"Çantası sırtında okuluna giden sokaktaki çocuğun sorumluluğunu taşımalı insan. Her gün karınlarını ekmekle doyuran insanlara katık getirebilmenin yolunu aramalı."...Emre Kaan Emre
İNSAN ve HAYVAN FARKI
Ormanda koşuyorum, nedendir bilmem içimde bir suçluluk duygusu, ayaklarımı geriye doğru çekiyor. Hava güzel, ağaçlar tüm güzellikleriyle oradalar, erkenci bir kaç çiçek gülüyor merhaba der gibi, ciğerlerine dolan oksijenin seni mutlu etmemesi için bir neden olmamalı aslında. Koşarken uzaklaşıyorsun insanlardan, fakat atamıyorsun bu suçluluk duygusunu. Sanki bir şeyler yarım kalmış beni bekliyor ve ben sanki koşarken onlardan kaçıyorum.
Sanki bir bebeğin altını değiştirmek gerekirken değiştirmemişim gibi, ya da bebeğin karnı aç ağlıyor ve ben ormanda koşuyorum. Sanki gözünü yola dikmiş beni bekleyen birisi var ve ben onu görmüyormuşum gibi. Sanki motora yağ koymayı unutmuşsun, yanacak motor birazdan...Sanki bataklıkta veya denizde biri boğuluyor da ben bir şey yapmıyormuşum, seyrediyormuşum gibi...
Ben aslında hep taşıdım bu suçluluk duygusunu. Sanki ülkeme, sanki ulusuma, sanki bayrağıma, sanki anama, babama, gardaşlarıma, beni sevenlere borcumu hiç bir zaman ödeyemeyecekmişim gibi. Sanki ülkemin tüm çocuklarının, tüm analarının, tüm babalarının ve tüm güzelliklerinin sorumluluğu benim sırtımdaymış gibi ve hep sanki birileri bana, ne bekliyorsun öküz dermiş gibi geliyor bana. Sanki tren kaçıyormuş gibi, sanki sevgili ağlıyormuş gibi, sanki bayrağımı kırmızı yapan kanlar tekrar yere damlıyormuş gibi...
Hayatımın bir tek gününde kendim için yaşadığımı hatırlamıyorum, denediysem de beceriksizlikten başaramadım aslında. Koşarken bile tadını çıkaramıyorum, bütün suçluluk duygularım üstümde. Egoist olmak vardı şu dünyada, yırtıcı hayvanlar gibi hırıltıyla yemek yemek, sadece kendini düşünmek, zevkin eğlencenin peşinde koşmak, yan gelip yatmak vardı...Aptal insanlar mutlu oluyorlar, çünkü yüzeysel hazlar onlara yetiyor, küçük boyutlarda basit ve ilkel dugularla yaşıyorlar...Allah kimseye kocaman bir yürek, derinlemesine bilgi ve sorumluluk duygusu vermesin, ömür boyu yanarsınız. Her olumsuzluğu ve yanlışı istemeseniz de görür, çözümlemek istersiniz.
İnsan acılarının olduğu her yerde bu acılarla mücadele etmek insanlık görevidir, vatan borcudur, bayrak borcudur, ana ve baba hakkını ödemektir...İnsanlar mücadelede güzeldirler ve insan olmak budur...İnsanı hayvandan ayıran şey, hayvanların yaptıklarından farklı şeyler yapmaları, birinci dereceden ilkel ihtiyaçlarla yetinmemeleridir. Ben hep mücadeleci insanları sevdim, hep onları kendime örnek aldım, savundukları ne olursa olsun, inanmış, kendilerine güvenen, oturmuş bir kişilikleri olan insanlardı bunlar. Her şeye bir anlam veren insanlardır, bunların yanında güzelliklerle yaşarsınız, en anlamsız sandığınız şeyler bile anlam kazanır, her şeyin bir felsefesi vardır aslında, bir hedef vardır ve biz yaklaştıkça hedef uzaklaşır...
Mesleğim gereği Avrupa nın çalışmadığım yeri kalmadı, büyük şehirlerin klasik egoist kafa, kendinden ve hazlarından başka bir şey düşünmeyen insanlarından nefret ederim. Arabası, telefonu, giyimi, bilgisayarı, boş laklakları, dansı, parfümü dışında konu yoktur, eller havaya balıklar tavaya kafa milyonlar. Ben boğulurum bunların yanında, nefes alamam, oksijensiz kalırım. Televizyondan ne duyduysa size onu söyler, bir de cücük kafasıyla sizi ikna etmeye çalışır. Hayatlarının tamamı yemek, içmek, para, teknoloji ve seks...Bunlara dördüncü veya beşinci boyuttan konuşamazsınız, anlayamazlar...
Sabahları uyanmak için bir nedeni olmalı insanın, bir amacı, bir davası, sıkı sıkı sarılacağı sevdiği, en içten duyarlılığıyla ilgilenip, halini hatırını soracağı yakınları. Çantası sırtında okuluna giden sokaktaki çocuğun sorumluluğunu taşımalı insan. Her gün karınlarını ekmekle doyuran insanlara katık getirebilmenin yolunu aramalı. Dalgalanan bayrağına, üstünde yürüdüğü toprağına, tarlada çalışan çiftçiye, inşaattaki işçiye saygı duymalı. Kendiyle gurur duymalı insan, aynaya utanmadan bakabilmeli, içtiği çayın tadına sevgilerini katabilmeli. Sevdiği her şeye sahip çıkmalı ve hesabını sorabilmeli, dimdik durabilmeli...Yüreğinin çıngasına dokunanlar, senden korkmalı ve bilmeliler ki sevilen her şeyin bir sahibi var...İnsan sevgiyle doğar, sevgiyle yaşar ve sevgiyle ölür, sevginin olmadığı yerde zaten yaşamanın anlamı da kalmaz.
Emre Kaan Emre...10/03/2011
Not: Çınga bazı yörelerimizde kıvılcım anlamında kullanılmaktadır.