AKP yine her zamanki kurnazlığıyla, meselenin gerçek yüzünü saklamaya çalışıyor. Yandaş medya ise,gazetecilerin deyimiyle karartma' yapıyor. Yandaş medya da AKP de IMF ile anlaşma yapılamamasının gerçek sebebini yazamıyor.Gürsel Tekin/Gerçek Gündem
İyi ki varsın IMF!
Başlığı okuyanların “Ne oluyor, hayırdır?” dediğini duyar gibiyim. Merak etmeyin, bizimki sadece bir ironi… Yoksa, IMF’ye ‘İyi ki varsın” diyecek kadar bilincimizi kaybetmedik…
Peki bu başlığı neden koyduk?
Biliyorsunuz, AKP hükümeti, uzun bir süredir Uluslararası Para Fonu (IMF) ile görüşmelerini sürdürüyor. Neredeyse, iki yıldır aralıksız süren bu görüşmelerin başlangıç takvimi, 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesine denk düşüyor. AKP, yerel seçim öncesi, sözde IMF karşıtlığı yaparak iç politikada prestij sağlamaya çalıştı. IMF’ye ‘diklenilerek’ bağımsız bir hükümet görüntüsü verilmeye çalışıldı. Oysa, uyguladıkları politikaların tümü IMF’nin direktifleriydi. IMF, “memura – işçiye zam yapmayacaksın” diye talimat verdi. Memur ve işçiye seçim öncesi ‘mecburen’ yapılan zammın oranı en alt seviyelerde seyretti. Keza; IMKF’nın “sosyal güvenlik” konusundaki direktifleri de eksiksiz bir şekilde uygulandı. Kamera önünde ise “Bakın IMF ile anlaşmıyoruz” denildi.
Katıldığım tüm TV programlarında, partimiz CHP’nin tüm etkinliklerinde, Gerçek Gündem.com’daki köşemde uzun bir süredir haykırıyorum: AKP, aslında IMF politikalarının bir uygulayıcısıdır. Görüntüde ise bunun tam tersini yapıyor…
Gelelim son açıklamaya:
AKP Hükümeti, ‘IMF ile anlaşma imzalamayacağız’ diyor. AKP’nin yandaş medyası da bu ‘duruş’u alkışlıyor, yere göğe koyamıyor. Oysa; alkışlanacak bir şey yok ortada. IMF zaten ne dese uygulamışsın… Anlaşma yapmasan ne olur!
AKP yine her zamanki kurnazlığıyla, meselenin gerçek yüzünü saklamaya çalışıyor. Yandaş medya ise görevini yerine getirerek, gazetecilerin deyimiyle ‘karartma’ yapıyor. Yandaş medya da AKP de IMF ile anlaşma yapılamamasının gerçek sebebini yazamıyor.
Halbuki; gerçekler ortada ve net. Saklanacak gibi değil…
IMF, AKP’nin ekonomiyi çevirebilmesi için belediyelerin mali yapılarının şeffaf, bütçelerinin de ‘denetlenebilir’ olmasını istiyor. Belediyelerin, AKP’nin ‘’kaynak aktarma merkezi’ olduğunu bilen IMF ‘Bu anlayışla ekonomiyi ayakta tutamazsınız’ diyor.
Bir diğer anlaşmazlık ise, IMF’den alınacak paranın Hazine’ye mi yoksa Merkez Bankası’na mı aktarılacağı yönünde çıkıyor. AKP hükümeti paranın Hazine’ye yollanmasını istiyor. IMF ise Merkez Bankası’na aktarma yapmayı düşünüyor. Belli ki; IMF, Merkez Bankası’nı daha güvenli görüyor.
Üçüncü anlaşmazlık noktası ise sosyal güvenlik konusunda… IMF, AKP’nin politikalarının sosyal güvenlikteki açığı büyüttüğünü tespit ederken, sert tedbirler alınmasını istiyor. ‘’Seçim öncesi’’ bu politikaları uygulamak istemeyen AKP, durumu idare etmeye çalışıyor. Bu yüzden, IMF ile ‘şimdilik’ bir anlaşma imzalamıyor.
Tüm bu tartışmaların ve halktan gizlenen pazarlıkların gösterdiği bir şey var. Yıllardan bu yana hem Ankara hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kamuya ve özel sektöre olan borçlarını öğrenmeye çalışıyorduk. IMF ile yapılan gizli pazarlıklar sonucu AKP’li belediyelerin tam bir borç batağında olduğunu öğrendik. Biz bu noktada elimizdeki verilerden yola çıkarak ‘tahmini borç hesabı’ yapıyorduk. Belli ki; partili arkadaşlarımızın yaptığı çalışmalar gerçeğe yakınmış. IMF ile yapılan pazarlıklar sırasında Ankara ve İstanbul belediyelerinin 14 milyar dolar borcu olduğu da ortaya çıkmış oldu. Medyamız bu konuya her ne kadar yer ayırmasa da halkımızın sırtındaki yükün 14 milyar dolar olduğu anlaşıldı. Yağmalanan ve kötü kullanılan belediye kaynaklarının bedeli sadece iki şehirde 14 milyar doları bulurken, AKP ise bu tablo karşısında sessizliği tercih etti.
Yazının başında ‘İyi ki IMF var’ diye bu yüzden dedik. IMF ile yapılan gizli pazarlıklar olmasa, Melih Gökçek, Recep Tayyip Erdoğan, Ali Müfit Gürtuna ve Kadir Topbaş’ın bizi ne kadar borçlandırdığını dahi öğrenemeyecektik… Biz her zamanki gibi soracak, onlar ise ‘kulaklarının üstüne yatacak’tı.
Bizden sakladıklarını IMF’den saklayamadıkları için borcumuzu da öğrenmiş olduk. Dedik ya; ‘’İyi ki varsın IMF:)’