|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ermeniciler Kars'ta tarihi katlettiKars Kalesi'nin karşısındaki tepeden Ermenistan'daki "Soykırım Anıtı"nı selamlayabilmek uğruna ne yasa tanımışlar, ne tarih, ne vicdan... Hemen "Kars Kalesi" diye atlamayın... Eskidendi o! Şimdi kocaman bir gölge var kalenin üzerinde; -birileri anıt diyor ama dilim varmıyor- o "şey"in gölgesi! Ermeniciler Kars’ta tarihi katletti Kars Kalesi’nin karşısındaki tepeden Ermenistan’daki “Soykırım Anıtı”nı selamlayabilmek uğruna ne yasa tanımışlar, ne tarih, ne vicdan... Kars’a gidip de isteseniz de istemeseniz de “görmeden” dönemeyeceğiniz tek bir yapı var şehirde... Hemen “Kars Kalesi” diye atlamayın... Eskidendi o! Şimdi kocaman bir gölge var kalenin üzerinde; hemen karşısındaki tepede, şahsen hem sanat hem de insanlık adına garabet olduğunu düşündüğüm, -birileri anıt diyor ama dilim varmıyor- o “şey”in gölgesi! Hikayesi de, şekli şemaili kadar tiksindirici geldi bana; bu ülkenin değerlerinin aslında ne kadar değersiz olduğuyla yüzleştiriyor insanı çünkü. Olsa olsa, o garabetten, yasaların nasıl “kişiye özel” hale gelebildiğinin anıtı olur herhalde. Bavul dolusu belge Baldı, kaşardı... Sağolsunlar ünlü nesi varsa doldurdular çantalarıma. Ama hepsinden önemlisi koca bir “belge klasörü” ile döndüm Kars’tan. Nihayet benim de “bavul dolusu belgem” oldu anlayacağınız. İçinde onlarca karar, izin, ikaz, soruşturma, tutanak, fotoğraflar, yerel gazete haberleri, açıklamalar... Üst üste koysam al sana 2500 sayfalık iddianame hazır... MHP Kars İl Başkanlığı, “anıt” denen şeyin temelinin atıldığı 23 Mart 2006 tarihinden itibaren önce durdurmak, sonra da yıktırmak için büyük bir hukuk savaşı vermiş. “Bu davaya baş koymuş” denir ya; İl Başkanı Oktay Aktaş’ın azmi ancak böyle tasvir edilebilir. The Economist’ten BBC’ye, The İndependent’tan Die Welt’e kadar bir çok uluslararası yayın organının da dikkatini çekmiş bu “azim ve kararlılık”... Komşu kapısı yapmışlar Kars’ı; Aktaş nerede, onlar orada, adım adım takipteler... Edindiğim izlenim; işlerinin pek de kolay olmadığı yönünde. Bir ara ekranlarda pek popüler bir program vardı ya; Karşı şov! Aynen öyle; MHP her cephede savaşıyor bu konuda. “Anıt”ın herşeyine karşı. Adına itirazı var örneğin; Adı ’İnsanlık Anıtı’yken ‘tecavüzcünün, katilin insanlığı mı olur’ diye itiraz etmişler. ’Barış Anıtı’ olunca, ‘hala Azerbaycan’da işgalci olanlarla mı barışacağız’ diye karşı çıkmışlar. Anıta konulan son isim biraz daha “bağlayıcı” gibi görünüyor: ’Yurtta Sulh, Cihanda Sulh Anıtı’. Ama bu işe Atatürk’ün alet edilmesine de izin vermeyeceğe benziyor Aktaş ve ekibi.. Sonra şekline itirazı var; Proje önce “kucaklaşan iki insan figürü” olarak tasarlanmış. MHP, Ermenistan’ın Türkiye sınırlarında kaldığını iddia ettiği topraklarıyla bütünleşme arzusunu sembolize ettiği gerekçesiyle derhal karşı kampanyayı başlatmış. Figürlerden birinin gözünden sürekli olarak yaş akıyormuş. ‘İnsan ya sevinçten ya hüzünden ağlar. Bu heykel sevinçten ağlıyorsa bu neyin sevinci, hüzünden ağlıyorsa neyin hüznü’ diye karşı çıkmışlar bu kez. İsim gibi sık sık biçim de değiştiren yapının son halinde biri dimdik duran, diğeri ise ona el uzatmış iki figür var. Buna da “Özür dileyen Türkiye” anlamı taşıdığı için itirazı var MHP’lilerin. Hukuk mücadelesi Yapının boyutu da manidar; Ermenistan’dan görülecek kadar büyük! Soykırım Anıtı’nın Türkiye’deki karşılığı gibi. Iğdır’daki anıta nazire olduğunu söyleyenler de yok değil. Ama en büyük kavga, yapı için seçilen “yer” konusunda: MHP İl Başkanı çok ciddi bir mücadele yürütüyor bu konuda. Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulları’na yaptığı başvurular neticesinde üzerinde tarihi tabyaların, gözetleme kulelerinin temellerinin bulunduğu, her metrekaresinden tarih fışkıran alanın “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı” olarak tescillenmesini sağlamış. Bölgeye bırakın tonlarca demir-beton yığmak, iş makinaları sokmak, çivi çakmak dahi yasak... Kültür ve Turizm Bakanlığı, Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, söz konusu bölgeyle ilgili 02.11.2006 tarihinde aldığı karar şöyle: “2863 sayılı yasa kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tesciline, tepenin en üst noktasında yapılmakta olan uygulamanın durdurulmasına, alanda yapılacak her türlü uygulama için Koruma Kurulu’ndan izin alınmasına karar verildi...” Aynı kurul 10.9.2008’de, bu kez alanda “hiçbir uygulamada bulunulamayacağı ve mevcut yapıların yıktırılması gerektiği” kararını alıyor... Bu arada İçişleri Bakanlığı’nca, “tescilli parsel üzerinde kuruldan izinsiz inşaat yapılmasına izin verdikleri” için önceki Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, Meclis üyeleri hakkında başlattığı soruşturma var... Kutsal ittifak Gelinen son noktada; Kars Valiliği, Milli Emlak Müdürlüğü, Kars Belediye Başkanlığı’na şöyle bir yazı yazıyor: “Taşınmaz üzerinde bulunan ve Belediyenizce izinsiz olarak yaptırılan mevcut uygulama ve yapıların yıktırılarak taşınmazın Defterdarlığımıza boş olarak teslimi hususunda gereğinin yapılarak sonucundan bilgi verilmesini rica ederim.” Ancak Belediye yazının “gereğini yapmaya” kalkışınca, Vali Ahmet Kara imzalı kararın Kars Belediyesine “resmen” dağıtımının yapılmadığı anlaşılıyor... İnşa sürecindeki hukuksuzluk ayan beyan ortadayken nasıl olur da bu tarih katliamı önlenemez mi diyorsunuz? Çünkü iş Belediyelik değil.. Valilik değil.. Hatta Bakanlık dahi değil... Bu “anıt” denen garabetin yapılması için kurulan kutsal bir ittifak var. Ve ittifakta bakın kimler yer alıyor: “Hollanda Matra Programı, Goethe Enstitüsü, Heinrich Böll Stiftung Derneği, Avrupa Komisyonu Türkiye Delagasyonu, British Councill, Chrest Foundation, The Chrestensen Fund, European Cultural Foundation, Bilgi Üniversitesi, Fransız Kültür Merkezi, Swiss Academy for Development, Norveç Büyükelçiliği, İsveç Başkonsolosluğu, Prince Klaus Fund, Euroimages, Anadolu Kültür..” Hiç şaşırmadınız değil mi!.. Timur Paşa tabyasını çökertiyor Kars’ın eski Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu, en başından itibaren desteklediği projeye karşı çıkanlarla dalga geçer gibi “Anıtın yapımının durdurulmasına başta Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay çok üzülür ve müdahale eder. Duygusal değil bilimsel karar verilsin, oturdukları yerden karar almasınlar, gelip yerinde incelesinler” diyordu. Hem bir gazeteci, hem bir sanat tarihçisi hem de bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak “yerinde inceledim”. Tonlarca demir ve beton yığınını tam da tarihi Timur Paşa tabyasının üzerine kondurmuşlar. Bırakın yılları, her geçen dakika tarihin bir kaç temeli çöküyor o ağırlığın altında. İnsan merak etmeden duramıyor: Kültür Bakanı Günay’ın, nereden baksanız usulsüz olan o garabeti dikebilmek için, yasal olarak bir çivi dahi çakmanın mümkün olmadığı alana buldozerlerle girilmiş ve şehit kemiklerine kepçe daldırılmış olmasını da üzüntüyle karşılaması ve talana göz yummak yerine, korumakla yükümlü olduğu kültürel mirasa sahip çıkması gerekmez miydi! ‘Resmi yazısı gelsin, anında yıkarım’ Tam Süleyman Efendi’nin nasır hikayesi gibi; Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş da anladığım kadarıyla göreve geldiği günden bu yana hiçbirşeyden çekmemiş “anıt”tan çektiği kadar! En son MHP’li yöneticiler, “anıtın yıkılması yönündeki kararların gereğini yapmadığı” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuşlar hakkında. “Resmi yazısı gelse hemen yıkacağım” diyor ve yaşadıkları ilginç olayı anlatıyor: “En son elimize ulaşan bir karar vardı. Yine ”yıkılması“ yönünde. Yazıyı alır almaz encümeni topladık. Artık yıkım kararını alıyoruz. Kültür ve Turizm Müdürlüğü ”Nasıl geçti o yazı sizin elinize, biz o yazının dağıtımını yapmadık ki“ dedi. Evet ”yıkılsın“ diye karar var ama bize el altından gelmiş. Resmi yolla dağıtımı yapılmadan, ben nasıl yıkayım. Bakanlığı’a ”alınan kararın dağıtılması“ talebini içeren bir yazı yazdık. Cevap bekliyoruz...” Koruma Kurulu Kararları’nın bu şekilde üst üste üç “yıkılsın” kararı olduğunu ancak “yukarıdan birileri”nin bu kararların dağıtımına parmağını soktuğunu ve “beklettiğini” söylüyor Bozkuş. İki arada bir derede kalmış... Bu noktada ister istemez akla MHP İl Başkanı Oktay Aktaş’ın sözü geliyor: “Belediye Başkanı yıkmak istese de ona bu anıtı yıktırmayacaklar!” Belediye Başkanı sıfatıyla değil de o bölgede yaşayan sıradan biri olsa nasıl yaklaşırdı meseleye merak ediyorum. Cevabı net: “Orası hazinenin arazisi; izin alınmamış. Proje kapsamının dışında işler yapılmış. Çevresinde tarihi başka yapılar tespit edilmiş. İşin başka boyutları da olduğu ortada. Ben yıkılmasını isterim! Zaten Belediye olarak da önceki dönemde orada görevlendirilen bütün personelimizi çektik; hiçbir şekilde o işe dahil olmadık...”
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||