Ahmet Hakan - Hürriyet - TEŞVİKİYE"de gayet kibar bir beyefendi, elindeki kitapla bana doğru yaklaştı ve şöyle dedi:
“Ahmet Bey, bu kitabı az önce kitapçıdan satın aldım. Ben Fethullah Gülen hareketini çok merak ediyorum. Anlamak için bu kitabı satın aldım... Bir bakar mısınız? Bana faydası olur mu bu kitabın?”
Aldım elime kitabı...
Adı: “Amerika"daki İmam”
Yazarı Ergenekon"dan içeride bulunan Ergün Poyraz...
Hani şu “Musa"nın Çocukları” falan türünden “ayıp tezler” ortaya atan tartışmalı kitapların yazarı...
Kapakta Amerikan bayrağının içine yerleştirilmiş ağlayan bir Fethullah Gülen fotoğrafı var...
Ayaküstü şöyle bir karıştırdım kitabı... “Fethullah” yerine “Fetullah” yazmışlar... İlk sayfalarda Gülen"in çocukluk yıllarına gidiliyor. Onun nasıl kötü bir çocuk olduğu, babasının etrafta nasıl sevilmediği falan yazıyor.
Karalayıcı bir üslup... Yerin dibine batırma amaçlı bir yaklaşım... Anlama çabası falan hak getire... Bir gözden düşürme ve mahkum etme kitabı...
“Beyefendi”ye döndüm ve şöyle dedim:
“Fethullah Gülen hareketi hakkında önyargısız bilgi sahibi olmak istiyorsanız, işe bu kitabı kaldırıp atarak başlayabilirsiniz.” En gerçek aydın Akif"tir
ERTUĞRUL Özkök, “Önümüzdeki dönemde yıldızı parlayacak gazeteciler” meselesine girdi önceki gün...
Hem tanımı verdi, hem de birkaç örnek isim sıraladı.
Bizim Akif Beki hemen topa dalmış...
“Kimsenin yıldızını sökmeye niyetim yok” falan diyor ama taş koymadan da duramıyor...
Listede yer alanların “gerçek aydın” olmadıklarını ima edip “gerçek aydın” tanımı yapıyor: “Gerçek aydın kendi aklıyla düşünüp, kendi gönlüyle hissedendir...”
Vallaha haklı Akif Beki...
Ortada kendisi gibi bağımsız, bağlantısız, doğruya doğru eğriye eğri diyen, güç odaklarına savaş açan, aklını ve gönlünü kiraya vermemiş “gerçek aydın” varken başka isimlerden söz edilir mi hiç?
Başa çıkma kılavuzu
HÜLYA AVŞAR"LA Siz de benim gibi “Hülya"nın bu açıklamaları olay yaratır” ya da “Hülya yine ortalığı karıştıracak” türü başlıklarla yapılan Hülya Avşar haberlerinden bıktınız mı? O zaman şu önerime lütfen dikkat: Bundan böyle Hülya"nın yapacağı baştan çıkarıcı açıklamaları bile gayet normal kabul edip hiçbir şey yokmuş gibi yapalım. Mesela Hülya Avşar, “Aşkım için dinimi değiştiririm” falan mı dedi? Hemen “Haklısın Hülya” diyelim ve hiç itiraz etmeyelim...
HANDE-DEMET İKİLİSİYLE Üzerimize teker teker geldiklerinde bile çekilmiyorlardı, şimdi barışmışlar çifter çifter geliyorlar... Birini çekemezken ikisini birden çekmek durumundayız yani... Başa çıkmanın tek bir yolu var: Aralarını açmak... Tekrar eski kavgalı günlerine dönmelerini sağlayıp birbirleriyle çekiştirmek... Böylece zulmün etki gücü biraz olsun azalabilir...
TÜRK DİZİLERİYLE Türkiye"de artık bir “tutması olası dizi klişeleri” oluştu... Aldatma olacak, cip olacak, villa olacak, ağa olacak, Mardin olacak, İstanbul olacak... Eğer siz de benim gibi “seyirciyi aptal yerine koyan” bu klişeler düzenine teslim olmak istemiyorsanız, mesela bu klişelerin hepsini içinde barındıran “Aşk ve Ceza” adlı yeni diziyi cezalandırabilirsiniz. Böylece yapımcılar, “Allah Allah... Bütün klişeleri boca ettik ama yine de tutturamadık” desinler ve biraz yenilik arayışına girsinler.