|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Askeri Casuslukla Suçlanan Erdoğan'ın Danışmanı Kim?
Açık İstihbarat - "Ergenekon" süreci bizzat içinde yaşayanları bile dehşete düşüren ayrıntılarla bezeli. "Ergenekon" darbesinin 2000'lerin başından beri John Kunstadner isimli , Türk amca süsü verilmiş CIA ajanının şefliğinde nasıl adım adım başlatıldığının ayrıntıları ortaya çıktıkça Türkiye'de bu süreçle "derin devleti" temizlediklerini zannedenler, bu sürecin bizzat "derin devlet"/Gladio tarafından nasıl kurgulandığını daha net görecekler. "Ergenekon" süreci bizzat içinde yaşayanları bile dehşete düşüren ayrıntılarla bezeli. "Ergenekon" darbesinin 2000'lerin başından beri John Kunstadner isimli , Türk amca süsü verilmiş CIA ajanının şefliğinde nasıl adım adım başlatıldığının ayrıntıları ortaya çıktıkça Türkiye'de bu süreçle "derin devleti" temizlediklerini zannedenler, bu sürecin bizzat "derin devlet"/Gladio tarafından nasıl kurgulandığını daha net görecekler.
Ergenekon hakkında bir külliyat oluşmuş durumda. "Ergenekon"' sanıkları, tutukluları ve yakınlarının yazdığı bir kitaplar serisi. Bu seri yaşananlara dair çok önemli ayrıntılar içeriyor. Bu ayrıntıları , "Ergenekon" darbesinin yancısı medyadan okumanız mümkün değil. Çünkü bu ayrıntılar oynanan tiyatronun üstündeki yalan çadırını bir çıra gibi yakacak cinsten. Bu kitaplardan biri içerdiği ayrıntılar nedeni ile özellikle dikkat çekici. Avukat Serdar Öztürk'ün AKP ve Gülen'i Kurtarma Planı başlıklı kitabından sözediyoruz. Tutuklu sanık albay Levent Göktaş'ın avukatlığını yaparken tutuklanan Serdar Öztürk, müvekkilinin ve kendisinin başından geçen süreci bütün ayrıntıları ile anlatıyor. Savcıların birbirini azarladığı, polislerin savcılarla dalga geçtiği, savcıların ve polislerin elele delil ürettiği, avukatların müvekkilerini tuzağa düşürmeye çalıştığı, içine düştüğü tuzaktan kendini satarak çıkabileceğini zanneden zavallıların kumpanyası bu. Bu kitapta şeytanın gizlendiği çok ayrıntı var ve Serdar Öztürk kitapta yer verdiği iddialarını bu süreçte yaptığı somut araştırmalara, bir avukat olarak ulaştığı sonuçlara dayandırıyor. Bu süreçte savcılar hakkında ve özellikle Zekeriya Öz isimli şahıs hakkında bir çok suç duyurusunda bulunuldu. "Ergenekon" duruşmalarında Zekeriya Öz'ün akıl sağlığının tespiti yönünde dilekçe verildi. Kuddusi Okkır'ın ölümünde açık ihmalinden dolayı suç duyurusu ile karşı karşıya kaldı. Avukat Serdar Öztürk ise , kitabında, "ben onu adam yerine koymuyorum" dediği Zekeriya Öz ve süreçte yeralanlar hakkında askeri casusluk suçlamasında bulunuyor. Bir kişinin karşı karşıya kalabileceği en ciddi suçlama ile ilgili ise Avukat Serdar Öztürk'ün sonuç alamasa da yargı sürecine taşıdığı bir çok veri sözkonusu. Serdar Öztürk, Başbakan'ın bir danışmanının şirketi aracılığı ile, Genelkurmay'ın bilgisayarlarından veri çalındığı ve bu verilerin dava sürecine dahil edilerek "aklanmaya" çalışıldığını iddia ediyor. İlgili bölümü aynen aktarıyoruz : "Şimdi bu operasyonu yapanlar. , verilerde bir hata yapmışlar. Yanılmıyorsam veriler, Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı bilgisayarlarından çekilmişti. Bu komutanlıkların hangi bilgisayarlarından hangi verilerin çekildiği belliydi. Elli iki sayfalık bir döküman çıkarttık. Fakat verileri çekenler bir hata yapmışlar. Bu verileri çeken ya da çekme ihtimali olan şirket orada bir iz bırakmış. Biz merak ettik acaba bu şirket askeri birliklerden bilgisayar ihalesi almış mı diye? Tahmin ettiğimiz gibi almışlar. Şimdi bu şirketin sahibi çok ilginç bir ada. Başbakan Almanya'da , Almanya Şanşölyesiyle görüyor. Sene 2003. Irak'ın Türkiye üzerinden işgaline izin verecek olan1 Mart tezkersinden hemen önce. Başbakan Almanya Şansölyesine , "Ben Amerikalıları oyalıyorum. Türkiye'den Kuzey Irak'a ve Irak'a girmelerine müsaade etmeyeceğim". Başbakanın Almanya Başbakanıyla görüştüğü yerle aracı arasındaki mesafe yaklaşık 100 metre. Başbakanın yanında da sadece üçüncü bir kişi var. Başbakanın danışmanlarından bir kişi. Toplam üç kişi. Başbakan arabaya bindiğinde Türkiye'den ABD Büyükelçisi Eric Edelman arıyor ve "lütfen Sayın Başbakan bizimle oyun oynamayın. Türkiye'ye dönün. Tezkereyi çıkartmanızı bekliyoruz sizden" diyor. Bu olay yazıldı ve tekzip edilmedi. Yani bunlar açık kaynaklarda olan bilgiler. Bunların hepsini araştırmalarımız sonucunda, ne olup ne bittiğini anlamaya çalıştığımız dönemde öğrendik ve anladık. Anladığımız için zaten tutuklandık. Bu bilgisayar şirketi Almanya'da ki görüşmede Başbakan'ın yanında bulunan üçüncü kişiye ait" --- Bu ismi tahmin etmek çok zor değil. Düşük ihtimal de olsa haksız yere itham etmemek adına bu tahmini yapmıyor ve siz okuyucularımıza bırakıyoruz. Bu danışman hangi isim olursa olsun şapkayı önüne koyup düşünmesi gereken iki yer mevcut.. Biri Başbakan...kendisine emanet edilen ülkenin içini casusların kendi dibinde cirit atabileceği kadar boşalttığı için... Diğeri Genelkurmay....kendisine emanet edilen orduyu bu kadar kolay bir hedef haline getirdiği için... Kendini içine bu kadar kolay sızılabilen bir hedef haline getiren bir kurum dişlerinin röntgeni bile piyasaya düştüğünde kızma hakkına sahip olamaz. Tayyip Erdoğan'ın, şu anda rehini olduğu "Ergenekon" sürecinin bir gün bizzat hedefi haline geldiğinde kızma hakkına sahip olamayacağı gibi.
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||