|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Biz faşistiz, peki ya siz?
"Üstte yok, başta yok, parası pulu da yok, BU NASIL FAŞİST KARDEŞİM? Hangi anlamda faşist? Siyasal anlamda mı ? Toplumsal anlamda mı? Bireysel anlamda mı?" BİZ FAŞİSTİZ PEKİ YA SİZ? Tarihe bakıyorsun daha ilk çağlardan bu yana, insanların aslında zayıf yaratıklar olduklarını görüyorsun, korkuları var, pek çok şeyi anlayamıyorlar, bir şeylere sığınma arayışı içindeler, yaşama içgüdüsüyle hareket etme durumundalar çoğu kez. Hataların bedeli çok ağır ödeniyor, yaşam ve ölüm içiçe her an, hiç kimse ne kadar yaşayacağını bilemiyor, ölüm hayatın her an bir gerçeği ve bir parçası durumunda.Onlar bugüne kıyasla her gün yaşıyorlar ölümü ve gözleriyle görüyorlar, ölümü ne kadar iyi anlıyorlarsa, yaşamanın anlamını da o kadar iyi anlıyorlar. Aslında istedikleri çok fazla bir şey değil, sadece yaşamak, yaşamak derken, hayatta kalabilmek sadece. O zamanki savaşların büyük çoğunluğu da keyif için yapılmıyor, hayatını sürdürebilmek için başka yol bulunmadığı için yapılıyor. Göçebe topluluklar, yerleşik topluluklara saldırıyor, onların hayvanlarına, ekinlerine ihtiyacı var yaşamak için. Yerleşik topluluklar da kendilerini koruyorlar, çünkü onların da kendi hayvanlarına ve ekinlerine ihtiyaçları var, herkese yetecek kadar hayvan ve ekin yok. Ya sen öleceksin, ya ben öleceğim, ya senin anan ağlayacak, ya da benimki...Bu arada bakıyorsun, ilk "düşünürler" ortaya çıkmaya başlıyorlar, savaşmayın sevişin, barış iyidir, savaşmak kötüdür filan diyorlar...Ölümün soğuk kokusunu çok iyi bilen insanlara hoş geliyor bu sözler...Bazı düşünürler, çoğu insanın aslında hayvan gibi olduğunu, yemek, içmek ve cinsellik dışında bir şeye kafalarının ermediğini söylüyor...Birinin derdi, sadece koktuğu için yıkanmak iken, diğeri " Aynı nehirde iki kere yıkanamazsın, çünkü ikinci yıkanışda nehir de değişmiştir, sen de" diyerek, diyalektiğin kapısını açıyor. Kimilerinin derdi sadece yaşamak, kimilerinin derdi ise barış getirmek, felsefeyle yumurta pişirmek... Bakıyorsun felsefeyle yumurta pişse de, bu pişen yumurtadan sana zırnık yok, sen aç kalıyorsun. Sonuç: Sen ölüyorsun, onlar yaşıyorlar. Felsefeyle, düşünceyle, sanatla kim uğraşıyor? Yönetici sınıf, veya geçim derdi olmayan insanlar. Bunların neden geçim derdi yok? Çünkü senden yiyorlar ve sana bak bu doğru, şu yanlış diyorlar, senin yanman ya da yok olman önemli değil, onlar yaşamalı. Her koyun kendi bacağından asılıyor, ilk asılan koyun da sen oluyorsun. Biraz önce dediğim gibi, başka bir tanesi çıkıyor, aptallar yemek, içmek ve cinsellik derdindedirler diyor, sen de aptal olmamak ya da görünmemek için, barış, kardeşlik, yaşasın insanların birliği filan diyorsun, bir şey anlamasan da egemen ideoloji sana ne diyorsa, ona inanıyorsun. Sonuç: Yarı aç yarı toksun, savaşmamak için daha çok çalışmak ve kendinden başkalarını da beslemek zorundasın, yoksa savaş olur ve ölürsün korkusuna kapılıyorsun. Korkularınla yönetiliyorsun. İnsanların korkuları ne de güzel kullanılabiliyor, aslında olmadığı yerde bile yaratıyorlar bu korkuları. Bu korkularla insanların burnundan tutup yönlendiriyorlar. Ölürsün ha, Türkler bize saldıracaklar ha, dağın ötesine saldırmışlar ve orayı yakıp yıkmışlar ha, sultanı dinlemezsen kellen gider ha, düşmanına yardım eder onları kuvvetlendirir üstüne salarım ha, Karşı taraf hazırlık yapıyormuş size saldıracaklar ha...Peki bu arada savaşları önlemek için neler yapılıyor? Tırsanlar karşı tarafa paha biçilmez hazineler, mücevherler, hediyeler gönderiyorlar, hatta kızını veya başka yakınını hediye diye verenleri bile yazmış tarih...Yabancı gelin sahibi olmak boşuna bir övünç kaynağı olmadı, çünkü güç gösterisi olarak kabul ediliyor. Diyelim savaş engellenemedi, bakıyorsun son anda kopmalar, kaymalar oluyor, bizden diye bildiklerin seni satıyor, karşı tarafa geçiyor ve sen zayıflıyorsun. Aslında bu kaypaklar, kim güçlüyse o tarafa geçiyorlar, güçlünün yanında yer alıyorlar...Yaşama içgüdüsü...Sen de kabak gibi ortada kalıyorsun, bakıyorsun çevrende ne filozof var, ne düşünür ne de sanatçı, varsa da beyninde onuru, hayatın üzerine koyabilecek kadar güçlü olanlar var, onlar da zaten her iki durumda da öleceklerini biliyorlar. Çöle gidelim çöle, uçsuz bucaksız bir çölde bir kum tepesinin üstüne oturalım ve çevreye bakalım. Orada kertenkele var, kertenkele deyip de geçme, onun bile yaşama alanı var. Karşıdaki tepeden şu çalıya kadar olan yer benim diye bir daire çizmiş kertenkele ve burası benim yaşama alanım demiş. O an orada bir bör, böcük olmasa bile, kertenkele oraya kimseyi sokmuyor, o sınırdan içeri girdiğin anda, geliyor sana saldırıyor, ortada av yok, fakat o yine de sana saldırıyor. Biliyor ki eğer sen onun yaşama alanına girersen, o ölür. Onun böceğini sen yersin, o aç kalır, kertenkele geliyor sana diyor ki, git kendi yerinde avlan, yemişim barışını, ne felsefesi lan, benim karnım aç. Sen kırk gün otur o kertenkeleye, sana barış getirdim de, yutmaz...O tek şey anlar, burası benim saham, beni öldürmeden buraya giremezsin, çünkü sen buraya girersen ben zaten aç kalır ölürüm. Kertenkele ölene kadar savaşıyor, biz de böyle yapmadık mı Kurtuluş Savaşında? Ne yazık ki şu dünyada bir çöl kertenkelesi kadar kafası çalışmayan insanlar var. Şimdi gelin 8-10 yaşlarında bir çocuğun ruhuna girelim, Anadolu da herhangi bir yer olsun. Balık tuttuğu deniz onundur, içinde çimdiği dere onundur, kuru dal, odun topladığı orman onundur, üzerinden geçtiği köprü onundur, tarlayı en iyi o bilir, bahçedeki erik ağacını en çok o sever ve baharda çiçek açtığında en çok o sevinir. Aslında hiç kafayı yormaz, orda doğmuştur, orda büyümüştür, orda yaşamıştır, elinde tapusu olmasa bile orası onundur. Tanıdığı insanları sever, onları sağlıklı ve mutlu görmek ister, balıkçı balık tutsa o da sevinir, kuraklıkta yağmur yağsa o da sevinir, bizden içimizden biridir. Onun vatanını, yani kendi yaşama alanını koruma içgüdüsü vardır, deresini kurutursan kızar, denizini kirletirsen ters konuşur. Dağın tepesindeki bayrağını görmeye alışmıştır ve buna ihtiyacı vardır, o bayrak onu rahatlatmaktadır. Denizde bilmediği balık, derede bilmediği kurbağa yoktur. Hatta ormandaki hangi otdan, bitkiden börek yapılır onu da bilir. Onu oradan duygusal olarak koparamazsın, şapa oturursun, gün gelir sevgisi elinde silah olur. Genelde bakın, nerede Anadolu kökenli yok yoksul insanımız varsa milliyetçidir. Bir zamanlar bunlara faşist deniliyordu. Çünkü vatanını, toprağını, doğup büyüdüğü yeri, bayrağını seviyordu. Üstte yok, başta yok, parası pulu da yok, BU NASIL FAŞİST KARDEŞİM? Hangi anlamda faşist? Siyasal anlamda mı ? Toplumsal anlamda mı? Bireysel anlamda mı? Hem faşist ne demek? Otoriter bir siyasal rejim taraftarı demek mi? Marksist olmayan, yoldaş cart curt demeyen kişi demek mi? İnsanlık devrimciliği Marksizmden mi öğrendi sanıyorsunuz? Geçen biri, Markstan alıntı yapmış, çiçeği böceği sevmek için, evreni sevmek gerekir demiş, yani Marks olmasa hali harap adamın, çiçeği böceği de sevemeyecek zavallı...Bu kadar basit şeylerde bile ağızlarda sakız Marks, Allaha tapar gibi tapıyorlar...Marks kışın kuşlara bir çanakta su verin de demiş mi acaba...Biz Kemalistiz, devrimciyiz, milliyetçiyiz, halkçıyız, cumhuriyetçiyiz, laiğiz, devletçiyiz, fakat Hitlerci değiliz, Marksist hiç değiliz...Hem devletçi hem de Marksist olamazsın, çünkü Marksizmde devlet en büyük sömürücüdür ve sosyalizmden sonraki aşamada yani komünizmde devlet ortadan kalkmalıdır...Devrimcilik ne kadar derin bir kavram ise ve Marksizmden bağımsız ise, milliyetçilik de o kadar eskidir ve 19.yy a değil çok daha eski tarihlere gider. Tarihte ilk milliyetçi devleti kuranlar da Avrupalılar değil, Türklerdir, bu konudan ünlü Türkolog J.P ROUX da bahsetmiştir. Biz Atatürk e tapmıyoruz, sadece uğrunda savaştığı değerlerin kıymetini bildiğimiz için takdir ediyoruz, kendisi bir ideolog olmaktan çok, bir uygulama adamıdır ve başarmıştır, başarmasa ve uğruna ölse de severdik. Boş lak lak satmamıştır, uygulama yapmıştır, konuşmak kolay, uygulamak zordur, biz Kemalistiz derken içinde bu da var. Aslında sorun, milliyetçilik deyince veya devrimcilik deyince, kim bundan ne anlıyor? Garibim Anadolu yoksulu FAŞİST, güldürmeyin adamı yahu...Yıllarca sadece vatanını, bayrağını, ulusunu sevene faşist denilmedi mi? BUNLARA FAŞİST DİYENLER KİM? Ya hala sovyet kafa düşünen, son kullanma tarihleri geçmiş komünistler, ki çoğu kez tek yanlı düşünen yobazlardır, ya da emperyalistler ve bunların yerli işbirlikçileri yani uluslararası vampirler...Çok ilginçtir, Darvinci teori ortaya çıktığında buna birbirine zıt iki karşı görüş göbek atmıştır, birincisi Lenindir, inançlar konusunda çok işine yaramıştır bu teori, diğeri Hitler dir, üstün Alman ırkına tam inanmış, sakatları, delileri bile yakmıştır...Faşist, Darvinci HİTLER dir ve faşist, Darvinci LENİN dir. Faşist, Anadolu daki garibim değildir. Amacım darvin tartışmak değil, bıktım bu konudan, bu konu zaten uluslararası planda çok tartışıldı, amacım belki biraz kışkırtarak ve kızdırarak, yeniden düşünmeyi sağlamak. Darvin pek çok açıdan doğru değildir, bilimsel olarak eleştirilmektedir, Marksizm tek düşünce biçimi değildir, Marksit düşünen dinazor pek çok şeyi anlayamaz ve kavrayamaz, BİR ZAVALLI OLARAK KALIR. Tarihsel gelişimi içinde ekonomik sistemlerde ve siyasal rejimlerde zaten her şey vardır, bunlar bir süreçtir, aç asker savaşamaz, yoksul halk vergi veremez, elit savaşçı tarlada çalışamaz, sömürü öyle ya da böyle zaten vardı...Rüya satarak Marksistler de Amerikalılar gibi BARIŞ GETİRMİŞLERDİR. Bu barış, bugün hem Rusya da hem de Amerika da, kör tuttuğunu cinsinden bir sonuç ortaya çıkarmıştır ve hala da bunlara inanan ve yukardaki kertenkele kadar düşünemeyen insanlar vardır. Aslında barışı hakiki Antep baklavası gibi, Hitler getirecekti ama iyi satamadı, yüzüne gözüne bulaştırdı, esas barış Hitlerci lere göre onun barışıydı, Marksistlere göre Marks ın barışı, Amerikalılara göre de Amerikan barışı...Kör tuttuğuna barış getiriyor, kardeşlik, özgürlük getiriyor...Faşist Fransa, özgürlük, eşitlik, kardeşlikten bahsediyor, emperyalist Amerika, özgürlük, barış ve bağımsızlıktan bahsediyor, emperyalist ve faşist Rusya ki Ruslardan daha ırkçı bir ulus yoktur yeryüzünde, onlar da kendi malları barış, özgürlük, kardeşlikten bahsediyordu...Herkesin kardeşliği kendine göre, Marksist kardeşlik, dinsel kardeşlik, kapitalist-emperyalist-liberal kardeşlik...Kime sorsan en iyi barış, hakiki barış onun barışı ve en kral özgürlük de onlarda var...Barışı dinle satan mı dersin, komünizmle satan mı dersin, utanmadan emperyalizmle satan mı dersin...Bu arada benim garibanım nasıl FAŞİST OLDU, anlayan var mı???Biz faşistiz, onlar barışçıl ve insancıl insanlar, fakat bu arada onlar tok, biz açız, BU NASIL BARIŞ? Benim faşistimin suçu neydi? Vatanını sevmek mi? Bayrağını sevmek mi? Kültürünü sevmek mi? Kendi yaşama alanını korumak mı? Dışardan elindekini avucundakini almaya gelene karşı koymak mı? Kendi insanını ön plana koymak mıydı suçu? Anasını, bacısını, gardaşını, amcasını, teyzesini korumak mıydı suçu? Türküsünü, kendi yemeğini, kendi destanını, kendi hikayesini, kendi evini sevmek miydi suçu? Kendi emeğinin ürününü korumaya çalışmak mıydı? Önce vatan demek miydi suçu? Kertenkele de faşist, açsın okumak isteyen insanlık tarihi içerisinde her önemli sosyal, siyasal, ekonomik, felsefi ve hatta psikolojik kavramın ne gibi bir geçmişten süzülerek geldiğini okusun..Önce vatan demek, ne kadar derindir tarih bunu herkese anlatır, tarih anlatamazsa kertenkele anlatır, ona baksınlar...İşçi sınıfının kardeşliği adına bugün emperyalist ülkelerin işçi sınıfı, kazanılmış haklarıyla, gelişmekte olan ülkelerin işçi sınıfını sömürmektedir dedim kaç defa ve hallerinden çok memnundurlar çok , kimseye de çöplerini vermezler...Gelişmiş ülkelerin egoist işçi sınıfı faşist değil, fakat biz faşistiz. Ha faşist mi lazım, faşist mi arıyorsunuz? Faşist Amerika dır, Rusya dır, avrupa dır, bunların yöneticileridir, halkıdır, işçi sınıfıdır, orta tabakasıdır...Faşist deyince aklınıza Hitler mi geliyor? O sadece açık açık ve göstere göstere yaptı...ABD, Rusya, AB Hitlerci değil mi? Bunların politikaları, söylemleri, kararları Hitlerci değil mi? GÜÇLÜ OLAN HAKLIDIR DİYEN Hitler idi, fakat bunu bugün kim uyguluyor? Bir elinde iki kilo domates, diğer elinde üç tane salatalık, üstünde en ucuzundan bir gömlek, sıradan bir pantolon, içtiği çayın bile hesabını yapan ve yüreğinde vatan sevgisi dışında bir şey olmayan insanlar mı faşist? Utanmadık mı bunlara faşist derken? Bize bu insanlara faşist demeyi kim öğretti? Avrupa mı? Rusya mı? ABD mi? Çin mi? peki biz faşist isek, onlar ne? Barış satıp, sonra da kargalar gibi gülen soytarılar olmasınlar...İthal düşüncelere ihtiyacımız yok, ne devrimciliği ne de milliyetçiliği hiç kimseden öğrenecek değiliz...Doğa, tarih ve tecrübe akıllı insana her şeyi öğretir, kertenkeleye bile öğretmiş... Biz faşistiz, vatanımızı seviyoruz, biz faşistiz bayrağımızı seviyoruz, biz faşistiz kendi kültürümüzü seviyor ve koruyoruz, biz faşistiz önce vatan diyoruz, biz faşistiz kendi ulusumuza ve kültürümüze öncelk veriyoruz, son anda tarihte kim kimi satmıştır bundan ders çıkarıyoruz. Gün geliyor her şey özüne dönüyor, son noktada, birbirine benzeyenler birleşiyorlar ve barış satanlar kayboluyorlar ve kendi benzerlerine dönüyorlar, sa-tı-lı-yo-ruz, tarihte bu binlerce defa olmuş, İnsanlık saçma sapan barış, kardeşlik, özgürlük, masallarıyla değil, matematik anlamda ve gerçek olarak ilerlemediği ve belirli bir aşamaya gelmediği sürece biz faşistiz. Gidin AB ye, ABD ye, Rusya ya, Çin e söyleyin BİZ FAŞİSTİZ...Aklımız eriyor, kafamız çalışıyor, hesap yapmayı da biliyoruz, midemizin durumundan da haberimiz var, eğer kendimizi koruduğumuz için, vatanı eloğluna satmadığımız için faşist isek evet BİZ FAŞİSTİZ...Bu vatanı sahipsiz sanmayın, burada faşistler var, er veya geç hesabını sorarlar, yazın bir kenara...Gün gelir vatan sevgimiz elimizde silah olur, biz faşistiz ona göre, ha ölürken içinde yüzdüğümüz dereyi düşünecek kadar da duyguluyuz...Biz faşistiz, bu vatan bizim... Bu arada devrimcilik ve milliyetçiliğin bugün itibariyle neden birbirleriyle çelişmediğini bir türlü anlayamayan Marksist düşünen kafalar ve din tüccarları varsa okuyanlar arasında, bu iki kutup yobazlara onu da açıklayalım zamanımız olduğunda... Emre Kaan Emre...06/11/2011
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||