Ülkenin bu yoğun gündemi arasında tartışılmaya devam eden bir konu et fiyatları. Özellikle ithalatın önünün açılmasının ardından gevşeyen fiyatlar bir noktada kilitlendi kaldı. Peki neden?...Çetin Ünsalan/Ulusal Kanal
Ülkenin bu yoğun gündemi arasında tartışılmaya devam eden bir konu et fiyatları. Özellikle ithalatın önünün açılmasının ardından gevşeyen fiyatlar bir noktada kilitlendi kaldı. Peki neden?
Öncelikle ithal edilen et oranının zannedildiği gibi tüm Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak oranda olmadığının altını çizmek gerekiyor. Miktar dönemsel tüketime göre ortalama bir gün ile bir hafta içerisinde tüketilen ihtiyacı karşılayan oranda.
Burada asıl hedef, spekülasyon yaparak piyasada et üzerinden vurgun vurmayı planlayanların önünü kesmek ve fiyat üzerinde psikolojik etki yaratmaktı. Bunda da ilk planda başarılı olundu.
Elbette bu başarıya bir muhalefet şerhi de koymak gerekiyor. Çünkü önerilen projede akabinde damızlık hayvanların ithal edilmesi ve üreticinin güçlendirilmesi esas alınmalıydı. Ne yazık ki şu ana kadar söylemin ötesine geçilip, somut bir adım atıldığı görülmedi.
Peki, şu anda fiyatlar neden düşmüyor? Bu konuda bir piyasa araştırması yaptım ve gördüm ki, ilginç bir vurgunculuk hikâyesi ortaya çıkıyor.
Şu anda bazı firmalar ısrarla piyasada hayvan olmadığı yönünde haber pompalıyor. Genel anlamda baktığınızda bu konuda çok da haksız değiller. Yani Türkiye'nin uzun vadeli bir politika uygulayabilmesi adına sayı yetersiz...
Ama bugünün ihtiyacının karşılanması noktasında manzara bu değil. Piyasada tonajlı kesim yapan 6 tane firma öne çıkıyor. Bu firmalar iki tür uygulama gerçekleştiriyorlar.. Birincisi hayvancılık yapan bölgelerde hatırı geçen temsilcileri var ve 3-5 adet hayvan alımı yaparak, ellerinde büyük bir stok tutuyorlar.
İkinci yöntem ise toplu alıp, pazarda bunları adeta bir borsaya çıkarma yöntemini seçiyorlar. Neticede toplanan hayvanlar bu altı firmanın elinde bulunuyor ve fiyatın yükseleceğini düşünerek kesim gerçekleştirmiyorlar.
Ucuzdan alınan hayvanlarda vurgun aşamasında yalnız da değiller. Köylüye de olası yükselmede prim sözü veriyorlar. Sonra da ortaya bir sağırlar diyalogu çıkıyor. Bir tarafta düşmeyen et fiyatlarından yakınanlar, diğer tarafta tüm süreci bilip de bilmiyormuş gibi davranan fırsatçılar.
Bu 6 firmanın isimleri yaptığım araştırmalarda ortaya çıktı ve bende mevcut. Ama vermeyeceğim. Fakat iktidar ipucu istiyorsa, ilk iki sıradaki büyük çaplı firmanın kendilerine yakın isimler olduğunu belirtebilirim. Yani sorunu çözmek istiyorlarsa şöyle bir çevrelerine bakmaları yeterli…
Daha garibi bunların en büyüğü ile ilgili yaşanan bir gelişme. Piyasada bu oyunları oynayan firmaya aynı zamanda Et ve Balık Kurumu'nun kestiği etlerin dağıtım hakkı da verildi. Yani kurda kuzu emanet edildi.
Etin yok fiyatının ortaya çıkması sadece ödenen bedelle de ilgili sıkıntı çıkarmıyor. Bu hayvanlar zamanında kesilmediği için yağlanma oranları artıyor ve et kalitesi düşüyor. Süreç içinde piyasa mensubu kişiler yüzde 3-4 oranında bir yağlanma olduğunun altını çiziyorlar.
Bir başka problem de ödenen bedel üzerinde yaşanıyor. Örneğin geçen perşembe dana karkasın market giriş fiyatı 13.5 TL artı KDV idi. Çarşamba günü itibariyle fiyat kilo bazında 15.5 TL artı KDV oldu.
Oysa 1 kilosuna ödenen bu fiyat karşılığında tüketici bir kilo et de almıyor. Bunun içinde yüzde 19 kemik firesi ve yüzde 1.5 su firesi var. Buna beklemeden kaynaklanan yüzde 3-4 oranında yağlanmayı da eklediğinizde, tüketicinin 750 gr ete 1 kilo üzerinden para ödediği anlaşılıyor.
Bu durumda piyasada konuşulan fiyatlar, net et alımı bazında daha da yüksek noktalara ulaşıyor. Sözün özü şu: Ortada çok büyük bir vurgun var ve en büyük kesici konumunda 6 firmanın da ağız birliği yaptığı görülüyor. Bundan Sayın Başbakan'ın haberi var mı bilmiyorum ama, sık sık kendisinin de dile getirdiği spekülatörleri bulmak istiyorsa, biraz çevresine baksın, yeter.