EMPERYALİST MASALLAR 1
Avrupa daki metrolardan birinde ayakta yolculuk yapıyorsunuz, sarsıntıdan etkilenmemek için tutunduğunuz borudan dalalım. Bu pırıl pırıl parlayan ve göze hoş görünen boru kimbilir hangi üçüncü dünya ülkesinden alınıp buraya getirilmiştir ve kimbilir yıllardır kaç şekile girmiş, eritilip eritilip tekrar kullanılmıştır. Aslında bu borunun hikayesi emperyalizmin hikayesidir. Yüzyıllarca batı üçüncü dünya ülkelerinin doğanın cömertce vermediği madenlerini çalmış ve kendi ülkelerine getirmiş, bunları neredeyse sonsuza dek sahiplenmiştir. Batının dedelerinin dedeleri de, dedeleri de, babaları da bugünkü çocukları da sömürgeciydi.
Öğrencilik yıllarımda madenler üzerinde tez çalışmaları yaptığım için bu konularla o zamanlardan beri yakından ilgilenirim, dün alüminyumun hikayesini zevkle araştırırken, bugün değişik enerji kaynaklarına örneğin hidrojen yakıt piline ilgi duyuyorum. Alüminyum gibi pek çok metalin endüstriyel alanda yaygın kullanılması, başta havacılık sektörü olmak üzere tüm dallarda başlı başına bir devrimdir. İnsanlar ölsün, önemi yok, alüminyum neredeyse ele geçirilmelidir. Aynı şekilde, dün kömür, bugün petrol, doğal gaz, uranyum savaşların nedenidir. Yarın bunların yerini başka madenler ve enerji kaynakları alacaktır.
Batı üçüncü dünya ülkelerini yüzyıllarca iliklerine kadar sömürmekten vazgeçmemiştir. Bu ülkelerde madenlerde ilkel şartlarda çalışan insanlar, çok genç yaşlarda ciğerlerini kusarak ve bir deri bir kemik kalarak ölmüşlerdir. Batı bu ülkelere gidip kendi bayrağını dikmekten hiç bir rahatsızlık duymamıştır. Deniz aşırı sömürgelerine, burası da Fransa, burası da İtalya, burası da Belçika, burası da İngiltere...Diyen batı, oradaki nüfusu kırıp geçiren batı, kültür emperyalizmi yapan ırkçı ve faşist batı, bugün kalkar size insanlık ve insan hakları dersi vermeye çalışır. Fakat sanmasınlar ki biz bunu yeriz. Onlar tüm dünyada yapmadıkları pislikleri bırakmayacaklar, sonra bize gelip, armudunuz saplı, üzümünüz çöplü diyecekler. Tencere dibin kara, seninki benden kara derler adama.
Fransa' dan dalalım o zamanlar Fransa'nın bir bölgesi olarak görülen Cezayir in 1954-1962 bağımsızlık savaşında yüzlerce Cezayirliyi hunharca öldüren Fransızlar bugün hala hayattadırlar. Çoğunun çok güzel bahçeli evleri, son model arabaları ve rahat bir emeklilikleri vardır. Fakat hiç savaş yıllarını konuşmak istemezler. Çıkıp da evet ben onlarca hatta yüzlerce Cezayirliyi hiç bir suçu olmayan insanları hunharca çalıştırdım, sömürdüm, başkaldırdıklarında da acımasızca öldürdüm, diyebilecek medeni cesareti yoktur. Dedelerin durumu bu, bu dedelerin torunlarıda Çad da onlarca çocuk yaşta direnişçiyi öldürmüştür, kızkardeşleri yaşındaki çocukları, tehlike unsuru olarak gördükleri için, uzaktan yaylım ateşine tutmuşlardır. Bugün bu askerler hala psikolojik tedavi altındadırlar, kimisinin dengesi tümden bozulmuştur.
Aynı Fransa kalkar kendi meclisinden Türkiye karşıtı yasalar geçirir, anasının dinindeki yere, yani dünyanın öbür ucuna, bayrağını diker aha burası da Fransa der. Kültürel emperyalizm ile, bu sömürgelerin bugün bile, dilini, dinini, kültürünü, uygarlığını yok eder, siler süpürür. Bir Allahın kulu da çıkıp gık demez ve diyemez. Keza Saddam ı ABD yaratır, ABDgüçlendirir, ABD Küveyt konusunda cesaret verir ve "Orta Doğu ülkelerinin kendi aralarındaki sorunlar, bizi ilgilendirmiyor" der. Son derece güçlü Irak ordusunu yok eder ve petrolü çalar. Önce petrol karşılığı silah satmıştır, sonra bu silahları yok etmiştir, sonra petrolün üstüne oturmuştur, bir daha da kaldıramazsın. Saddam iyiydi demiyoruz fakat Saddam Hüseyin 1,5 milyon insan öldürmedi. Bütün bu tezgahlar Pentagon tezgahlarıdır.
Gelelim Afganistan a, taliban iyidir demiyoruz, fakat gidin talibanı öldürün arkası açık pikaplarda cesetlerini çoluk çocuğa ibret olsun diye dolaştırın da demiyoruz. Talibanı elektrik direklerine asın da demiyoruz. Bunu gören çocuğun taliban olmaktan başka şansı var mı ? Talibana Allahtan başka hiç bir şey bırakmayan ABD dir ve bu kasıtlıdır. Keza Rusya ne hakla Azerbaycan a karşı, Ermenistan ın yanında yer almış ve Hocalı da Ermeniler ile birlikte katliamlar yapmıştır? Hangi solculuk? Hangi çağdaşlık? Hangi insan hakları? Yine Çin Uygur Türklerini sokak sokak öldürürken, kızlarını, kadınlarını fahişeleştirirken, insan hakları ve uygarlık nerededir? Çin ırkçıdır, bugünkü Rusya resmen faşistdir, kendilerinden başka kimseyi sevmezler, Avrupa nın ileri düzeyde aydınları hariç, ırkçı bir kültürü vardır, ABD politikası Hitlerci bir politikadır, yani Hitler'in dediği gibi, kim güçlüyse o haklıdır.
Dün cebren ve hile ile, bugün uluslararası dev şirketler ile ve üçüncü dünya ülkeleri hükümetlerini satın alarak dünyayı sömüren Batı, Rusya, ABD, Çin gerekirse etnik yapı farklılıklarını şişirerek tonlarca kan dökülmesine de hazırdır...Fakat kendi ülkelerinde SADECE KENDİLERİ İÇİN ve kendilerine dayanak olarak, sözümona uygar ve sosyal bir ulusa taraftardırlar. Onların refahı dün olduğu gibi bugün de sömürüye dayalıdır, yani sömürü ihraç edilmiştir, içerde değil dışarda yapılmaktadır. Sömürdükleri ülkelerde korumacılığa , yani bir yerde ATATÜRK ilkelerinden DEVLETÇİLİĞE karşı olan batı, kendisini çıkardıkları standartlarla korumacılık altına almaktadır, güler misin ağlar mısın ?
Örneğin, sayısız fabrikalarla, nükleer santraller ile, kimyasal sanayi ve tarım artıkları ile, araç sayısıyla doğayı herkesten çok kirleten batı, çıkıp filanca aracın normların 0,01 üstünde olduğunu iddia ederek filanca teknik nedenle engel koyacaktır, fakat bu araç kendi ulusal şirketi tarafından dışarda üretiliyorsa ithalinde hiç bir sorunla karşılaşılmayacak, her şey kitabına uydurulacaktır. Aynı şekilde ihracat yapılan ülkelerde ihraç edilen ürüne benzer yerli üretim olmaması için hükümet üyeleri satın alınacak, izinler verilmeyecek, her türlü engel çıkarılacaktır. Oysa ki bunların kendi bugünkü dev uluslararası şirketlerini araştırın, geçmişleri hiç de parlak değildir. Türkiye de motor hariç geri kalan kısımların tamamını yerli olarak yapan kamyon üreticilerinin, burunlarından getirilmektedir...NEDEN? Avrupa daki bugünkü dev otomobil şirketlerinin % 90 ı işte aynen böyle başlamışlardır.
Masallar Marksist olabilir, klasik olabilir, neoklasik olabilir, Keynesyen olabilir, insan hakları türü aşuremsi bir şey olabilir, dinsel inançlar ve dinsel olmayan her türlü "inanç" satılabilir, balonlar şişirilebilir, öcüler ve korkunç yaratıklar yaratılabilir, insan korkuları, psikolojisi, hatta geçim sorunu kullanılabilir, komşu komşuya, insan insana düşman edilebilir. İnsanlarla kedinin fareyle oynandığı gibi oynanabilir, sonuçta esas olan mutlaka ve mutlaka ekonomik çıkarlardır, paradır, sömürüdür. Sömürülen ülkelerin bile en iyi elemanları, sömüren ülkelerde uzman vs adıyla çalıştırılır, bunlar aslında kendi ülkelerine hainlik yapan şerefsiz insanlardır ve sömüren ülkelerin bakanlıklarında sözüm ona danışman olarak yüksek ücretlerle çalışırlar. Yani bu mantıkta her şeyin bir fiyatı vardır, aydının da, sömürülen ülkelerdeki sanayicilerin de, basın elemanlarının da, Bakanların da ve hatta Başbakanın da, Cumhurbaşkanının da, hükümetin de...Çünkü sömürülen bunlar değil bir ulustur...
Emre Kaan Emre...18/03/2011