new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
Yaşamak Güzel Şeydir, Ama Nasıl Yaşamak?

Yaşamak Güzel Şeydir, Ama Nasıl Yaşamak?

Tarih 24 Şubat 2010, 10:50 Editör

Yaşamak güzel şey hiç kuşkusuz... Güneş, gökyüzü, toprak, deniz, ağaçlar, buğday tarlası, sardunyalar, çocuklar ve tümüyle evren kuşatmış dört bir yanımızı...

... Bu evrende soluk almak, soluk vermek, düşünmek, yürümek, koşmak, arkadaşIık etmek, sevmek, bir fincan köpüklü kahveden bir yudum almak, bir sigaradan bir nefes çekmek, şiir okumak, saksıdaki çiçeklere su vermek güzel şey...
Avuç içinde başparmağın dibinden el ayasına doğru kaydığınızda ilk gördüğünüz eğri çizgi, yaşam çizgisi... Derler ki, bu çizginin uzunluğu, belirginliği, kesinliğidir ömür boyunu belirten... Kimisinde avuç içinde kaybolur, yaşam çizgisi; kimisinde Apollo’nun yörüngesine benzer bir yarım elips çizip bileğe dayanır. Avucunun içine bakıp bakıp avunabilir insan, yaşam çizgisi uzunsa: - Ne mutluyum ki şu güzel dünyada çok yaşayacağım.. diye.
Ancak bu kadarla da bitmez iş... Uzun yaşayıp da anlamsız yaşantılarla takvim yapraklarını koparmak ne değer taşır? Yaşamak, ama insanca yaşamak, bağımsız, özgür, onurla yaşamak gerekir.
Yüz elli yıl süren bir kölelik mi istersiniz, elli yıl süren bir özgürlük mü? Kısa olsun, uzun olsun, hayatı insana yakışır biçimde yoğunlaştırmaktır muradımız. Bunun yanı sıra uzun yaşadıkça bizden kopmaya başlayan bedenimiz de başımıza dertler sarar. İhtiyarladıkça gözümüzün ferinin kaçması, cinsel ve fizik gücümüzün azalması, damarlarımızın sertleşmesi, organların zayıflaması bir şey değil...
Kafamızın yeteneklerinde de kısırlaşma belirtileri başlar.
İşte önemli olanı budur.
İnsan yaşlandıkça ister istemez gençlerle bir çatışmaya düşüyor. Kim kurtarabilmiş kendisini zaman denen canavarın elinden? En bilinmez karanlıklarda tuzak kurarak ağına düşürür insanı bu canavar... Devrimciliğin büyük yasalarına Tanrısal bir güçle bağdaşmış kafalar bile yaşlandıkça yaprakları solmuş bir sonbahar ağacının hüzünlü görünüşünü yansıtıyorlar. Hele devrim diyalektiğinin yanından bile geçmemiş küçük yazarlar, yaşlandıkça ancak müzelerin camekânlarına layık birer mumya gibi dolaşıyorlar toplumda...
Elli yıl önceki Türkiye’nin yıkılmışlığı üstüne gençlik anılarını kurmuş olan bazı kalemler bugün aramızdadır. Bunların arasında Mustafa Kemal’in sofrasına buyur edilmiş olanlar da var. Ne yazık ki bugün kalemi ellerine aldıklarında:
- Elli yıl önce rıhtımlarımız bizim değildi, trenlerimiz bizim elimizde değildi. Çanakkale’den İstanbul’a İtalyan vapurlarıyla gelirdik. Çok şükür şimdi hepsi bizim. Uçaklarımızı biIe Türk pilotları kullanıyor... diye yazarlar.
Elli yıl önceki gençlik anılarına bakıp bugünden iyimserlik ve iyimserlikten de tutuculuk çıkarmaya çalışmak, ihtiyarlamış, hatta kocamış bir kafanın mantığı değil de nedir?
Zaman öylesine ilerlemiştir ki, sözgelişi bugünkü gençlik için Kabotaj Bayramı bile anlamsız kalmıştır. Balkan Harbi ilan edildiği zaman Anadolu’daki kuvvetlerimizi Rumeli’ye çıkarmak için İtalyan bandıralı Yunan kaptanlı vapurlara başvururduk çaresiz... O yıllarda İstanbul’dan İzmir’e tayin edilen bir zabit, yabancı vapurlarıyla giderdi gideceği yere...
O acı günleri yaşayan bir genç, belki ihtiyarlığında bir Türk gemisine bindiği zaman mutludur.
Ama bugün yirmi yaşında, otuz yaşında, kırk yaşında, elli yaşındakilere anlatamazsınız bu mutluluğu...
1969’un gençleri elli yıl öncesine bakıp avunmak veya içinde bulundukları durumu öpüp başlarına koymak yeteneğinden yoksundurlar.
Ve bereket ki öyledirler...
Öyle olmasalar toplumun itici kaynakları kururdu.
Elli yıl süresinde dünya çok değişti. Uçak katıştı insan hayatına... Lindberg Atlas Okyanusu’nu aştı, atom parçalandı, Ay’a gidildi, dünkü sömürgeler özgürlüğe kavuşup bizi yarı yolda bıraktılar... 1969 Türkiyesi’nde her kim yarım yüzyıl öncesinin hazin anılarına bakıp avunmak ister, işte o ihtiyarlamış ve kocamış kişidir. Kafasının yetenekleri cılızlaştığı için çağımıza ayak uyduramamıştır. Yeni gelen kuşakların dolaştığı eski eserler müzesinin tozlu bir köşesindeki yazar mumyası gibidir.
Yaşamak güzel şeydir kuşkusuz... ama gelişen dünyaya ayak uydurarak yaşamak... rezil olmadan yaşamak... kafa yeteneğini kaybetmeden yaşamak... genç kuşakların devrimcilik heyecanlarına tarla korkuluğu gibi engel olmaya çabalamadan yaşamak...
 
İlhan Selçuk - Cumhuriyet
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

MAKALELER

Hacı Bektaş Veli'nin huzurunda!

Hacı Bektaş Veli'nin huzurunda! Üç gün önce Meltem TV ve Kanal 34'de beraber program yaptığımız Sevgili Selim Kotil aradı: "Haydar Baş Hocamızl...

Malkara-Keşan

Malkara-Keşan Acaba bu deyimi duydunuz mu? -Malkara-Keşan! Hoppala paşam!

Ergenekon bir oyun'dur ve herkes üstüne düşeni yapar!'

Ergenekon bir oyun'dur ve herkes üstüne düşeni yapar!' TUNCAY GÜNEY'DEN MEKTUP VAR: Dünkü yazımda meşhur Ergenekon Soruşturması‘nı başlatan ifadeleri veren...

Uykudan Uyanır Gibi...

Uykudan Uyanır Gibi... Yeni türkü buldum, kendime göre, dilimde dolanıp dururum:

Tükenişten dirilişe giden yol...

Tükenişten dirilişe giden yol... 19 Mayıs'ta hep birlikte tanık olduk ki AKP iktidarı, Cumhuriyetin kuruluşunu hatırlatan her milli değeri küçül...
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
LASTİK PATLAK
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası