|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Abdi İpekçi asıl şimdi gömüldü
Hem de "hatırasını yaşatmak" bahanesiyle... Hem de derin, karanlık bir nefret çukuruna gömüldü...
BASINDAN SEÇMELER Sorguda işkence Ergenekon’dan Balyoz’a, mafyadan şikeye pek çok operasyon yapıldı son yıllarda. Kamuoyunun gördüğü manzara şu: Sabahın ilk ışıkları bile oluşmadan evler basılıyor, aramalar yapılıyor, gözaltına alınanlar polislerin arasında kafalarına basılarak arabalara bindiriliyor, emniyete götürülüyor ve 4 gün orada tutuluyor. Emniyet Müdürlüğü’ndeki arkadaşlarımızın haberlerinden öğreniyoruz ki, gözaltındaki bu kişilerin ifadeleri asla “mesai saatleri” içinde alınmıyor. “Şüpheli” genellikle bütün gün boyu bir odada oturtuluyor. Sonra gece oluyor, önce sağlık muayenesi için hastaneye götürülüyor, geceyarısından sonra sorguya alınıyor. “Ne var bunda?” diyeceksiniz. Çok şey var. Her insanın biyolojik saati vardır. Bu saatleri şaşırtırsanız çok farklı tepkiler verir. Gece 03.00’te uykuda olmaya alışkın bir bünye, eğer o saatte hâlâ ayakta tutuluyor ve üstelik sorgulanıyorsa bu bir işkencedir. Ne aklını fikrini toplayabilir ne de normal davranışlar sergileyebilir. Artık işkence yok. Ama kerpetenle, elektrik telleriyle yapılan işkence yok. Yerine bu “psikolojik” işkence geçti. 12 Eylül mağduru bir doktor okurum S. T. “Harbiyeli” olduğunu belirterek “Ben sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandım. Ama ne polis, ne savcılık ne de mahkemede sorgularım asla geceyarısı yapılmadı. Sorgu uyanık ve beyin çalışırken yapılır. Sabaha karşı yapılan sorgu işkencedir” diyor. Can Ataklı / Vatan Meclis’teki ant içme krizini izleyenler, şampiyonluğa son anda yediği tek golle veda eden bir futbol takımı ile taraftarlarının şaşkınlığını yaşıyor. Cüneyt Arcayürek / Cumhuriyet Sırada “Anayasa mutabakatı” var AKP sabırsızlıkla yeni anayasa çalışmalarına başlamak istiyor... Bizi esas şaşırtan ise CHP’nin bu konudaki hevesli duruşu... Acaba CHP yeni anayasa denince ne anlıyor? Ortaya ne çıkacağını umuyor? AKP’nin daha demokrat, daha özgürlükçü bir anayasa yapacağına inanıyor mu? Tayyip Erdoğan 8 yıldır hangi özgürlükçü adımı attı da mevcut anayasanın engeliyle karşılaştı... Tam tersine... Geçen yıl yapılan değişiklikle HSYK ve Anayasa Mahkemesi iktidara bağlandı. Yargı bağımsızlığı yok edildi. Darbe anayasası denilen 1982 Anayasası’nın gerisine gidildi. AKP bundan sonra ne yapacak? Bir.. Kürtlerin istediği değişiklikleri yapacak... İşe mevcut Anayasa’dan “Türk” sözcüklerini silerek başlayacak... Değişmez maddeleri değiştirecek. Eyalet sistemine yönelecek. İki... Başkanlık sistemine dönük değişiklikleri kotaracak... AKP’nin bunlardan başka derdi yok. Daha özgürlükçü anayasa isteyen bir iktidar halkın telefonlarını dinletir mi? Muhaliflerini hapislere doldurur mu? CHP AKP’nin kuyruğunda anayasa değişikliğine soyunursa bir kez daha tuzağa düşer. Peki ne yapmalı? Deneyimli siyasetçi Altan Öymen dostumuzun akılcı önerisi: - CHP, AKP’ye “gelin anayasa değişikliğinden önce işe kolay yerden başlayalım, yasalarda bazı özgürlükçü düzenlemeler yapalım” diyebilir. Bunlar ne olabilir? Mesela tutukluluk süresinin kısaltılması... Seçim barajının düşürülmesi... Siyasi partiler ve seçim yasalarında demokratikleştirici düzenlemeler... AKP bu samimiyet testini geçerse birlikte anayasa değişikliği düşünülebilir... Melih Aşık / Milliyet Kokartlı muhalefet Ne kadar çirkin ve ne kadar komikti o yakaya iliştirilen ’ucube’. Hadi bir simge isteniyor: Neden Mustafa Balbay’ın, Mehmet Haberal’ın resmini yakalarına takmıyorlar? Koca CHP’de bir kişinin bile aklına bu öneri gelmez mi... Korkuyorsanız yazıklar olsun... Bunu bile düşünmekten acizseniz size oy veren yüzde 26’dan utanın... Oray Eğin / Akşam Tam bir bilmece Madımak katliamının baş sorumlularından biri olarak gösterilen Cafer Erçakmak tam on sekiz yıldır kırmızı bültenle aranıyor. Şimdi öldü ve gömüldü deniyor. Doğru mu, eğri mi, belli değil.... Doğal olmayan, Erçakmak’ın nasıl oluyor da, her yerde aranırken Sivas’ın, yani kendi memleketinin göbeğinde oturuyor olması. Bakalım Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, savcılar, valilik bu bilmeceyi çözmek için hangi girişimde bulunacak? Yalçın Doğan / Hürriyet Hilal Cebeci aslında medyanın kendisidir Geçen hafta öğrendik; Hilal Cebeci diye biri varmış. Sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan iç çamaşırlı fotoğraflarını yayınlayıp gündemin orta bir yerine kurulana kadar çoğumuz ismini bile bilmezdik... Peki Hilal Cebeci’yi “teişhircilik”le suçlamasına rağmen hala magazin haberlerinin baş köşesine oturtan medya, kendisinin de devecileyin bir Hilal Cebeci olduğunun farkında mı? Ya da bir süredir gazetecilik mesleğinin “teşhir”den başka birşey olarak yapılmadığının farkında mıyız? *** Türkiye’de özellikle Ergenekon operasyonunun ardından yeni bir gelenek türedi. Eğer biri tutuklu yargılanıyorsa peşin peşin suçlu. (...) Emniyet’ten sızan / sızdırılan bilgi ya da fotoğraf varsa aynen yayınlanıyor. Şimdi bu teşhire dayalı gazetecilik pratiğinin Hilal Cebeci’nin iç çamaşırlı fotoğrafını Twitter’da yayınlamasından farkı var mı, bence yok! *** Ezcümle; şu an Türkiye’de yaygın olarak yapılan anaakım gazeteciliğin, okuru “panpiş” yerine koymaktan hiçbir farkı yok. Gündeme, skandallara, haksızlıklara herkes kendi evinden bakıyor ve gazetecilikten ziyade “teşhircilik” yapıyor. Hilal Cebeci kazandığını zannedip aslında sadece kendisine zarar verirken, Hilal Cebeci’nin teşhircilik tarzıyla yapılan gazetecilik herkese zarar veriyor. Teşhir edeni teşhir etmek işte bu yüzden önemli. Ümit Alan / BirGün
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||