|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Alay eder gibi...Kuruluş yıldönümü tarihini Anıtkabir özel defterine 48 yazacağına 47 yazdı!"Hayır öyle olmadı!Tarihteki yanlışlık unutkanlıktan değildi. Ne miydi?Sıkı durun:Kılıç deftere geçen yılki yazısının aynısını ....(özel haber) Alay eder gibi eskisini tekrar yazdıAta’nın emanetini daima yaşatacağız! Anayasa Mahkemesi 48 yaşında! Haşim Kılıç’ın Atatürk’ün mozolesine çelenk bırakmasının ardından, saygı duruşunda bulunuldu. Ardından, Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Kılıç, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:……..diye başlayan cümlelerle Mahkeme Başkanının yazdığı metin gazetelerde kayda geçirildi. Televizyonlarda okundu.Yazdıkları satır satır yazıldı, sonra da şu cümleyle açıklama yapıldı : Kılıç tarihi hatırlamadı. Şimdi biz soralım: Hangi tarihi? Kuruluş tarihini! 48 yazacağına 47 yazdı! Haberlerin verilişi aynen şöyleydi: „Kılıç, deftere, “Yüce Atatürk, kuruluşumuzun 47. yılında Anayasa Mahkemesi üyeleri ve raportörleri olarak huzurundayız” diye yazdı.“ Hayır öyle olmadı! Kılıç deftere böyle yazdı ama tarihteki yanlışlık unutkanlıktan değildi. Ne miydi? Sıkı durun: Kılıç deftere geçen yılki yazısının aynısını evet yanlış duymadınız aynısını yazdı ! Geçen yıl Atatürk’ün huzuruna Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak çıktığında ne yazdıysa bu sene de o ! Geçen yılki yazdıklarına sadece beş kelime eklenmişti : « …kararlılığımızı ve hukukun evrensel değerlerini… » İşte hepsi bu. Aynı yazıyı geçirirken ama bir yanlışlık yapmıştı. Geçen yıla ait olan 47. yıldönümü yazısını 48’e çevirmeyi unutmuştu! Bu olayı şimdi kim izah edebilir? Yapılanı bir daha düşününüz... Bir devletin en büyük mahkemesinin başı kuruluş yıldönümünde o ülkenin kurucusunun huzuruna yani Anıtkabir’e gidecek ve şeref defterine o büyük kişinin manevi huzurunda yazı yazacak, Ata’ya seslenecek...Ne büyük şeref ve gurur değil mi? Ne büyük bir olay! Bir görev! Peki bu en büyük mahkemenin başkanı ne yapıyor? Bir sene önce yazdığı metne sadace beş kelime yani yarım cümle ekleyerek, kuruluş yıldönümü tarihini de bu arada değiştirmeyi unutarak yanlış tarihli tekrar metin yazıyor! İktidardaki zihniyet de zaten Atatürk’ün huzuruna çıkmayı, saygı duruşunda bulunmayı “Sap gibi dikilmek …diye şikayet etmiyor muydu partidaşlarına? Sonra da bugün anlı şanlı gazeteler Kılıç’ın deftere yazdıklarını sanki çok önemliymiş, yeni birşeymiş, huzurda söylenen kıymet arzeden sözlermiş gibi vermediler mi? İnsanın devletimizin düşürüldüğü bu hallere içi yanıyor! Kahroluyor! Çok mu zordur o yüce kimsenin manevi huzurunda günün önemini gösteren bir kaç söz yazmak! Büyük Atatürk’e saygıyla bir şeyler arzetmek… Biraz özenli olmak! Saygılı olmak! Bir sene öncekinin tekrarı sözleri kimse ne bu diye de yadırgamıyor! Belki de çoğu farketmiyor bile! Farketse de saygısızlık saymıyor! Tartışmıyor! Olaya gereken değeri vermiyor! Anayasa Mahkemesi gibi bir kuruma Türk Milleti’nin saygısı sonsuzdur! Ama bu kuruma saygısızlık yapana kimse saygı duymak mecburiyetinde değildir! bhaber.net-Feza Tiryaki-
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||