|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
TerörMemleketi sanki civanımın sultanı Fatih Sultan Recep yönetmiyor! Terör MUHALEFET terör örgütünün ağzıyla konuşuyor, medya terör örgütüne yandaşlık yapıyor. Memleketi sanki civanımın sultanı Fatih Sultan Recep yönetmiyor! Sultanın görüşüne göre bütün muhalefet partileri ve iktidar yalakası olmayan medya ayrılıkçı terör örgütü ile el ele vermiş sultanın saltanatına saldırıyor! Böyle bir ruh halini doktorların teşhisine bırakalım ama sultanın büyük bir çaresizlik içinde kıvrandığı kesin. Uyguladığı ilkesiz ve içeriksiz politikalarla ayrılıkçı terör örgütü karşısında inisiyatifi kaybetmiş, son çare kendinden başka herkesi suçluyor. İçi boş Kürt açılımına karşı çıkmanın ülkeye ihanet olacağını söyleyerek kendini kandırmaya çalışıyor, daha doğrusu çabalıyor! Çabaladıkça daha çok balçığa batıyor. Ve güneş balçıkla sıvanamıyor... Teröre yataklık eden, yandaşlık eden siyasi parti varsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da var. Hükümetin polisi, eliyle koymuş gibi toprak altında hatta deniz dibinde bile askerlerin darbe planlarını nasıl bulduysa teröre yardım ve yataklık eden siyasilerin hain işbirliğini de belgeleyecek güçte olmalı. Aynı şekilde, medyanın terör örgütüyle yaptığı işbirliğinin ipliğini pazara çıkarmak da alt tarafı polisin bir teknik takip yapmasına bakar: “Alo başyazar.” “Buyur terörist dostum...” “Bir propaganda yazısı yazsan diyorum.” “Ne demek, emrin olur.” Fakat sultan hazretleri, hem iktidar yalakası olmayan medyayı iktidar yalakası medya ile karıştırıyor hem de yargıya güvenmiyor. Ülkeyi “şiir gibi” yönettiğini sanıyor: “Muhalefet tu kaka. Yargı tu kaka. Medya tu kaka. Asker ha keza. Sultanım sen çok yaşa!” Aslında şu anayasa değişikliği hayırlısıyla bir hallolsa yargıya yapacağı ince ayarla muhalefeti de halledecek medyayı da. Dolayısıyla ayrılıkçı terörü de halletmiş olacak çünkü Türkiye’de bir tek terör olacak: Tek parti iktidarı terörü! İlhan Selçuk’u uğurlarken TÜRKİYE’NİN Aydınlanma Bilgesi İlhan Selçuk’u dün büyük bir sevgi seliyle İstanbul’dan uğurladık. Bugün sevginin merkezi Hacıbektaş’tan sonsuzluğa uğurlarken sözü Şevket Çorbacıoğlu’na bırakıyoruz: “Atatürk’ün evrensel felsefesinin yılmaz bekçisi İlhan Selçuk’u kaybetmedik. O, aramızdan ayrıldı. Kaybetmedik, çünkü verdiği düşün savaşlarıyla bizimle yaşayacaktır, ulusal duruşun efsanevi kimliği olarak hep ayakta kalacaktır... Ödün vermez yürekli duruşundaki öğretileriyle beyinlere kazındı; çağcıl ve uygar dünyamızın, aydınlanmanın sönmeyen ışığı oldu. Doğayı sevdi, doğanı sevdi, hep onlar için yaşadı, yaşamaya da devam edecek. Düşüncelerinin katkısıyla; kitlelerle bütünleşti. Verdiği düşün savaşlarının izleriyle bizimle yaşayacak. ‘Düşünüyorum, öyleyse vurun’ diyecek kadar devasa bir yüreğe sahipti. Vuramadılar, ama işkencelere tuttular, yılmadı. İçeri attılar, olmadı! Pencere’sinden hep halka seslendi, hakka seslendi. Halkın kimisi hakkını verdi, kimisi hakkını yedi, fakat o duruşundan asla vazgeçmedi... Yetmedi, ulusalcı faşist terörist ilan ederek Ergenekon dalgasından içeri aldılar. Yine yılmadı ve savcısını mahkûm ettirdi! Evet, İlhan Selçuk bizim teröristimizdir ve hep öyle kalacaktır! Mevzi Hüseyin Güven: “Recep, Gediktepe’de: Aileden bir erkek, poz vermek için bile olsa askeri mevzii gördü!” Yağmur Deniz Meclis Başkanı köyüne helikopterle gitmiş. Tahtırevanla da gidebilirdi! Sirke Tarık Emre: “Recep, çocukluğunda simit sattığını övünerek anlatır ama Gediktepe cephesinde çömelip incelemelerde bulunduğu sırada suratı sirke satıyordu!” Gerçek Timur Demirel: “Gediktepe gerçeği: Kendi topraklarında dahi ayakta duramayan bir başbakan ve onun genelkurmay başkanı.”
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||