new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet

"Ergenekon" da YOLUN SONU

Tarih 23 Ocak 2010, 10:59 Editör Editör

"Ergenekon" Davası nereye gidiyor ? davada neler yaşandı ? Hangi uçuk kaçık iddialar ile kimler esir edildi ? davanın ilk tutuklularından Bekir Öztürk yazıyor. İşte serinin ilk yazısı..

Son zamanlarda "Ergenekon Davası" na bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin çeşitli kurum ve kuruluşlarla yazışmlarına verilen cevapların içeriği, ve bu cevapların hepsinin üst üste gelmesi, Adil Serdar Saçan ile başlayan sorgudan sonra salıverilme, davada sona gelindiği konusundaki görüşleri pekiştiriyor.

Her ne kadar Mahkemenin ilerlemesi konusundaki tüm formaliteler yerine getirileceğinden bu süreç halen bir kaç yıl daha devam edecek olsa da, Davanın etkinliğinin azaldığı ortadadır. Bu nedenle mahkeme artık sorgusu tamamlandıktan sonra tahliye lere başlamıştır. Bütün bu gelişmeler, esir edilen insanların esaretinin son bulacağına dair bir işaret gibi gözükmekte. Zira dava zaten kıt kanaaat olan inandırıcılığını at gözlüklü bir takım güruh haricinde kaybetmiş bulunuyor.

Bu davanın 22 ay esaretini yaşamış,

1.iddianamenin 86 sanığının savunmasının neredeyse tamamını dinlemiş,

Savcıların 86 sanıktan bir tanesine bile konusu suç teşkil eden bir soru soramadığına şahitlik etmiş biri olarak neden böyle düşündüğümü madde madde anlatmaya çalışacağım.

Bu davada "delil" niyetine davaya konulan her şey yalan ve iftiradır.

Gelin bunlardan bir kaçını gözden geçirelim.

1 - SUİKAST PLANLARI

Bu davada "Suikast Planı" iddiasına ilk muhatap olan kişi, eline - Askerlik Hariç - av tüfeği bile almamış, çocuğuna oyuncak tabanca bile almamış birisi olarak bendim.

21 Temmuz 2007 günü tutuklanıp Bayrampaşa Cezaevine konulduktan iki gün sonra Zaman Gazetesinden bana ait bilgisayardan "Şok Suikast Planları" çıktığı yalan haberini okumuştum.

Haberin Başlığı müthişti; "Kuvvacılar'dan Bartholomeos'u öldürme planı"

Haberin Spotunda;"Kuvva-i Milliye Derneği Başkanı Bekir Öztürk'ün bilgisayarından Ermeni Patriği Mutafyan, Fener Patriği Bartholomeos ve işadamı İshak Alaton'un öldürülme planları çıktı."

Bu uydurma haberin içeri ise; "Gazeteport adlı internet sitesinde yer alan habere göre; Kuvvacılar bu planı cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan veya AK Parti'den herhangi bir kişinin cumhurbaşkanı seçilmesi halinde gerçekleştirecekti. Söz konusu suikast simülasyonlarının Ümraniye soruşturması kapsamında tutuklanan Kuvva-i Milliye Derneği Başkanı Öztürk'ün bilgisayarında bulunduğu ifade edilen haberde, planın ortaya çıkmasından sonra savcılık tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yazı gönderilerek, Mutafyan, Bartholomeos ve Alaton'a yönelik güvenlik önlemlerinin artırılmasının talep edildiği kaydedildi. İstanbul, Zaman" şeklindeydi

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=568380

Bu haberi okuduğumda ben bile şok olmuştum. İlk düşündüğüm Emniyetteki Fetullahçı Polislerin bilgisayarıma bir dosya yüklediği şüphesi olmuştu. Bu konu kafamı aylarca tırmaladı durdu. Ne zamana kadar? Şamil Tayyar Efendi'nin savcıdan aşırdığı "bilgi" leri o muhteşem eseriyle ölümsüzleştirdiği zamana kadar.

O zaman anladımki "ŞOK SUİKAST PLANLARI" olarak millete yutturulan, sahibi olduğum kuvvaimilliye.net sitesinde de yayınlanan, SESAR'a ait üç sayfalık bir analiz ( Malatya Katliamı ile ilgili ) imiş.

O tarihe kadar Savunma yapmayacağım. Savunmamda dava ile ilgili yazmış olduğum 40 kıt'alık "Ergenekon Destanı" isimli şiirimi okuyacağım diyordum. Ama bu iftira dahil olmak üzere hakkımdaki iftiraları gördüğümde bunlara esaslı bir cevabın verilmesi gerektiğine inanmaya başladım. 20 Ekim 2008 de Mahkeme başladığında söz alıp. "Hakkımdaki 'SUİKAST PLANI' iftirasının, medyanın algı bozukluğu nedeniyle ortalıkta dolaştığını düşündüğümü, oysa İddianamenin ilgili sayfasında 'ŞOK SUİKAST PLANLARI' başlığını gördüğümde, bunun medyanın değil savcıların algı bozukluğu olduğu" nu haykırdım.

Savunmamı yaptığı gün ise Mahkeme Başkanı Köksal Sengün'e "Sayın Başkan hakkımda atılan bir iftiranın ortaya çıkması bakımından 'Suikast Planı' olduğu iddiasıyla dava dosyasına konulan yazının tamamının tarafınızdan okunmasını rica ediyorum. Siz bu yazıyı okuduktan sonra ben burada bulunan tüm insanlara soracağım. Eğer bu yazıyı Savcılar gibi 'SUİKAST PLANI' olarak algılayan bir lişi daha çıkarsa; ben suikast palnlamanın değil, suikasti işlemenin cezasına razı olacağım" dedim.

Başkan okudu ve ben sordum. "Bu yazıyı Savcılar gibi 'Suikast Planı' olarak algılayan biri var mı?" tabi ki derin sessizliği bozan kimse çıkmadı.

Benden sonra kimlere "SUİKAST" iftirası atılmadı ki,

Bunlardan biri Mete Yalazangil ve onunla gözaltına alınıp salıverilen bir kaç kişi idi.

Onlar da güya Başbakan'a suikast düzenleyecekmiş. Ama her ne hikmetse bu suikastın "Tetikçisi" diye gözaltına alınanlar serbest bırakıldığı halde "SUİKAST" safsatası devam etti.

Tutuklandıktan hemen sonra bizim odaya verilen Elazığ Özel Harekat Şube Müdür Ayhan Atabek ve bir dönem İbrahim Şahin'in resmi koruma görevlisi, bir buçuk yıllık polis memuru, 6 aylık baba Kenan Temur da yine Ermeni Patriği ve Fener Papazına suikast düzenleyecekleri iftirasıyla karşı karşıya kaldılar. Bir "S1 Listesi" uydurması ortaya atıldı.

Her iki Polis Memuru da odamıza geldiğinde neye uğradığını bilmemenin şaşkınlığı ve kızgınlığı içindelerdi. Kendilerinin suçsuz olduğunu, neden içerde olduklarını anlamdıklarını söylediklerinde adeta bize suçlu muamelesi yaptıklarını bile anlayamıyorlardı.

Onlara dedimki;

"Bakın kardeşlerim, ben her ikinizide tanımıyorum. Ama senaristi çok iyi tanıyorum. Bu senarist benzer bir rolü banada yazmıştı. Onun için rahat olun, bunların hepsinin uçuk kaçık iftiralar olduğunu sizde bizlerde göreceğiz. Hatta ben bunun koskocaman bir yalan olduğu konusunda sizlerle iddiaya bile girerim" dedim.

Ayhan Atabek'i bu davaya entegre eden tek şey, muhtemelen Rahmetli Behcet Oktay'ın telefonunun dinlenmesi (!) esnasında Oktay ile İbrahim Şahin arasında geçen bir konuşma da Oktay'ın Şahin'e "Elazığ da bizden ( Özel Harekattan ) Ayhan Atabek var" demesi. Cezaevine getirdikleri sorgu ve arama tutanaklarından gördüğüm kadarıyla kimin yazdığı bilinmeyen bir listede adının yazılı olduğu iddiası dışında bir suçlama ile muhatap bile değil. Yapılan aramalarda ise hiç bir şey bulunamamış.

Kenan Temur ise Polisliğe adım atar atmaz, "Devlet Büyükleri Koruma Şube"ye verilmiş,ve bir "Devlet Büyüğü" olan İbrahim Şahin'e resmi koruma görevlisi olarak görevlendirilmiş. Ve neden olduğunu kendisinin bile anlayamadığı bir garabetle gözaltına alınmış. Evinde yapılan aramada birinde düğün videoları, diğerinde düğün fotoğrafları olan iki CD bulunmuş. Bunlardan başka "Suç delili" bulunamadığıda tutanakla tespit edilmiş. Demek ki düğün görüntülerini evde bulundurmak suç.

Neyse, ben her iki kardeşime de defalarca "Kardeşim, tamam bizde saçma sapan iddialar ve iftiralarla tutuklandık, ama en azından Hükümete muhalefet eden, ABD'nin ve AB'nin egemenliğine karşı çıkan insanlardık. Sizin siyasi yönünüzde yok. Siz olsa olsa yanlışlıkla tutuklanmışsınızdır. Adalet Dişlisinin sağlam bir dişlisi mutlaka vardır, lütfen üst mahkemeye, HSYK'ya dilekçeler yazın" deyip durdum çıktığım güne kadar.

Şu anda "SUİKAST" iftirasına maruz kalan ben ve Mete Yalazangil dışardayız, ama bu iki kardeşim halen bu iftiralar nedeniyle esirler. Kardeşim derken sakın aramızda bir hukuk olduğu düşünülmesin. Ben her ikisinide cezaevinde tanıdım. Ama tanıdığım kadarıyla onları bu esarete mahkum edenlerden çok daha şerefli, onurlu, dürüst insanlar olduğunu rahatlıkla söyleye bilirim.

İşte dostlar bir serinin ilk yazısı burada sona erdi.

"Ergenekon" da yolun sonu ( II ) de buluşmak üzere

Saygılarımla

Bekir Öztürk

bilgi@bhaber.net

0.505.4513129

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

"ASRIN DAVASI"

28 Şubat daha özgürlükçüydü

28 Şubat daha özgürlükçüydü Altında dönemin başbakanı Necmettin Erbakan'ın imzası bulunan 28 Şubat kararlarını bugün darbe gibi göstererek ...

"Şu anda iktidarda sivil darbe var"

Ceviz Kabuğu "28 Şubat" sürecini 15. yıl dönümünde masaya yatırdı.

Gülen'i harekete geçiren ABD iradesi

Gülen'i harekete geçiren ABD iradesi Ergenekon davalarında Ergun Poyraz ve Tuncer Kılınç'ın avukatlığını yapan tutuksuz sanık Hüseyin Buzoğlu, "Yarg...

Yasemin Çongar Gözaltına Alındığı Haberiyle Uyanmak

Yasemin Çongar Gözaltına Alındığı Haberiyle Uyanmak Bir Sabah Yasemin Çongar ve Üst Düzey Emniyetçilerin Gözaltına Alındığı Haberiyle Uyanmak- Fatma Sibel Yüksek/Açık ...

Erdoğan'ın bir tek apoleti yok!

Erdoğan'ın bir tek apoleti yok! CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis'ten geçen MİT yasası için Başbakan Erdoğan'ı suçladı: Birinin ...
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
SİVİLCE 19 MAYIS
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası