günü de MR çekildi. Bunun sonucuna göre ne yapılacağına karar verilecek. Burnumdan nefes alamadığım için ağzım açık kalıyor. Şişkinlik nedeniyle de yere tükürünce kan geliyor'' diye konuştu.
Erikel, tutuklanma sürecini anlatarak, ikinci ''Ergenekon'' davasında avukat olarak katıldığı bir cuma günü geç saatlerde bir meslektaşının dosyayı incelerken
''Sen sanık mısın? Hakkında dinleme kararı almışlar'' dediğini anlatarak, kendisinin dava kapsamında Neriman Aydın'ın da aralarında bulunduğu 13 kişinin avukatlığını yaptığını kaydetti.
Ertesi günün sabahı erken saatlerde gözaltına alındığını ifade eden Erikel, nezarethanede kendisine kötü davranıldığını, ilaç almak için ekmek yemesi gerektiğini ilettiği polis memurunun kendisine ekmeği çöpten almasını söylediğini ve kendisinin de çöpten aldığı ekmeği yediğini savundu. Nezarethanede tuvaletin karşısında bir odaya konulduğunu, su isteyince de ''tuvaleti açayım, oradan iç'' dediklerini öne süren Erikel, Savcı Zekeriya Öz'ün karşısına çıkınca da çay istediğini, Öz'ün ise ''Önce çay veriyoruz, sonra tutukluyoruz'' dediğini dile getirdi. Erikel,
''Öz, soruları kendi yazmamış. Aşağıya, 'doğru dürüst soru gönderin' dedi'' şeklinde konuştu.
"GENERALLERİN YİYORSA TANKLARINI YÜRÜTSÜN" İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunmasına devam eden Yusuf Erikel, hayatta her şeyin güzel olduğunu, cezaevinde hayatın anlamını öğrenmek için geldiğini söyledi. Erikel,
''Burada anladım ki vakit nakittir ve her sosyal insanın hayatın değerini anlaması için haklı değil de haksız yere buraya girmesini gerekli görüyorum'' dedi.
Cezaevinde birçok şey öğrendiğini ifade eden Erikel, Pazartesi günleri 10 dakika telefonla, haftada 45 dakika da açık görüş imkanı verildiğini kaydetti.
''Cezaevi insana sevdiklerinin kıymetini öğretiyor'' diyen Erikel, tutuklanmasını şöyle ifade etti:
''Zamanında Hazreti Yusuf da iftiradan zindana düştü. Onun döneminde suçlu olduğu iddia edilenler, merkeplere bindirilip şehir içinde gezdirilerek suratlarına tükürülürdü. Şimdi ise bir takım medya Ergenekon diye bir şey yokken, hakkımızda bir sürü şey çıkarılıyor. O zamanlar Hazreti Yusuf'a yapılanlar şimdi Ergenekonculara yapılıyor.'' Savunmasında Hazreti Muhammed'in hayatından alıntılar yapan Erikel,
''Peygamberimiz de zamanında 'ne olacak bu memleketin, insanlığın hali' diyordu, öyle dolaşıyordu. Ona 'Allah'ın adıyla bunları oku, üzülme oku' geldi. İşte bizim durumumuz da budur'' dedi.
Telefon dinlemelerinin bütün olarak dosyaya konulmadığını, parça parça yer verildiğini ileri süren Erikel, ''Bu olay da lak denilenler, leylek sanılıp, asıl leyleklerse hak getire dışarıda dolaşıyor'' şeklinde konuştu.
Sorguya alındığı dönemden bu yana çok zorluk çektiğini belirten Erikel, savcı Zekeriya Öz'e ifade verdiği sırada Öz'ün kendisine
''Sen darbecilerin başbakanıymışsın. Senin generallerin yiyorsa tanklarını yürütsün. Bu millet, insanlar tankları öyle bir içeri sokar ki'' dediğini iddia etti.
Erikel, siyasi amaçlar uğruna insanların ordu üzerine kışkırtılmaması gerekiğini ifade ederek, askerlerin çatışma sırasında şehit olabilecekleri gibi, eğitim sırasında da şehit olabileceğini söyledi.
SAVCI ARIKAN'IN TUTUKLANMASINI İSTEDİ Erikel'in savunmasına ara veren Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, hakkında yakalama kararı bulunan sanıklardan Hakan Arıkan'ı salondaki kürsüye çağırdı.
Şengün, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 Nisan 2010 tarihinde ''Silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan hakkında çıkarılan yakalama kararını Arıkan'a okudu.
Şengün, ''Hakan Arıkan sen misin?'' diye sorduğu Arıkan, ''Evet benim'' dedi. Şengün'ün, hakkındaki yakalama kararından haberi olup olmadığını sorduğu Arıkan, ''Haberim vardı. Birkaç avukat arkadaşla konuştum. İtiraz ettik. Son itirazımıza yanıt gelmedi'' diye cevap verdi.
Duruşmada görüşü sorulan savcı Mehmet Ali Pekgüzel de, kuvvetli suç şüphesi bulunan delillerin olması, kaçma şüphesi dikkate alınarak Hakan Arıkan'ın tutuklanmasını talep etti.
Mahkeme heyeti de, Arıkan hakkındaki yakalama kararının geri alınmasına karar vererek, sanığa duruşmalara takip zorunluluğu getirdi. Sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı da koyan mahkeme heyeti, Arıkan hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını kararlaştırarak, uymaması halinde tutuklanmasına karar verileceğini bildirdi.
Mahkeme heyeti diğer ''Ergenekon'' davalarında olduğu gibi bu davada da, örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla suçlanan sanıklar için 2 gün, örgüte üye olmakla suçlananlar için de 1 gün duruşmada savunma yapma süresi verdi.
İddianameyi almadığını söyleyen Arıkan'a CD ortamında iddianame örneği veren mahkeme heyeti, duruşmayı yarına erteledi. İDDİANAME Sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede, yapılan bir soruşturma kapsamında şüpheliler Durmuş Ali Özoğlu, Kemal Aydın ve Neriman Aydın'ın, ''Ergenekon silahlı terör örgütü''nün amaç ve hedefleri doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) sızma ve örgütün medya yapılanmasıyla ilgili faaliyetlerinin olduğunun tespit edildiği, bu şüpheliler hakkında açılan davanın sürdüğü anlatılıyor.
Durmuş Ali Özoğlu, Kemal Aydın, Neriman Aydın, Ergun Poyraz ve Hatice Bahtiyar gibi örgüt üyesi oldukları iddia edilen ve yargılanan kişilerin örgütün hedefleri doğrultusunda faaliyet gösterdikleri ve Toplumsal Dönüşüm Yayınları gibi birçok basın yayın, internet kuruluşlarında görev alarak örgüt faaliyetleri kapsamında yayın yaptıklarının anlaşıldığı kaydedilen iddianamede, bu kişilerle irtibatlı oldukları belirlenen kişilere yönelik çalışmaların genişletildiği ve bu kapsamda başta Yusuf Erikel ve Hayri Bildik olmak üzere çok sayıda şüpheliye yönelik teknik takip çalışması yapıldığı aktarılıyor.
İddianamede, yapılan teknik takip çalışmaları sonucunda şüpheliler Hayri Bildik, Yusuf Erikel, Hakan Arıkan, Aydoğan Aksüngü, Maruf Şinik, Hakan Akdoğan, Recep Taylan ve Adem Uzun'un ''Ergenekon silahlı terör örgütü'' üyeleriyle örgütsel irtibatlarının bulunduğunun tespit edildiği iddia edilerek, bu ilişkinin örgütsel hiyerarşi içinde her şüphelinin kendi alanındaki faaliyetlerini örgütten aldığı talimatlara göre yürüttüğünün anlaşıldığı kaydediliyor.
Tutuklu sanık avukat Yusuf Erikel hakkında, ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi talep edilen iddianamede, Erikel'in ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı isyana tahrik etmek'' ve ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçlarından da 22,5 ile 35 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
İddianamede, hakkında yakalama kararı alınan Hakan Arıkan ile tutuksuz sanıklar yayıncı Hayri Bildik, Hakan Akdoğan, Recep Taylan, Maruf Şinik, Adem Uzun ve Aydoğan Aksüngü'nün de ''Silahlı terör örgütü üyesi olmak'' suçundan 7,5 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmaları talep ediliyor.