|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
ÖZKÖK'E İLK TEPKİ KİMDEN?
Gazete ve internet yazarları arasında Hilmi Özkök'ü eleştirenlerin sayısının arttığını memnuniyetle görüyoruz. Ancak ister istemez, "Hilmi Özkök'ü görev yaptığı sırada eleştirenler oldu mu?" sorusu aklımıza geliyor. ÖZKÖK’E İLK TEPKİ KİMDEN? Haber/Analiz: Hakan Yavuz Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün TSK içinde yol açtığı tahribat, artık yeterince ortaya çıktı. “Balyoz” davasında tutuklu E. General Çetin Doğan’la yaptığı son tartışmadaki tavır ve üslubu, Türk Ordusu adına utanılacak bir noktaya gelindiğini gözler önüne serdi. Gazete ve internet yazarları arasında Hilmi Özkök’ü eleştirenlerin sayısının arttığını memnuniyetle görüyoruz. Ancak ister istemez, “Hilmi Özkök’ü görev yaptığı sırada eleştirenler oldu mu?” sorusu aklımıza geliyor. Okuyucunun da bu sorunun takipçisi olmasını istiyoruz. Çünkü aydın olarak nitelendirilen ve vatansever, ulusalcı, milliyetçi, Atatürkçü olarak anılan yazar kesimi arasında, görünen köye kılavuzluk yapma eğiliminin fazlaca yaygınlık kazandığını tespit ediyoruz. Herkesin gördüğünü söylemenin yazmanın pek bir anlamı olmadığını, “aydın ve öncü” olmanın, toplum daha dağın bu yüzüne çıkarken, arka yüzünde neler olabileceğini söyleyebilmek olduğunu düşünüyoruz. Toplumun, yüksek perdeden söylenip yazılan bildik tekrarlardan çok, geleceğe ışık tutan, günün görev ve tavırlarının belirlenmesine katkıda bulunan öncü fikirlere ve öncü fikir adamlarına ihtiyaç duyduğuna inanıyoruz. “Ben demiştim” demek bizim tarzımız olamaz. Çünkü kişisel kaygılarla konuşup, yazmıyoruz. Ancak toplumun, bu laf ve söylem bolluğunun yarattığı karmaşadan kurtulması adına, okuyucuya tavsiyede bulunmak istiyoruz: Yazılan ve söylenenlere itibar etmek için, önce köklerine bakınız. Bu fikrin içeriğini tanımanızı sağlar. Sonra, yazılan ve söylenenlerin, dallarına bakınız, çiçek ve meyve tomurcuklarını görmeye çalışınız. Bu ise fikrin sizi nereye götüreceğini anlamanızı kolaylaştırır. Yazılanlara, söylenenlere, kısacası fikirlere, en azından gömlek ayakkabı seçerken ki kadar seçici olun. Aksi halde, fikir hayatımız güdük kalmışlıktan kurtulamaz. Şimdi başta sorduğumuz soruyu bir kez daha tekrarlayalım: “Hilmi Özkök’ü görev yaptığı sırada eleştirenler oldu mu?” Kendimizi kastederek “evet oldu” cevabını veriyoruz. Fakat bugün Hilmi Özkök’ü eleştiren birçok yazarın, gazetecinin, televizyoncunun, ulusalcı, milliyetçi, Atatürkçü pek çok aydının, bırakın Özkök’ü eleştirmeyi, ondan AKP’den kurtulmak adına medet umduklarını biliyoruz. Aşağıdaki satırlarda Sosyolog Hakan Yavuz’un bir vatandaş olarak, Türk Ordusu gibi davranmayan TSK’nın komuta kademesini uyarmak için verdiği kişisel mücadeleden kesitler sunuyoruz. ÖZKÖK ÇOCUKLAR DUYMASIN DİZİSİNİ İZLİYOR ABD’nin Irak’ı işgalinden kısa bir süre sonra, medya muhabirleri Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e, televizyonda hangi programı izlediğini sorarlar. Özkök “Çocuklar Duymasın” dizisini çok beğendiğini anlatır. ASKERLERİMİZİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRİLİR 4 Temmuz 2003 günü Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına Amerikan işgal kuvvetleri tarafından çuval geçirilir. Sosyolog Hakan Yavuz, 18 Temmuz 2003 günü Özkök’e Genelkurmayın 0312 – 425 08 13 numaralı faksından bir mektup gönderir. “Sayın Komutanım, Başımıza çuval geçirildiğinden bu güne, içim içimi yiyor, neredeyse patlayacağım. Bu günlerde Filistin’de canlı bomba olanların ruh hallerini anlamaya başladım. Eğer mayamda vatan sevgisi olmasaydı, eğer mezhebi geniş ve egosu her şeyin önünde bir insan olsaydım, bugünkü ruh halimde olmayacaktım. Eğer okumuş, düşünen bir insan olmasaydım bugünü güle oynaya geçiriyor olacaktım. Eğer “Çocuklar Duymasın” dizisine katlanabilen bir insan olsaydım, oradan toplumun bilincine zikredilen ‘Amerikalı bastırır parayı, Türkiye’de patron olur’ afyonunun etkisiyle, bugün yaşananları “üzücü” görüp, geçiştirebilirdim…” Hakan Yavuz bu mektubunda çuval tacizini geçiştiren Genelkurmay Başkanı Özkök’e, Çocuklar Duymasın dizisine gösterdiği beğeniyi hatırlatır. Dizi Amerikan yetiştirmesi bir senarist-yapımcı tarafından hazırlanmış ve görevleri malum medyada halkın beynini şekillendirmek için yayınlanmıştır. Yavuz, Atatürkçü görünen Özkök’ün beyninin de şekillendirildiğini tespit etmiş ama o aşamada uyarılarını Özkök’e “Sayın Komutanım” diye hitap ederek dost üslubu ile yapmıştır. TSK’NIN KRİZ BÖLGERİNDE GÖREV YAPMASI ABD, TSK’ni kriz bölgelerinde kullanmak istemektedir. AKP iktidarı talebe rıza göstermektedir. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök de verdiği bir demeçte, ABD’nin talebini benimsediğini ifade eder. Sosyolog Hakan Yavuz, 30 Haziran 2005 günü Özkök’e Genelkurmayın 0312 – 425 08 13 numaralı faksından yeni bir mektup gönderip, şöyle yazar: “Hürriyet Gazetesinin 29 Haziran 2005 Çarşamba günkü yayınında yer alan TSK’nın Dünya’daki Kriz Bölgelerinde görev yapacağını belirten açıklamanızı kınıyorum. … Siz TSK olarak dikkatinizi, ABD’nin yanında kriz bölgelerinde görev yapma konusuna yoğunlaştırırken, bölücülük azmış, densizleşmiştir. Bugün İstanbul’un ilçelerinde dahi, Türk halkı kendini güven içinde hissetmemektedir. Peşmerge uzantıları ekonomik yollarla ilçe merkezlerini, çarşıları ele geçirmişlerdir. Vatanı için hassasiyet gösterenler psikolojik bir taarruzla yıldırılmaktadır. … Bu yazıyı sizlere gönderme nedenim; bir yurttaş olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ni, gerçekten de Türk’ün silahlı kuvveti olarak görme arzusudur. Bunun aksi olabilecek her türlü gelişme, Türk Milletini derin bir üzüntüye sevk edecek ve Türk Milletinin önündeki badireleri biraz daha artıracaktır… Yüksek bir “devlet” ve “rütbe” kültürüne ve saygısına haiz Türk Milletinin, bağımsızlıkçı karakterini de, hiç kimsenin göz ardı etmemesi gerekir.” 2005 yılı bölücü terörün tırmandırıldığı bir yıl olur. Hakan Yavuz, AKP iktidarı bir yana TSK’da da hâkim olan aciz ruh haline isyan eder. 15 Temmuz 2005 günü Silivri’de başlattığı “Bataklık Kurutulsun, Kandil’e Operasyon Yapılsın” imza kampanyasına 2 bin imza toplar. Sosyolog Hakan Yavuz, 9 Ağustos 2005 günü Özkök’e Genelkurmayın 0312 – 425 08 13 numaralı faksından yeni bir mektup daha gönderir. Yavuz Özkök’ü istifa etmeye davet ettiği bu mektubun aslını Silivri Garnizon Komutanlığına, Genelkurmay Başkanına silsile yoluyla gitmek üzere teslim eder. Mektubun tamamı şu şekildedir: Orgeneral Sayın Hilmi Özkök TSK Genel Kurmay Başkanı Ankara Faks : 0312 – 425 08 13 Konu : İSTİFA TALEBİ Tarih : 09.08.2005 D A Ğ I T I M Garnizon Komutanlığı / Silivri Makamınıza ve giydiğiniz o şerefli Türk Subayı Giysisine yakışmayacak bir şekilde, “yetkisizlikten” yakınmanız; Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini AB ve BOP adlı yabancı tasarılarla ilga etme sürecinde oyalama taktiğinin bir ifadesidir. Ben Türk vatandaşı Hakan Yavuz olarak, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, her Türk vatandaşına ‘Gençliğe Hitabı’ ve ‘Bursa Nutku’ kapsamında verdiği görev ve yetki çerçevesinde; sizin sahip olduğunuz rütbe ve bulunduğunuz makamın gereğini yapmadığınızı ve TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ İLELEBET PAYİDAR KILMAK İÇİN ÇALIŞMADIĞINIZI anlamış bulunmaktayım. Her gün birkaç askerimizin şehit edilmesini, kışlalarımızın basılmasını, taciz edilmesini adeta seyreden haliniz nedeni ile ve Milletimizin ruh sağlığı açısından, bir daha şehit cenazelerine katılmamanızın daha faydalı olacağını anlamanızı rica ederim. Türk’ün Silahlı Kuvvetlerine ait olan o makamdan en geç 30 Ağustos 2005 Zafer Bayramı Gününe kadar istifa etmenizi, aksi takdirde, milletin nezdinde ordumuzun bu büyük zafer gününe, sırf sizin komutanızda olmak nedeni ile gölge düşebileceğini anlayabilmenizi umar, Gereği için bilgilerinize arz ederim. Sosyolog Hakan Yavuz, 12 Ağustos 2005 günü Özkök’e Genelkurmayın 0312 – 425 08 13 numaralı faksından yeni bir mektup gönderip, istifa talebini yineler. Mektup önceki gibi Silivri Garnizon Komutanlığından kayıtlı olarak ve silsile yoluyla da gönderilir. TANIMAMA İLANI Sosyolog Hakan Yavuz, 01 Eylül 2005 günü Genelkurmayın 0312 – 425 08 13 numaralı faksına yeni bir mektup gönderip, GENELKURMAY BAŞKANI HİLMİ ÖZKÖK’ÜN MEŞRUİYETİNİ YİTİRDİĞİNİ İLAN EDER. TSK Genelkurmay Başkanlığına Ankara Faks : 0312 – 425 08 13 Konu : Başkanın meşruiyetini yitirmesi hk. Tarih : 01.09.2005 D A Ğ I T I M Garnizon Komutanlığı / Silivri
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi ÖZKÖK, kendisine karşı yöneltilen eleştirileri, sanki Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılıyormuş gibi gösterme gayreti ile, “içeriden ve dışarıdan maksatlı olarak yapılan menfi psikolojik harekat uygulamaların” dan söz etmektedir. Gerçekte ise, Org. Hilmi ÖZKÖK’ün söylemleri ile ülkemize ve TSK’ya karşı psikolojik harekâtın merkezi olan ABD’nin söylemleri arasında büyük benzerlikler vardır. Org. Hilmi ÖZKÖK’ün, Türkiye’nin Misak-ı Milli sınırlarını değiştirmeyi hedefleyen Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP)’a yaklaşımı, bölücü teröre karşı “bölgesel kalkınma” reçeteleri, Afganistan ve Irak’ta ABD işgaline karşı verilen mücadeleyi “terör” kapsamında değerlendiren benzetmeler yapması, düşünce sisteminin ABD ile paralel olduğunu göstermektedir. Tüm bu nedenlerle, Org. Hilmi ÖZKÖK’ün TSK Genelkurmay Başkanı olarak kalmasını, şahsi vicdanımda meşru olarak kabul etmediğimi beyan ve arz ederim. Hakan Yavuz 2005 yılında Hilmi Özkök henüz görevdeyken, kendisini meşru Genelkurmay Başkanı olarak tanımadığını ilan etmiş ve vatandaş olarak sorumluluğunu yerine getirmiştir. Aynı günlerde, AKP muhalifi olan milliyetçi, ulusalcı vesaire gazete ve televizyonlar bu konuyu haber bile yapmamıştır. SONUÇ Vatansever, ulusalcı, milliyetçi, Atatürkçü tanımlamalarının, kimlik ve maskelerinin çok rahat kullanıldığı bu güzel yurtta Atalarımız ne güzel söylemiş: “Aynası iştir kişinin, başka söze bakılmaz” diye… Siz siz olun, kurum ve kişilerin markalarına, unvanlarına değil, yaptıkları işlere değer takdir edin. SİLİVRİ/10.04.2010
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||