|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
CIA ve Yaşar KemalABD'nin en eski dergilerinden The Nation'a konuşan Yaşar Kemal, aradan kırk yıl geçtikten sonra, kitaplarının tüm dünyada tanınması karşılığında Türkiye İşçi Partisi'nden ayrılmasını isteyen CIA ajanını "O... ç.., beni Amerikan parasıyla satın mı almaya çalışıyorsun. S... git..." (Çelik Erişçi/Yeniçağ) CIA ve Yaşar KemalABD’nin en eski dergilerinden The Nation’a konuşan Yaşar Kemal, aradan kırk yıl geçtikten sonra, kitaplarının tüm dünyada tanınması karşılığında Türkiye İşçi Partisi’nden ayrılmasını isteyen CIA ajanını “O... ç.., beni Amerikan parasıyla satın mı almaya çalışıyorsun. S... git.” şeklinde küfrederek kovduğunu anlattı. Hoffman, İsveç Akademisi’ndeABD’nin en eski dergilerinden The Nation’a konuşan Yaşar Kemal, aradan kırk yıl geçtikten sonra, kitaplarının tüm dünyada tanınması karşılığında Türkiye İşçi Partisi’nden ayrılmasını isteyen CIA ajanını “O... ç.., beni Amerikan parasıyla satın mı almaya çalışıyorsun. S... git.” şeklinde küfrederek kovduğunu anlattı. Hoffman, İsveç Akaden Kerstin Ekman’ın Yaşar Kemal hakkında yıllar önce “Ağrı Dağı kadar büyük” benzetmesinde bulunduğu için yazısını “Ağrı Dağı Kadar Büyük” başlığı ile yayınladığını belirtti. Ben bu haberi okuduktan sonra konuyla ilgili neler yazılacağını çok merak ettim... Doğrusunu isterseniz, çok fazla değişik bir bakış açısı yapılmayacağını da tahmin edebiliyordum. Haberi bilgi verecek şekilde ilginç ve kolayca anlaşılabilecek bir haber haline getirirseniz, Türkiye’de okur sayısı artar. Bu tespit ben söylediğim için değil, ortada olan anlatım biçimi ve bunun sonunda “var olamayan” okur sayısı bakımından doğrudur. Okuyucular bu haberden neler çıkarabilirler? “Ağrı dağı kadar büyük” payesi ile onurlandırılan bir kişinin küfürlü üslubuna mı, sözlerindeki anlama mı yoksa yaptığı eyleme mi bakmışlardır? Yaşar Kemal teklifi onurla savuşturmuş ve küfrü erdem haline getirmiş birisi midir? Ego ve nefs büyük bir dükkandır. Dünya tarihinde bu dükkanda çalışmayan kimse yoktur! Herkes böyle bir teklifi reddedebilir mi? Haberi okuyan biri, teklifi yapanların, kitapları sattırma gücü olduğunu düşünmez mi? Dünyada çok satan kitaplardan hangisinin bu yolla satıldığı ihtimali hiç akla gelmez mi? Orhan Pamuk haberi okuduğunda ne düşünür? Haberi okuyanlar Orhan Pamuk hakkında ne düşünür? Yaşar Kemal kırk yıl sonra açıklama yapmasa halk gerçekleri nasıl bilebilir? Gerçekleri o gün söyleseydi, acaba halk üzerindeki etkisi nasıl olurdu? Hatırlarsınız “Çocuklar duymasın” dizisindeki çok ünlü bir oyuncu, 25 Ocak 2003 tarihli Milliyet gazetesine “CIA çağırdı, gitmedim” şeklinde bir açıklamada bulunmuştu. Böylesi tekliflerin kimlere yapıldığını, yapıldıysa kimin teşekkür ettiğini kimin küfür ettiğini nereden öğreneceğiz? Biz gerçekleri ancak yarım asır sonra mı öğrenebiliyoruz? Gerçeklerin tamamını mı yoksa bir kısmını mı yarım asır sonra öğrenebiliyoruz? Haberi okuyanların aklına bunların tümünün gelebilme olasılığı bir kusur mudur yoksa düşünce hareketinin doğası mıdır? Herkes kırk sene sonra aklına esen bir gerçeği açıklamaya kalkarsa ne yapacağız? Açıklamalar Türk halkını “şok manyağı” yapar mı? Bunun tedavisini yapan bir doktor var mı? Nöbetçi yazarlar Gazete yazarları televizyonlarda tartışma programlarına da katılıyorlar, ya da yazıları ile gerçekten bir fikir gösterisi yapıyorlar. Bunların içinde gerçekten çok ilginç olanlar var. Nazlı Ilıcak... O bir yıldız, sinir bozma konusunda uzman. İşin garibi yıllardır onunla tartışanlar bu konuyu hala çözememiş. Nazlı Ilıcak uzman bir sorgucu gibi, katıldığı programdaki diğerlerini daha programın başında bitiriyor. Ahmet Hakan, masonlar hakkında program yapmasıyla tanındı. Erbakan gibiydi, o düşünce tipine göre ne olursa Yahudi ve mason suçludur. Erbakan başbakan olunca İsrail ile anlaşma yaptı. Ahmet Hakan da masonları kötülemekle kaldı. Şimdi magazin yazıları yazıyor. Can Ataklı, cevval bir yazar. Haklı da olsa tarzı sebebiyle haksız gibi görünüyor. Niye o kadar yüksek sesle ve herkesi azarlar gibi konuşuyor anlayan yok! Rasim Ozan, onunla ilgili tüm konuştuğu kişiler antipatik yakıştırması yapıyor. Bu kadar genç birinin böyle bir görüntü vermesi ilginç.. Altangiller ile ilgili yorum yapmayı gereksiz görüyorum. Rüzgar eken fırtına biçer Yazarlar ya da yazılar, okuyucuda düşünce hareketleri yapabilir. Okuyanlarda düşünce hareketi olabilir, okumayanda olmaz. Düşünce hareketi, bir tornadan geçmemişse, düşünce soytarılığına da dönüşebilir. Fikirde bu olmaz. Fikir, bir erdem kültürünü de içinde taşır. Ben bunu nereden biliyorum ve neden yazıyorum? Çünkü bu eksikliği ben de yaptım. Gerçekleri tümüyle bilmeden, eksik ve yanlış bir bilgi ve düşünce binası inşa etmek, yargılara varmak ve bunların üzerine boş konuşmak eksikliğini ben de yaptım. Yani benim için bir kişide kusur görme yaşı ve çağı geçmiştir. Paylaşma sebebim ise vicdani sorumluluğumdur. Ben ettim siz etmeyin. Çünkü bildim ve yaşadım ki, insan ne ederse kendine eder. Ne ekersen onu biçersin. Rüzgar eken fırtına biçer. Ben ekip biçme işini ehline bıraktım. Mevla neylerse güzel eyler. O eker, biçer, sunar ve doyurur. Biz kıymetini bilir ve Yüce Allah’a şükür ederiz.
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||