Televizyonlarda ahkam kesen yalaka yazar ve yalaka hukukçuların, yobaz sürülerini soruşturan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner in Ergenekon terör örgütü üyesi olmaktan tutuklandığını söylemesi bir trajedidir.
TELEVİZYONLARDA ahkâm kesen yalaka yazar ve yalaka hukukçuların, yobaz sürülerini soruşturan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in “Ergenekon terör örgütü” üyesi olmaktan tutuklandığını söylemesi bir trajedidir. Çünkü böyle bir terör örgütü yoktur; olduğuna ilişkin özel yetkili hükümet savcılarının iddiası “Silivri Toplama Kampı”nda kurulan “Hükümet Güvenlik Mahkemesi”nde görülmektedir ve henüz ortaya bir kanıt konamamıştır.
AKP Adana Milletvekili Ömer Çelik, yerin altından silahlar ve darbe planları fışkırdığını belirterek “Bunları yapanlar sizin vergilerinizle görev yapan ve esas görevi milletin hukukunu, rejimi, demokrasiyi, milletin değerlerini müdafaa etmek, devleti korumak olan kişiler” diyerek yargısız infazla Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına “terör örgütü üyesi” damgası vurmuştur.
Adı, verdiği “hamiline yazılı arama kararları” iddiası ile gündeme gelen Erzurum’daki hâkim İsmail Şahin, özel yetkili savcılarla uyuşarak Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklamasını kararlaştırmış, Hâkim İsmail Şahin’in görev yaptığı 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti de tutukluluk kararını yerinde ve gerekli görmüşler. Adli yargıdaki en üst makam olan Yargıtay ise “Erzurum savcı ve hakimlerinin yetkisi yok” diyor.
AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan, tesettürsüz kız çocuklarının, imam hatip okuluna gitmeyen öğrencilerin, ramazanda oruç tutmayan yurttaşların kurucusu olduğu parti tarafından fişlendiğini resmen açıklamıştır.
Fişleme kayıtlarının gazeteci Yavuz Donat’ın sekiz yıl önce açıkladığı ama sonradan unuttuğu ve Başbakan’a bağlı olarak AKP İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu ile AKP Ankara Milletvekili Cemil Çiçek’in koordinatörlüğünde kurulan “gizli ve özel karargâh”ta toplanma olasılığı dikkate alınmalıdır!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, karargâhlardan sızdırılan bilgiler konusunda “aralarındaki çürük”leri suçlamasının ardından bir toplantıdaki ses kaydının dinci medya tarafından piyasaya sürülmesi Genelkurmay’ın “fethi”nin yakın olduğunu göstermiştir.
Hukukçu Mete Göktürk’ü tanıyalım
HÂKİMLER ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kararını eleştirmek için “uzman hukukçu” sıfatıyla yalaka televizyon kanallarının baş tacı olmuş durumda.
Ekranlarda bugünkü yargının askere yakın durduğunu anlatıyor. Bu kişi Mete Göktürk.
Demokrasi havarisi gibi ortada dolaşan bu kişiyi biraz daha yakından tanıyalım: 12 Eylül döneminde askerlerin yanında hazır olda duran ve cunta adına ölüm cezalarının infazına katılan bir savcı!
1981 yılında Gaziantep’te savcıyken Veysel Güney adındaki gencin infazını yapan ve emekli olduktan sonra yazdığı anılarında “Veysel Güney’in anarşist olduğuna ilişkin bir delil yoktu, pardon” diyebilen bir “hukuk” adamı!
12 Eylül cuntasının emrindeki Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde görev yapan bir savcı!
Devlet Güvenlik Mahkemeleri 2004 yılında güya kaldırıldı ama bugün Silivri Toplama Kampı’nda özel yetkili savcıları ve hâkimleri ile sanki Hükümet Güvenlik Mahkemesi adıyla görev yapıyorlar.
Mete Göktürk de işte bu mahkemelerdeki savcıları “kan çeker” hesabı desteklemekten kendini alamıyor.