Bunlar nasıl general? Lafı uzatmanın, orasından burasından dolanmanın hiç gereği yok. Türk Silahlı Kuvvetleri asla darbe yapmaya kalkmamalı. Bunu düşünce olarak bile içinde barındırmamalı. Siyasete asla bulaşmamalı ve belirleyici olmaya çalışmamalı. Kendisini ülkenin gerçek ve tek sahibi zannetmemeli. Bütün gücünü ülke savunmasına ve teknolojilere yöneltmeli. Batı ülkelerinde olduğu gibi hiyerarşik olarak Savunma Bakanı’na bağlı olmalı, Genelkurmay Başkanı’nın protokolün en önünde olmasına son verilmeli. Ve hatta Milli Güvenlik Kurulu da kaldırılmalı.
Bütün bunları yıllardır yazıyorum ve bu konudaki görüşlerimin değişmesine olanak olmadığını da açıkça söylüyorum.
Ancak bu saydıklarım Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çirkin ve aşağılık saldırılara uğramasına, ısrarla darbeci olduğunun söylenmesine, ordu mensuplarının savcılıklarda, hapishane kapılarında itilip kakılarak rezil edilmeye çalışılmasına da neden olamaz.
Bunu dile getirmek, karşı çıkmak ve Türkiye’nin dönüştürülme çabalarında Ordu’nun meze gibi kullanılmaya çalışıldığını anlatmak da darbecilik, demokrasiye karşı çıkmak, hukuk ilkelerini ayaklar altına almak değildir.
Bunu öncelikle herkesin bilmesi gerek.
Diğer yandan; Türk Silahlı Kuvvetleri de artık kendisine bir çekidüzen vermeli. Ordu’nun şerefini korumalı, makamların gereğini yerine getirmelidir.
Örneğin, şüpheli olarak nitelenen bir ordu komutanı savcıya gitmemek için çırpınmaz, GATA’ya koşup rapor almalara kalkmaz. Ne yapar? Gider Genelkurmay’a “Eğer ordu komutanı olarak terörist şüphelisiysem derhal görevden alın beni, bana bunu söyleyenlerle adalet karşısında hesaplaşayım” der.
Haydi ordu komutanının aklına bu gelmedi. Ya Genelkurmay Başkanı? Hiç mi aklına bu durumu Cumhurbaşkanı ile Başbakan ile konuşmak, belgeleri inceleyip eğer gerçekten ciddi bir suçlama varsa orgenerali açığa almak gelmez?
Yine bir koramiral savcının karşısında 7.5 saat oturmaz. İfade vermek için 8 saat adliye koridorunda tahta sıra üzerinde beklemez. Kendisine sorulan özel hayat sorularına cevap vermez.
Bir Genelkurmay Başkanı “Benim de bildiklerim var” demez. Demek zorunda kalırsa bunları açıklar. Açıklamazsa da Türk Ordusu’nu yerle bir etmek isteyenler tarafından dinlenir, kayda alınır ve deşifre edilir.
Bir Genelkurmay Başkanı görevi aldıktan sonra irticadan, laiklikten, Atatürk’ten söz etmediği için demokrasiye ve hukuka bağlı ilan edilmez.
Bir dönem kuvvet komutanlığı yapan orgeneral hafızasını yitirmez, bir başka orgeneral karaciğeri yüzünden tahliye istemez, bir başkasının etini bakteriler yemez.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir subayı suç işlemiş olsa bile ezilip bükülüp kendisini kurtarmaya çalışmaz. Amerika’daki “Yarbay North” gibi çıkar “Bunları ülkemin esenliği için yaptım, suçsa cezamı verin” der.
Hiçbir emekli Genelkurmay Başkanı dönem arkadaşlarının darbe yapmaya kalktıkları yönünde şüphe yaratmaz, biliyorsa açıklar, yoksa da onları şerefiyle savunur.
Kısacası Türk Silahlı Kuvvetleri’nin onurunu bizzat kendi komutanları korur. Korumazlarsa işte bugünkü gibi asimetrik masimetrik her türlü saldırıyla karşı karşıya kalır. *****
Genelkurmay biliyordur
Aslında dünkü gözaltılar (tutuklamaya dönüşmesi muhtemeldir) çok da garip değil. Ergenekon adı verilen örgüt dün gözaltına alınan komutanların “darbe hazırlığı yapması” iddiaları üzerine ortaya çıkmıştı. Birçok gazeteci, akademisyen, bilim adamı, aydın ve emekli-muvazzaf subay bu nedenle tutuklandı.
Bu kadar kişi içeride tutulurken, dayanak yapılan isimlere hiç dokunulmaması zaten dikkat çekiyordu. Şu anda yapılan operasyon budur.
Bu da büyük ihtimalle Genelkurmay’ın bilgi ve onayı çerçevesinde devam ediyor. Birkaç gün önce yapılan MGK toplantısında konunun konuşulmaması ve karara bağlanmamış olması düşünülemez bile.
Genelkurmay ya “Bakalım daha neler olacak, bir görelim” sabrı ile sesini çıkarmıyor ya da iddialar gerçekten çok ciddi, bu nedenle ağzını bile açamıyor.
Ama bütün bu olanlardan sanki Genelkurmay’ın bilgisi ve onayı yokmuş gibi davranılırsa yanlış olur. Tabii bir de madem bir dönem komutanlarının üzerine gidiliyor, o günlerin Genelkurmay Başkanı bunun dışında tutulabilir mi? Burada hukuk bilgim yetersiz kalıyor. *****
Başbakan için, tanesi 12 bin dolarlık kurşun geçirmez gömlek sipariş edilmiş. Vergilerin nereye gittiğini gördükçe Ecevit mavisine özlem artıyor! (Gani Yıldız) *****
Ordu’nun yeni imajı
Lafa gelince hemen herkes “Ordumuz göz bebeğimizdir” der. Güya laf söyletmek istemez. Şimdi yine bu değişmez gerçeği yaşıyoruz. Silahlı Kuvvetler’e yönelik operasyonları neredeyse “zil takıp oynayarak” karşılayanlar “Biz ordumuzu seviyoruz. Ama arada çürükler var, onların temizlenmesi gerek” diyorlar.
Elbette orduda da çürük olanlar vardır da, manzaraya baktığınızda çürüklerin ayıklanmadığını, tüm ordunun zan altında bırakıldığını görüyoruz. “Cunta” diyorlar örneğin ama, ortaya atılan iddiaların tamamı emir komuta içinde gerçekleşmiş. Bu durumda ordunun tamamı “cunta” sayılıyor.
Özellikle 12 Eylül neslinin zihninde oluşturulmaya çalışılan “ordu” tanımı bana göre şöyle:
1- Türk Ordusu kendisini ülkenin sahibi zanneder.
2- Ordu’nun en önemli işi darbe yaparak ülkeyi yönetmektir.
3- Türk Ordusu Ermenileri katletmiştir.
4- Türk Ordusu Kürtleri yok etmek için katliamlar yapmıştır.
5- Jandarma kendi halkını öldürmüş sonra üzerine asit döküp gömmüştür.
6- Türk ordusunun ahlaki yapısı çökmüştür. Subaylar birbirlerinin eşleriyle ilişkidedir.
7- En üst komutanlar bile bir demet maydanoza tamah eder.
8- Türk Ordusu demokrasiye karşıdır.
9- Türk Ordusu Avrupa Birliği’ne girmek istemiyor.
Maddeleri çoğaltmak mümkün tabii. Ama gördüğüm kadarıyla esas olan ortalama Türk halkının zihnine bunların kazınmasıdır. Ordu’ya olan güven ve inancın sıfırlanmasıdır.
Bunlar sağlandığında, artık açıkça dile getirdikleri gibi “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin lağvedilmesi, yerine yeni ve iktidarın zihniyetine uygun yeni bir ordu kurulması, bu ordunun da yeni kurulacak rejimin koruyucusu olması” aşamasına geçilecektir.
|