|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ermenistan bizi kurtardı(!)Kıbrıs'ın elimizden Girit gibi uçup gitmesini Annan planına hayır diyerek Rumlar önlemişti.Şimdi de sınırlarımızın tartışılmaya açılmasını, doğu sınırlarımızın tehlikeye girmesini Ermenistan önlüyor! Ermenistan bizi kurtardı! Kıbrıs’ın elimizden Girit gibi uçup gitmesini Annan planına hayır diyerek Rumlar önlemişti. Şimdi de sınırlarımızın tartışılmaya açılmasını, doğu sınırlarımızın tehlikeye girmesini Ermenistan önlüyor! Yoksa iktidar sıfır problem politikalarıyla ver kurtulculuk oynuyor.Allahtan ki bizi koruyan mucizeler var!İktidar eğer aşağıda verilen haber doğruysaymış değerlendirme yapacakmış... Ah ki ah! Vah ki vah!..(bhaber.net) İşte haber :Ermenistan protokolleri Meclisinin Gündeminden Çıkardı ! Ermenistan'da parlamentoda çoğunluğu elinde tutan koalisyon hükümetinin üç partisi yaptıkları ortak açıklama ile "Türkiye'nin makul bir zaman içinde" protokolleri onaylamamasını gerekçe göstererek bu kararı aldığını bildirdi. Açıklamada, "Türkiye’nin protokolleri makul bir zaman içinde onaylamayı reddetmesi, Ermenistan Parlamentosu'nun ileriye dönük herhangi bir ileri adım atmasını da anlamsız hale getirdiğinden, ülkenin iktidardaki çoğunluğu sürecin sona erdirilmesini ve Türk tarafı sürece devam etmeye hazır olana kadar konunun Ermenistan Cumhuriyeti Parlamentosu’nun dört günlük oturumunun gündeminden çıkarılmasını uygun görmüştür" denildi. Ermenistan ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulması ve ilişkilerin normalleşmesini öngören iki protokol Ekim ayında Zürih'te imzalanmıştı. Protokollerin yürürlüğe girmesi için iki ülke parlamentoları tarafında da onaylanması gerekiyor. Türkiye, protokolleri Meclis'e sevk etti. Ermenistan ise önce Anayasa Mahkemesi’ne sonra da geçtiğimiz aylarda parlamentoya getirdi. Sarkisyan açıklama yapacak! Ermenistan, bir süredir Türkiye ile ilişkiler konusunda bir karar aldığını ve bunu zamanı geldiğinde açıklayacağını söylüyordu. Ermeni yetkililer de imzanın çekilebileceğini öne sürüyordu. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın bugün konuyla ilgili bir açıklama yapması bekleniyor. Serj Sarkisyan dün Milli Güvenlik Kurulu'nu toplamış ve koalisyondaki partilerin liderleriyle bir araya gelmişti. İktidarın kararıyla onay süreci durdurulan protokollerden Ermenistan'ın imzasını çekip çekmeyeceği kararı Sarkisyan'a ait. Türkiye değerlendirme yapacak Ermenistan hükümetinin aldığı kararla ilgili konuşan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin, "Bize ulaşan herhangi bir bilgi yok. Eğer haberler doğruysa biz de gerekli değerlendirmeyi yaparız" diye konuştu. NTV'nin haberine göre, Özügergin, Türkiye'nin şu an itibarıyla tavrında bir değişiklik olmadığını vurguladı. Ermenistan'ın Açıklaması News.am haber sitesinin bildirdiğine göre, Ermenistan koalisyon hükümetinin açıklamasının tam metni şöyle: "İki yılı aşkın bir süredir Ermenistan Cumhurbaşkanı ve iktidar partileri Türkiye ile ilişkilerin kurulması için kararlı bir biçimde ön koşulsuz adımlar atmıştır. ABD, Rusya, Fransa ve İsviçre sürece büyük katkıda bulunmuştur. Birçok devlet, ikili ilişkiler kurulması yönündeki girişimleri, bölgede istikrarın sağlanması ve var olan sorunların diyalog yoluyla medeni bir şekilde çözülmesi için benzersiz bir şans olduğu gerekçesiyle memnuniyetle karşılamıştır. Ancak Ermenistan’ın kararlı adımları ve uluslararası kamuoyunun umutları, sürekli olarak Türkiye’nin tutarsız ve kaçamak tutumu ve ön koşul koyma politikasıyla karşılaşmıştır. Bu politika, 10 Ekim 2009’da Zürih’te imzalanan Ermeni-Türk protokollerinin, makul bir zaman içinde onaylanması çabalarını açmaza sokmuştur. Ermenistan’daki siyasi çoğunluk, Türk tarafının tavrının, özellikle de Başbakan Recep Erdoğan’ın son dönemde Dağlık Karabağ barış sürecini protokollerin onaylanmasına bir koşul olarak ortaya koyan açıklamalarının kabul edilemez olduğunu düşünmektedir. Türkiye’nin protokolleri makul bir zaman içinde onaylamayı reddetmesi, Ermenistan Parlamentosu'nun ileriye dönük herhangi bir ileri adım atmasını da anlamsız hale getirdiğinden, ülkenin iktidardaki çoğunluğu sürecin sona erdirilmesini ve Türk tarafı sürece devam etmeye hazır olana kadar konunun Ermenistan Cumhuriyeti Parlamentosu’nun dört günlük oturumunun gündeminden çıkarılmasını uygun görmüştür." İşte Ermenistan tarafından onay süreci durdurulan protokollerin tam metni Protokol şöyle: "Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti, Aynı gün imzalanan ilişkilerin geliştirilmesi hakkında Protokol'de öngörüldüğü şekilde, halklarının yararına hizmet etmek amacıyla iyi komşuluk ilişkileri tesis etmeyi, siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda ikili ilişkileri geliştirmeyi arzulayarak, Birleşmiş Milletler Şartı, Helsinki Nihai Senedi, Yeni Avrupa için Paris Şartı çerçevesindeki yükümlülüklerine atıfta bulunarak, İkili ve uluslararası ilişkilerinde, eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine saygılı olacakları ve bu ilkelere saygı gösterilmesini sağlayacakları yönündeki taahhütlerini teyit ederek, İki ülke arasında güven ve itimat ortamı oluşturulmasının ve bunun muhafaza edilmesinin, tüm bölgede barışın, güvenliğin ve istikrarın kuvvetlenmesine katkıda bulunacağını, güç kullanımından ya da güç kullanma tehdidinden imtina etme, anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü, insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasının önemini akılda tutarak, İki ülke arasındaki mevcut sınırın uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanındığını teyit ederek, Ortak sınırın açılması hususunda aldıkları kararı vurgulayarak, İyi komşuluk ilişkileri anlayışıyla bağdaşmayacak herhangi bir siyaset izlemeyeceklerine dair taahhütlerini yineleyerek, Hangi nedenle olursa olsun terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınılacağını ve bunlara karşı mücadelede işbirliğine gidileceğini taahhüt ederek, Ortak çıkarlar ve iyi niyet zemininde, barış, karşılıklı anlayış ve uyum hedefleri doğrultusunda ilişkileri için yeni bir model geliştirme ve istikamet belirleme iradelerini teyit ederek, 1961 tarihli Diplomatik İlişkilere Dair Viyana Sözleşmesi uyarınca bu Protokolün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaşmışlardır." Metinde, "protokolün ve imzalanan diğer protokolün aynı gün ve esasen onay belgelerinin değişimini takip eden ilk ayın ilk günü yürürlüğe gireceği" belirtiliyor. Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin geliştirilmesine yönelik, "Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti Arasında İlişkilerin Geliştirilmesine Dair Protokol", Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan tarafından imzalandı. İsviçre'nin Zürih kentinde imzalanan protokol, Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkileri her alanda geliştirmeyi hedefliyor ve bu çerçevede bazı somut adımlar atıyor. Bu adımların başında, ortak sınırın, protokolün yürürlüğe girmesinden sonraki iki aylık bir süre içinde açılması yer alıyor. İki ülke ayrıca çeşitli alanlarda ve düzeylerde komisyonlar kurmayı kararlaştırırken, uluslararası uzmanların da katılımıyla tarihsel boyuta ilişkin bir alt komisyon kuruluyor. -PROTOKOLÜN METNİ- "Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti, Aynı gün imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulması Protokolü rehberliğinde, İkili ilişkilerini karşılıklı çıkarlara saygı ve güven temelinde geliştirme hedeflerini göz önünde bulundurarak, İkili ilişkilerini iki ülkenin ortak çıkarları temelinde, siyasi, ekonomik, enerji, ulaştırma, bilimsel, teknik, kültürel ve diğer alanlarda geliştirmeye ve ilerletmeye kararlı olarak, Uluslararası ve bölgesel örgütlerde işbirliğinin, iki ülke arasında özellikle BM, AGİT, Avrupa Konseyi, Avrupa-Atlantik İşbirliği Konseyi ve KEİ kapsamında geliştirilmesine destek vererek, İki devletin, bölgede demokratik ve sürdürülebilir gelişmenin sağlanması, bölgesel istikrar ve güvenin artırılması için işbirliği yapmak yönündeki ortak amaçlarını dikkate alarak, Bölgesel ve uluslararası uyuşmazlık ve çatışmaların uluslararası hukuk ilkeleri ve normları temelinde barışçı şekilde çözümlenmesi hususundaki taahhütlerini tekrarlayarak, Terörizm, sınır aşan örgütlü suçlar, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi bölgeye ve dünya güvenliği ve istikrarına yönelik ortak güvenlik tehditleri konusunda uluslararası toplumun eylemlerini güçlü şekilde desteklemeye hazır olduklarını yeniden vurgulayarak, 1- Bu Protokolün yürürlüğe girmesinden itibaren 2 ay içerisinde ortak sınırın açılması hususunda anlaşmışlardır, 2- Her iki ülkenin Dışişleri Bakanlıkları arasında düzenli siyasi istişare gerçekleştirilmesi, İki halk arasında karşılıklı güven tesis edilmesi amacıyla, mevcut sorunların tanımlanmasına ve tavsiyelerde bulunulmasına yönelik olarak, tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız bilimsel incelemesini de içerecek şekilde bir diyaloğun uygulamaya konulması, İki ülke arasında mevcut ulaştırma, iletişim, enerji altyapısı ve şebekelerinden en iyi şekilde istifade edilmesi ve bu yönde tedbirler alınması, İki ülke arasında işbirliğini güçlendirmek amacıyla ikili hukuki çerçevenin geliştirilmesi, İlgili kurumlar arasında ilişkilerin desteklenmesi ve uzman ve öğrenci değişimini teşvik etmek yoluyla bilim ve eğitim alanlarında işbirliği yapılması ve iki tarafa ait kültürel mirasın korunması ve ortak kültürel projelerin başlatılması amacıyla harekete geçilmesi, İki ülkenin vatandaşlarına gerekli yardımı ve korumayı sağlayabilmek için 1963 tarihli Konsolosluk İlişkilerine dair Viyana Sözleşmesi uyarınca konsolosluk alanında işbirliği tesis edilmesi, İki ülke arasında ticaret, turizm ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla somut tedbirler alınması, Çevre konularına ilişkin diyalog kurulması ve işbirliğinin güçlendirilmesi, hususlarında anlaşmışlardır. 3- Ayrıca, bu Protokol'ün 2. işlem paragrafında ifade edilen yükümlülüklerin hızlı bir şekilde uygulanmasını teminen, ayrı alt komisyonları da kapsayan Hükümetlerarası bir ikili Komisyon'un kurulması hususunda anlaşmışlardır. Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonlarının çalışma kurallarını hazırlamak üzere işbu Protokolün yürürlüğe girmesini izleyen günden 2 ay sonra iki Dışişleri Bakanı başkanlığında bir çalışma grubu oluşturulacaktır. Bu çalışma kuralları, işbu Protokol'ün yürürlüğe girmesini izleyen 3 ay içerisinde Bakanlar seviyesinde onaylanacaktır. Hükümetlerarası komisyon anılan çalışma kurallarının kabul edilmesinin hemen ardından ilk toplantısını gerçekleştirecektir. Alt komisyonlar, bu andan itibaren en geç 1 ay içerisinde çalışmalarına başlayacak ve görevlerini tamamlayana dek ara vermeden çalışacaklardır. Uygun olması halinde alt-komisyonlara uluslararası uzmanlar da katılacaktır." -PROTOKOLÜN EK BELGESİ- Protokolün ek belgesinde de uygulamaya ve ilişkilerin nasıl geliştirileceğine dair unsurlar ve zaman çizelgesi yer alıyor. Ek Belge'ye göre: "Atılacak adımlar: 1- Ortak sınırın açılması: Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında İkili İlişkilerin Geliştirilmesi Protokolünün yürürlüğe girmesinden sonra iki aylık bir süre içinde, 2- İki Dışişleri Bakanının başkanlığında, hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonlarının çalışma kurallarını hazırlamak üzere bir çalışma grubunun oluşturulması: Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında İkili İlişkilerin Geliştirilmesi Protokolünün yürürlüğe girmesini izleyen günden 2 ay sonra, 3- Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonlarının çalışma kurallarının Bakanlar düzeyinde onaylanması: Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında İkili İlişkilerin Geliştirilmesi Protokolünün yürürlüğe girmesinden sonra 3 aylık bir süre içinde, 4- Hükümetlerarası komisyonun ilk toplantısının düzenlenmesi: Hükümetlerarası komisyonun ve alt komisyonlarının çalışma kurallarının Bakanlar düzeyinde onaylanmasından hemen sonra, 5- Aşağıdaki alt komisyonların çalışmaya başlamaları: -siyasi istişare alt komisyonu; -ulaştırma, iletişim ve enerji altyapı ve şebekeleri alt komisyonu; -hukuki konulara ilişkin alt komisyon; -bilim ve eğitim alt komisyonu; -ticaret, turizm ve ekonomik işbirliği alt komisyonu; -çevre sorunlarına ilişkin alt komisyon; ve -tarihsel boyuta ilişkin alt komisyon, iki halk arasında karşılıklı güven tesis edilmesi amacıyla, mevcut sorunların tanımlanmasına ve tavsiyelerde bulunulmasına yönelik olarak, tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız bilimsel incelenmesini de içerecek şekilde bir diyaloğun uygulamaya konulması: (Bu diyalogda Türk, Ermeni ve İsviçre temsilcileri ile diğer uluslararası uzmanlar da yer alacaklardır.) Hükümetlararası komisyonun ilk toplantısından en geç bir ay sonra." Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin kurulması ve ilişkilerin geliştirilmesine dair iki ayrı protokol, İsviçre'nin Zürih kentinde geniş bir katılımla imzalandı. Zürih Üniversitesi'nde düzenlenen imza törenine, protokolleri imzalayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan'ın yanı sıra iki ülke arasındaki görüşmelerde etkin rol oynayan ülkelerin dışişleri bakanları da katıldı. Ermenistan Anayasa Mahkemisi Kararı üzerineDoç. Dr. Sedat Laçiner Ermenistan’da yasalaşma süreci Türkiye’dekinden biraz farklı. Antlaşma ve yasa önerileri Meclis kararından sonra değil, öncesinde Anayasa Mahkemesi’ne geliyor ve burada anayasaya uygunlukları yönünden inceleniyor. 10 Ekim 2009 günü İsviçre’nin Zürih şehrinde imzalanan Türkiye-Ermenistan Protokolleri de öncelikle Anayasa Mahkemesi’nin önüne geldi. Mahkeme’nin kararı merakla bekleniyordu ve mahkeme 12 Ocak 2010’da kararını açıkladı. Kararı okuyan mahkeme başkanı Gagik Harutiunian (Harutiyan) protokolleri Ermenistan Anayasası’na uygun bulduklarını açıklarken, gerekçeli kararında protokollerin yürürlüğe girmesini sözde soykırımın tanınması şartına bağladı. Kararda Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. maddesine atıfta bulunuldu. Malum bu bildirgede Türkiye’nin doğusu Batı Ermenistan olarak geçiyor. Karar ayrıca protokollerle Karabağ sorununda Ermenistan’ın herhangi bir yükümlülük altına giremeyeceğini de öngörüyor. Mahkeme Türkiye ile ilişkiler bir yana adeta Karabağ sorununda da hükümete sınırlarını çiziyor. Mahkemenin kararı kesin ve karara karşı temyiz imkânı yok. Bu kararla birlikte Ermenistan Meclisi’nde protokolleri onaylama sürecinin yolunun açıldığı, Meclis’te sürecin başlaması halinde onaylamanın da sorunsuz bir şekilde yapılabileceği belirtiliyor. Ancak Erivan’da genel kanaat konuyu Türkiye TBMM’de tartışmaya açmadıkça Ermeni Meclisi’nde de tartışmaya açmamak yönünde. Anayasa Mahkemesi’nin kararı hem Ankara’yı kızdırdı, hem de Taşnakları: Ankara kızgın, çünkü mahkeme kararında Bağımsızlık Bildirgesi’ne atıfta bulunuyor ve Ermeni iddialarının tanınmasını bir önşart gibi öne sürüyor. Türk Dışişleri'nin karar sonrasında apar topar yaptığı açıklamada “Söz konusu kararda, Protokoller’in lafzına ve ruhuna aykırı önkoşullar ve kısıtlayıcı hükümlerin zikredildiği tespit edilmiştir. Bu yaklaşım tarafımızdan kabul edilemez” deniyor. Ayrıca Bakan Davutoğlu da Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbantyan'ı telefonla aradı ve Ermenistan'ı protokollere bağlı kolması konusunda uyardı. Bakan Davutoğlu'na göre Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra Erivan'ın duruma açıklık getirmesi gerekiyor. Ankara bu kızgınlığında haklı, çünkü protokollerin müzakerelerinde iki taraf da soykırım tartışmalarına girmedi. Bu konu adeta görmezden gelindi ve öncelikle ilişkilerin üzerinde geliştirilebileceği ve bu hassas konu da dâhil her konunun görüşülebileceği bir iklim yaratılmaya çalışıldı. Protokolleri okuyan herkes görür ki eğer kapılar açılır, ilişkiler normalleşir, ilgili komite, komisyon, alt komite vs. tarzı diyalog ve işbirliği altyapısı tesis edilirse bundan sonra hassas konuları görüşmenin daha kolay olacağı mantığı burada vardır. Nitekim protokollerde iki tarafın üzerinde anlaşamadığı tarihi konulardan da bahsediliyor ve bunun için bir alt komite bile öngörülüyor. Hal böyle iken protokollerin ruhunu görmezden gelip bir de ön şart çıkarmak pişmiş aşa soğuk su dökmek anlamına geliyor. Eğer mahkemenin önşartları Ermenistan Meclis'inde önşarta/çekinceye dönüşürse protokoller adeta Ermenistan’ın arka kapıdan dolanma aracı haline gelir. Eğer iki taraf da soykırım ithamlarını daha yolun başında görüşmeye, hatta bu iddiaları kabul etmeye hazır olsalardı bu protokollere ne gerek vardı ki? Ermenistan Anayasa Mahkemesi adeta “önce sorunlarınızı çözün de ondan sonra sorunlarınızı kolaylaştıracak bu protokolleri onaylayın” diyor. Başka bir ifadeyle karar protokollerin ne ruhunu ne de lafzını gözetmeyen bir karar. Belli ki Ermeni devletinin de derinlerinde bir yapılanma var. *** Mahkeme’nin kararı sadece Türkiye’yi değil, Taşnakları da rahatsız etti. Protokollere daha en başından karşı çıkan Taşnaklar protokolleri muhalefet yapmak için iyi bir malzeme olarak gördü ve bu ‘malzeme’yi bugüne kadar da hoyratça kullandı. Sokak gösterileri yapıyorlar, demeçler veriyorlar, Türk bayrağı yakıyorlar, yönetimi ve mahkemeyi tehdit ediyorlar ve daha neler neler. Onların ön şartı ise sadece soykırım iddialarının Türkiye tarafından tanınması değil. Taşnaklar tanınmaya ek olarak tazminat da istiyorlar. Kurban yakınlarına para, Ermenistan’a ise toprak istiyorlar. Onlara göre bugünkü Doğu Anadolu, Çukurova ve Karadeniz’e uzanan hat Ermenistan ülkesi. Taşnaklar Ermenistan Anayasası’nın (Bağımsızlık Bildirgesi ile) Ermeni devletine bu büyük Ermeni ülkesini yeniden eline geçirme görevini verdiğini, protokollerin ise sınırları şartsız olarak tanıyarak bu göreve ihanet anlamına geldiğini belirtiyorlar. Bu nedenle protokolleri bir tür taviz olarak görüyor ve büyük bir kızgınlıkla Sarkisyan Yönetimi’ne saldırıyorlar. Mahkeme kararını açıklarken de dışarıda Taşnaklar karar aleyhine gösteri yapıyorlardı. Belli ki mahkeme kararı da onları tatmin etmemiş, onaylama sürecinin devam ediyor olması onları kızdırmaya yetmişti. Taşnakların mahkemeden beklentisi protokollerin en azından kısmen de olsa anayasaya aykırı olduğunun belirtilmesiydi. Taşnaklar protokollerin ön şartsız onaylanması halinde Ermenistan’da rejim değişikliğinin olabileceğini dahi açıkça söyleyebiliyorlar.[1] Muhalefete göre Anayasa Mahkemesi Sarkisyan’ın kuklası ve o ne derse o yönde karar alabiliyorlar. Buna rağmen Taşnaklar Sarkisyan’dan mahkeme kararının ardından protokolleri Ermenistan’ın çekincelerini ekleyerek Meclis’e göndermesini istiyorlar. Ancak Sarkisyan’ın partisi protokollere şartlar eklemenin doğru olmayacağını, önşartlar koşma konusunda Ermenistan’ın Türkiye’yi suçlarken böyle bir yola gitmesinin yanlış anlaşılabileceğini düşünüyor. Ayrıca Sarkisyan tarafı protokolleri Meclis’e taşımada acele edilmemesini, bu aşamada önce Türkiye’den adım atmasını beklemenin daha uygun olacağını da düşünüyor. Bu yaklaşımın dayandığı temel varsayım ise "biz ilk adımı attık, şimdi sıra Türkiye'de" düşüncesi. Oysa ki Türkiye hiç de böyle düşünmüyor. Tam tersine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na göre Türkiye süreçte Ermenistan'dan bir hayli ileride, çünkü Ermeni tarafı henüz protokolleri meclisin kapısından dahi sokmamışken, Türkiye tüm gerekli işlemleri yapmış, protokolleri meclis görüşmesine/onayına hazır hale getirmiş durumda. Doğrusu nereden baktığınıza göre değişir. Hassas bir denge oyunu oynanıyor burada. Kim önce geçirecek önemli. Çünkü ilk geçirenin karşılaşacağı zorluklar var. Bir şeyler almadan bir şeyler vermek korkusu da var elbette. Tabii ki bir taraf protokolleri onayladıktan sonra diğernin onaylamaması da onaylamayan üzerinde başka türlü baskılara neden olabilecek. *** Elbette Ermenistan’daki tek muhalif grup Taşnaklar değil. Örneğin Ermeni Ulusal Kongresi de (HAK) protokollere karşı. Onlara göre sadece Anayasa Mahkemesi değil Taşnaklar da Sarkisyan’ın kuklası. HAK’a göre ortada oynanan bir orta oyunu ve herkes rolünü oynuyor. Aynı şekilde Zharangutyun partisi de mahkeme kararını Başkan’ın isteğine göre alınmış bir karar olarak görüyor. *** Diğer taraftan Türkiye bu konuda taviz olarak algılanan pek çok adımı zaten attığını düşünüyor. Azerbaycan’ı kırma pahasına atılan adımlardan sonuç alınamazsa sürecin Türkiye açısından faydalı bir yanı kalmayacak. Türkiye aslında protokollerden ziyadesiyle memnun, sanki her satırını Türk diplomatlar yazmış gibi duruyor. Sınırlar tanınıyor, tarihi konular komisyonlara gidiyor, diyalog ve işbirliği başlıyor ve diğer avantajlar. Şimdi Anayasa mahkemesi hem soykırım iddialarını, hem de Karabağ’da tıkanıklığı yeniden hortlatmış oldu. Ermenistan Türkiye’yi önşartlar öne sürmekle suçlarken kendisi en ağır önşartları masaya sürmüş oldu. Protokollerde bir zaman sınırlaması yok. Ancak 24 Nisan kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Özellikle Amerikalılar için bu tarih önemli. Çünkü 24 Nisan’da ABD başkanı bildik konuşmasını yapacak. Barack Obama geçmişteki hiçbir ABD başkanının yapmadığı kadar bu meseleye angaje oldu. Soykırım kelimesini kullanma sözünü verdi. Şimdi sözünü ertelemesi için birtakım olumlu gelişmeye ihtiyacı var. Diğer taraftan 24 Nisan Ermenistan için de önemli. Diaspora’da bazı grupların yoğun baskısı altında Erivan’ın meseleyi sürüncemede bırakmaya tahammülü yok. Üzerindeki ağır yükü Türklerin üzerine her an atabilirler. 24 Nisan pek çok Ermeni için en kutsal gün. Bu nedenle o gün öncesinde ve sonrasında tribünlere oynayacak Ermenilerin sayısı bir hayli fazla olacak. Bu kervana Ermenistan devleti de katılır ise süreç çok ağır bir yara alabilir. Son olarak Türk Dışişleri de 24 Nisan’ı önemsiyor. Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden bir süreç olduğu sürece üçüncü tarafların bu meseleye karışmakta zorlanacağını düşünüyorlar ki bunda çok haklılar. Kısacası 24 Nisan yaklaştıkça Ermeni sorunu cephesindeki adımlar hızlanıyor. Tüm gözler TBMM’ye dönüyor. Ermeniler de Amerikalılar da önce TBMM’nin protokolleri onaylamasını bekliyorlar. Elbette Ruslar da perde gerisinden Meclis onayının geçmesi için can atıyorlar. Rusların bu denklemdeki beklentisi müttefikleri Ermenistan’ın ekonomik olarak rahatlaması, Türkiye’ye kızan Azerbaycan’ın bir adım daha Rusya’ya yaklaşması, Gürcistan’ın ise yalnızlaşarak zamanla Moskova’nın kucağına düşmesi. Anlayacağınız oyun içinde oyun var.
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||