|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Hır Çıkaran İktidar!..Bunlar 6-7 yıl yiyip içtiler. Şimdi garson pusulayı uzatınca hesap ödememek için hır çıkarıyorlar!.. Siyasi partilerin çok sayıda mitingi ve salon toplantısını izledim. Taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışan parti yöneticileri, bindirilmiş kıtalarla liderlik taslayan çakma siyasetçiler gördüm!.. Ancak geçen cumartesi günü CHP lideri Deniz Baykal’ın Bolu’daki salon toplantısını izleyince iki önemli gerçeğe tanık oldum; sağcısından solcusuna, muhafazakârından liberaline kadar tüm yurttaşlar bir kurtuluş kapısı arıyor, toplumun her kesiminden AKP’ye öfke yükseliyor!.. Gençler, kadınlar, işçiler, memurlar ve esnaf CHP Bolu İl Kongresi’nin yapıldığı salonu hıncahınç doldurmuştu. Hepsi AKP’nin ülkeyi bataklığa götürmesinden mustaripti ve Baykal’ın ağzından çıkan her kelime bu yüzden imdat çığlığına yol açıyordu! Baykal, “Türkiye’de bir darbe yapıldı haberimiz yok” deyince salondan “yuh” sesleri yükseldi. CHP lideri, “Kuzey Irak ve Mahmur kampından gelenlerin, hukukun ırzına geçilerek içeriye alındığını” söyleyince salondakilerin iktidara yönelik öfkesi doruğa ulaştı. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklanmasına değinirken, “Vicdan var, adalet var, insaf var. Niye tutukladılar?” diye tepki gösteren Baykal’a salondaki yüzlerce insan alkışlarla ve sloganlarla destek verdi. CHP’nin Bolu kongresi sıradan bir salon toplantısı değildi... O salon; işsizlikten yolsuzluğa, “Ergenekon” tertibinden teröre kadar ülkeyi cendereye alan tüm sorunlara yönelik öfkenin doruğa çıktığının işaretiydi... CHP lideri Bolu’da interaktif bir söyleşi gerçekleştirdi, yurttaşların tepkisini gözlemledikçe destek aldı, kitleyle adeta bilgi alışverişi yaparcasına kucaklaştı ve bu şekilde çok önemli bir olguyu dışa vurdu; halk infial halinde çıkış arıyor, kurtuluşa ulaşmaya çalışırken CHP’ye sarılıyor... Deniz Baykal’ın konuşmasının sonunda verdiği şu örnek de ülkeyi yönetenlerin içinde bulunduğu psikolojiyi anlatmaya yetiyor: “Bunlar 6-7 yıl yiyip içtiler. Şimdi garson pusulayı uzatınca hesap ödememek için hır çıkarıyorlar!..” İşte Tayyip Erdoğan ve kadrosunun Cumhuriyet rejimine karşı yürütülen psikolojik harp ortamındaki ahval ve şeraiti bu kadar nettir!.. Ses Çıkaran Teneke!.. Şüphesiz hır çıkaranların başında Bülent Arınç geliyor... İleride birileri çıkıp Arınç’ın biyografisini yazarsa, kitabın üzerine kesinlikle çocukların okumaması için bir uyarı koyması gerekecek!.. Düşünebiliyor musunuz, herhalde ülkeyi yöneten başbakanın yardımcısı her sabah yatağından kalkar kalkmaz acaba memleketi nasıl karıştırırım diye hesap yapıyor!.. Sonra televizyon kameralarının karşısına geçip ağzına geleni sayıyor!.. Asker, siyasetçi, çiftçi, gazeteci kim varsa kin kusuyor! “Allah’a çok şükür ediyorum ki Türkiye bunların zamanında bir savaşa falan girmemiş” diyerek başta Hurşit Tolon olmak üzere generalleri tahkir ediyor! BDP milletvekili Emine Ayna’ya “yaratık” diyor, CHP milletvekili Çetin Soysal için “sarhoş” deyimini kullanıyor. Kemal Kılıçdaroğlu gibi halkın sevgisini kazanmış bir siyasetçiyi, “Gandi, Dandi oldu” diye utanç verici biçimde aşağılamaya çalışıyor! Kendi memleketi Manisa’da kamulaştırmadan yakınan köylüye, “Arsamdan yol geçecek diye fiyatını 5 katına çıkartıp anasının nikâhını istemeyin” diye bağırıyor! Bir sabah kalkıp “Bayramdan sonra ne Arınç ne de Danıştay kalır” diye kafa bulandırıyor sonra da “Bana suikast yapılacak” diyerek ortalığı boş yere velveleye veriyor!.. Hem kabadayı edasıyla CHP’li Güldal Mumcu’nun odasını basıyor hem de “Baykal Cüppeli’yi aradı” şeklindeki bir yalanı gündeme getiriyor!.. Dokunulmazlığın ardına sığınarak önüne gelene hakaret eden Arınç artık gazetecileri hedef alıyor... Haliç Kongre Merkezi’ndeki toplantıda basına “tuu size” diye tükürük saçıyor!.. Arınç bir türlü durmuyor... Akıncılar geleneğinden olsa gerek elinde kılıcı önüne gelene savuruyor! Çünkü devir onun devri!.. Kimse ona “hadi gerginlikten öte ülkeye bir faydan yok, seçim bölgen Manisa’ya bu kadar yıl ne kazandırdın” diye de sormuyor! AKP’de ağzını açan her milletvekilini disipline sevk eden Tayyip Erdoğan ise Milli Görüş’ün radikallerini kızdırmama uğruna Arınç’a ses çıkaramıyor!.. Arınç da bundan cesaret alarak tıpkı Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın dediği gibi “çok ve boş” konuşmaya devam ediyor!.. Ve değişmez bir fiziki kuraldır ki, boş teneke her zaman fazla ses çıkarıyor!.. Sessiz Kalan Ordu!.. Hır çıkaranlar, çok ve boş konuşanlar!.. Ve de birileri susunca işin geldiği vahim nokta!.. Evinde el bombası bulunduğu ileri sürülen astsubaydan başladı her şey... Sonra subaylara geldi sıra... Oraya buraya gömülmüş kuşkulu silahların mizanseninde derin bir oyun sergilendi!.. Bazen içinden at eşek kemikleri çıkan karanlık kuyulardan medet umuldu, bazen bayatlamış el bombalarından!.. Ardından karargâha kadar girildi, kozmik oda altüst edildi!.. 30 yılı aşkın süredir terörle, gericilikle mücadele eden; ordunun en kritik merkezlerinde görev yapmış generaller Cumhuriyete karşı yürütülen bir psikolojik harbin tam ortasında hedef tahtasına konuldu!.. Sonunda, Öcalan gibi bir terör örgütü liderini Türkiye’ye getirmiş subayların bile tepesine “Balyoz” indirildi!.. Sözün bittiği yerdeyiz!.. Eski hava ve deniz kuvvetleri komutanları, albaylar, yarbaylar ve diğerleri... Hepsi gözaltında... Cumhuriyetin dönüştürülmesi operasyonunda emir komuta artık başka ellerde!.. Kimse; niye bu gözaltılar ülkenin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ses kasetinin dinci internet sitelerinde yayımlanmasının hemen ardından başladı diye düşünüyor mu acaba?.. Şunu da sormak gerekiyor; acaba birileri komuta kademesine “Sizi dinliyoruz. Elimizde daha çok kaset var, olacaklara ses çıkarmayın, sıra size de gelir” diye son gözaltı dalgası öncesi mesaj mı göndermiş oldu?.. Evet, İlker Başbuğ, “Sınır aşılırsa bildiklerimizi halkla paylaşmaya başlayacağız. Bizim de elimizde pek çok bilgi var” dedikten sonra birileri düğmeye bastı... Paşa ise halen susuyor!.. Ah Mustafa Balbay ah!.. Şu tezgâhın ortasında zindana tıkılmamış olsaydın da... şu bahtıkara Ankara’da neler olup bittiğini yazsaydın da okuyabilseydik!.. Sevgili kardeşim Balbay, evet, birileri hır çıkarıp birileri teneke çalarken, birileri de kesinlikle darbe yapıyor!.. Hem de bir ordu gözaltındayken, üstelik susarken!.. Mehmet Faraç - Cumhuriyet
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||