new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
Ali Akif Bir'in Demokrasi Anlayışı

Ali Akif Bir'in Demokrasi Anlayışı

Tarih 11 Ekim 2011, 00:18 Editör Editör

1999 yılından bu yana haber sitesi yapıyorum. Tam 13 yıldır kayda değer şeyler yazan köşe yazarlarından alıntı yaptım.

1999 yılından bu yana alperen.gen.tr, kuvvaimilliye.net ve bhaber.net sitelerinde yüzlerce yazardan alıntılar yaptım ama Ali Atıf Bir’in adını eylül ayında çıkan Togan Yayınevi’nden çıkan “Millet mi o da kim” isimli kitabım ile ilgili inceleme yaparken tesadüfen gördüm.

Aslında cevap verilecek kadar değer atfetmedim kendisine ancak yazıdaki mantık hatalarını ve demokrasi hazımsızlığını görünce dayanamadım.

Ona cevap vermek için bir google sorgusu yaptığımda Oray Eğin’in Ali Atıf Bir ile ilgili yazdığı yazı dikkatimi çekti. Eğin’in değerlendirmelerini okuduktan sonra böyle bir insan nasıl halen hiçbir şey olmamış gibi medya köşelerinde boy gösterir diye düşündüm. Tek kaynak olmasın diyerek araştırmama devam ettiğimde daha ilginç yazılar okudum. Bakın medya sözlüğü Ali Atıf Bir ismini nasıl hatırlıyor?

“Çapkın, oyuncu, köşe yazarı, itibar yöneticisi, kriz yönetimcisi, kendini tv'de ele güne herkeslere rezil eden, batıp giden profesör”

“Seray sever'in kendine hakim olmayıp, koca profesörün suratına kahve fırlatmasıyla karizması yerlerde sürünen öğretim görevlisi...”

“Parlayan yıldızının hiç sönmeyeceğini sanmış olan kişi... çapkınlığıyla tanınıyor. hatta 2-3 yıl önce evlendiği hocamızla hala birlikte mi bilemem ama ara sıra derslerimize giriyordu ve hiç de akıcı bir anlatımı yoktu. (…) Ayrıca ukalalığı da dayanılmaz olan kişiliğini ikiye katlıyor” [1]

Biliyorum bu kadarını okuduktan sonra “Eee neden ciddiye aldın bu adamı” diyeceksiniz ama olsun ben yinede yazacağımı yazayım.

Affınıza sığınarak hem okumadığınızdan, hatta okumayacağınızdan emin olduğum yazısına cevap vermek için “Basit bir soru” Başlıklı yazısından da alıntı yapacağım

“Togan Yayınevi diye bir kitabevi var.

Sadece AK Parti iktidarı ve Fetullah Gülen Cemaati aleyhine sözde "araştırma inceleme" kitapları yayınlıyor. Bu kitaplardan bazılarına ve yazarlarına bakalım:

Tarikat, Siyaset, Ticaret ve Cinayet, Takunyalı Führer, Amerika'daki İmam, Musa'nın Mücahiti, Musa'nın Çocukları Tayyip ve Emine, Kanla Abdest Alanlar, Patlak Ampul, Hilafet Ordusundan Arap Kürt Partisi'ne  Ergün Poyraz

Gördüğünüz üzere bugüne kadar 42 kitap yayınlayan Togan Yayınevi'nin en önemli yazarı Ergün Poyraz. Ergün Poyraz kim? 2007'den bu yanan tutuklu bulunan, JİTEM'den maaş aldığı mahkeme dosyasına giren Ergenekon sanığı.

Belli ki Togan'dan çıkan kitaplar bir tür kara propagandanın kart derme malzemesi.

Şimdi bu yayınevinden Ağustos 2011'de çıkan yeni kitaba bakalım:

TSK'ya Karşı 12 Komplo

Ahmet Küçükşahin

Ahmet Küçükşahin Kurmay Albay. Kitaba göre de hâlâ aktif görevde. Harp Akademileri Komutanlığı, Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Müdürü olarak görünüyor.

Ahmet Küçükşahin de Balyoz sanığı, bu davada tutuklu olarak yargılanıyor.

Ben şimdi Başbakan'a, Cumhurbaşkanı'na, Genelkurmay Başkanı'na açık açık bir soru sormak istiyorum:

Bir kitabı basmak, yaymak, düşünce özgürlüğünün gereği olsa da, yukarıda adını verdiğim kitapların yazarı ile bir Silahlı Kuvvetler mensubunun kitabı nasıl aynı yayınevinden çıkıyor ve hâlâ herkes niye Ergenekon'dan, Balyoz'dan, çekiçten, tornavidadan şüphe ediyor?

Görüldüğü gibi iki yazarın aynı yayınevinden kitap çıkarıyor olmasını varlığı halen kabul edilmeyen ve başına “iddia edilen” yazmadan anılması yasak olan “Terör Örgütü” davaların meşruiyet zemini olarak gösteriyor.

Ali Atıf Bir’e sormak lazım siz Hürriyet Gazetesinde Emin Çölaşan gibi şu andaki duruşunuzla taban tabana zıt bir insanla nasıl aynı gazetede yazdınız. Diyelim ki onunla aynı çizgideydiniz bu gün yazdığınız köşedeki yazar arkadaşlarınızı nasıl açıklayacaksınız.

Rica etsem AKP'nin hedefi: Üniversite Turka! başlıklı 23.08.2003 tarihli yazınızı şu anda yazdığınız gazetede yeniden yayınlaya bilir misiniz. Yayınlamazsınız biliyorum onun için spot olarak verilen bölümü ben yazayım okurlar gerisini tahmin etsin.

“AKP 'nin hazırladığı ‘Yükseköğretim Kanunu Taslağı’ tuzaklarla dolu. AKP'nin amacı üzüm yemek değil.Amaç ‘Müslüman Demokrat’ dünya görüşünü üniversite eğitimine monte etmek.”

Peki 03.07.2005 tarihli “Cami ve Anıtkabir” yazınızı hatırlıyor musunuz? Bu görüşlere sahip bir Ali Atıf Bir, Nuh Gönültaş gibi biriyle nasıl aynı köşede yazı yazabiliyor. Hatırlatayım mı “Cami ve Anıtkabir” yazınızı..

‘Ulusa Sesleniş’ programının dekorundaki Atatürk resminin kaldırılıp, yerine cami ve anıtkabir sembollerinin konması... Cami önde ve ışıklı... Anıtkabir daha geride ve sönük..Hürriyet dışında önemseyen çıkmadı ama denmek isteyen çok açık: ‘Bizim kılavuzumuz camidir, birileri istiyor diye de oraya Anıtkabir’i sıkıştırdık işte!’

İflah olmaz “Ulusalcı” Fazıl Say’ı göklere çıkardığınız “Nazım Oratoryosu Muhteşem.” Yazınızı hatırlıyor musunuz peki?

Zaman Gazetesi Yazarı Ekrem Dumanlı ile aranızı açan yazınızı hatırlıyor musunuz? Sahi aşağıdaki yazıyı siz mi yazdınız? Ya da bu gün nasıl “Ergenekon” ve “Balyoz” saçmalıklarıyla ilgili onlarla aynı çizgiye geldiniz. Ne yazmıştınız hatırlayın 1 Eylül 2005 te “Dinci basın mit değil gerçek” başlıklı yazınızda.

“Dumanlı’ya göre dünyanın başka ülkelerinde de salt dini yayın yapan gazeteler, televizyon kanalları olduğunu söylüyor. Türkiye’de ise amaç nitelemek değil kötülemekmiş!

Dumanlı’nın dediği gibi dünyanın başka ülkelerinde de salt din referanslı medya markaları var. Örneğin ABD’de birkaç dini televizyon kanalı ve gazete var.

Ancak bunlardan hiçbiri her Allah’ın günü Amerikan ordusunu zayıflatmak için bilip bilmeden ‘örtülü’ yayın yapmıyor.

Türkiye’de ise çoğu hedef aşıldı, artık neredeyse tek hedef ordu..


Türkiye’yi ‘daha fazla demokrasi’ kılıfı ile daha İslami bir devlet anlayışına götürmek isteyenler (Bugün birçok bakanlıkta erkekler kadın eli sıkmıyor), önlerindeki en önemli engel gördükleri Türk Ordusu’nu her gün çaktırmadan yerle bir ediyorlar.”

Diyorsunuz. Bunu diyen biri nasıl olurda Dinci’lerin pabucunu dama atarcasına aynı şeyleri yazar. Demek ki bir kumaş benzerliği varmış Ekrem Dumanlı ile aranızda.

Bakıyorum o yıllarda Hürriyet’te yazmanın verdiği rahatlıkla AKP yazıyorsunuz, bu gün ise AK Parti olmuş birden bire. Sahi partimi değişti yoksa siz mi?

Yazınızın sonunda buyurmuşsunuz ki;

“Herkesin dava üstüne dava açtığı ve hâlâ dimdik ayakta duran Togan Yayınevi'nin sahibi kimdir diye niye kimse araştırmıyor? Üstüne alınan birinden yanıt bekliyorum.

Ne demek istiyorsunuz Sayın Bir? Mahkemeler kimin kontrolünde? Togan Aleyhine açılan davaları karara bağlayan Hakimler “Ergenekoncu” mu yoksa?

Ordunun neredeyse tam kadro cezaevinde olduğu, itibarlı yazar ve aydınların, siyasetçilerin, bilim adamlarının yaka paça içeri atıldığı bir dönemde Togan Yayınevi sırtını bir kayaya mı yaslamış. Sizin bildiğiniz bir şey varsa lütfen bizimle paylaşın.

Haydi Togan’ın sahibi İsmail Arlı Sayın Arınç’ın sınıf arkadaşı deyinde ortadan ikiye ayrılalım.

Yazınızı İncil’den bir alıntıyla bitirmişsiniz. Sizin mantığınızla gidecek olursak bu köşede ASLA Kur’an dan alıntı yapamazsınız..

Ben Ali Atıf Bir’in köşe komşusu Vedat Bilgin’in MHP’den gidişini, “MHP’nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu” olarak değerlendirmiştim.[2]  Oray Eğin de Ali Atıf Bir’in Hürriyet’ten ayrılışına aynı pencereden bakmış. İşte Oray Eğin’in yazısı.

“Hürriyet kurtuldu. Sıra Sinan Çetin'de

Ali Atıf Bir medyada yer aldığı süre boyunca en büyük zararı mesleğimize verdi.

Hürriyet, onu uzun süre taşıdı. Ve artık taşınamayacak noktaya geldi.

Ben Bir'i en çok taşradan büyük takıma gelen, İstanbul'a kendini kaptıran sonunda yok olan futbolculara benzetiyorum. Büyük medyada oynamayı bilemedi.

BENİ HİÇ YANILTMADI

Onu, Hürriyet'te yazmaya başladıktan bir süre sonra Safran'da bir kadınla baş başa yemek yerken görmüştüm. Bir arkadaşımızın doğum günü partisi vardı, birçok gazeteci de oradaydı.

Ne yaptı dersiniz? Kendisi de davetliymiş gibi davrandı. 'Birazdan yanınıza geliyorum' dedi. Davetli olmadığı halde partinin yapıldığı arka odaya sızdı, danslar etti, figürler attırdı ve sonra davetli olmadığı partiden aynen çıkıp gitti.

O gün karar vermiştim: Bu adam önce İstanbul'a taşınacak, sonra karısından boşanacak, en son da saç ektirecekti... Beni hiç yanıltmadı.

Ama bu sürede de çok kötü şeyler yaptı.

Danışmanı olduğu şirketleri köşesinde övmesinden mi başlamalı, kendisine danışmanlık verilince susmasını mı söylemeli? Üstelik bunu bir alışkanlık haline getirmesi... Son olarak Arçelik'te rol arkadaşı Şafak Sezer niye oynamıyor diye gazetesini kişisel amaçlarına alet etmesi...

Sinan Çetin'e aylarca saldırıp, Sinan Çetin onu dizide oynatınca ağzını açmaması?

Naziler'inkine eşdeğer faşizan görüşlerini gazete sayfasından sunması mı yoksa? Kendisine en ufak eleştiriyi getirenlere karşı belden aşağı saldırması, utanç verici, ayıp satırlar yazması... Bana değil, asıl Hakkı Devrim'e ettiği ayıba bakın.

Her alandan anlamaya çalışıp hiçbir şeyden anlamaması m? Vasat sinema eleştirmenliği, bedava otel gezmeciliği, restoran övücülüğü arasında taşralı gurmeliği...

HATA ÜSTÜNE HATA

Ya da 'imzasız' bir mektuba güvenip, İstanbul Üniversitesi'nde '31 Mart olayları' yaşandığını yazması, ardından rektörlük tarafından yalanlanması. İmzasız e-mail'lerine bel bağlamanmayacağını öğrenmek yerine, bu sefer de Yılmaz Özdil'in köşe yazısını 'okur mektubu' olarak kullanması...

Gerekçeler çoğaltılabilir, ama sonuçta her satırı onun medyadan uzak tutulması için emsal teşkil edebilir. Hürriyet bu yaradan kurtuldu. Biz gazeteciler mesleğimiz için kirlenme, yozlaşma, etiksizlik ve çürüme çağrıştıran bu dertten kurtulduk. Sıra Sinan Çetin'de. Artık Prof. Bir'in bir köşesi olmadığı için Sinan Çetin aleyhinde yazmasın diye onu dizisinde oynatmak zorunda değil.

Meydayı kirleten adam şimdi sadece üniversitede. Bu kutsal kurum da ne yapacağını düşünsün.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ÖZEL HABERLER

Türkiye'yi bekleyen tehlikeler

Türkiye'yi bekleyen tehlikeler Sitemiz yazarlarından Rıfat SERDAROĞLU'nda aralarında bulunduğu Darağacı adlı kitap çıktı

ÇEVİK BİR TUTUKLANDI

ÇEVİK BİR TUTUKLANDI İşte Emekli Org. Çevik Bir'in savcılık sorgusunda verdiği cevap

ERMENİ MEZALİMİ

ERMENİ MEZALİMİ Ermeni Patrikhanesi'nin iftiraları, Nemrut Mustafa'nın hükmü, Mustafa Sabri'nin fetvası, Vahdettin'...

Hukuk Adamı Hilmi Bey, Hissiyat Adamı Aytaç Bey

Hukuk Adamı Hilmi Bey, Hissiyat Adamı Aytaç Bey -Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat - Ne yapacağız şimdi? Ürküttük gül gibi paşayı, oysa ilk demecinde "Israr eders...

Kurt Kanunu

Kurt Kanunu (Bu Topraklarda Sonu Gelmeyen "Ergenekon")- Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
DEVLETİN VALİSİ !..
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
KİM KİMDİR?HÜKMÜ SİZ VERİN
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası