MÜMTAZ SOYSAL/Cumhuriyet
Pişmanlıklar
HİÇ değilse artık, gelinen şu noktada özelleştirmedeki genel pişmanlığı itiraf edip düzelme çarelerini düşünmeye başlamak gerekiyor.
İktidarı ve muhalefetiyle, bilim çevreleri ve medyasıyla, sanayicisi ve işçisiyle, işvereni ve sendikacısıyla, tüccarı ve tüketicisiyle, bütün ulus olarak.
Geçmişteki ihalelerin, satışların, değer biçişlerin yanlışları ve kayırmalar, talanlar, dedikodular bir yana, günlük yaşamda karşılaşılan acıklı durumların hepsi karma ekonomi, kamu girişimciliği, ekonomik planlama gibi kavramların yeniden özlenmesine yol açıyor. Bu kavramların uygulanışında vaktiyle hataların ve eksiklerin yaşanmış olması, bu pişmanlığın gündeme gelmesine, konunun yeniden düşünülmesine ve geleceğe yönelik yeni doğruların saptanmasına engel olamaz, olmamalıdır.
Et yeniden pahalandı. Yerli üretim tüketimi karşılamayıp fiyatlar artınca dışalıma geçilmiş ve geçici ucuzlama sağlanmıştı, ama başıboş piyasa ekonomisinin kuralları işlemekte gecikmedi. Yerli hayvan sahipleri kesimi geciktirip geçici ucuzluğun bitmesini ve fiyatların yeniden yükselmesini beklemeye başladılar.
Sorun kolay çözülmüyor. Çünkü tarım politikasının hayvancılık ayağı ihmal edilip besleyiciliğin güvencesi sayılması gereken Et ve Balık Kurumu arsa açgözlülüğüyle bir yana itilmiş; “Devlet kasaplık, sosiscilik, peynircilik yapar mı” demagojisiyle kombinaların çoğu kapatılmış; Süt Endüstrisi Kurumu’nun makineleri satılarak kapısına kilit vurulmuş; alıcılar pılıyı pırtıyı toplayıp Batı’ya göçmüş; canım otlaklar hayvansız ve insansız bırakılmıştı...
Şimdi, salaklığı bırakıp Doğu Anadolu’yu da bütünüyle kalkındıracak bir tarım ve hayvan ürünleri sanayisine dönmenin zamanı gelmiştir. Okları arasında “devletçilik” de bulunan CHP, onu mızrak gibi kullanıp sağlam bir tarım ve hayvancılık programının propagandasıyla Doğu’yu yeniden kazanamaz mı?..
Bambaşka bir konuda, sabit ya da cep telefonunuzla özelleştirmenin getirdiği telefon şirketlerinin “bilinmeyen numaralar” tuzağına bir girin de “PTT’nin T’si satılsın” diyenlerin pişmanlığını bir de siz yaşayın bakalım. Zaten pahalı olan o hizmette numara öğreninceye kadar bir yığın gereksiz laf dinleyerek faturanızın nasıl şişirildiğini öğrenmiş olursunuz; vazgeçilmemesi gereken bir kamu hizmetinin sonuçta vatandaşı dolaylı yollardan yabancıya yoldurma noktasına gelmiş olması hazindir.
Dert ileri teknolojiyi ülkeye getirmek idiyse, onu becerebilecek yetenekli ve dürüst kamu girişimcisi yetiştirmek çok mu zordu?
Türk’ün aklı hep mi sonradan gelecek?