|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Teğmen Çelebi'nin başına gelenlerin peşi bırakılmamalı!
Ergenekon davası sanığı Teğmen Mehmet Ali Çelebi'yi hatırlıyor olmalısınız: Gözaltındayken Emniyet Müdürlüğü'nde inceleme altında bulunan telefonuna 139 adet telefon numarasının yüklendiği ortaya çıkınca salıverilmişti. Çelebi’nin avukatı 26 Ocak 2011 tarihinde bir suç duyurusu ile Fatih Cumhuriyet Savcılığı Memur Suçları Araştırma Bürosu’na başvurarak, o yüklemeyi yapanların bulunmasını ve hesap sorulmasını istedi. Bugün itibariyle o suç duyurusunun üzerinden tam bir yıl geçti. Bu bir yılda neler olduğunu da anlatalım: İçişleri Bakanlığı müfettişleri geçen yıl şubat ayının ilk haftasında olayda adı geçen tüm polis memurlarının ve olayın mağduru olan Mehmet Ali Çelebi’nin ifadesini aldı. İfadesi alınan beş polisten dördü teknik incelemenin altında imzası bulunan bir polisin ismini vererek durum ile ilgili bilgiyi ondan aldıklarını, bu nedenle‘sehven yüklenmiş olabilir’ şeklinde bir ifade verdiklerini söyledi. Bu ifadelerin muhatabı olan kişi ise telefonlara ait rehber bilgilerinin Microsoft Outlook programına aktarıldığını, bu program içerisindeki bilgilerin karışmış olabileceğini, bu nedenle Çelebi’nin rehber bilgilerinin içinde M. Oğuz Kazancı’ya ait 139 adet telefon bilgisinin görünüyor olabileceğini söyledi. Ama TÜBİTAK’ın ilk incelemesinde Çelebi’nin telefon ekranının görüntüsüne bakıldığında, numaraların sadece tutanaklarda değil telefon içerisine sokulduğunun da anlaşıldığı belirtildi. Bu ifadeler üzerine İçişleri Bakanlığı elindeki bilgileri göndererek topu savcılığa attı. Peki; aradan geçen bir senede savcılık ne yaptı? Hiçbir şey yapamadı... Çünkü soruşturmaya bakan savcılar üç kez değiştirildi. İçişleri Bakanlığı’nın idari soruşturması da kendisine gönderildikten sonra savcılık, 24 Mayıs 2011 tarihinde TÜBİTAK’a yazı yazdı. Söz konusu yükleme olayıyla ilgili tekrar bir bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, bu nedenle kendilerine cep telefonu konusunda uzman bilirkişi isim listesi yollanmasını istedi. Ancak TÜBİTAK, “Kurumda görev yapan uzmanların süregelen başka davalarda bilirkişilik yaptığını ve bu iş yoğunluğu nedeniyle ilgili talebe cevap verilemediğini” belirtti. Ancak savcı, incelemenin TÜBİTAK’ta yapılmasını ısrar etti... TÜBİTAK bu kez beş kişilik bilgisayar bilirkişisi ile bir cep telefonu uzmanının isim ve iletişim bilgilerini savcılığa gönderdi... Savcılık, bu isimlerden üçünü seçip TÜBİTAK’a bildirdi... Ancak gerekli inceleme raporu hâlen savcılığa gönderilmedi. Her şey ortada: Teğmen Çelebi’nin telefonuna 139 adet telefon numarasının ‘sehven’ yüklenmiş olması ile ilgili süreç, sadece o teğmene yapılan haksızlık açısından değil; aynı zamanda Ergenekon davasındaki delil toplama yöntemlerinin sakatlığını göstermesi açısından da önemli... Umarım savcılık, bu çok önemli soruşturmanın “zaman aşımına kurban gitmesine” izin vermez ve sorumluları bulup yargılanmalarını sağlar. Aksi halde bu yargılamaya düşen “sehven” gölgesi, verilecek her türlü kararı tartışılır hale getirir.
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||