"örneğin Alman, İngiliz, Fransız milleti, diğer milletleri sömürmektedir, sömürülen ülkelerin iktidarları da bu sömürüye yatakçılık yapmaktadırlar...." Emre Kaan
MARKS IN GÖREMEDİĞİ 1
Bir saat ya sürer ya sürmez dedik çıktık yola, tahmin ettiğimiz gibi gidiş yarım saat sürdü, peki ya dönüş? Sıkı durun tam dört buçuk saat. Anayol dan çıkarken tampon tamponayız, şehir içine iki saatte girdik. Hava çok sıcak, kimi arabalarda yaşlılar, kimisinde çocuklar perişan. Kimisi başına su döküyor, kimisi küçük çocukları bir ağaç dibine götürüyor, kimi çocuklar ağlıyor, kimisi bakkaldan şişe suyu alıyor, kimisi o kadar bunalmış ki neredeyse bayılacak. Ambulans geçecek kadar bile boşluk yok.
4 saat sonra kavşağa geliyoruz, 500-600 kadar insan kimisi başına püsküllü şapka takmış, kimisi yüzünü boyamış, ellerinde trompet, borozan slogan atıyorlar, bir kısmı da şarkı söylüyor. Yolun ortasındalar, polis müdahale etmiyor, fakat arabalarda bunalanlar, hiç de kibar konuşmuyorlar, hakaretin bini beş kuruş, göstericilere el kol hareketleri, kimisi arabayla neredeyse üstlerine sürecek, o kadar ki kızmışlar, çocuklarının ve yakınlarının canlarını düşünüyorlar. Kimi arabalar zaten arızalandı sıcaktan.
Gösteri yapanlar ulaşım sektörü çalışanları, normal maaşları zaten halk genelinin 2 katından fazla, yılda en az 5 kere grev yaparlar. Her grevde pek çok insan işine gidemez, ne tren, ne metro, ne otobüs, yollarda trafikten ilerlenmez zaten. Bu ulaşım sektöründe çalışanlar dışında, ve evinden dışarı çıkmayanlar dışında, çoğunluk kızgındır. Çünkü bu çoğunluk maddi kayba uğrar, yevmiyeli çalışanlar, küçük esnaf, arabası trafikte bozulanlar...Bu grevlerin ulaşım sektöründe çalışanlar dışında kimseye faydası olmaz, aksine zararı olur. Fakat işçiler dayanışma içinde olmalılar değil mi? Ne dayanışma, ne dayanışma, ellerinden gelseler bu grevcileri kesecekler, çünkü bu grevlerden şu an onlar zararlı çıkıyorlar.
Ne yapsak da bu iyileşmeyi tüm sektörlere yaysak acaba? Var mı bir yolu ? Tüm sektörlerde asgari ücreti daha yüksek tutmak dışında? Fakat şimdikinin 2 katına çıkmak çok zor her sektör kaldırmaz, hele ki şimdiki uluslararası rekabet şartlarında. Kaldı ki gerek AB içinden gerek dışından şimdiki asgari ücrete dahi çalışmaya can atanlar var. Fakat bunların gelmesini ne ultra nasyonalistler ne de komünistler istiyorlar. Çin deki, Hindistan daki ücretlerden bahsetmeye dahi gerek yok, Portekizli, Bulgar, Rum, Türk durumu daha iyi olan AB ülkelerinde çalışmaya hazır, kimi Ruslar da Bulgar pasaportuyla geliyor. Daha önceden yazmıştım AB EMPERYALİST BİR BİRLİKTİR. Bu noktaya tekrar döneceğiz.
Sendikalar haklı veya haksız tüm işçileri korurlar. Hiç çalışmak istemeyen, zararı faydasından çok olan bir işçiyi bile işten çıkarmak çok zordur. Zaten her işten çıkarılan eleman neredeyse otomatik olarak dava açar ve yüzlerce destekleyeni vardır, haksız olsa bile. Bu nedenle küçük ve orta boy şirket sahipleri, kendileri günde 16 saat çalışmayı fakat mecbur kalmadıkça eleman almamayı tercih ederler, bu da işsizliği artırır. Diyeceksiniz olsun işsizlik sigortası var. Peki işsizlik sigortasının, aile yardımının, okul ve lojman yardımının, her vatandaşa minimum bir gelirin parası genelde nereden geliyor?
Bu ülkelerin uluslararası dev şirketleri var, her ülkeye girebiliyorlar ve milyarlar kazanıyorlar.Diğer azgelişmiş ülkelere girişleri genelde bu ülkelerin yöneticilerinin sağladıkları ilginç “kolaylıklarla” oluyor. Bu uluslararası dev şirketler kârlarını kendi ülkelerine getiriyorlar, ayrıca kendi ülkelerinde de onbinleri aşan elemanları ve milyarları aşan gelirleri var. En çok vergiyi bunlar veriyorlar. Esasen Dışişleri Bakanlığı dahi sanki bunların bakanlığı gibi çalışıyor. Hatta aynı uçakta bakanla gidip bakanla geliyorlar.
Kendi ülkelerinde siyasi istikrarın sağlanmasının, orta sınıfın genişliğine bağlı olduğunu biliyorsunuz. İşte siyasi istikrar için bu ortasınıfı besleyen Emperyalizmdir. Yani Emperyalizm aynı zamanda bir milletin bir başka milleti dolaylı yoldan sömürmesine yol açmaktadır. Bu paraların önemli bir kısmı sömürüden gelmektedir. “Dünya emekçileri” birbirleriyle dayanışma içinde olmaktan çok, biri diğerini dolaylı yoldan sömürme derdindedir ve bu para ve “kazanılmış haklar” çok tatlıdır, vazgeçilemez. Yani örneğin Alman, İngiliz, Fransız milleti, diğer milletleri sömürmektedir, sömürülen ülkelerin iktidarları da bu sömürüye yatakçılık yapmaktadırlar.
Kaldı ki çalışmamaya alıştırılmış milyonların bir kısmı, hiç de çalışmak niyetinde değildir. Bazı işleri yapmayı göçmenler dışında kimse kabul etmez. Pek çok kalifiye olmayan eleman için çalışmakla çalışmamak arasındaki fark çok azdır. Devletin garanti ettiği gelire ek olarak arada bir de kaçak çalıştığında, daha iyi yaşamaktadır. Yani katkısı hiç yokken masrafı çok fazladır ve bunu bir yandan diğer çalışanlar, diğer yandan Emperyalizm karşılamaktadır. Zor şartlarda çalışan insanların, bu yeni asalak tabakaya hiç tahammülü yoktur. Bu yoldaşlar birbirlerini hiç sevmezler. Bu insanlar hiç çalışmadan, tam gün çalışan bir Çinlinin on katı gelir elde ederler. Bir gün Çin de böyle olacak derseniz, vereceğim cevap, o zaman uluslararası roller değişir olacaktır...
Devam edecek...sevgiler...Emre Kaan 16/07/2010