new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
Başbakan'ın

Başbakan'ın "5000 Terörist"i

Tarih 05 Mayıs 2010, 02:10 Editör Editör

"İçerdeki 5000 terörist bittimi ki dışarıdakiyle uğraşalım" diyen Başbakan, bir gün sonra başlayacak "Ergenekon" Davası için, "Ayşe tatille çıksın" mesajı mı verdi. Ergenekon Davası Nasıl Başladı. Ergenekon Sanığı Bekir Öztürk Yazdı.

Son üç yıldır ülkenin gündemini alt üst eden Bazılarının “Asrın Davası” şeklinde nitelendirdiği Asrın Kepazeliği, nasıl bir süreçte başladı?

 

AKP’yi kurtarma operasyonu, nasıl Türk Hukuk Sistemi ve Türk Silahlı Kuvvetlerini iğdiş etme operasyonuna dönüştü?

 

Ergenekon Sanığı Bekir Öztürk yazdı.

 

“Ergenekon” Operasyonundan ilk tutuklanan kişi olan Oktay Yıldırım’ın İstanbul Temsilciliğini yaptığı Kuvvacılar Derneği’nin Genel Başkanı olduğum için en başından itibaren operasyonun içinde oldum. Oktay’dan 35 gün sonra tutuklandım ve 22 ay esir edildikten sonra 8 Mayıs 2009 da tahliye oldum.

 

Oktay tutuklandıktan iki gün sonra Derneğimiz ile ilgili 6 ilde eşzamanlı aramalar yapıldı. Aramanın yapıldığı an bende Ankara da Genel Merkezdeydim. Dernek binalarımızda yapılan aramalar sonucunda Sadece Atatürk Posterleri ve Türk Bayrakları suç delili olarak alınmıştı.

 

Ama derneğin bu denli temiz olması, şiddet içeren hiç bir eylem ya da söyleminin olmaması yetmezdi bizi bu davadan kurtarmaya. Oktay Yıldırım’ı tanıyanları tanıyanların tutuklandığı bir mantık hatası vardı ortada. Bu nedenle cellâdını bekleyen idam mahkûmu gibi beklemeye başladım. 20 Haziran da tutuklandığım yalanı haber yapıldı. Derhal Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne giderek “Bekir Öztürk Yakalandı şeklinde bir haber bile beni incitir, ben lazımsam geldim” dedim. Ama bir yalandan ibaret olduğu anlaşıldı.

 

Bu arada hiçbir şekilde tanımadığım Veli Küçük ve Muzaffer Tekin ile, hangi yakada olduğunu bile bilmediğim Ümraniye’deki gecekondu da sık sık toplandığımız iddia ediliyordu. Bu iddialara kuvvaimilliye.net sitesindeki köşemden. “Veli Küçük ve Muzaffer Tekin’i tanımıyorum, ama artık bunu büyük bir eksiklik olarak görmeye başladım. Söz veriyorum size İstanbul’a ilk gittiğimde şayet kendileri de uygun görürlerse onlarla tanışarak bu eksikliği telafi edeceğim. Hatta medyanın senaristlerine malzeme vermek için kendileriyle boy boy fotoğraflar çektireceğim” şeklinde cevap vermiştim. ( Bu ifadeler 1. Ergenekon İddianamesinde de aynen bu şekilde yer almaktadır. ) 

 

Böyle bir süreçte,

Soruşturmanın 1.Numaralı Sanığı ile 486 kez telefonla görüşmüş,

Ona sahibi olduğu sitede köşe açmış,

Genel Başkanı Olduğu Derneğin İstanbul Temsilciliğini vermiş biri olarak onun tutuklanmasından sonra yaptığım basın toplantısında süreci şu şekilde tanımlıyordum.

 

"Oktay Yıldırım üzerinden yapılanlar, Milli Dirence, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik bir yıldırma ve yıpratma kampanyasıdır. İhbarın Trabzon kaynaklı olması ve olayın Danıştay Saldırısı, Dink Cinayeti ile ilişkilendirilmesi ise konuya derinlik kazandırma çalışmalarıdır." (*)

 

Geçen süre zarfında “Derinlik kazandırma çalışmaları” nın yanı sıra, enine bir büyümede hissedilmeye başlanmıştı. Nasıl olsa bir “Cesur Savcı” bulunmuş ve bir “Devlet Büyüğü”  nün “Delillendirip Dava açın” emri (!) alınmıştı.

http://bhaber.net/yazar/489-zekeriya-oz-un-tanri-kompleksi.html

 

Artık;

* Hükümeti eleştirenler,

* Hükümet Hakkında olumsuz haber yapanlar,

* Hükümet üyeleri ile ilgili kitap yazanlar,

* Türk Silahlı Kuvvetlerini Savunanlar,

* Milliyetçi ve Ulusalcılığı aktif olarak savunanlar,

* Hükümeti düşürüp yerine geçmek için (!) Siyasi parti Kurmaya çalışanlar,

* ABD’nin ve AB’nin, Fetullah Gülen’in Bartholomeos’un Türkiye Üzerindeki oyunlarına karşı çıkanlar, bir torbanın içine tıkılıp, istenildiği kadar orada esir tutula bilirlerdi.

 

Süreç giderek Adalet Camiası ve Polis Teşkilatına sızan bir takım cemaat mensuplarının üzerinden, Cemaatler ve Hükümetin “Ordunun neresine kadar dokunabiliriz” testine dönüşecek, Ömürleri boyunca terörle mücadele etmiş her rütbeden muvazzaf ya da emekli yüzlerce TSK mensubu davaya dâhil edilecek, “Türk Silahlı Kuvvetleri = Ergenekon Terör Örgütü” denkleminin kurulduğu çok sayıda iddianameler hazırlanacaktı.

 

Peki, buraya nasıl gelindi?

Ümraniye de Bomba Bulunduğu Yalanından ( Bunun nasıl bir yalan olduğunu yakında belgeleriyle yazacağım ) birkaç gün önce Türkiye’nin gündemi neydi?

Bu gündem yüzünden iktidar partisi nasıl eriyordu?

Başbakanın “içerde” diye işaret ettiği “5000 terörist” kimdi?

 

Bu sorulara cevap ararken biraz geçmişe gitmemiz gerekecek.

O halde gelin hafızamızı tazeleyelim.

 

22 Temmuz 2007 Seçimlerine yaklaşık iki ay vardı. İşsizlik, Ekonomik kötü gidiş, Sınır ötesi müdahale konusundaki isteksizlik, ve son zamanlarda artan terör olayları nedeniyle Hükümet zor günler yaşıyordu.

 

Her ne kadar 27 Nisan Bildirisi ile Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt suni teneffüs yapsa da AKP’nin hızlı düşüşüne engel olamamıştı. Özellikle ayın ortasında 42 şehidin verildiği haziran ayında Hükümeti zor günler bekliyordu.

 

4 Haziran 2007 günü Tunceli’nin Pülümür İlçesi, Kocatepe Jandarma Karakoluna yapılan bir hain saldırı da 7 şehit vermiştik.

 

6 Haziran 2007 günü Zaman Gazetesi Yazarı Nuh Gönültaş “Erlerimiz savaşıyor, subaylarımız nerede?” başlıklı yazı kaleme almıştı. O yazı ile ilgili benim değerlendirmelerim maksadı aşabileceğinden onunla aynı çizgide sayılabilecek Hüseyin Güllerce’ nin 10 Haziran günü Zaman Gazetesindeki köşesinden yaptığı eleştiriyi yazacağım. ( Maalesef bu yazı gazetenin arşivinden silinmiş )

 

Gülerce, Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmayı alışkanlık haline getiren Zaman Gazetesinde ki köşesinden bu konuda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini kısaca anlattıktan sonra;

 

“Bugün Gazetesi yazarı Nuh Gönültaş, maalesef bu sorumluluğu göstermedi. Geçtiğimiz çarşamba günü ‘Erlerimiz savaşıyor, subaylarımız nerede?’ başlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri'ni rencide edici, milletimizin gözbebeği ordumuzun içinde er-subay ikiliği varmış gibi, son derece yanlış bir değerlendirme yaptı. ‘Muharebe subay işidir. Ama erler savaştırılıyor, yedek subaylar savaştırılıyor. PKK ile mücadelede subaylarımız nerede?’ dedi. Bu tür ifadeler, bizim gençlik yıllarımızda ‘komünist’lerin yazılarında, sloganlarında vardı. Çünkü yapısı gereği (Sovyetler Birliği örneğine rağmen) Marksist-Leninistler milli ordu düşmanlığı yapmayı bir strateji olarak benimsemişlerdi. Her fırsatta Türk Silahlı Kuvvetleri'ne saldırmayı kendilerine iş edinmişlerdi.”

 

Şeklinde eleştiriyor Gönültaş’ı.

 

6 Haziran 2007 günü aynı zamanda, Pülümür de şehit edilen erlerden Emrah Kayadelen’in Cenaze Merasimi yapılacaktı. Selimiye Camisinde yapılan törene 1 Ordu Komutanı, İstanbul Valisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Cumhuriyet Başsavcısının yanı sıra daha sonra tamamı “Ergenekon” Davasından Cezaevine gönderilecek olan, Muzaffer Tekin, Kemal Kerinçsiz, Oktay Yıldırım, Sevgi Erenerol, Mahmut Öztürk’te vardı.

 

Son günlerde neredeyse her gün gelen Şehit Haberleri nedeniyle ortaya çıkan yüksek hassasiyet tepki ve protestoları beraberinde getirmişti.

 

9 Haziran 2007 de Nuh Gönültaş’ın “Subaylar nerede” sorusuna “Burada” dercesine Yarbay Melih Gülova ve Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun şehit olduğu haberi alındı.

 

11 Haziran 2007 günü Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu’nun Cenaze Töreni Devlet Erkânının ve Hükümetin yoğun ilgisi ile Kocatepe Camisinde kılınan cenaze namazından sonra Cebeci Şehitliğinde defnedilecekti.  

 

“Hükümet kanadından Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin şehit yakınlarına başsağlığı dilemek için tören alanına geldi. Vatandaşlar Şahin'i protesto etti. Kalabalık, ‘Hainler dışarı’, ‘AKP dışarı’ ve ‘Kahrolsun PKK, işbirlikçi AKP’ şeklinde sloganlar attı.” (**)

 

Törene katılamayan Başbakanda sloganlardan nasibini almıştı. “şehide kelle, teröriste sayın, komutana mayın”, “Çürük raporu almadı, yan gelip yatmadı” sloganlarının adresi direk Başbakandı.

 

Hükümetin 7 Bakan ile katıldığı törende daha sonra benim tayinimi çıkardığı iddiasıyla “Ergenekoncu” ilan edilecek olan Abdullatif Şener ise alkışlarla karşılanmış, hatta diğer Bakanlarla yan yana duran Abdullatif Şener’e “Çık oradan” sloganları atılıyordu.

 

Aynı gün Şehit Yarbay Gölava için ise Manisa da tören düzenleniyordu. Bu kez tepkilerin odağında AKP Manisa Milletvekili ve Meclis Başkanı Bülent Arınç vardı.

 

“Yağmura rağmen yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı cenaze törenine gelen AKP Manisa Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, hemşerilerinin yoğun tepkisiyle karşılaştı. Uzun süre yuhalanan ve ‘Arınç dışarı', ‘Manisa seninle rezil oluyor' sloganlarına maruz kalan Arınç, tören yürüyüşünü yarıda kesip mezarlığa gitmeden kentten ayrıldı.” (**)

 

12 Haziran 2007 günü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını ziyaretinin çıkışında Arınç; Kendisi ve Hükümet ile ilgili slogan atanların hepsinin kameralar tarafından tek tek kayda alındığını söylüyor ve “gereken yapılacak” diyordu. Aynı gün içinde “Şehit Cenazesinde Hükümet Protestolarına İnceleme” başlıklı haberler düştü ajanslara.

 

12 Haziran 2007 günü bir dikkat çeken açıklama da Başbakandan gelecekti.

 

Başbakan Terör Zirvesi öncesi kendisine uzatılan mikrofonlara;

“İçerdeki 5000 terörist bittimi ki dışarıdakiyle uğraşalım” diyordu.

 

Başbakan burada neyi kastediyordu?

 

Bu bir gün sonra başlatılacak olan Ümraniye Soruşturmasının için

“Ayşe tatille çıksın” mesajı mıydı?

 

Bu gün davaya konu edilen insan sayısı ile Başbakan’ın telaffuz ettiği 5000 rakamını karşılaştırdığımızda bir sonuç çıkaramasak bile, “Başbakan’ın her gün okuduğu ilk gazete” nin yazarlarından Dilipak’ın “Daha tutuklanması için sırasını bekleyen yüzler değil, binlerce isim var. İnce ve uzun bir yoldayız. Sabır, kararlılık ve cesaret gerek. Gelinen noktaya bir gün mutlaka gelinecekti ve gelindi. Benden söylemesi. Bundan sonrası için herkesin daha dikkatli olması gerek.” (***)

 

Cümlesindeki rakamlarla birleştirdiğimizde bu sonucun doğrulandığını görebiliyoruz.

Her ne kadar açık açık dile getirmeseler de bu düşünceye sahip insanların Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında neler düşündüğünü de herkes bilir.

 

Örneğin Deniz Feneri Davası ile ilgili medyada çıkan haberlere sinirlenen;

 

 “Dava devam ederken o insanları (Zahit Akman ve Zekeriye Karaman) hedefe oturtmak yargısız infaz ve hatta ahlaksızlıktır. Hangi hakla bunu yapıyorsun? Sen hukuk musun, mahkeme misin?”

 

diyen Başbakan, iki sahtekar sanığın, pardon “Gizli” Tanığın sözleriyle bir iddianameye monte edilen 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ile ilgili ya da diğer Türk Silahlı Kuvvetleri Mensupları, hikayeden yere esir edilen bizlerle ilgili böyle bir beyanı olsaydı yukarda ki değerlendirmeyi yapmak Ahlaksızlık olurdu.

 

Ancak gelinen süreçte saflar netleşmiştir. Bir yanda “Ergenekon” Davasının Savcılığını üstlenen Başbakan’ın referansıyla din adına milleti dolandıran sahtekârlar var.

 

Diğer tarafında “Akıl ve ruh sağlığının yerinde olup olmadığı şaibeli savcıların normal bir insanın akıl süzgecinden geçemeyecek saçma sapan iddialarıyla esir edilen” Vatanseverler, Subaylar, Astsubaylar, Yazarlar, Gazeteciler, Akademisyenler, Siyasi Parti Yöneticileri, Sendikacılar, Dernek Yöneticilerinden oluşan şerefli insanlar.

 

Bu arada birçok insan tarafından 12 Haziran 2007 de başladığına inanılan Asrın Kepazeliğinin yıllar öncesine dayalı bir oyun olduğunu, hatta mevcut Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun bu operasyona özel olarak ayarlandığını daha önce yazmıştık.

 

Bunun en açık delili, 12 Haziran 2007 den çok önce, Bekir Öztürk, Adil Serdar Saçan, ve sahibi olduğum kuvvaimilliye.net isimli muhalif haber sitesinin yazılı olduğu bir şemanın, Mit tarafından Başbakanlığa gönderilmesiydi.

( http://bhaber.net/haber/2801-akp39nin-ergenekoncu-lari.html )

Peki, bu şemada kimler vardı?

Şemadaki isimlerden kaçı tutuklandı?

 

Fikri Karadağ

Erkut Ersoy

Durmuş Ali Özoğlu

Kemal Kerinçsiz

Bekir Öztürk

Adil Serdar Saçan

Ergün Poyraz

Mustafa Özbek

Behiç Gürcihan

Sedat Peker

Orhan Tunç

Doğu Perinçek

Ferit İlsever

Şener Eruygur

Tuncay Özkan

İsmail Yıldız

Ümit Sayın

Levent Temiz

Taner Ünal       

 

Bu isimlerden “Ergenekon” Davasına konu olmayan kimse yok.

Kırmızı olarak seçilen kişilerin tamamı “Ergenekon” Sanığı. Levent Temiz Hariç tamamı Ergenekon Zindanlarından geçmiş, yarısından fazlası da halen içerde.

Levent Temiz gözaltına alınıp serbest kalmış ancak davanın sanığı olmaktan kurtulamamıştır. Taner Ünal ise bu davada adı çok yerde geçen, iddianamede benim iki katım yer ayrılan, ancak davanın sanıkları listesinde bulunmayan bir isim.

 

Şimdi biri gelsin bu davanın 12 Haziran 2007 de Ümraniye de bir gecekonduda bomba bulunduğu yalanından sonra başladığına inandırsın beni.

 

Ve tabiî ki Başbakan’ın 12 Haziranda “içerdeki 5000 Terörist” derken Türk Silahlı Kuvvetlerini kastetmediğine de.

 

Bekir Öztürk

http://bhaber.net

bilgi@bhaber.net

 

(*) http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=22.07.2007&i=57150 

(**) http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6687441&tarih=2007-06-11

(***)  http://www.odatv.com/n.php?n=dilipak-gelecek-gunlerde-neler-olacagini-acikladi-0804101200

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ÖZEL HABERLER

Türkiye'yi bekleyen tehlikeler

Türkiye'yi bekleyen tehlikeler Sitemiz yazarlarından Rıfat SERDAROĞLU'nda aralarında bulunduğu Darağacı adlı kitap çıktı

ÇEVİK BİR TUTUKLANDI

ÇEVİK BİR TUTUKLANDI İşte Emekli Org. Çevik Bir'in savcılık sorgusunda verdiği cevap

ERMENİ MEZALİMİ

ERMENİ MEZALİMİ Ermeni Patrikhanesi'nin iftiraları, Nemrut Mustafa'nın hükmü, Mustafa Sabri'nin fetvası, Vahdettin'...

Hukuk Adamı Hilmi Bey, Hissiyat Adamı Aytaç Bey

Hukuk Adamı Hilmi Bey, Hissiyat Adamı Aytaç Bey -Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat - Ne yapacağız şimdi? Ürküttük gül gibi paşayı, oysa ilk demecinde "Israr eders...

Kurt Kanunu

Kurt Kanunu (Bu Topraklarda Sonu Gelmeyen "Ergenekon")- Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
SİVİLCE 19 MAYIS
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

En Çok Okunanlar

  •  
  •  
  •  

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası