Basit sandığımız olayların (fenomen) hiç de basit olmadıklarını kafamıza çekiçle çivi sokar gibi bize öğreten öğretmenlerimize en derin saygılarımı sunuyorum huzurunuzda. Bunca rengin içinde siyah-beyaz veya yedi temel renkle yaşasaydık, pek çok şeyi göremezdik, dolayısıyla pek çok sorunu çözemezdik. Farkında olmayarak başkalarına hizmet etmemek için attığımız her adımın nereye gittiğini, kime zararı kime faydası olduğunu bilmek zorundayız. Özellikle bizimle aynı doğrultuda olanlara, tamamen aynı düşünmesek bile, engel değil destek olmalıyız. Matematiksel bir tutarlılık gerektiriyor adam olmak.
Karşında zaten sana karşı olanlar var, normal ve doğal olarak bunlarla mücadele ediyor ve kendini koruyorsun zaten. Fakat gelin görün ki, bir de orada, burada, farklı yerlerde, seninle aynı çizgide olduklarını söyleyen insanların sana karşı tavırları, sana gerçekten karşı olanların tavırları kadar ağır basabiliyor, NEDEN? Bu durumdan, pek çok kişi için öznel değerlerin, nesnel değerlerden daha önemli olduğu sonucu çıkarıyoruz...Latin sözcüklerle yazacak olursak, subjektif değerleri objektif değerlere değişerek, subjektif değerlerin kurbanı olan insanlar çoğunlukta...Bunlar seni şu veya bu nedenle sevmemiş ise, sana yapmayacağı fenalık yok, hele sakın ha sakın en küçük bir destek bekleme, ölürler, fakat sen onların en arzuladığı şeyi de yapsan senden nefret ederler.
Hakim tepede bir makineli, sen o makineliyi senin safındaki herkes için susturmaya çalışıyorsun, sen ona doğru ilerlerken o sana ateş açıyor, bu normal. Fakat sen kayaların arkasına saklanarak ilerlerken, seninkiler sana taş atıyor, engel olmaya çalışıyor, bu normal değil. O an orada tek şey var, o makineliyi susturmaya çalışan bir adam, kim olursa olsun, başarır mı, başarmaz mı o ayrı konu...İnansan da inanmasan da, sevsen de sevmesen de, tek gerçek var, onun mücadelesi, senin için...Fakat uygulamada böyle olmuyor, içlerini daha ilkel duygu ve tatminlerden, faşizan eğilimlerden, kıskançlık, çekememezlik gibi uyduruk şeylerden arındıramamış, öznel düşünen insanlar, özbenlik tatmini gibi küçük hazlara kanarak, sana engel olmaya çalışıyorlar...Bakıyorsun bunlar başka yerlerde senin verdiğin mücadelenin aynısını veriyor, arada tek fark var, sen onlara engel olmuyorsun, saldırılıyorsun, fakat sen saldırmıyorsun, sineye çekiyorsun...
Yer yerinden oynuyor, ortalık toz duman, makineli yaylım ateşi açıyor, bizimkiler daha ilkel özbenlik tatminlerinde küçük zevkler arıyorlar ve daha hala birbirlerini yiyorlar...Böyle insanlara ne denir bilmiyorum, fingirdek aydın desem olur mu acaba? Geçen yazmıştım, "Cumhuriyetçiliğin ilk şartı cumhuriyete, halkçılığın ilk şartı halka, devletçiliğin ilk şartı devlete, laikliğin ilk şartı laikliğe, devrimciliğin ilk şartı devrimciye ve devrimlere, milliyetçiliğin ilk şartı milliyetçiye ve millete sahip çıkmaktır..." Daha bunu yapamıyorsan, hala kendini kontrol etmeyi öğrenemediysen, içinden dur yapma diyen sesi duyamıyorsan, kendi yolunda olanlara sahip çıkmıyorsan, biz sana yapma kardeşim demekten başka ne diyebiliriz ki? Bir de fingirdek aydın filan diyerek hakaret edelim bakalım, belki bir işe yarar.
Ha kendisine aydın diyen karşı tarafın yalakaları, her devrin bot parlatıcısı olduklarından, onlar zaten kim güçlüyse onun yanındalar. Bu yazıdaki amacım onlardan bahsetmek değildi, daha yemek yemedim midemi bulandırmayayım şimdi...
Emre Kaan Emre