new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
KİM BU AMERİKALILAR

KİM BU AMERİKALILAR

Tarih 20 Nisan 2010, 18:00 Editör Editör

Anayasa değişikliği ile ilgili yazdığım yazılarda hep bu değişikliği yaratan iç dinamikler üzerinde durulmuştur. Oysa en az bunun kadar önemli olan konu, değişiklikteki dış dinamiklerin etkisidir. Bu yazıda da değişikliğe dış dinamiklerin nasıl etki yaptığı üzerinde durmaya çalışacağım.

Amacım, yurttaşlarımızın, değişikliğe oy vermeden önce tüm gerçekleri görebilmelerini sağlamaktır.

Anayasa değişikliğini öngören ya da etkileyen dış güçler, baskılarını iki konuda yoğunlaştırmışlardır. Bunlardan ilki “Kemalist” ideoloji ve bunun temeli olan laiklik; ikincisi, “Kürt açılımına” bağlı olarak “ulusal ve üniter devlet” yapısıdır.

Richard Perle, bundan otuz yıl önce, Cumhuriyet gazetesinden Ufuk Güldemir’e verdiği demeçte, ABD’nin, müttefik ülkelerin “laiklikleriyle” değil, güvenilirlikleriyle ilgilendiğini söylemiştir. (Ali Sirmen, Cumhuriyet, 16.04.2010) Yani ABD’ye göre, ilişki kurulan ülkelerdeki siyasal rejimin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan o ülkenin ABD’ye olan bağlılığı ve sadakatıdır.

Paul Henze’nin 1990 yılında Prof. Dr. Sabri Sayarı’ya hazırlattığı raporda, “Atatürk ilkeleri yeni dünya düzeniyle birlikte ölmüştür” denildikten sonra, “İran ve Arap sermayesiyle desteklenen köktendincilik Türkiye için tehdit oluşturmamaktadır” ifadesiyle gerçek amaç ortaya konulmuştur. Daha o tarihte Türkiye için öngörülen model rolün “İslami Cumhuriyet” olduğu açıklanmıştır. Kuşkusuz bunlar ısmarlama raporlardır ve ana projenin yıllar sonra uygulanacak amacını belli etmektedirler.

1990’dan sonra da ABD’li kuramcılar Türkiye Cumhuriyeti’nin laik rejiminin değişmesi için öncü olmuşlardır. CIA Ortadoğu Masası eski şefi Graham Fuller’in, yine Ufuk Güldemir’le yaptığı söyleşi (Cumhuriyet, 26.02.1990) hep aynı noktada düğümlenmektedir: “Kemalizm ölmüştür”. “Türkiye artık, İslam’ın günlük yaşamdaki rolünü yeniden düşünmelidir”.

Fuller’in o yıllarda gazetelerde yayımlanan demeçleri ve 15.07.2003’te Los Angeles Times’ta yazdığı yazıda, hep Türkiye’de “ılımlı İslam” modeli savunulmaktadır. Fuller’e göre, Türkiye Cumhuriyeti’nin İslami köklerine dönmesi gerekir.

Aynı görüşlerin, “Uygarlıklar Çatışması”nın yazarı Samuel P. Huntington tarafından da dile getirildiği görülmektedir. Huntington’a göre, Türkiye, “İslam’ın lideri” olmalıdır. Huntington, tezini savunabilmek için, tüm siyaset bilimcilerin görüşünü tersine çevirecek biçimde, “Demokrasinin mutlaka laikliğe dayanması gerekmediğini” bile söyleyebilmiştir. Oysa laiklik, demokrasinin “olmazsa olmaz” öğesidir.

Biraz daha ayrıntıya girersek, Huntington’un anılan kitabında; “Türkiye İslam’ın çekirdek devleti olmak için gerekli, tarihe, nüfusa, orta düzey bir ekonomik gelişmişliğe, ulusal birliğe, askeri yetenek ve geleneğe sahiptir” denilerek, Türkiye’ye gelecekte biçilen rol belli edilmiştir. Türkiye’nin, İslam’a liderlik edebilecek noktaya geldiğine işaret eden Huntington, bu aşamada yapılması gerekenler konusunda da şunları yazmaktadır: “Ama bunu yapabilmek için Atatürk’ün mirasını, Rusya’nın Lenin’in mirasını reddedişinden daha eksiksiz bir şekilde reddetmek zorunda kalacaktır”.

Huntington’un söylemi bunlardan ibaret değil. Diyor ki Hantington; “Atatürk’ün Türkiye’yi net biçimde laik bir toplum olarak tanımlaması, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu rolü Osmanlı İmparatorluğu’ndan devralmasını önlemiştir.” Yani demek istiyor ki, İslami rejim ve İslam ülkeleri liderliği sürdürülmeliydi. Çünkü, bu, Batı’nın çıkarlarına daha uygundur. Huntington şunu da ekliyor: “Türkiye kendini laik bir ülke olarak tanımladığı sürece İslam liderliğine soyunma olasılığı yoktur.”

Hudson Enstitüsü üyesi John O’Sullivan, Fuller ve Huntington’la örtüşen görüşünü, anayasayı da kapsayacak biçimde, daha o yıllarda ifade etmiştir. John O’Sullivan’a göre, “Türkiye artık laiklik anlayışını değiştirmeli ve bu değişikliği kalıcı kılmak için bir anayasal düzenleme yapmalıdır.”

Bu görüşler 20 yıldır yinelenip durmuştur. En son ABD Hava Kuvvetleri için analizler yapan araştırma şirketi Rand Corparation’ın Türk-Amerikan ilişkileri üzerine hazırladığı raporda, Türkiye’de şeriatçı bir rejimin kurulabileceği, bunu önlemenin yolunun, iktidardaki “ılımlı İslam”ın desteklenmesi olduğu, bu süreçte ABD’nin laikliğe vurgu yapmaması gerektiği açık biçimde ifade edilmektedir.

Bölücülük konusuna gelince: Bu konuda iki önemli görüş ve söyleme yer vermek gerekir. CIA Türkiye Masası Şefliği yapmış Paul Henze, daha 1990’lı yıllarda Türkiye için federasyonu önermiş ve önümüzde Yugoslavya’nın olumsuz örneği dururken, Türkiye’yi “federalizmin büyüteceği” yalanını söylemekten kaçınmamıştır. Henze baklayı ağzından çıkarmakta ve Türkiye için “İstanbul merkezli” bir “Yakındoğu Federasyonu” önermektedir. Ancak, Henze’ye göre, bunun için önce “Kürtlerle yakınlaşmak gerekir.”

ABD Carnegie Uluslar arası Barış Vakfı uzmanı Prof. Henry Barkey, daha sonra adı “demokratik açılıma dönüştürülen “Kürt açılımının” önündeki en büyük engelin Anayasa Mahkemesi olduğunu açık yüreklilikle ifade etmiştir.

Görüldüğü gibi dış güçler, Anayasa’da öngörülen temel düzenin, yani “Kemalizmin” ya da “Atatürkçülüğün” yıkılması için uzun yıllardır çaba göstermektedirler. Çünkü Atatürkçülük, tam bağımsızlığı, ulusal egemenliği, ulusal ve üniter devlet yapısını ve laik Cumhuriyet’i öngörmektedir.

Cumhuriyeti kuran iradenin eseri olan bu ilke ve değerler, onurlu, emperyalizme boyun eğmeyecek bir ulus yaratmak için öngörülmüştür. “Yeni dünya düzeni” projesiyle ortaya çıkan sömürgeci güçlerin hiç hoşlanmadıkları bu ilke ve değerler mutlaka değişmeli, anayasa buna göre yeniden düzenlenmelidir. Bugün yapılan da budur.

Yüce Türk Ulusu’nun oynanan bu oyunu görmesi gerekir.


Bülent Serim
Anayasa Mahkemesi eski Genel Sekreteri
Odatv.com
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ÖZEL HABERLER

Türkiye'yi bekleyen tehlikeler

Türkiye'yi bekleyen tehlikeler Sitemiz yazarlarından Rıfat SERDAROĞLU'nda aralarında bulunduğu Darağacı adlı kitap çıktı

ÇEVİK BİR TUTUKLANDI

ÇEVİK BİR TUTUKLANDI İşte Emekli Org. Çevik Bir'in savcılık sorgusunda verdiği cevap

ERMENİ MEZALİMİ

ERMENİ MEZALİMİ Ermeni Patrikhanesi'nin iftiraları, Nemrut Mustafa'nın hükmü, Mustafa Sabri'nin fetvası, Vahdettin'...

Hukuk Adamı Hilmi Bey, Hissiyat Adamı Aytaç Bey

Hukuk Adamı Hilmi Bey, Hissiyat Adamı Aytaç Bey -Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat - Ne yapacağız şimdi? Ürküttük gül gibi paşayı, oysa ilk demecinde "Israr eders...

Kurt Kanunu

Kurt Kanunu (Bu Topraklarda Sonu Gelmeyen "Ergenekon")- Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
SİVİLCE 19 MAYIS
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

En Çok Okunanlar

  •  
  •  
  •  

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası