|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bu Hesap Sorulacak!Efsane Komutan Erdal Sarızeybek Anlatıyor: Hesap Sormak İçin Gerçekleri Görmek Lâzım! Erdal Sarızeybek (22 Mayıs 2010): Frankfurt/Almanya Konferansı Düzenleyen: Hessen Eyaleti ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Konferansın açılış konuşmasını ADD Başkanı Mahmut Telli yaptı. Erdal Sarızeybek konuşmasının sonunda sorulan soruları da yanıtladı. Efsane Komutan Erdal Sarızeybek Anlatıyor: Hesap Sormak İçin Gerçekleri Görmek Lâzım! Bu Hesap Sorulacak! Kıymetli Konuklar, Beni devletim yetiştirdi. Çok uzunca bir süre eğitim, öğretim…1976’da Harp Okulu. Ardından Piyade Okulu. Sonra Jandarma Subay Okulu. Yüksek lisans. Fransa’da eğitim. Ardından ateşelik, ve çok önemli görevler…10 yıl Doğu Anadolu’da ve Güneydoğu’da hudutlarda… Hudut Türkiye’nin en hassas noktasıdır. Teröristle, kaçakçının buluştuğu yerdir. Alınyazım mı nedir, devletim hep beni hudutlara gönderdi… Hudut Bölük Komutanı, Hudut Tabur Komutanı, Hudut Alay Komutanı olarak… 1992 yılında Şemdinli’ye atandığımda yüreğimizde bir öfke vardı. Sebebi de şuydu: Yıl 1984. Bu yıl adına PKK denilen terör örgütü Şemdinli ve Eruh ilçelerine saldırdı. Bunu duyduğumuz zaman biz yer yerinden oynar ve bu hainlere hesap sorulur diye beklemiştik. Fakat zamanın başbakanı Özal bu olaya, « Bu üç beş çapulcunun işi demişti. Aradan yıllar geçti. 1992 yılında Şemdinli Hudut Tabur Komutanlığına atandım. O zaman bu üç beş eşkiyaya hesap sormaya gittik biz oraya…Genç bir binbaşıydım. Temmuz 1992’de atandım… Ağustos ayında teröristler Alan Karakolu’na saldırıyor haberi geldi. Daha yeni gelmişim, bölgeyi yeni tanıyorum. Altı askerle yola çıktık. Yolda pusu kurmuşlardı, yolda pusuya düştük. Mayın döşemişler; mayına bastık. Aracın yarısı parçalandı. Bir askerimiz ağır yaralandı. Pusuyu aşıp karakola vardık ki, her taraf terörist dolu. Karakolun mevcudu biri ağır yaralı yüz on kişi. Terörist miktarı yaklaşık beş yüz. Yüzlerce teröristin ortasında kaldık. Akşama kadar çatıştık, sabah yedi gibi gitmiştik... Çatışma bittiğinde çok sayıda teröristi yere serdik ama 19 şehit vermiştik orda... Vurduğumuz teröristlerin yanına gittik, baktık ki üzerlerinde hiçbirinin kimlikleri yok. Hiç bir döküman yok... Sadece bir sırt çantası, içersinde bir tabak, biraz un, silahı ,cephanesi..Başka bir şey yok. Köylüleri çağırdık. Bunları tanıyor musunuz diye sorduk. Hiç kimse tanımıyor… Geliş yerleri Irak. Barzani bölgesinden geliyorlar. Çekiç gücün himayesindeki. Bu teröristleri kim terörist yaptı? Kim silah verdi? Kim yetiştirdi? Bundan hiç haberimiz yok! Savcılar olay yerine gelmediler. Bu gün İstanbul’da soruşturma yapıyorum diyen savcılar, gelmediler… O tarihte savcı ve kaymakamlar odalarından bile dışarı çıkamıyorlardı. Biz alıp makamlarına getiriyor, akşam evlerine geri götürüyorduk… Niye? Korktukları için! Teröristten...Askerden başka kimse yoktu ki ortalıkta. Savcı, kaymakam oraya gelmedi… Köylüler bunları tanımadı… Biz de onları dağlarda bıraktık… Ne yapacaktık yani? Bıraktık orada! Geri kalan askerlere “Gel taşı”mı diyecektik, kendi arkadaşlarını vuran kişiler için? Bıraktık dağlarda… Şimdi ne oldu? Aradan 18 yıl geçti. Ölüm kuyuları diyorlar. Zamanında bizim çatıştığımız teröristin, kim olduğunu bilmediğimiz teröristin kemiklerini ortaya çıkarıyorlar. Diyorlar ki, asker bunu aldı evinden, öldürdü, gömdü… Kıymetli konuklar, Ben karşınızda canlı bir tanığım. Biz kimseyi evinden alıp öldürmedik. Biz çatışmaya girdik. Sizler evlâtlarınızı veriyorsunuz bize emanet ediyorsunuz, askerliğini yapsın , sağ salim bize geri ver diyorsunuz… Ne yapacaktık? Teröristler bize saldıracak ve biz öyle duracak mıydık? Çatışmayacak mıydık? Çatıştık, vurduk ama devran döndü… Askerler o vurduğumuz teröristlerin katiliymiş gibi yargılanıyor. Taburları kazıyorlar…Dedim ki tabur falan kazmayın! Gidin Aktütün’e…Gidin Alan Karakolu’na Leylek Dağı’na…Bir sürü kemik var…Açıkta… O teröristlerin kemiklerinin yanında da Alan’da 19 şehidin kanı var… Aktütün’de 22 şehidin kanı var… Derecik’te 33 şehidimiz var… Terör öylesine yoğun bir hâl aldı ki 1992’de …Yüzlerce terörist saldırısı...30 Ağustos,on gün sonra Aktütün... Yüzyılın terörü… Derecik’te sekiz yüz kişiyle saldırdılar, Osman Öcalan başlarındaydı… Köylüler korktular… Köylüleri koruyamadık… Baktı ki asker asker kendini bile koruyamıyor, korktular bu teröristlerden nasıl korunacağız diye. Bir çoğu köyü boşaltmaya kalktı… Biz bir kısmını koruyabildik ama koruyamadığımız köylere teröristler girdiler…Bir kısmından yiyecek aldılar. Daha sonra bir daha geldiler…Çocuklarını aldılar bu sefer… Baktılar ki namus elden gidiyor, herkes köyünü terk etti...Tam 3225 köy boşaltıldı…Bugünkü rakamlarla 1,5 milyon insan göç etti. Aradan 18 yıl geçti… Şimdi o göçler ve boşaltılan köyler “asker köyü yaktı” oldu… Diyarbakır’lı Baydemir çıkıyor artaya, “Askerler 4 bin köyü yaktı.” diyor. Biz köy möy yakmadık ama köyü koruyamadık…Kendi askerimizi zor koruduk. 1992 öyle yoğun saldırılar oldu ki…Bütün sınır korakolları saldıraya uğradı.Her gün mayın, her gün pusu, her gün çatışma…Köyler boşaltılmaya başlandı… TV’lerde bizi suçluyorlar. Yok faili meçhul cinayetler, askerler köy yaktı, taburda toplu mezar, kemikler bulunuyor… Soruşturmalar açılıyor… 1992’de ne tür olaylara mazur kaldığımızı ,neleri yaşadığımızı bilmiyorlar… Teröristler ihbarcı oluyor, mektup yazıyor. Onlar da soruşturmaya kalkıyorlar… Bu gün TV’lerde çıkıp diyorlar ki... Bunlar doğru değil. Devlet gibi bir devlet olan hükümet bu işi çözer...Alır bakanını yanına, bizim gibi canlı tanıkları da alır yanına, bu işi çözer... Daha geçen hafta on şehit verdik. Ben de sizler gibiyim,emekli bir vatandaşım. TV’de dinliyorum. TV’lerde çıkıp diyorlar ki: Helikopter niye gecikmiş, askerin silahı mı tutukluk yapmış? Her gün, askerin çatışmada silahının tutukluk yapıp yapmadığını konuşuyorlar, hatta bu ülkenin Cumhurbaşkanı Genelkurmaya mektup yazıp bilgi istiyor, silahlar mı tutukluluk yaptı diye... Türkiye’de neden kimse ortaya çıkıp da, bu teröristler askere sıktığı kurşunun parasını nereden buluyor? diye sormuyor! Bu terörist askerimize kurşun sıkıyor! Peki, bu teröristleri kim koruyor? Kim himaye ediyor? Kim yetiştiriyor? Kim gönderiyor Türkiye’ye? Bunları da hiç kimse sormuyor! Baktım ki bunlar halkımızın gerçeği görmesini istemiyorlar. Televizyonlarda şu an son dönemde yaptığımız konuşmalara sansür koyuyorlar... Biz de çantamızı aldık, köy köy, il il, ilçe ilçe dolaşıp sizlerin yanına geliyoruz; anlatıyoruz gerçekleri... Gerçekleri anlatmak için geliyoruz... Bu sefer de yurtdışında sizlerin yanına geliyoruz ve gerçekleri anlatıyoruz... Bizi bu hallere kim düşürdüyse bunun hesabını soracağız... Bunun için gerçekleri görmek lâzım... Gerçeği gördüğümüz zaman , bu sorumluluğun kimde olduğunu da göreceğiz! Bizi bu hallere kim düşürüyorsa ve sizler de bunu görüp bildiğiniz de hesabını soracaksınız... 6500 şehidimiz var. Hesabını sormayacak mıyız? Soracağız! Ama hesabı sorabilmek için gerçeği görmek lâzım... O yüzden biz bugün burdayız... Gerçek nedir? Sarıyayla karakolu saldırıya uğradı. Dört şehit verdik. Benim Cumhurbaşkanım soruyor,“Silah tutukluluk yaptı mı yapmadı mı, gece görüşü yok muydu? İnternet sitemden cevap verdim: „Teröristleri mi soruyorsun? İşte ben sana anlatayım: Hakkari ilimizin olduğu yer. Hemen aşağıda Şemdinli ve Çukurca ilçeleri var. İşte burası Türkiye-İran- Irak sınırı. Sınırın altında Barzani Bölgesi…Burada beş tane terör kampı var. ABD istihbarat verdi. 1 Aralık 2007’de burayı bombaladık. Hattâ iki gün önce yine burayı bombaladık... Nereyi bombaladık? Sınırımıza iki saat mesafede burası. Sınırımıza bakın…Teröristler burada ! Binelim uçağa buradan, Frankfurt’tan, Van’a. Oradan otobüsle Şemdinli’ye geçelim. Oradan ben sizi Aktütün karakolu’na getireyim... Teröriste el sallayalım… Hükümetimiz ABD’ye 1 milyar dolar karşılığı, Türk Silâhlı Kuvvetleri Irak’a harekât yapmayacak sözü verdiler, Abdullah Gül Dışişleri Bakanı’ydı. Yabancı ülkelere böyle garanti veremezsiniz. Bu anayasal suçtur ! Hükümet de olsanız bu vatanı tehlikeye düşürmeye hakkınız yok ! (Sarızeybek’in konuşmasının bu yerinde salondan hükümete tepki alkışları kopuyor) Kendi hükümetim kendi yaptığı anlaşmayla TSK’nın varlığını ve ülkemizi fiilen tehlikeye düşürmüştür !.. Anayasal suçtur ! Gelecek de Anayasa Mahkemesi’nde yargılanacaklardır… Yargılanacakları yer Yüce Divan yani Anayasa Mahkemesidir… Bu yüzden anayasa değişikliği yapıyorlar. Ama buna güçleri yetmeyecek ! (Burada yine kuvvetli bir alkış geliyor) Halkımız buna izin vermeyecek ! Haritaya bakınız, şu sarı çizgide askerler nöbet tutuyor. Hudut namustur diyor ! Altta dört kamp var. İki saat mesafede. Terörist oradan geliyor askeri karakolda şehit ediyor! Terörist hududu nasıl geçiyor? Burada Dağlıca ve Aktütün karakolları var. Bunlar “yalnız karakol” Yukarda bir Allah, yerde Mehmetçik! Dağlıca Aktütün arasında yerleşim yeri yok. Aktütün’ün altında Basyan kampı var. Dağlıca’nın altında Avaşin.En stratejik bölge burası. Terörist nerede? Avaşin ve Basyan kamplarında! Eğer Avaşin ve Basyan’da terörist varsa burası tehlikede! Avaşin’deki terörist Hakkari’ye buradan geçebilir.Yani Dağlıca’dan... Basyan’daki de Şemdinli’ye buradan geçerek gidebilecek.Yani Aktütün’den. Bunları, bu terör yuvalarını tarihten sileceksin ki askerin rahat etsin, rahat uyusun... Siz askerinizi, hududu korumak istiyorsanız buradaki terör varlığını tarihten sileceksiniz! 1 Ekim 2007’de Şırnak’ta bir komando birliği pusuya düşürüldü. 14 şehit verdik...Bir hafta sonra köy gözcüsü tarandı. 15 korucuyu çocuklarıyla kurşunladılar. Bayrağımızı aldık yollara döküldük...Baskı yaptık, bir şeyler yapın dedik... 17 Ekim’de harekât teskeresi meclisten geçti. Terörist Avaşin ve Basyan’da. Teskereyi orduya vermediler. Teskereden dört gün sonra Dağlıca Baskını yapıldı.12 şehit verdik. Sekiz askerimizi aldı götürdüler. O günlerde Ankara’dayım. ART televizyonu geldi, sizinle konuşacağız, dedi. Ben Erdal Sarızeybek’le mi? Evet dediler. Canlı yayın. Sordular. İlk beş dakika. “Dağlıca şehitlerinin sorumlusu hükümettir. Bu hesap sorulacak!”dedim. Yayın kesildi. 17 Ekim teskeresi var. Hükümet buradaki teröristi bilmiyor muydu? Uçan kuşun haberi vardı… Biliyordu. Bugün de öyle… İki gün önce buraları yine bombaladılar. 17 Ekim’de de hükümet teröristin burada olduğunu biliyordu. Harekât yapılsaydı Dağlıca baskını olmayacaktı…Mehmetçiği alıp götürdüler. Hükümetin elinde teskere var. Orduya ver. Vermedi. 17 Ekimde teskere verilseydi bu baskın olmayacaktı. Teskereyi vermediler. Ordumuzu askerimizin arkasından göndermediler PKK’nın siyasi kanadı DTP milletvekilleri onları teröristle pazarlık edip alıp geldiler. Bu bizi öldürdü… Dünyanın hiçbir yerinde bir ana yoktur ki oğlu öldüğün de „vatan sağolsun!“desin... Benim başbakanım:“Benim ülkemde demokrasi“ var, diyor. „Ben ülkeyi temsil ediyorum,“ diyor.Tek halk hesap sorar,“ diyor. „Dur!“ diyorum. Ben halkım. Vatan toprakları saldırıya uğradığında sen elinde yetki varken vermedin! Mehmetçiği sırtından vurdular. Mehmetçiği alıp götürdüler. Buna en sert tepkiyi bile vermedin!.. Sen ne yaptın?„5 Kasım’da Amerika’ya gidip görüşeceğim,“dedin. O halde sen halkı temsil etmiyorsun! Sen halk iradesini temsil etmiyorsun. Sen Amerika’nın iradesini temsil ediyorsun… Bu suçtur! (Burada yine kuvvetli alkış) Hem milli kuvvetleri, hem vatanı tehdit altında bırakıyorsun, elinde güç var, kullanmıyorsun... Göreceksiniz bunlar Yüce Divan’da sadece Dağlıca baskınından yargılanacaklar! (Alkış ve inşallah sesleri) Özgün Haber: Eren Tiryaki, 24 Mayıs 2010 Haber : Eren Tiryaki Fotoğraf: Hamide Küçükler (Frankfurt) Frankfurt muhabirimiz Eren Tiryaki konferansı ses kaydından yazıya geçirmiş, yazıya geçirirken bire bir aynısını yazmaya özen göstermiş, bazı yerlerinde kısaltmalar yapmıştır. Konferansın tamamını verdiğimiz kayıt adreslerinden okuyabilirsiniz... Bir kaç gününü vererek hazırladığı bu habere verdiği emek için Eren Tiryaki’ye ve fotoğrafları çeken Hamide Küçükler’e Bhaber ve okurlarımız adına teşekkür ederiz... Sizler de bu yazıyı okuduktan sonra yakınlarınıza, tanıdıklarınıza okutun ki,verdiğimiz emeğe değsin...Bu gerçekleri herkes öğrensin...Duymayan kalmasın... Değerli Okurlar, Aşağıdaki bağlantılara tıkladığınızda konuşmayı çektiğim ses kayıtları çıkacak bilgisayara. Konuşma kaydı http://dl.dropbox.com/u/6891340/Erdal_Sarizeybek%20Soru%20Cevap.mp3/Erdal_Sarizeybek_Konusma.mp3 Soru - Cevap bölümü: http://dl.dropbox.com/u/6891340/Erdal_Sarizeybek%20Soru%20Cevap.mp3/Erdal_Sarizeybek%20Soru%20Cevap.mp3 Konferansın son bölümünden bir kesit: Erdal Sarızeybek (22 Mayıs 2010): Tarihimizde iki destanımız var. Deyin tarihe: Ey, Türk tarihi! Sen tehlikeye düştüğünde nasıl kurtuldun? diye sorun. Tarih size şunu söyleyecek: "Ergenekon Destanı ile Kurtuluş Savaşı Destanı'nı oku!" çünkü bu iki destanın ortak bir özelliği var. İki destanda da Türk milleti düşmanları tarafından kuşatılıyor, iki destanda da Türk milleti birleşiyor, düşmanlarını yenip dünya sahnesine çıkıyor. Gençlerin hafızasından Türk milletinin tarihini silmek istiyorlar. Hatta korku unsuru haline getirdiler. Ergenekoncu deyip korkutuyorlar. Nerdeyse insanları "Ben Türküm" demeye korkar hale getirdiler. Bu gidişât değişmelidir. Bunu değiştirecek güç bizde vardır. Tarih bize diyor ki: "Birleşin". Nasıl birleşeceğiz? Referandumda sandığa giderken Anayasa değişiklerini düşünüp gitmeyeceğiz, sandığa giderken kardeş kavgasına HAYIR diye gideceğiz. Topraklarımizı geri istiyoruz diye gideceğiz, çocuklarımızın geleceğini güvence altına almak istiyoruz diye gideceğiz. HAYIR değip bu siyaseti erken seçime zorlayacağız. Sandığa giderken bu seçim çok hayati bir seçim olacak. Siyasi görüşlerinizi bir kenara birakıp sandığa VATAN için gidin ve çocuklarınızın geleceği için gidin. Bu siyaseti değiştirecek, yüzde on barajının üstündeki partilerde birleşin. Bu güç bizde var çünkü atalarımız da aynısını söylüyor. Bilge Kağan ne diyor: "Ey Türk Milleti, birlik olursan seni kimse yenemez!" Hacı Bektaş-ı Veli ne diyor: "Gelin canlar, bir olun, güçlü olun"" Şeyh Edebali ne diyor: "Ey oğul, parçalanma, bütünleş!" Son sözü Mustafa Kemal söylüyor. O ne diyor: "Mevzubahis Vatansa, gerisi teferruattır!" Eren Tiryaki ( http://bhaber.net ) http://www.facebook.com/profile.php?id=686343405#!/pages/Bagimsiz-Haber-Sitesi-bhabernet/117638711589256?ref=ts
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||