|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Erdoğan'ın boşaltacağı koltuklara parti içinden ilk aday belli oldu!
Beyefendi; AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan'dan sadece bir yaş küçük, yani 1 Ocak 1955 doğumlu... İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Kimsenin tartışamayacağı “harbi” bir diploma sahibi oldu!Bu yetmedi; yüksek lisans ve doktorasını aynı fakültede tamamladı. 1989’da doçent, 1998’de profesör oldu. Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde başkanlık sistemi ve anayasa hukuku alanlarında araştırmalar yaptı. Ardından; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı’nı üstlendi. Polis okullarında uzun süre derslere girdi. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde yönetici olarak çalıştı. Hukuk, çevre bilimi ve bilinci hakkında çok sayıda bilimsel esere, araştırmaya ve makaleye imza attı. Üniversiteden ayrılarak 2002 yılında AKP’nin Kurucu Üyesi oldu. Meclis’te yıllardır Anayasa Komisyonu Başkanlığı görevini sürdürüyor. Çok iyi düzeyde Fransızca biliyor. Bu beyefendi, Prof. Dr. Burhan Kuzu... *** Gördüğünüz gibi herkesin imreneceği bir kariyere sahip... Ama o; önceki güne kadar, anayasa değişikliği çalışmaları sırasında hatırlanan, Başbakan’ın kendisine, “Yap bir anayasa Burhan Bey” dediği, “saygı duyulan sıradan bir milletvekili” idi... Ama bu beyefendi, önceki gün katıldığı bir televizyon programında, yukarıda anlattığım başarılı kariyeriyle ve aydın kişiliğiyle uyuşmayan öyle sözler etti ki; kendisini tanıyanların ağzını şaşkınlıktan açık bıraktı. “Hükümete muhtıra veren Yaşar Büyükanıt neden dışarıda geziyor? Yoksa Dolmabahçe görüşmelerinin deşifre olmasından mı çekiniliyor” diye soran CHP Genel Başkanı’nın ağzının payını (!) verdi: “Bana ne ulan... Git savcıya söyle! Ver eline belgeleri, atsın içeri...” *** Burhan Bey’i tanıyanlar bilir; “dobra” adamdır ama asla kamuoyunun önünde böyle “lan”lı, “lun”lu konuşan biri değildir. Ondaki bu değişimin bana göre tek nedeni var: Kendisinden hiç beklenmeyen bu sözleri söyleyerek, iki yıl sonra boşalacak olan AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık koltuklarına aday olduğunu fiilen ilan etti. “Burhan Bey’den başkan ve başbakan olmaz, AKP’nin başına Erdoğan gibi kodu mu oturtacak biri lazım” diyenlere inat, “Bakın ben de kodum mu oturtabiliyorum. Soyadım Kuzu ama ben aslında sertim” mesajını verdi... *** Bu daha ilk... Göreceksiniz; 2014’e doğru, AKP’nin içinden daha “ne cevherler” çıkacak! Hiç beklemediğiniz adamlar, sırf Başbakan’a ne kadar benzediklerini göstermek için, “Lan, yahu, be, şerefsiz” gibi nezih (!) sözcükleri bol bol tekrarlar hale gelecekler. Hatta aralarından bazıları, hafta sonlarını çaktırmadan Kasımpaşa’da geçirerek, staj yapmaya bile kalkışacak... *** Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde araştırmalar yapan Mösyö Burhan Kuzu bile daha şimdiden, “Bana ne lan” demeye başladıysa... İki yıl sonrasını düşünmek bile istemiyorum! ***** Günün Sorusu Bir haber kanalındaki görevine bir süre önce son verilen “çakma Yiğit” arkadaş, bir hafta bile işsiz kalmadı! Verdiği değerli hizmetlerin ve sorduğu çanak soruların karşılığını, Başbakan’ın Ekonomi ve Özelleştirmeden Sorumlu Başdanışmanlığı’na atanarak aldığı söyleniyor... Sorum size: Çocuklarınıza “dönek olmanın yüksek faydalarını” öğretmeye hâlâ başlamadınız mı? ***** 19 Mayıs’ta bayram sınırlaması! Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun yöneticiliğine atandıktan sonra kamuoyundan gelen büyük tepki üzerine istifa etmek zorunda kalan Zaman yazarı Prof. Dr. Mümtazer Türköne, o bir haftalık zaman diliminde adeta, “cumhuriyetin tüm değerlerine karşı bir demeç fırtınası” estirmişti. Saldırdığı değerlerden biri de 19 Mayıs’tı... Ona göre bu bayram, “faşist İtalya’dan örnek alınarak uydurulmuş bir ritüel”di... Bu, koca bir yalandı! Çünkü Türköne’nin 1930’ların faşist İtalya’sından alınma olduğunu iddia ettiği 19 Mayıs kutlamaları, 1916 yılından beri Osmanlı’da kutlanan “İdman Şenliği”nden esinlenerek gerçekleştiriliyordu. Neyse; Türköne gitti ama yumurtladığı bu yalan döl tuttu: Milli Eğitim Bakanlığı Ankara dışındaki tüm okullara genelge göndererek, 19 Mayıs kutlamalarının sadece okullarda yapılmasını istedi... Gençlerin her yıl yaptıkları rengârenk şölenleri iptal etti. Yani... Bayram’ın kaldırılması için ilk adım atıldı! 19 Mayıs’tan ve 23 Nisan’dan rahatsız olan ve iptal ettirmek için yırtınan yobazların amacı belli: Kurtuluş Savaşı yıllarını ve Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesini unutturmak... Tarihteki tüm izlerini silmek! *** Kısacası; oyun devam ediyor... Hem de tam gaz! Peki; biz bu saçmalıkları, hepsine “Evet” deyip sineye mi çekeceğiz? Kendimize gelip, harekete geçmemiz için daha ne gerekiyor? ***** ADANA! Çukurova 5. Kitap Fuarı, TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde devam ediyor. Ben de yarın (14 Ocak Cumartesi) saat 14.00’te Doğan Kitap Standı’nda kitaplarımı imzalayacağım. Çukurovalı tüm dostlarımı heyecanla bekliyorum. Mustafa Mutlu
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||