|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Serhat Boyları:Kars(Dizi röportaj-1-)Yeniçağ yazarı Selcan Taşçı yazıyor:Kars Aşıklar Bayramı'nın beşincisi yapıldı bu yıl. Önceleri aşık Murat Çobanoğlu'nun adıyla yapılıyormuş bu bayram. Kars MHP yöneticilerinin talebiyle adı değiştirilmiş; Aşıklar Bayramı olmuş. Türküsünü kaybeden ülküsünü kaybederBirkaç gün ortadan kaybolduk ya, zarf atan atana; “Sanki biraz esmerleşmiş misin ne!.. Sanki geçen hafta daha akça pakçaydın!..” Firar yerimin güney sahilleri olmadığını “belgeleriyle” ispatlamam şart oldu... Yukarıda elimde fotoğraf makinasıyla bilfiil hazır bulunduğum kare Antalya’da değil Kars kalesinden çekilmiştir, arz ederim. Fonda ki görüldüğü üzere deniz kum ve güneş değil; serhat manzarası... Var tabii hafiften bir güneş yanığı da; ama siz kolay mı sanıyorsunuz o kaleye tırmanmayı... Hem dik, hem yüksek, hem de öyle bir manevi yük bindiriyor ki sırtına taşı taşıyabilirsen... Anı’da o kilise kalıntısı senin, bu kervansaray benim; keşif turumuzu söylemiyorum bile... Rüzgarın en sertinden estiği şehirlerinden birindeyseniz memleketin; e haliyle bir kavrukluk vuruyor yüzünüze... Hepsini yazacağım; Anı’yı, şehrin hemen her sokağında katledilen kültürel mirası, tarihimizin üzerine illegal biçimde kondurulan ve Kars’tan Erivan’ı selamlayan garabetle ilgili son durumu... Yedik, içtik, gezdik diye mesleğini bir geziye satanlardan sanmayın sakın; gazetecilikten caymadık. Gider ayak kulağımıza çalınan yolsuzluk iddialarının da peşine düştük meraklanmayın... Sahne aşıkların Hepsini yazacağım ama sebebi ziyaretimizden başlayıp, geceli-gündüzlü dört gün boyunca sazlarının tellerini de, kıvrak zekalarını da konuşturan aşıkların hakkını teslim etmeli... Kars Aşıklar Bayramı’nın beşincisi yapıldı bu yıl. Önceleri şehrin yetiştirdiği ünlü aşık Murat Çobanoğlu’nun adıyla yapılıyormuş bu bayram. Yerel gazetelerin yazdığına göre, Milliyetçi Hareket Partili yöneticilerin “bütün aşıklara mal edilmesi gerektiği” yönündeki talebiyle değiştirilmiş; Aşıklar Bayramı olmuş. Yarışma var ama kazanana ödül de yok zaten; emeğe saygı anlamında katılan her aşığa daha etkinliğin en başında plaket ve madalyaları takdim edildi. Çobanoğlu da unutulmuş değil, bayram onun kabrini ziyaretle başlıyor. Sorosçuların yerinde Biz şehre vardığımızda Aşıklar Korteji yürüyüşünü tamamlamış, yarışmaların yapılacağı salondaki yerlerini almıştı. Bütün sokaklar neredeyse birbirinin aynı olduğu için ben fark etmedim, meğer salon daha önce 49 yıllığına Soroscular’a tahsis edilen yermiş. Geçen yılki Kars ziyaretimizde, kimliğimi kamufle edip, sosyal faaliyet meraklısı bir genç olarak içeri girmek istediğimde içeri alınmamıştım. Açık kaldığı iki sezon boyunca 25 sergi, 22 konser, 13 tiyatro gösterisi, 14 söyleşi, 12 atölye çalışması aracılığıyla tam 22 bin 637 kişiye “insanların basit sınır meseleleri yüzünden birbirlerine düşman olmamaları gerektiğini” dayatan merkezde, şimdi o “basit sınır meseleleri” yüzünden hunharca katledilen Azerbaycan, İran ve Türkiye Türkleri’nin torunlarının sesi yankılanıyordu. Duygulandık. “Kimi Azeri desin, kimi Azerbaycanlı, biz Türk’üz” diyordu konuk olarak sahneye çıkan aşıklardan biri... Hocalı Soykırımı’nın yıldönümünde açılan bu salonda, topraklarının bir bölümü halen Ermenistan işgali altında bulunan Azerbaycan’lı misafirlerin sözlerine “Tanrı Türk’ü korusun” diye başladığını görmek yetiyordu gözleri nemlendirmeye... Azerbaycan’ın eski Kars Başkonsolosu Hasan Sultanoğlu’nun “Soydaşlarınızın kanları üzerinde dans mı edeceksiniz?” diyerek tepki gösterdiği sözde sanatçılar gitmiş, “kim olduğunu unutmayan” ustalar almıştı sazı bu kez ellerine... Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş’un Dede Korkut’la başladığı açış konuşması da bu manevi iklimi tamamlar havadaydı. Yola çıkış noktalarını özetlerken “Çünkü kimlikli kültürler ayakta kalırlar. Türküsünü kaybeden ülküsünü kaybeder...” diyordu. Tam bu sırada gözüm sahnenin yanında salınan Birleşmiş Milletler bayrağı’na takıldı. Hadi bakalım buyur buradan yak... Yoksa Soros’un beslediği yolunmuş kazlar yeniden tüylenmeye mi başladı? Daha dört beş ay önce “BM adını kullanarak Kars‘ta cirit atmışlar. Söyler misiniz bana İspanyollar‘ın Kars‘la ne ilgisi var? Etkinliklerinin hiçbir yerinde devletin resmi kurumları yok, belge yok, bilgi yok. Kars’ın tanıtılması gerekiyorsa bunu ‘kendi adımızla‘ yaparız.” diyen siz değil miydiniz Sayın Bozkuş... Kendi kendime söylenmekle yetindiğimi zannetmeyin. Bir ara “bayram yeri”nden ayrılıp, makamına gittik, bütün merak ettiklerimi sordum kendisine. Soyut Kültürel Miras “Aşıklık Geleneği”nin UNESCO’nun “Soyut Kültürel Miras Listesi” çerçevesinde Birleşmiş Milletler tarafından korumaya alındığını, sponsorluğun da bu proje çerçevesinde, sadece yurt içi ve yurt dışından gelen aşıkların konaklama ve yol masraflarını kapsadığını anlattı. Belediye Başkanı’nın ağzından “Bunlar bizim kültürümüze, bize ait şeyler. Artık başkaları bu işin içine giremeyecek. Biz Kurtuluş Savaşı mücadelesi vermişiz; gelin bizi yönetin demek yok bizde. Kendi kültürümüzü koruyup yaşatmak konusunda kimseye muhtaç değiliz, bu konuda taviz vermeyecek milliyetçi bir yapıya sahibiz. Kontrol bizim elimizde” cümlelerini de duyunca, ne yalan söyleyeyim su serpildi yüreğime. Bu konudaki duruşu net Bozkuş’un; “Kars’ta başka kültürlerden kalan izler de var. Ama toprak bizim.” Hepimizin yaraları ortaktır Azerbaycan’dan gelen aşıklar beni “bir başka” etkiliyor. “İçimde gizli bir Kafkas mı var acaba?” diye soruyorum; İran Türkleri kitabının yazarı, Aşıklar Bayramı’nın da Bilimsel Danışma Kurulu’ndaki Dr. Ali Kafkasyalı, içimdeki Rumelili ile Kafkas halkının acılarının ortak olduğunu, bunun için öyle hissedebileceğimi söylüyor. Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş da, Dr, Kafkasyalı’yla benzer şeyler düşünüşor; “Hepimizin yaraları var” diyor. Ve bir tavsiye de bulunuyor: “Mutlaka gidin Azerbaycan’a... biz Gence ile kardeş şehir olduk. Her gidişimizde hikayesi burada başlayıp orada biten veya orada başlayıp burada devam eden insanlarla tanışıyoruz... İşgal, zulüm görmüşler. Kayıpları var. Günlük politikalar bu bağı koparmaya yetebilir mi?” Yetmez tabii... Gideceğim hem de ilk fırsatta... Sanat düşmanı değilim Zaman zaman Bozkuş’la yan yana izledik yarışmayı. Ben aşıkları hayran hayran izlerken, Bozkuş ’zorlandıkları’nı söyledi. Bazılarının edebiyat, kafiye, redif bilgisinden yoksun olduğunu, bazılarınınsa antremansız olduğunu tespit etti. Belli ki, jüri kadar bilgisi var bu konuda. “Bilimsel çalışma yapanlar kadar olmasa da, bunlar bizim özgeçmişimiz, yabancı değiliz tabii” diyor... Üç gün boyunca gerek salonda, gerek dışarıda aşıkların, jüri üyelerinin ve Kafkas Üniversitesi’ndeki öğretim üyelerinin kendi aralarında tartıştıkları sorunlara vakıf; Jüri Başkanlığını da yapan Nazım İrfan Tanrıkulu’nun 250 Türk destanı üzerinde çalışma yaptığını, Kars için bu kültürün senede bir gün anılacağı değil her gün yaşatılacağı bir Aşıklar Evi yapacaklarını, ’türkülerin ve Türklerin hikayeleri’ni bulmak için Kırım’dan Orta Asya’ya kadar her nereye gidilmesi gerekiyorsa oraya gidileceğini anlatıyor. Bu kadar sözden sonra bir sanat düşmanı ile karşı karşıya olmadığımız ortada ama yine de hakkındaki iddiaları sormak gerekiyor. n Heykelleri put olarak mı görüyorsunuz? Belediye binasının girişindeki, müstehcen iki kadın heykelini kaldırdığım için çıktı bu söylenti. Göreve geldikten sonra bir süre halkı gözlemledim; insanların bu heykellerden rahatsız olduğunu gördüğüm için kaldırdım. Kırıp atmış da değilim. Şu anda muhafaza ediyoruz. Bir Kültür Evi projemiz var. Tamamlandığında bunları orada sergileyeceğiz. n Kaz heykelini de kaldırmışsınız.. O heykel caddenin ortasında duruyordu. Valiliğin bu yönde bir talebi oldu; trafiği engelliyordu o nedenle mecburen kaldırdık. Yoksa şehrin her yeri heykel dolu. Kendi kızım Güzel Sanatlar Lisesi’nde öğretmen, ne alakası var sanat düşmanlığıyla....
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||