|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Malatya TekerlemeleriBiraz gündem değiştirmek ister misiniz? İşte kültürümüzden bir dal...Tekerleme; bir yöreye, bir bölgeye ait atasözü niteliğindeki sözleri içerir. Söyleyeni belli ise vecize, söyleyeni belli değil ise atasözüdür. Tekerlemedir. Malatya Tekerlemeleri Malatyalı, yerel kültür üzerine çalışmaları olan Enver Kalaycıoğlu yazdı. Tekerleme; bir yöreye, bir bölgeye ait atasözü niteliğindeki sözleri içerir. Söyleyeni belli ise vecize, söyleyeni belli değil ise atasözüdür. Tekerlemedir. Tekerlemeler; toplumun her kesimi tarafından kullanıldığı için anonimdir. Vecize niteliği taşıyan tekerlemeler de vardır. Vecize niteliğindeki tekerlemeler; bir semtteki bir kişi tarafından söylenmiş, toplum tarafından benimsenmiş, anlamlı sözlerdir. Malatya’nın bütün tekerlemeleri, vecizeleri, atasözleri harikadır. Malatya’ya ait sözlerimizden bazılarını dilimin döndüğü kadarıyla açıklamaya, Malatya içerisindeki anlamını, anlatmaya çalışacağım. “Karga Demiş ki; Çağalarım Yeteli Yaşa, Kuruya Hasret Kaldım.” Ne kadar, güzel bir söz… Hepimizin evine cuk diye oturuyor. Çocuklarım yetişeli bütün imkânlarımı onlara veriyorum. Onlardan bana, hiç bir şey kalmıyor. Bütün varlığımız, geleceğimiz, her şeyimiz, çocuklarımız… Malatya’nın eski evleri, bahçeli avlulu idi. Suya yakın bir ağaca da kargalar yuva yapardı. Bahçelerden topladığı yiyecekleri yavrularına götürür. Yavrularını en iyi şekilde besler. Güvenliğini de en iyi şekilde sağlardı. Tesadüfen bir çocuk karganın yuva yaptığı ağaca çıkmışsa; vay haline! Kargaların saldırısına uğrardı. Kafasını kargaların yaraladığı arkadaşlarımız vardır. Kargalar yavrularını uçururken; bir karga heyetiyle uçururlar. Kimseye el vurdurmazlar. İyi anne baba örnekleridir. Malatya insanı çok güzel gözlem yapmış, çok yerine bir söz söylemiştir. “Eşşek Büyümeyle Tavla Başı Olmaz. Tavla Başı Daima At’tır “ İnsanlar yemeyle, içmeyle ne kadar büyürlerse büyüsünler, nitelikleri gereği baş konumunda olamazlar. Sultansuyu Hara’sından esinlenerek, söylenmiştir. Hara’da atların barındığı yerlere tavla denir. Tavlaların başı en iyi koşan, nitelikli atlardır. Değer olarak çok kıymetlidir. Satıldığında çok büyük paralara satılırlar. Eşşeğin fiyatı ise değişmez. Burada anlatılmak istenen; nitelikli insan daima baştadır. Baştır. Değerlidir. Kıymetlidir. “Bakmayla Belleseydi, İt Kasaplık Bellerdi.” İnsanların bakmayla, bir fiiliyatı öğrenmelerinin mümkün olmadığını, ancak uygulama ile o fiiliyatı öğrenmelerinin mümkün olabileceğini ifade eder. Malatya’nın eski kasap pazarından esinlenerek, ahilik kuralları gereği söylenmiş bir sözdür. Malatya’nın eski kasap pazarı; ortası yol, iki tarafı dükkânlar olan açık bir alandan ibaretti. Sahipsiz köpekler; kasap pazarının bulunduğu alanı, ya sabah erken ya da ikindiden sonra ziyaret ederler. Kasap dükkânlarına, etlere bakar dururlar. Kasaplarda; bir, iki kemik, et parçası atarlar böylece köpekler karınlarını doyururlardı. Ahilik sisteminde; çırağın, bizzat fiiliyatın içerisinde olmasını ifade etmektedir. Rahmetli Hocam; Mehmet Gürcüoğlu Atatürk Ortaokulunda, iş bilgisi dersimize girer, Malatya tekerlemelerini çok kullanır. İnceliklerini anlatırdı. Yukarıdaki iki tekerlemeyi de bayağı kullanırdı. “Elin Pisiği, Ele Sıçan Tutmaz“ Elin kedisi, ele fare yakalamaz. Sizin kediniz olacak ki size fare yakalasın. Eskiden, Malatya evlerinde kilerler bulunurdu. Evin bulguru, yarması, mercimeği, nohudu kilere konulurdu. Malatya dilinde kilere de hızna denilirdi. Kilerlerin güvenliği için evlerde kedi beslenirdi. Kediler; kilerlere fareleri yaklaştırmazdı. İyi fare yakalayan bir kediyi bir başka eve götürdüğünüzde fare yakalamaz misafir gibi otururdu. Bundan dolayıdır ki; elin kedisi ele fare yakalamaz denilmiştir. Bu sözün bir başka anlamı da vardır. Kendi adamın olacak ki canla başla sana iş görsün sana çalışsın… Başkasının adamı sana iş görmez, sana çalışmaz. Malatya’nın adamları olursa; Malatya’ya iş görür. Malatya’ya çalışır. Malatya’nın hizmetlerini aksatmaz. Diğer Kişiler rutin işleri görürler. Özveride bulunmazlar… Demek ki; Malatya’nın ne kadar bürokratı, iş adamı fazla olursa, Malatya’ya daha fazla hizmet gelir. Manasını taşımaktadır. “Kanerede, kan yalamış” Şerli kişi, toplum içerisinde mesafeli olunacak, diyalogların sınırlı tutulacağı kişi anlamındadır. Kanere veya kanara, mezbahanenin diğer adıdır. Malatya dilinde ise Ganere denir. Malatya’da Cezmi Kartay Caddesi ile Tüccar Pazarı’nın kesiştiği alana Kanere veya Ganere denirdi. Demekki; Malatya’nın kuruluşunda orada mezbahane görevini gören bir alan bulunmaktaydı. Ganere ismi oradan kaldı. Malatya içerisinde, boş gezen, çatacak kişi arayan kişilere de; ganere denirdi. Malatya’nın merkezi konumunda olan bu alanda zaman harcayıp bazı insanların huzurlarını bozmaktan zevk alan insanlara söylenmiştir. “Ağaç yapraklarıyla gürler” İnsanlar; çevreleriyle güçlüdür. Çevresi güçlü olan kişi daha güçlü anlamındadır. Malatya’da yetişen ağaçlar; genellikle kışın yapraklarını döken ağaçlar olduğu için, ne kayısının, ne eriğin ne de kavak ağacının bir sesi olmaz. Baharda yapraklarının gürültüsü duyulur. Bir başka anlamda; Malatya’nın çeşitli konumlarda adamları olacak ki, Malatya güçlü olsun. Anlamında kullanılmıştır. Dileğimiz; Malatya’nın güzel insanlarının, güzel faaliyetlerinin çok olması, gürültülerinden güzellikler çıkması… Enver Kalaycıoğlu
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||