Son dönemde yaşadıklarımdan anladığım kadarıyla bu ülkede "Hukuk ve Yargı" sistemi koskoca bir yalanmış. Cumhuriyet ve rejimin kendini savunma mekanizması hiç yokmuş. ..(Bir genç şair- yazarımız Seçkin Umut kalbinizdekileri dile getirmiş. Gençlerin dili olmuş, yazıyor..Yüreğine sağlık Seçkin Umut!-Feza Tiryaki-)
Savunmasız Son dönemde yaşadıklarımdan anladığım kadarıyla bu ülkede „Hukuk ve Yargı“ sistemi koskoca bir yalanmış. Cumhuriyet ve rejimin kendini savunma mekanizması hiç yokmuş. Belli bir oranda oy alan bir parti iktidara geldiği zaman her şeyi istediği gibi yapabiliyormuş...
Geçmiş dönemdeki darbelerin en önemli savunması da zaten sistemin kendini koruyamaması ve çökme aşamasına gelmesi. Çok detaya girmeden güncel konuyla ilgili örnek verirsek bunu çok iyi görürüz. Bütün konuları „Hukuk ve Yargı“ gözüyle bakarsanız her şeyin çözümünün ne kadar kolay olduğunu, hükümetin yanlış hamlelerinin nasıl engellenebilecek şeyler olduğunu görürsünüz.
En son olay İsrail’in müdahale ettiği gemi.
Bu ülkede eline her bayrağı alan dilediği yere girip çıkarak bu ülkeyi savaşın eşiğine getirebilecek mi? Bu gemideki insanlara Türk Bayrağını kullanma yetkisini kim vermiş. Ne gemi resmi bir gemi, ne içindekiler devlet görevlisi !.. İnsani yardım yapmak isteyen birisi bu yardım malzemelerini ulaştırabileceği onlarca yol varken İsrail’e meydan okurcasına bu işi yapmaya kalkarsa bu tepkiyle karşılaşacağını bilir. İsrail bir tek askeri için günlerce Lübnan’ı bombaladı. Bütün ülkenin ne alt yapısı kaldı ne şehirleri. Bir tek asker için bunu yapan bu ülkenin askerlerini demir sopalarla dövmeye kalkar ve saldırırsan karşılığının ne olacağını bilmen gerekir. Bunu biliyor ve bilerek bunu yapıyorsan bunda kasıt vardır.
Şimdi bu olay yaşandı ve bitti. Hadi AKP seçmeni için bu eylemi yapanlara sahip çıkıp ortalığı ayağa kaldırdı. Medya da AKP borazanı olduğu için toplanan 300 kişilik grubu bile büyük tepki diye saatlerce pompalayıp ortalığı ayağa kaldırıyor.
Onca zamandır devletin bir tane savcısı veya hakimi sormaz mı adama kardeşim sen o gemiye hangi hakla Türk bayrağı asarsın, gemideki çocuk ve kadınları ateşin içine atıp, ölümle sonuçlanacağı belli olan bir eylem yaparsın? diye.
Ceza kanununda bir öldürmek fiili vardır, bir de ölüme sebebiyet verme fiili vardır. O gemide ölenler o sularda balık avlamaya çıkmamıştı herhalde. O kadar ki gemiden bin televizyon kanalına aynı anda yayın yapabilecek düzenek kurulmuş.
Bu olayın planlı ve tertipli olduğu konusunda hemen herkes hemfikir sanırım. Bunun hükümet kanalıyla desteklendiği de çok net ortada. Şimdi en sonraki Balyoz davasında askerin olası bir darbe senaryosu mahkemelik olup onca subay tutuklanıp yargılanırken, olası bir savaş planı üstelik senaryo değil resmen uygulamaya sokulmuş bir plan neden es geçiliyor ?Bu ülkenin savaşa girip girmeme durumu Recep Beyin keyfine kaldıysa işimiz çok zor. Çünkü ikinci parti durumuna düşen AKP kaybedeceği bir seçime girmemek için savaş dahil her şeyi göze alır. İşin ucunda « Yüce Divan » varsa onları suçlamak da yanlış olur. Asıl yanlışlık bir ülkenin kaderinin siyasi bir iktidarın keyfine bırakılmış olması. Üstelik bu parti ABD’de kurulmuş ve misyonu olan bir parti.