"Gerçekten bu ülkede başbakan olmak koyun gütme becerisi gerektiriyormuş. Böyle sürüye de zaten böyle çoban yakışır..."Değerli genç yazarımız Seçkin Umut ironik bir dille durumumuzu özetlemiş...
Tarafsızlığı tartışılmaz Meclis Başkanımız bir ilimize yaptığı resmi gezi sırasında Tekel işçilerinin protesto gösterileriyle karşılaştı. Bu konuda yaptığı açıklama bir cümle. Başı sonu bir cümlecik. Ama öyle bir cümle ki bırakın meclis başkanını en taraflı hükümet üyesi söylese yadırganır. Beyanatı şöyle: ” Dışarıda 500 TL' ye çalışacak yüzlerce kişi varken, Tekel işçileri 900 TL' yi beğenmiyor, bağırıp çağırmakla da bir şey elde edemezler!” Buyurun bakalım... Bu bir meclis başkanı. Yani yürütmenin başı. Grev kırıcılık görevi meclis tüzüğünün hangi maddesinde yazılı çok merak ettim. Madem 500 TL normal bir insanın geçinmesi için yeterli bir tutar, kendisi neden 9.048 TL maaş alıyor? Biz de onun işvereni olarak 500 TL'ye pek alâ meclis başkanlığı yapacak bir sürü insan varken niye onun o kadar maaş almasına razı olalım? Tekel işçilerinin aylar süren eylemi boyunca ne polisle çatışmaya girildi ne de bir dükkâna zarar verildi. Ankara’nın göbeğinde polisin onca abartılı güç kullanmasına rağmen en küçük bir taşkınlık ve zarar verici hareketten kaçındılar. Yunanistan, Fransa gibi Avruğa ülkelerinde işçi eylemi olduğu zaman ülke felç oluyor. Ama bunlar o kadar kesintisiz itaat beklentisi içindeler ki, Tekel işçilerinin yaptığı bir küçük protesto eylemine dahi tahammülleri yok. Bu anlayışın bir de demokratik anayasa yapma işini üstlenmesi çok komik. Demokratik açılıma ise sadece Apo ve Kibariye’ nin destek olması durumu özetliyordur... Başbakan muhalefeti eleştirirken sık sık: “Bunlar iki koyun gütmekten acizler!” diyordu. Yıllar sonra R.T.Erdoğan’nın ilk kez bir sözüne hak vermiş oldum. Gerçekten bu ülkede başbakan olmak koyun gütme becerisi gerektiriyormuş. Böyle sürüye de zaten böyle çoban yakışır... Sürüye katılmayı reddeden, koyun olmak istemeyen bizim gibileri de kilosuna göre mezbahada sıraya soktular. Bu ülkede çoban da çok, kasap da... Çobanlar Ankara’da sürünün başında kalırlar, kasaplar da ABD'deki hocalarının işaretlediklerini kesip biçerler...