new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
Atatürk halka sorsaydı

Atatürk halka sorsaydı

Tarih 24 Şubat 2010, 11:07 Editör

Dikkat ediyor musunuz, artık hak hukuk konuşmaları bile çok azaldı. Artık eski Türkiye-yeni Türkiye veya eski Cumhuriyet-yeni Cumhuriyet söylemi revaçta.

Önceki günden başlayarak TV’leri izledikten, dünkü gazeteleri okuduktan sonra insan tek bir şey düşünüyor: “Türkiye’de rejim değişiyor.” Hatta daha da ileri gidebiliriz: “Aslında rejim değişti, şimdi alıştırma ve son rötuşlar yapılıyor.”

Artık görünen o ki, “Tehlikenin farkında mısınız?” faslını çok geride bıraktık. O gün bu söyleme gülenler şimdi “Tehlikenin farkında olsak bile ne fayda, tehlike gerçeğe dönüştü bile” diyorlar da...

Dikkat ediyor musunuz, artık hak hukuk konuşmaları bile çok azaldı. Artık “eski Türkiye-yeni Türkiye” veya “eski Cumhuriyet-yeni Cumhuriyet” söylemi revaçta.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti bir diktatörlük olarak tanımlayan, diktatörlüğün AKP iktidarına kadar sürdüğünü söyleyenler, artık bu sürecin bittiğini, demokrasi ve hukukun zafer kazandığını ileri sürüyorlar.

Artık konu Cumhuriyet, ilkeleri, devrimleri değil. Sorulan şu: “Atatürk Cumhuriyeti kurarken halka mı sordu?” Ya da “Atatürk halka sorsaydı acaba ne cevap alırdı?”

Sahi Atatürk Cumhuriyeti kurarken halka sorsaydı “Biz demokrasi istiyoruz” cevabını mı alacaktı?

Bugünün sözde liberalleri, ama özünde faşistleri, adeta kudurmuş gibi Atatürk’e, devrimlerine, Cumhuriyet’e, Türkiye’ye saldırıp, tüm değerleri ayaklar altına alıp, çağdaş, olumlu, iyi, geleceğe açık her şeyi karalarken adeta bir zafer sarhoşluğu yaşıyorlar.

Atatürk’ün “kul” olan bir milleti “vatandaş” yapabilmek için verdiği mücadeleyi yok sayanlar, şimdi hiç çekinmeden “Türkiye’de rejimin değiştiğinin” müjdesini(!) veriyorlar.

Artık rejimin değiştiğine o kadar inanıldı ki, TV ekranlarından “Anayasa’nın ikinci maddesi değişmezse ne demokrasi ne hukuk gelebilir” diye bağıranlar bile fark edilmiyor.

Anayasa’nın ikinci maddesi aynen şöyle: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Anayasa’nın ikinci maddesini bile değiştirmeyi göze alan bir zihniyet bugün ülkenin kaderini belirliyor. Bunda payı olan herkesin artık çok iyi düşünmesi gerekir.
***

Özden Örnek az daha tıraş olamıyordu

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Özden Örnek’in kapısı önceki gün sabah saat 08.00’de çalınmış. Kapıdaki görevli polis Örnek’e “gözaltına alınacağını ve emniyete götürüleceğini” tebliğ etmiş.

Örnek de “Biraz bekleyin, tıraş olayım” demiş. Polis ise “Gerek yok gittiğiniz yerde olursunuz” cevabını vermiş. Ama Örnek polisi tersleyerek “Tıraş oluyorum, bekleyin” diye sert konuşmuş.

Polis durumu amirlerine bildirdikten sonra “Bırakın tıraş olsun” talimatını alınca emekli paşayı beklemek zorunda kalmış.
***
Asıl vahim olan konu

Bir sabah balyoz gibi başlayan operasyonla pek çok emekli generalle bazı muvazzaf general ve subaylar gözaltına alındı. Herkesin kafasındaki soru şu: “Ne oluyor?” Durumu vahim olarak niteleyen de var.

Bence asıl vahim durum başka yerde. Balyoz diye bir plan ortaya atıldığında Genelkurmay Başkanı kürsüyü yumruklayarak yaptığı konuşmada, bunun bir darbe planı olmadığını söyledi. Ardından “Düşmana Allah Allah diye saldıran bir ordu nasıl kendi camisini bombalar?” diye sordu.

İktidar Genelkurmay Başkanı’nın sözlerini hiç ciddiye bile almadı. Yani Paşa’nın “yalan söylediğine” inanılıyor ki, balyoz denen planda adı geçen ne kadar general varsa bir anda toparlandı.

Bir Genelkurmay Başkanı’nın sözlerinin ciddiye bile alınmamasından daha vahim bir şey olabilir mi?
***
Vay canına adliyeye bakın!

Bundan 10 ay önce Bostancı’da yaşanan bir terör olayından sonra gazetemiz internet sitesi yayın müdürü Aylin Duruoğlu tutuklanmıştı. Hepimizi şoke eden bu tutuklamanın “söylenen” gerekçesine göre Duruoğlu, terör örgütüne üye olmakla suçlanıyordu. Bunun dışında elimizde hiçbir bilgi yoktu.

Duruoğlu tam 10 ay hapis yattıktan sonra nihayet dün ilk kez mahkemeye çıkarıldı. Bizler de Aylin’e moral vermek, yanında olduğumuzu hissettirmek için Beşiktaş’taki Ağır Ceza Mahkemesi’nin önündeydik.

Benim neredeyse hiç davam yok. Adliye koridorlarını pek bilmem. Bu nedenle ilk gittiğim andan itibaren meraklı biçimde etrafı gözlemeye çalıştım.

Beşiktaş Adliyesi, Bahçeşehir Üniversitesi’nin neredeyse içinde. Üniversiteden geçmeden adliyeye varamıyorsunuz. Kapı önünde çok sayıda cezaevi aracı var. Buradaki tüm davalar ağır cezalık olduğu için hep tutuklu sanıklar ve onlar da bu araçlarla getiriliyor.

Tutuklular araçlardan indiriliyor, hepsi kelepçeli. Askerlerin oluşturduğu koridordan geçerek binaya sokuluyor.

Duruşma saati olarak 10.00 denmişti. Ancak 11.00 olduğunda hâlâ tutuklular indirilmemişti araçlardan. Bu böyle olurmuş hep. Usulen davanın saatini yazarlarmış. Pek uyulmazmış.

Dışarıdan bakınca kocaman bir bina gibi görünen adliyenin, duruşma yapılan yeri daracık bir yer. İnsanlar birbirini ezerek içeri girebiliyor. Orada hüviyetinizi verip bir kart alıyorsunuz.

Küçücük duruşma salonunun ortasına sanıkları koyuyorlar hâkimin tam karşısına. Sonra jandarmalar etraflarında bir duvar örüyor, kimse kimseyi göremiyor, avukatlar bile. Çünkü bir ara avukatın biri “Sanıkları görmek istiyoruz” diye seslendi hâkime.

Duruşma salonunda yarım saat kadar hiç kıpırdayamadan ve nefes alırken önümdekini iterek ayakta durdum.

Sonra duruşma başladı. Kimlik saptamasından sonra ara verildi. Bu koşullarda adalet nasıl sağlanır anlamak gerçekten çok zor.
***
O da gazeteci bu da

Toz duman içinde canımı sıkan bir konuyu paylaşmak istiyorum. Ortada kimilerinin gazeteci dediği, ama sonuçta kendisine verilen bilgileri yayınlayan genç biri var. Bu genç kişi kendisine verilen bir bavulu sırtladığı gibi savcıların kapısına dayandı ve “suç duyurusunda” bulundu.

Medyamız bu genç kişiyi önce yılın gazetecisi seçti, şimdi de fotoğrafları baş sayfalarda, yedeğindeki bavulla birlikte.

Bir başkası, gerçek bir gazeteci ise Erzincan Savcısı’na yönelik operasyonu çalıştığı kanalda yayınlarken, “Savcıya abluka” deyimini kullandı. Sen misin bunu diyen? O gerçek gazeteci anında kapı önüne konuverdi.

Medyanın çok işi olduğu için bununla pek ilgilenmedi. Olan gerçek bir gazeteciye oldu, her zamanki gibi. Çakmalar ise revaçta.
 
Can Ataklı - Vatan

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

MAKALELER

Hacı Bektaş Veli'nin huzurunda!

Hacı Bektaş Veli'nin huzurunda! Üç gün önce Meltem TV ve Kanal 34'de beraber program yaptığımız Sevgili Selim Kotil aradı: "Haydar Baş Hocamızl...

Malkara-Keşan

Malkara-Keşan Acaba bu deyimi duydunuz mu? -Malkara-Keşan! Hoppala paşam!

Ergenekon bir oyun'dur ve herkes üstüne düşeni yapar!'

Ergenekon bir oyun'dur ve herkes üstüne düşeni yapar!' TUNCAY GÜNEY'DEN MEKTUP VAR: Dünkü yazımda meşhur Ergenekon Soruşturması‘nı başlatan ifadeleri veren...

Uykudan Uyanır Gibi...

Uykudan Uyanır Gibi... Yeni türkü buldum, kendime göre, dilimde dolanıp dururum:

Tükenişten dirilişe giden yol...

Tükenişten dirilişe giden yol... 19 Mayıs'ta hep birlikte tanık olduk ki AKP iktidarı, Cumhuriyetin kuruluşunu hatırlatan her milli değeri küçül...
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
LASTİK PATLAK
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası