new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
Oyun İçinde Oyun...

Oyun İçinde Oyun...

Tarih 18 Temmuz 2010, 10:10 Editör

"Beden ölür ruh yaşar diyorlar
Ben yaşayamam yapayalnız o kadar
Gözüm olsun isterim bakmak için
Elim olsun isterim okşamak için
Ağzım dilim burnum kulağım
Caddeleri seslendirsin ayağım"
*(Ölüm ve yaşak üzerine bir yazı)

Oyun İçinde Oyun...
Telefonda bir dostla görüşüyordum, bir yandan da televizyondaydı gözüm, birden ekranda Mastroianni belirdi, altında bir yazı:
Marcello öldü!..
Hayatımızdan bir parçanın daha uçup gittiğini duyumsadım, kırk yıldan beri o oynuyordu, biz seyrediyorduk. Visconti ya da De Sica’yla yuğrulmuş İtalyan sinemasının baştan çıkarıcı aktörü, ardında yüzü aşkın film bırakarak çekip gitmişti bu dünyadan. Tanımadığı, okumadığı Nahit Ulvi’nin dizelerini biliyor muydu:
Beden ölür ruh yaşar diyorlar
Ben yaşayamam yapayalnız o kadar
Gözüm olsun isterim bakmak için
Elim olsun isterim okşamak için
Ağzım dilim burnum kulağım
Caddeleri seslendirsin ayağım
*
Bizim gazetenin Kültür Sayfasında Mastroianni’nin yaşamı üzerine kapsamlı yazılar yayımlandı; okurken kimi tümcelerin altını çizdim.
Marcello neler söylüyordu:
- Yaşadığımız, sonuçta bir oyun değil mi?
- Oynamak ne kadar güzel bir oyun...
- Aktörlük muhteşem bir oyun...
Evet, her şey oyun; ancak oyun öylesine dallı budaklı, çok boyutlu, girdili çıktılı bir sözcük ki nerede başlıyor nerede bitiyor saptamak olanaksız; belki ölüm de bir oyun!..
Federico Fellini,Marcello’yu anlatırken sanki bir oyunu tanımlıyor:
- Onunla her şey çok sade, doğal, huzurludur. Bu rahatlık onun çekim sırasında uyuyakalmasına kadar varabilir. İşte bu bilinçli uzaklık, hatta bir çeşit yokluk, Marcelloyu canlandırdığı kişilerin derinliğine sınırsız biçimde gönderir. O, filmin macerasına kendisini keyif ve güvenle bırakır, bu anlam da sinemayı aşar, öyküyü hayatla buluşturur.
Sanatçının canlandırdığı kişilerin derinliğine sınırsızyolculuğu nasıl bir şey?..
Marcello diyor ki:
- Bu mesleği seçerken, insan bilmeden sürekli bir kaçışa da angaje olmuş oluyor. Çünkü başkalarının başına gelmiş olan olayları, sorunları yaşamak daha kolay. Bir anlamda siz gerçeklerden kaçmış oluyorsunuz.
Kaçış mı?..
Nereye?..
İspanya’nın Mancha yöresinde saygın bir efendi yaşardı. Adı Alonso Quijano idi. Bu sağduyulu adam, bir gün kafayı üşütecek, şövalyeliğe özenecek, Don Quijote (Don Kişot) adıyla serüvenlere atılacak, yeldeğirmenleriyle savaşacaktır. Hepimiz Don Quijote’yi tanırız. Ünlü bir romandır o!.. Ancak vakti geldiğinde şövalye, evine döndü, hasta döşeğine yattı, papazı çağırdı, günah çıkarttı, son soluğunu verirken aklı başındaydı.
Bu sonuçtan çıkan ne?..
Yani Alonso Quijano öldü...
Don Kişot ölmedi.
Teselli için diyelim ki Marcello Mastroianni öldü; ama, yarattığı kahramanlar ölmedi.
Kahramanlar ölmez.
Sahnede Hamlet’i oynarken aktörün midesi ağrısa, Hamlet mi acı çeker oyuncu mu?
İzleyici, oyuncunun midesinin ağrıdığını nereden bilecek? Seyirci, pek iyi tanıdığı sanatçıyı, Hamleti iyi oynuyor mudiye seyrediyor; ne oyuncunun bedenindeki ağrıdan haberi var, ne ruhundaki gerilimden payını alıyor; izleyici dışsal bir yaklaşımla yüzeysel duygularıyla seyirliğe pay biçiyor.
Shakespeare, Dünya büyük bir tiyatro sahnesidemişti. Dünya o günden bu yana, yalnız tiyatro sahnesi değil, sinema perdesi ve televizyon ekranı oldu.
İlhan Selçuk(21 Aralık 1996 tarihli yazısı)

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÜLTÜR - SANAT

Ah şu sanatçılar...

Ah şu sanatçılar... Tam bir papağanlar sürüsü, duygu yok ki anlatımı özgün olsun...

Türküm...

Türküm... Gemileri sen çıkardın dağlara, 250 kiloluk mermiyi bir başına koydun toplara, Hasan Tahsin oldun kurşunu sıktın düş...

YIRTINIŞ...

YIRTINIŞ... Suç nedir, suçlu kimdir her şeyi yeniden tanımlamakta fayda var...Artık Roma hukuku da hikaye...

Biz Avrupalı olmayalım, onlar bize yakışmaz...

Biz Avrupalı olmayalım, onlar bize yakışmaz... Biz çağdaşlığı Avrupa dan öğrenmedik, Avrupa ya öğrettik...

Özgün halk fıkrası, bir vurdu bir daha vurdu...

Özgün halk fıkrası, bir vurdu bir daha vurdu... "inanın bir tane daha vursaydı ben de karışacaktım..."
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
SİVİLCE 19 MAYIS
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası