|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bunların Özü Yalan!Kamer Genç, açık açık anlattı: Bunların Özü Yalan! Kamer Genç bu sabah çıktığı televizyonun canlı yayınında gündemi değerlendirdi. Milletimizin demek isteyip de diyemediklerini, muhalefet milletvekillerinin, genel başkanlarının etkisinden çıkıp serbestçe dile getiremediklerini, dobra dobra haykırdı. Milletimize selâm ve sevgilerini göndererek başladığı konuşmasında şunları söyledi. İşte o konuşma: Daha düzgün, çağdaş anayasa yapmak mümkün. Anayasayı değiştirelim de, darbecilere rahmet okutacak bir anayasa mı yapacaksın, yoksa çağdaş, ekonomik yönde talanı önleyen, özgürlükleri genişleten bir anayasa mı? “12 Eylül Anayasası Yargısı”ndan çok rahatsızlar. Milletvekillerinden biri sıkıysa çıksın da bir aykırı konuşma yapsın. AB’de de yargı böyle diyorlar, kesinlikle yalan söylüyorlar, kurnazlık yapıyorlar. Bunların özü yalan! Dürüst, demokratik, insan haklarından bahseden bir uygulamadan bahsetmiyor bunlar, faşist bir uygulama, daha faşist bir uygulama yapacakları... Söylesin bakalım bir tane çağdaş, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesine uygun davranış içinde olan bir madde yerleştirdiğini söylesin... Otuza yakın madde getirdiler. Bunlarda önemli üç unsur var: -Siyasi partilerin kapatılması. -Anayasa Mahkemesinin yapısı. -HSYK yani yargı. Öyle bir değişiklik yapıyor ki, siyasi partilerin kapatılmasına siyasi partiler karar verecek. Bundan basit iş olur mu? Türkiye’de kuvvetler ayrılığı var. Ben diyor, yargı yetkisini de ben kullanırım, meclis kullanır. Meclis kim? Tayyip Erdoğan! Burada siyasi iktidarın başı yargının başı olacak. Mecliste grubu bulunan partiler üye verecek. 330 milletvekili var. AKP bir tehlike gördü mü partiyi gruba ayırır, üye seçtirir hepsinden, üye sayısını çoğaltır. Bunların kafasında her ihtimal var. Biz Türkiye Cumhuriyetini yıksak da bize kimse karışmayacak! demek bu! Bu ne demek? Adamı öldürdün ama kendini sen cezalandır! AKP ekonomik yönden öyle büyük suçlar işlemiş ki! Kamu İhale Kurumu yok artık.Yönetmelik değişikliği yapmışlar. Bir şikayette ihaleyi yapan makama şikayet edeceksiniz. Şikayet edip bırakacaksınız. Bu, devlet yetkisinin, ne kadar kütü, hileli, onursuzca kullanıldığının belirtileridir. Devletten 750 milyon dolar usulsüz kredi aldı, damadına getirdi. Bir vicdanlı adam çıkıp demedi ki, ne bu? Siyasiye bırakılacak yargılama faaliyetleri yargının ortadan kaldırılması demektir. Parti kuran dağa çıksa da , devlete baş kaldırsa da, kimin gücü kime yeterse faaliyetlerine devam edecektir. Bu hile! Kademe kademe fikirlerini gerçekleştirmeye çalışıyorlar! Anayasa Mahkemesi. Orada “Yüce Divan” var.Bir de kanunların anayasaya uyup uymadığına bakıyor. Bunların üye ve başkan atadığı RTÜK Tayyip Erdoğan’ın emrinde! Ben Tayyip Erdoğan’ın yaptıklarını açıkladım diye çıktığım o televizyon kanalına ceza veriyor. CNN, NTV, STAR ...gibi büyük kanallar beni çağırıyordu önceden. İki senedir haberlere bile çağırmıyorlar! AKP korkutmuş bunları. RTÜK üyelerini meclis seçti. RTÜK’ün Meclis’in kuruluş felsefesine uygun karar alması lâzım. YÖK diye bir şey yok! YÖK daha rezalet! Eğitimi yok etmek için getirilmiş. Çağdaş, bilime ve ilime dayalı eğitim yaptıracağına, medrese eğitim yaptırmak, eğitimi Araplaştırmak istiyor. AKP iktidarında Türkiye, Milli Eğitimini kaybediyor, Medrese Eğitimine gidiyor... Abdullah Gül’ün atadığı adamlar ortada. Abdullah Gül, Tayyip Bey’in talimatıyla hareket ediyor. Öyle bir atama yapıyor ki, Danıştay, Anayasa Mahkemesi beş-altı sene sonra tamamen Abdullahgülleşecek! Bu kadar zaman bile bekleyemiyorlar.. Üyelerin yaş hadleri altmışa yakın, o yaştayken seçiliyor. Abdullah Gül ise ,yaşı kırka yakını seçiyor.Yirmi sene orada kalacak...Şu andaki üyelerin hepsi emekli olunca, tamamen Danıştay, Anayasa Mahkemesi Abdullah Gül’ün adamlarıyla dolacak! Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine bağlı,çağdaş, laik, tarafsız kimse yok atamasında, şimdiye kadarki atamalarda. Anayasa Mahkemesi böyle hiç bir zaman bağımsız olamaz! Bunlar yüzde yüz Yüce Divan’a gidecek! Oraya gidecek, ne olacak? Yargı da tarafsızlığını kaybediyor. Kendisine uygun mahkeme oluşturdu AKP. Hakimlere sicili Adalet Bakanlığı müfettişleri veriyor. Fettullah’ın yetiştirdikleri kafadaki, kendi düşüncelerindeki hakim ve savcılara pekiyi veriyorlar. Dolayısıyla Ceza Kanunlarındaki 250-252.maddedeki Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdılar. Özel Mahkemeler getirdiler. Buralara hep onları atadılar. AKP orduyu feshetti! Bir günde 86 muazzaf subaya tevkif kararı alındı. Yargının yanında orduyu da feshetti. Bu insanları, memleketin temel birimi , memleketin gözbebeği orduyu yok edecek girişimlere giriştiler... Farzedelim ki 2002-2003 tarihinde bir konuşma olmuş... Türkiye elden gitmiş! Hain bir kadro gelmiş, Türkiye’yi yok etmek istiyor! Bu suç değil ki! 21 Subay tutuklanmış. Hakim 19’unu serbest bırakmış. Bakan Nihat Ergün ”Maalesef çetenin hakimleri, savcıları oluyor,” diyor. Bunların neyini söyleyeyim bilmiyorum ki... Devlet makamına oturan kişi, devletin memuruna,”Sen çetesin!” diyemez! Sen kimsin? Şu diplomanı getir de görelim diyorum! Sen hukuku bilmiyorsun! Cübbeni çıkar gel, diyorsun!” Sen saygıyı bilmiyorsun! Doktorlara çıkar gömleğini, ben yapayım, diyecek! Organ nakli yandaşlarına gitsin diye Haberal’ı aldılar öyle... Bunların zamanında hukuk yok! Askeri de, Anayasa Mahkemesini de böyle halledince Yüce Divan’a gitseler de, nasıl olsa yandaş yargı var, diyecek! Yargıyı emrine almaya çalışıyor! O kadar taraflı bir adam ki, beni dava etmişti. Anayasa Mahkemesinde asıl tıkanma yaratan Adalet Bakanı ve Müsteşarı. Hayır, müsteşar ve bakan kurulda kalacak, diyor. Cumhurbaşkanı atama yapsın, alt mahkemelerden, alt mahkemelerden gelenler üye olmaya çalışacak. Danıştay ve Yargıtay’a zaten alt mahkeme kararları geliyor. O itibarla buraya, yani HSYK’ya yüksek yargıdan atama yapılmalı. Mahkemelere, İdare Mahkemeleri olsun, Danıştay’da olsun, bunların engellemeleriyle hakim tayinleri yapılamıyor! Bu anayasal suçtur! Bu iktidar değişince bunlar sorulacak, bunların hesabını vereceklerdir! Getirdikleri değişikliklerde görüyoruz: Çeteleşmeye gidecek ülke! Yargı kalmayacak! Bir krallıktan daha kral! Padişahın bile halifesi vardı, yardımcısı vardı... Bunlarda; istediğimi yaparım, aileme, çocuklarıma istediğim serveti kazandırırım, istediğim yerde saraylar yaptırırım...anlayışı. ABD ziyareti: Tayyip Erdoğan’ın arkasında bilinmeyen, çok ciddi suçları var. Bunlar ABD tarafından biliniyor! Türk askerine çuval geçirme, başının üstüne çuval geçirme olayı. İki ihtimal var. Bunu ya AKP istedi. Ordunun itibarını sarsmak istedi... -Başına çuval geçirilenler de bizi utandırdı. Karşı koymadılar, çarpışmadılar.- Ben Meclis’te çıkıp bunları söyledim. Dedim ki: “Buna karşı olsaydınız, ordumuzun başına çuval geçirmeye karşı olsaydınız, çuval geçireni bana gönderme derdiniz! Adamı burada ağırladınız! Veya ABD sizin öyle açıklarınızı biliyor ki, direnemiyorsunuz! Beşir Atalay orada oturuyordu, ben bunları derken! Tık yok! Bunlar hepsini kabul etmek zorunda! Danışıklı dövüş yapıyor, İsrail Cumhurbaşkanıyla... Gazze işgalinde Saadet İstanbul’da büyük bir miting yapınca korktular! Moderatörle, daha önce gelmiş bu buraya, anlaştılar... Her türlü hurda, hileyi görüyorum... O...Kafa tuttu İsrail’e! Dediler. Yok böyle bir şey! Tertip! Organizasyon yapıp sertlik takınayım dedi. Diyecekler ki:”Yiğitliğe bak!” Dürüstlüğünü kaybetmiş insanın davranış biçimleridir bunlar!.. Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliğini, haysiyetini koruyacak bir davranış içinde olamaz! İnsanlar haysiyetleri için yaşıyor. Bir adım atarsa arkasında duracak! Hatta ABD’ye İncirliği de kapatacak! Bir manevra yapan AKP gemisi top attı subaylarına... Türkiye Cumhuriyeti’nin haklarını koruma cesaretinden yoksun oldukları için oldu bu... Vatandaş gerçekten çok cahil... Yandaş basın var, besleme basın var...Arınç bunlarla yemek yedi.. Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye, gerek dış politikası, gerek ekonomisi ve rejimi yıkılmış vaziyette! Davutoğlu nereden gelmiş? Sıfır problem dedi, dış politikada sıfır ilerleme var. Dolayısıyla tutarlı, akla mantığa, Türkiye Cumhuriyeti’ne lâyık bir yönetimleri yok! Parlamentoda o kadar ciddi şeyler diyoruz ki, yolsuzlukları söylüyoruz...Bunlar orada kalıyor! Basın duymuyor! Basın yandaş, besleme... Seçim kanununa göre bütün partilererin milletvekilleri genel başkanların kölesi oluyor! Asker kışlasında gibi. Eğer milletvetvekili kişilikli hareket ederse siyasi hayatı bitmiştir... Hak, hukuk yok! Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün imkânları Erdoğan, Gül ve bir iki bakanın elinde! Yiyip içip geziyorlar! Ekmek elden, su gölden! Özel haber, Feza Tiryaki, 8 Nisan 2010 (http//bhaber.net) Not: Bu haber, 8. Nisan 2010 tarihinde, Ulusal Kanal’daki canlı yayınlanan söyleşiden yazıya geçirilmiştir.Yazıya geçirilirken Kamer Genç’in konuşma havasına sadık kalınmaya özen gösterilmiştir.
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||