Vefatının 10. yılı münasebetiyle... Kemal Sunal filmleri, hayatın gerçeklerini takdim etme açısından, ders niteliğinde yapıtlardı. Meşhur tabirle; gülüyorduk ağlanacak halimize... Her birini seyrettik. Hem de defalarca, hem de usanmadan! Çünkü trajikomik hikâyemizden bahsediyordu bu filmler...
Bir halk terapisti: Kemal Sunal
Vefatının 10. yılı münasebetiyle... Kemal Sunal filmleri, hayatın gerçeklerini takdim etme açısından, ders niteliğinde yapıtlardı. Meşhur tabirle; gülüyorduk ağlanacak halimize... Her birini seyrettik. Hem de defalarca, hem de usanmadan! Çünkü trajikomik hikâyemizden bahsediyordu bu filmler... Ya karakterler? Yabancısı değildik hiçbirinin... İçimizde yaşıyorlardı. Ne yapardık Kemal Sunal olmasa? Geçimsizliğimizi, terk edilmişliğimizi, aldatılmışlığımızı ve en nihayetinde birikmiş borçlarımızı... Kemal Sunal ile unutuyorduk! İçimizden bir figürdü o... Medyanın şişirilmiş balonlarından olmadığı besbelliydi. Kaç nesil büyüdü onunla? Bir dönem televizyon ekranlarında, “yine mi Kemal Sunal” dedirtse de, seyrettirdi kendisini... “Filmlerim o kadar çok gösterildi ki, insanlar çok fazla film çevirdiğimi zannediyor” bile demişti günün birinde. 82 filmde rol alan Kemal Sunal’ın, yüksek lisans tezi, 2005 yılında, “TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü” ismi ile kitap haline getirilip yayımlandı. Sessiz çoğunluğun sesi olarak Kemal Sunal, yok farz edilenlerin sembolüydü. Umuduydu insanımızın... Çıkıverin sokağa ve kişi ayırt etmeksizin Kemal Sunal’ı sorun: Hayırla yâd edilecektir muhtemelen... Çünkü Kemal Sunal bu topraklardaki herkesin “biz” i haline gelmiş nadir isimlerindendi. Sahnesinden ziyade, sahne arkasıyla da kabul görüyordu... İlginçtir: Özel hayatında, asık suratlı ve ciddi biri olarak anılıyordu. Karşısındakinin yılışacağından endişe ettiği için bu tip bir davranış sergilediğini öğrendim daha sonra... Yaşantısı esnasında medyada pek gözükmüyordu. Fakat popülerdi. Halkın hafızasına kazınmıştı. Kemal Sunal bu ülkenin yalnızca güldüren yüzü değildi. Filmlerinde her daim gücü ve iktidarı elinde bulunduran egemenlerin, otoritelerin karşısında yer edindi. İnsanımızın yapmak isteyip de yapamadığını yapıyordu onlara! Mücadele ediyordu. Direniyordu. Başkaldırıyordu... Her defasında saf, yoksul ve dürüsttü. Kemal Sunal filmleri, içerik itibariyle, ahlâkî normlar barındırıyordu bünyesinde... Esasında bir halk kahramanıydı Kemal Sunal. Hepimizin yerine seviyor, hepimizin yerine sövüyordu! Mustazafların safındaydı. Güçsüzlerin. Ezilenlerin. Altta kalanların. Bir nevi küçük balıkların... Türk kara mizahının duayenlerinden biri olarak Kemal Sunal, filmlerinde maddî olarak yoksuldu ama insanî hassasiyetlerden yoksun değildi... İşin esprisi de bu zaten! Hayatın gerçeğini yansıtma açısından Kemal Sunal filmleri, bu milleti o kadar çok güldürdü ve düşündürdü ki, ikinci bir örneği yoktur herhalde... Kemal Sunal filmleri bir nevi beynimizi tokatlıyordu! Hiç unutmam, televizyon kanallarından birinin, Kemal Sunal’a dair yaptığı sokak röportajında bir vatandaş şöyle demişti: “Onu seyredince bütün borçlarımı unutuyorum.” * * * Kemal Sunal, adını, Türk sinema tarihine “usta” olarak yazdırarak ayrıldı aramızdan... Onun filmlerinden bilhassa psikologların ve sosyologların öğreneceği çok şey var diye düşünüyorum. Filmleri dikkate alınmadan, bu ülke ve insanı tastamam anlamlandırılabilir mi? Kanaatimce hayır. Esaslı sorunu ne ise bu ülkenin, Kemal Sunal filmlerinde görülebilir pekâlâ.