|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Âkif'i Rahat BırakınÖzetle, Fikret sanatkâr ve dâva adamı, Âkif sanatkârlığı zayıf bir dâva adamıdır... ATAOL BEHRAMOĞLU Âkif’i Rahat Bırakın Babamın kitaplığında Âkif’in “Safahat”ıyla Fikret’in “Rubab-ı Şikeste”si yan yana dururdu. Bu iki kalın cilt benim çocuk zihnimde iki kardeş kitaptı. Türkçe ya da edebiyat kitaplarımızda Âkif’in “Seyfi Baba”sıyla Fikret’in “Balıkçılar”ını okuduğumda da iki şair arasındaki kardeş yakınlığını duyumsamıştım. Yoksul insana duyulan aynı insancıl sevgi ve aynı konuşma dili akıcılığı... Zaman içinde iki şair arasındaki farklılıkları algılayacak, aralarında karşılıklı ağır suçlamalara varan atışmaları da okuyarak öğrenecektim... Nelerdi bu farklılıklar? Aklıma geldiğince söyleyeyim: Âkif’te konusu aşk olan bir şiir yoktur. Fikret’in “kara bir kuş gibi uçup gidecek gece birazdan” dizesindeki gibi günümüz şairini kıskandıracak bir metaforun benzerini Âkif’in şiirinde bulabilmek söz konusu değildir. Ya da, bir zamanlar ilk iki dizesini “Sarmış yine ufuklarını bir inatçı duman/Bir beyaz karanlık ki gittikçe yoğunlaşan” diye günümüz Türkçesine uyarladığım olağanüstü “Sis”in gölgesini bile Âkif’in şiirinde bulamazsınız... Bunlar bu konuda aklıma ilk gelen örneklerden birkaçı... Özetle, Fikret sanatkâr ve dâva adamı, Âkif sanatkârlığı zayıf bir dâva adamıdır... Şimdi atışmalarının konusunu oluşturan dâva konusuna gelelim... *** Âkif’in dâvası ve buna bağlı olarak bütün referansları İslam’a yöneliktir. Ona kalırsa İslam’ın dışında kalan ne varsa “tek dişi kalmış canavar”dır. Yurtseverliği de İslam’la özdeştir. Yurdun kurtuluşu için savaş, İslam için savaş demektir. Kurtuluş savaşımızda Arapların ihanetine uğrayışımızı bu nedenle görmezden gelmiş, “Türk Arapsız yaşamaz, kim ki ‘yaşar’ der delidir/Arab’ın Türk ise, hem sağ gözü, hem sağ elidir” gibi, içerik bir yana, sözdizimi ve “prozodi” bakımından da bozuk dizeler yazabilmiş, sonradan da bunları herhangi bir biçimde düzeltme gereksinimi duymamıştır... Buna karşılık Fikret’in yurt ve insan severliği herhangi bir dine, herhangi bir ırka bağlı değildir. O, kavramların gerçek içerikleriyle, aydınlanmacı ve evrenselcidir. Onun felsefesinde yaşam, evrenin ruhudur (ey hayat/ey ruh-u kâinat)... İnsan ise iyiliğin ve kötülüğün ve bütün olabilirliklerin Tanrısı olarak kutsanma hakkına sahiptir... (Takdis edin beşer/Takdise müstahaktır/Odur rabbı hayr ü şer/rabbı mümkinat)... Ne Âkif ne o dönemin bir başka şairi Fikret’in bu dizelerindeki düşünce yüceliğine ve sanatkârca söyleyişe ulaşabilmiştir. “Eski Çağlar Tarihi”(Tarih-i Kadim) destanı ise, esin kaynağı o olsa bile Hugo’nun “Yüzyılların Efsanesi”yle boy ölçüşebilecek değerdedir... *** Bu yazının amacı Fikret-Âkif karşılaştırması değildi. Babamın kitaplığında yan yana duran iki kitaptan yola çıkınca böyle oldu. O iki kitap (ve yeni basımları) benim kitaplığımda da bugün yan yana durmaktalar... Çünkü Âkif, bazı şiirleriyle de olsa, benim gözümde bugün de Fikret’le kardeş bir şairdir... Beni tedirgin eden, edebiyat kültürü ve şiir zevkinin derinliği bir karışı geçemeyecek kimselerin, olur olmaz yerde Âkif’çi kesilerek, onun bazı (genellikle de zevksiz ve yeteneksizce söylenmiş) dizelerini dillerine pelesenk etmeleri, kendi amaçları doğrultusunda sömürmeleridir... Yazıyı fazla uzatmayacak, bu gibi kimselere şimdilik şunları söylemekle yetineceğim: Âkif’i göklere çıkarırken, onun, “Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek/Otuz üç yıl bizi korkuttu ‘şeriat’ diyerek” gibi, sizlerin hayranlık duyduğu II. Abdülhamit’i en ağır sözlerle aşağılayan dizelerini neden bilmezden, görmezden geliyorsunuz? (Üstelik bu dizelerdeki “ödlek”, “diyerek” uyağında, Araplar için dörtlüğündeki “delidir”-“elidir” uyağından çok daha yeteneklice, neredeyse Namık Kemal’ce çınıldayan bir ses tonu varken...) Ya da, onun, Osmanlı’yı yıkıma sürükleyen Alman’ın övgüsüyle dolu (en ufak bir şairlik yeteneği de taşımayan) dizelerini neden söz konusu etmiyorsunuz? *** Günümüzün kimi sağcı siyasetçilerinin yok denecek düzeydeki edebiyat kültürleri, sığ dünya görüşleri ve düşük şiir zevkleri, onlara Mehmet Âkif’in bazı dizelerini sevdirebilir... Fakat kendilerine tavsiyem, eğer en ufak bir saygıları varsa, Âkif’i yine de rahat bırakmalarıdır. Çünkü Mehmet Âkif, çağını çoktan tamamlamış dünya görüşüne, zevksiz ve yeteneksiz birçok şiirine, genelde de sanatkâr bir şair olmaktan çok orta düzeyde bir manzumeci olmasına karşın, gözü dünya mülkünden uzak, ideallerine içtenlikle bağlı, adaletsizliğe ve eşitsizliğe isyan etmiş, namuslu, onurlu bir Türk şairidir. Âkif’i rahat bırakın! Çünkü bu ad, her şeye karşın, sizlerin ağızlarınıza yakışmıyor! Faks: (0212) 343 72 64
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||