|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
ADİL SERDAR SAÇAN TUTUKLANDIĞI GECEYİ ANLATTI
Ergenekon Davası sanığı, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele ve Kaçakçılık Şube Müdürlüğü eski müdürü Adil Serdar Saçan, Tuncay Özkan ve Gürbüz Çapan gibi isimlerle beraber tutuklandıkları 26 Eylül gecesini kendi web sitesinde anlattı. İşte Saçan’ın kaleminden o gece:
2008 yılının Eylül’ün 26’sını 27’sine bağlayan gece Özel Yetkili Savcılığın çok özel savcısınca sorgulanıp, tutuklanma talebi ile yine çok özel yargıca sevk edildiğimizde adliyeye yeni getirilen Tuncay’la sarıldık. Geç getirmişlerdi O’nu. “Cumhuriyet mitinglerine katılanları tek tek sordular heralde Tuncay” dedim. Gülümsedi.. Sakalları uzamış, vücudu bitkindi. Az ileride Aydınlıkçı Emcet Ağabey duruyordu. Elinden düşürmediği sigarasını çekip “Vakıa, tutuklanacağız herhalde, zaten aksini yaparlarsa büyük ayıp ederler” diyordu. Adliye nezarethanesinin içindeki tahta KADİR GECESİ TUTUKLANDIK Gecenin önemi büyüktü. Tutuklanmak üzereydik. Bizim tutuklanmamızı isteyenler ve düzeneği kuranlar ise mübarek KADİR GECESİ’ni ihya ediyorlardı! herhalde. Öyle ya, kafir, laikçi, dinsiz devletin savunucuları bu mübarek gece de hapse tıkılacaklardı. Allah bu günleri de göstermişti bu kerameti kendinden menkullere. Bir tek eksik vardı ya da problem, biz neyle suçlandığımızı bilmiyorduk. “Amaaan canım bu din düşmanlarına ne yapılsa haktır. Mübarek gecede tıkın içeri gitsin” diye seslendiklerini, bizi daha tutuklanmadan mahkum eden medyalarından öğrenmiştik. “İnsan insanın kurdudur” kuralına bağlı bu takımın ulumalarıyla, yandaş bürokratlarının adliyedeki Mübarek gecede haksızlığa uğrayanlar mıydı kazananlar, yoksa zulmü yapanlar mı? Köpeklerin bile ses çıkarmadığı bu gecede, bazıları avaz avaz havlıyordu. Hem de bunu din adına yapıyorlardı. Zulme uğrayan biz miydik, yoksa tüm zamanların zulümlerine kapıyı kapatan İslam’ın kendisimiydi? Gün Tuncay, Gürbüz Başkan, Emcet ağabey, Doktor Hüseyin, Tanju Albay ve ben, bize yapılan zulme karşı adeta hıçkırarak ağlarcasına yağan buz gibi yağmurun altında, kapısında indirildiğimiz Metris Cezaevi’nin binasına doğru yürüyorduk. Sırılsıklam olmuştuk… Ne kadar da uzundu bu Metrisin Önü. Dilimizde Edip babanın o meşhur şarkısı “ŞU METRİSİN ÖNÜ BİR UZUN ALAN, BİR TEK SENİ SEVDİM GERİSİ YALAN.” Tuncay’a baktım dimdik yürüyordu, “Kardeş” dedim “ Biz bu şarkı yüzünden tutuklandık, sevdamız uğruna”. Zaten sevdamızın memleket sevdası olduğunu her zaman haykırıyordu Tuncay. Gözleri doldu, yine gülümsedi. “Haydi kardaş bu arkadaşlara neden tutuklandıklarını anlatalım”… 17 GÜN METRİS’TE 17 gün Metris Cezaevinde tecrit hücrelerinde kaldık. Tek kişilik, dar pis ve soğuktu. Gürbüz Başkan’ın çok desteği oldu bize. Emcet ağabey metindi. 10 gün sonra albayla Bayram günü gazetelerinde Metris’te bize en yakın insan Mustafa Kemal’di. 112 gün tek kişilik hücrede kalmıştı. Suçlama hemen hemen aynı “padişaha darbe planlamak”. Diğer yakın dostumuz Nazım’dı. Aynen onun dediği gibiydi cezaevi… “En zalim gardiyan zamandı cezaevinde ve akşam erken çöküyordu dam’a”…. Çok çığırdık Metris Türküsü’nü…. Oradan Silivri zulümhanesine naklolduk… 16 ay birlikte kaldık Tuncay’la. 12 ay da Gürbüz Başkan, Kahraman Albay Hasan Atilla Uğur ve Birol Başaran’la… Tahliye günüm geldiğinde sarıldık geride kalan Tuncay ve Atilla ağabeyle. Dilimde Metris Türküsü vardı yine. “Tuncay” dedim “Hala endişeliyim” “Neden”diye sordu. “Hani türküyü yazan Amaaann anlasalar da olur anlamasalar da, biz bu ülke için ne ilk bedel ödeyeniz ne de son olacağız... Gülümsedik…. Tuncay, Atilla ağabey ve diğer arkadaşlarımız hala içerideler. ONLARI ANLAYIN Odatv.com
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||