ATAYA MEKTUP
Can atam elim varmıyor yazmaya, utanıyorum, her sözün ezberimde, sen bugünleri yaşadın da mı söyledin onları, bunları bilerek mi bizi uyardın? Bizler bugün sana layık olamamanın utancını yaşıyoruz, bu utançla ne kadar yaşarız bilemeyiz. İçinde bulunduğumuz şartlar, aynı senin söylediğin gibi, hatta daha da beter. Fakat bu defa Truva atı içerden vurdu atam, bizden öncekiler baştan hata yaptı, bu hataları biz miras olarak aldık, hiç kimse seni dinlemedi, hiç birimiz sana layık değildik. Okuduğum okullardan utanıyorum atam, kimbilir şimdi belki de ölmüşlerdir beni yetiştiren Atatürkçü öğretmenlerime karşı utanıyorum, anama, babama, toprak altında yatan şehide karşı utanıyorum. Başımı kaldırıp bayrağıma bakacak yüzüm yok, biliyorsun en güzel ben okurdum o şiiri, binlerce kişinin tüyleri diken diken olurdu "ışıl ışıl dalga dalga bayrağım, senin destanını okudum, senin destanını yazacağım..." Yazamadım atam.
En sevdiğim öğretmenim, ona kızmaya gerek yok, o başaramazsa kahrolur zaten derdi, kahroldum atam. Çatlamış dudaklarına su bulamadığı için çamur süren, öleceğini bildiği için kirli iç çamaşırlarını çlkarıp toprakla abdest alan şehitlerime layık olamadım. Ben atam ben, bir Seyit Onbaşı olamadım, bir Hasan Tahsin olamadım, bir Fatma Seher, bir Tayyar Rahmiye olamadım. İstikbal göklerde olsa da, karanlık yer altından geldi atam ve ben göremedim, bayraklarını çiğnemeye kıyamadıkların, bayrağımızı çiğnediler. Senin ordun yoktu, üstte yok, başta yok insanları topladın, kendine asker, nefer yaptın ve kazandın, biz sapasağlam ordumuzu kaybettik atam. Hiç birimiz, ama hiç birimiz sana layık olamadık, sözde kaldık, dilde kaldık, can vermeyi bilemedik, birlik olamadık atam.
Sevindiğim tek şey, senin bu günleri görmemiş olman. İlk öğretmenim sen, ikincisi Veli Işık bey, ben sizin yüzünüze nasıl bakarım atam? Ben bu utançla nasıl yaşarım? Cumhuriyeti siz kurdunuz, onu yüceltecek ve yaşatacak olan bizlerdik, adalet devletin temeliydi, ordu laikliğin ve çağdaşlığın bekçisiydi, devrimcilik ve milliyetçilik birlikte yaşamalıydı, yaşatamadık atam. Bizler seni anladıysak da, bir türlü anlatamadık, cumhuriyet savcıları cumhuriyetin savcıları olmaktan çıktı, mülkün temelindeki adalet çöktü, Türke Türkten başka herkes "dost" oldu atam. Halkımız bizi sattı, laiklik rafa kalktı, devletçiliğin yerini emperyalist ideolojiler aldı atam. Dünkü şehitlerin torunları bunların botlarını parlatırken, vatan bir çift kadın memesine satılırken, bayrağım dağlardan indirilirken, askerlerin yargılanırken, vatan adım adım bölünürken, bizler seyrettik atam...
Ben her Türk gibi asker doğdum, tarihim asker, kültürüm asker, destanım da öyle, ben vatan bekçiliğini onsekiz ay değil elli yıllığına devraldım. Beni askeri mahkemede yargılasan ve olur ya en ağır cezayı versen, sana söyleyeceğim tek söz var atam...SEN HAKLISIN, BEN SANA LAYIK OLAMADIM. Fakat bir gün eğer sana layık olabilirsem, sevinçten ağlayacağını ve beni çok iyi anlayacağını biliyorum, üzerime sen onların bayrağını çiğnemediysen de, düşmanlarımın çiğnediği bayrağımı sersinler...Şu an başımı kaldırmamı isteme benden, kaldıramam, gözlerine bakmamı bekleme, bakamam, soru sorma atam şu an konuşamam, sana layık olamamamın ezikliğini taşıyorum.
Emre Kaan Emre