new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
TSK Neden Sessiz?

TSK Neden Sessiz?

Tarih 18 Temmuz 2010, 22:24 Editör

Efsane komutanla Gazete 5 TSK üzerine konuştu.
Osman Pamukoğlu Röportajı

Efsane komutan Gazete5'e konuştu


Efsane komutan ve Hak ve Eşitlik Partisi Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, Gazete5'e terörle mücadeleyi anlattı. Pamukoğlu ile gündemi ve siyaseti konuştuk.
Türkiye’nin başındaki terör belasının en yoğun olarak yaşandığı yıllarda, siyasetçilerin, bürokratların ve hatta komuta kademesindeki güvenlik görevlilerinin bile gitmek istemediği bölgelere “Komutan” olarak giden Tümgeneral Osman Pamukoğlu, terörle mücadelenin “efsane” isimlerinden biri olarak tanınıyor… Emekliliğinde yazdığı kitaplarla gündem yaratan Pamukoğlu, bir anlamda “zorunluluk nedeniyle” girdiği siyasette de farklı bakış açısı, cesur açıklamaları ve ürettiği radikal çözüm önerileriyle dikkat çekmeye devam ediyor… Hak ve Eşitlik Partisi’ni (HEPAR) kurduktan sonra mücadelesine yeni bir “boyut” kazandıran Pamukoğlu ile elbette uzmanlık alanı olan “terörü”, Türk siyasetindeki gelişmeleri ve gündeme ilişkin konuları tartıştık.
RÖPORTAJ: Selda Öztürk KAY
GAZETE5- Son dönemde artan terör olayları “ayrışma” tartışmalarını da beraberinde getirdi. Toplumsal bir dönüşüm mü geçiriyoruz?
O. PAMUKOĞLU- Hayır halkın tepkisi çok büyük. Çünkü halkın iki meselesi var bu ülkede. Biri ekonomi, diğeri ise huzur… Son üç dört aydaki olaylar huzur ihtiyacını daha da ön plana çıkardı. Halk güvenlik ihtiyacı hissediyor yoğun bir şekilde. Oysa Hükümet, bu ülkede Batı’nın istek ve çıkarlarını korumaktan başka bir şey yapamaz hale geldi. Terörle mücadele beceriksizlikle sonuçlandı. Şimdi başka şeyler konuşuluyor.
GAZETE5- Demokratik açılım gibi mi?
O.PAMUKOĞLU- Demokratik açılımın ne olduğunu kimse bilmiyor. Hükümet, kültürel haklar, dil özgürlüğü diye bir yola çıktı. Amaç tümüyle siyasiydi. Ancak bu başarısız oldu. Zaten Batı’nın dayatmasıydı. Batı ülkelerinin, NATO da dahil olmak üzere ‘müttefik’lerimizin amacı, bu bölgede bir  Kürt devleti kurmaktı. Şimdi artık onu kurduruyorlar. Kuzey Irak’ta bir Kürt devletinin son rötuşları yapılıyor.  Sonra bu Kürt devletini, BM askerleriyle Araplara karşı korumanın hesabını yapacaklar. Bizim bölgemizi ateşliyorlar. Yapmak istedikleri bu. 25 yıldır dağlarda eşkiyalık yapan insanlara önderlik yapan insanları siyasi sahneye çıkarmak istiyorlardı. Bunu da başardılar. Bu aşamadan sonra iktidardaki siyasi partinin yapacağı bir şey yok artık.
GAZETE5- Bundan sonra ne olacak?
O.PAMUKOĞLU- Nihai amaçları, demokratik federasyon… Sonuçta Dicle’nin doğusunu bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden koparmak istiyorlar. Böyle bir şey tabii ki olmayacak. Asla meydan vermeyeceğiz. Halk vermeyecek zaten. Ama bunlar bir yandan da eşiniyorlar. 20 yaşındaki çocuklar ateşe atılıyor. Bu hükümete, devlete yapılmadık hakaret kalmazken, bunların hiçbiri hakkında kanuni işlem yürütülmüyor. Sonuçta Karanlıkta yol alan hikaye, karanlıkta son bulur.
GAZETE5- Çözüm ne? Siz senelerce terörle mücadelede görev yaptınız… Bu sorun bugün izlenen yolla çözülemiyorsa, gerçek çözüm ne olmalı?
O.PAMUKOĞLU- Her şeyden önce bölgedeki Kürt vatandaşlarımızın eşkıya baskısından kurtarılması lazım. Eşkiyanın hem dağlardan, hem de bize komşu ülkelerin topraklarından temizlenmesi şart.
pamukoglu-ic-resim.jpg
Bunun için çok güçlü bir diplomatik dış siyaset yürütülmesi lazım. Dışarıdan sağlanan siyasi ve lojistik desteğin kesilmesi lazım. Bu devletler belli. Bunlara başı dik bir dış politika uygulanması lazım. İçerde de güçlü bir istihbarat ve uygun bir örgütsel yapıyla bu eşkiyanın bölgeden kesinlikle temizlenmesi gerekiyor. Bu olursa, bölgedeki halk da rahatlar.Hemen her gün, özellikle Hakkari bölgesinde yaşananlar artık bardağı taşırıyor. Bu olaylar, bugün siyaset adamlar ve zayıf bürokratlarla önlenemez. Bu ülkenin artık kangrene dönüşen bu belası böyle yok edilemez. Bir bakıyorsunuz olaylar gerçekleşiyor, bunlar toplanıyor, kahvaltı edip konuşuyorlar. MGK toplantısı, Bakanlar Kurulu toplantısı yapıyorlar. Adına Güvenlik Müsteşarlığı denilen bir kurum oluşturuyorlar. Bütün bunlar oyalamadır… Kendilerini ve halkı oyalıyorlar.
GAZETE5- Çözüm “askeri” önlemler diyorsunuz yani…
O. PAMUKOĞLU-  AKP hükümeti, bu ülkede batının istek ve çıkarlarını korurken, diğeri de, ana muhalefet partisi CHP de çıkıyor, 1989’daki Kürt Raporu’nu yeniden revize etmeye kalkıyor. İlk açılım meselesi çıktığında, bunların eski genel başkanları zaten ortaya çıkıp, ‘Bizim Kürt raporlarımız var” demişti. Yani ‘Biz sizden daha öndeyiz’ demişti. Nereden çıktı Kürt raporu şimdi? Eksik olan ne? Bütün bu siyasetçilerin konuşmalarına bakıyoruz. Ana muhalefet partisi, kan kanla temizlenmez, toplumsal mutabakat, genel af diyor. Yani her ikisi de aynı noktaya gelmiş durumda. Bunların hiçbir faydası olmaz elbette. Bunlar şunu anlayamıyor. Bu nasıl bir mücadeledir, dünyanın nerelerinde yapılmıştır? Sonuç ne olmuştur? Bakmak lazım.
GAZETE5- İspanya’da BASK örneğini veriyorlar…
O.PAMUKOĞLU- Zihnen ve ruhen dejenere insanlar bunlar. İspanya’dan, Peru’dan örnek veriyor. Biz ne İrlanda’yız, ne İspanya’yız ne de Peru’da yaşıyoruz. Saçmalayıp duruyorlar. Çünkü akılları yetmiyor. Bir kısmı ahmaklıktan, bir kısmı da doğrudan doğruya PKK hareketinin işbirlikçisi ve yardım ve yatakçısı olduğundan… Bizim Osmanlı İmparatorluğu’nda da dahil olmak üzere bir ‘eşkıya tarihi’miz var. O dönemdeki eşkıyalar, klasik anlamda eşkıyaydı. Siyasi amaçları yoktu. Ancak eşkıyanın bir tanımı vardır. Eşkıya demek yardım ve yataklık demektir. O olmadan yaşayamaz. Şimdi, dışarıda yardım yataklık yapan ülkeler, içerideki kurum ve kişiler de belli. Hepsini biliyoruz ve takip ediyoruz.

 
GAZETE5- Size göre terörle mücadelede OHAL çare mi?
O.PAMUKOĞLU- OHAL bir anayasa müessesesi. Yeri ve zamanı geldiğinde uygulanır. Ama bizim partimizin programında böyle bir şey yok. Biz Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı 20 bin kişilik bir teşkilat kuracağız. Onları eğiteceğiz, donatacağız ve gideceğiz. Bu teşkilat, subay, astsubay ve uzman askerlerden oluşacak.
GAZETE5- Profesyonel askerlik tanımına uyuyor…
O.PAMUKOĞLU- Hayır. Bu tümüyle gönüllü sistemiyle görev yapacak bir teşkilat. Buna eşkıya takip kuvveti denir. Osmanlı döneminde de buydu adı. Biz bunu Makedon dağlarında, Bulgar ve Yunan çetelerine karşı uyguladık ve başarılı olduk. Temizledik. Dünyada yapıldı bu. Orta Amerika, Güney Amerika, Afrika, Malezya, Kafkaslar’da yapıldı. Bunları öğrettik, kitaplar yazdık ama anlayan kim? Bu tip mücadele zeka ile ilgilidir. Karşıdaki şeytan gibidir. Siz de şeytan gibi olacaksınız. Onlar hayalet gibiyse, siz de hayalet olacaksınız. Karakollar basılıyor her gün. Nefret ederim karakollardan. Hepsini kaldıracağız. Karakol bir emniyetin güvenliğini almak için kurulur. Bizde, binayı korumak anlamında… Ne diye koruyacağız biz binayı? O nasıl yaşıyor dağda? Siper demek sabitlik demek. Bu mücadelede durursanız ölürsünüz. Hareket edeceksiniz. Karşı taraf siper, bina kullanıyor mu? Siz de kullanmayacaksınız. O belirsizlik onu mahveder. Nerede olduğumuzu bilemeyecek. Biz onu bulacağız. Pusu ve baskın bu mücadelenin iki taktiğidir. Bunu Türk milletinin çocuklarının nasıl iyi yaptığını göstereceğiz. Terörü bitirmek çok büyük bir mesele değil.
GAZETE5- Terör bugün yalnızca dağda değil, siyasete de inmiş durumda. Siyasi anlamda terörün varlığını nasıl bitireceksiniz?
O.PAMUKOĞLU- Önce şu dağı temizleyin. Halk düşmanı katilleri temizleyin. Halk birden rahatlayacak görürsünüz. Bölgede devletin hiçbir otoritesi yok şu anda. Devlet güç ve kudrettir. Bunu sağlayamazsanız, eşkıya sizin üstüne çıkar.  
GAZETE5- Irak’ın kuzeyinde de kurulmuş bir yapı var şu anda. Adeta terörü besleyen bir komşu devlet konumunda. Mücadelede bir dezavantaj değil mi bu?
O. PAMUKOĞLU- Orayı da temizleyeceğiz. Şimdi, ABD’nin planı NATO kuvvetlerini Irak’ın kuzeyine getirmek. Başbakan Erdoğan da bu talimatı uyguladı ve bunu dile getirdi. Mesele şu. Kuzey’deki petrol kaynaklarının korunması lazım. Kime karşı? Aşağıdaki Araplara karşı. Peşmergelerin Araplara karşı tutunamayacağını ABD biliyor. Araya tampon koymak zorunda. Bu Amerika’nın planı. Onu oraya koyacak. Serbest bölge oluşturacak. Sonra Türk toprakları aşağı kayacak. Bu ikisi birleşmeye çalışacak. Sonra çık işin içinden çıkabilirsen. Şu anda bahsi geçen devletlerle aramızda birçok ikili, açık, kapalı, ticari anlaşma var. Öncelikle bu devletlere, bu işlerden elinizi ayağınızı çekin demek gerekiyor. Bu dış siyasetin işi. Bu da zor değil. Çünkü bu coğrafya ile ve bu genç nüfusla hiç kimse baş edemez. Bize ambargo filan yürümez. Bu coğrafyayı bilen, jeopolitikten, jeostratejiden anlayan bunları bilir. Anlayan kim?
GAZETE5- Geçtiğimiz günlerde Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un da teröre ilişkin çarpıcı açıklamaları oldu. Özellikle terörün “siyasi konjonktürden” kaynaklanan bir şansı olduğunu dile getirdi. Katılıyor musunuz?
O. PAMUKOĞLU- Bütün bunları anlatarak, nereye varmak istiyor bilmiyorum. Bugün terörün müsebbibi siyasilerin beceriksizlikleridir. Şans durup dururken gelmez size, koşulları siz yaratırsınız çoğu zaman. Yapabildikleriniz, yapamadıklarınız ölçüdür bunda. Benim için bir mana taşımıyor bu sözler. Sonuçta gelinen yer belli.
GAZETE5- Yine son dönemde TSK’ya yönelik yıpratma çabaları gündemde. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesi bütün bu saldırı ve tacizlere neden sessiz kalıyor?
O. PAMUKOĞLU- Sessizlik meselesi değil. Benim gördüğüm, ordu da bu mücadelede bir karışıklığa düşmüş. Şu soruyu soralım. Şu anda savaş, seferberlik var mı? Yok. Sıkıyönetim var mı? Yok. Türkiye Cumhuriyeti devletinin topraklarının güvenliğinden kim sorumlu? İçişleri Bakanı ve Hükümet. O halde, bütün bu jandarma karakolları ile ilgili meseleleri Genelkurmay neden üstleniyor? Ne ilgisi var? İçişleri’ne bağlı bu karakollar. İçişleri Bakanı’nın jandarma karakoluna gittiğini gördünüz mü hiç? Ya da jandarma genel komutanı ile görüştüğünü? Halk, esas sorumlunun kim olduğu konusunda yanılıyor. Askerler bu konuya girmeyecek ki halk hesabını bu hükümetten sorsun. İşleri güçleri toplantı yapmak. ‘Kuzey Irak’ta PKK oluşumları kabul edilemez’
pamukoglu-ic-resim2.20100713143551.jpg
diye açıklamalar yapmak. Söylerken kendisi bile inanmıyor buna zaten. Ne bu siyasiler, ne bu bürokratlarla bu milletin başına musallat edilen bela kaldırılamaz. Bunun kökünü, saçağını söküp atacak olan bitirecek olan biziz. Ben genel başkan olduğum için söylemiyorum. İnancımız böyle. Keşke başka bir yol olsa, çıkış istikameti olsa. Oraya baksak. Ama yok. Hal ortada. Sonuç ortada. Gelecek de belirsiz değil.  Türkiye ekonomisi alt üst olmuş. Adalet sistemi, güvenlik gittikçe batıyor. Bu karanlık tablo çizmek değil. Her şey ortada. Gözü kulağı olan görür bunu. Bunun eğitimle de ilgisi yok. Sosyal bir yapıyla da ilgisi yok. Dolayısıyla önümüzdeki ilk genel seçimler, Türk milleti için hayati bir anlam taşıyor.
GAZETE5- Partinizin referandum kararını “Hayır” olarak açıkladınız. Neden hayır?
O. PAMUKOĞLU- Anayasa Mahkemesi bu partinin kendi çalıp kendi oynadığı tek başına hazırladığı paketi tümüyle reddetseydi, muhtemelen hükümet bir erken seçime giderdi. Zaman anlamında koşullar müsaitti. Kasım’da gidebilirlerdi. Ama, AYM üç beş cümleyle oynadı, sonunda AKP hükümeti de bunu tatminkar bir sonuç gördü. Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’nın yapısına müdahale etmek için hazırlandı bu paket. Diğer maddeler garnitürdü. Oysa Adalet Bakanı ile müsteşarını, bu iki kuruldan çıkartmadan bağımsız bir yargı mümkün değil. İkincisi, HSYK’ya cumhurbaşkanının aday seçmesi de uygun değil. Çünkü Türkiye’de Cumhurbaşkanları hiçbir zaman bağımsız, özgür, hükümetten uzak kişiler olamamış, bu yönde kararlar alamamışlardır. Bugün Çankaya’daki isim Hükümetin bir parçası gibi hareket etmekte. Dolayısıyla YÖK’e rektör seçimi, Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi hakkı olmamalıdır. Bu olduğu sürece özgür ve bağımsız adalet sistemi kurulamaz. Bizim parti programımız da bu şekilde hazırlandı. Şu an birçok hakim ve savcı boşta. Atamaları yapılmıyor. Bu parti, kendi ideolojisine uygun insanları kilit noktalara yerleştirmek amacında. Zaten büyük ölçüde başardı bunu. Adalet mekanizması içinde de olabildiği kadar kendi adamlarını yerleştirmeye ve hukuk düzenini ele geçirmeye çalışıyor. Bunun için reddediyoruz. Biz bu hükümetin her şeyini reddediyoruz. Bugüne kadar yaptıkları, yedi sülalelerini, hısım akrabalarını zenginleştirmek, Türkiye’nin dış itibarını beş paralık etmek. Bu bir inanç meselesi. Hiçbir şeylerine inanmıyoruz ve güvenmiyoruz.
GAZETE5- Başbakan, mevcut anayasanın ‘darbe’ anayasası olduğunu söylüyor. Sivil bir anayasa söylemleriyle meydanlara çıkıyor. Sivil bir anayasaya ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz?
O. PAMUKOĞLU- Anayasa bugüne kadar zaten 90’a yakın müdahale geçirdi. 30’a yakın maddesi 2001’de değiştirildi. Şimdi buna ‘darbe anayasası’ deniyor. İşlerine geldiğinde de darbe anayasasının bazı maddelerine dört elle sarılıyorlar. Dürüstçe değil. Riyakarca hareket ediyorlar. Anayasa’nın bir bütün olarak ele alınması lazım. Ama bunu beceremiyorlar. Korkuları var, güçleri de yetmiyor. Aslında herkes Anayasadan şikayetçi. Tümünü değiştirmeyi başaramıyorlar. Kötü tekneler gibi, batmıyorlar ama yüzmeyi de beceremiyorlar. Rüzgar nereden eserse oraya sürükleniyorlar. İnançları yok öncelikle.
GAZETE5- Tecrübeli bir asker ve yeni bir siyasetçisiniz. Siyasette hedefiniz nedir?
O. PAMUKOĞLU- Türkiye’de siyasetten milletin sıtkı sıyrılmış artık. Siyasetçilere güvenmiyor halk. Biz bunları gördüğümüz için bu mücadeleye girdik. Biz bunlar gibi siyaset yapamayız. İstesek de olmaz. Kişiliğimiz buna müsait değil. Bir mücadele şart, bunun alanı da siyaset meydanı. Biz biraz da zoraki siyasetçiyiz. Ekonomisi batmış, güvenlik sistemi çökmüş, adalet sistemi ve duygusu toprakların üzerinden kovulmuş bir toplumla yaşıyoruz. Bizim yapacağımız mücadele geleceğe yönelik… Sorunları kuşaklar yaratır. Bizim nesil, bu toprakların hakkını veremedi. Ne üstünün, ne altınının hakkını verebildi. Bütün bu sorunları gelecek kuşakların üzerine devreden bir kuşak olduk biz. Bu beceriksizliklerin büyük bölümünün telafi edilmesi lazım. Bu bizim vicdani yükümlülüğümüzdür. Bütün stratejik kaynaklarımız satıldı. Toprağın üzerinde hiçbir şey kalmadı. Üretmeyen bir toplum var. Altındaki madenlerle hiç kimse ilgilenmiyor. Hiç madenleri konuşan siyasetçi görüyor musunuz? Kim merak ediyor? Anadolu ve Trakya’da kimin elinde o madenler? Ekonomi bitmiş durumda. Türkiye’de bu üç konuda her şey kötü gitmiş. Bundan sonra da olabilecek bir şey yok. Biz siyasi parti olarak alana çıktık ve bizi en iyi kadınlar ve gençler anladı.
GAZETE5- Neden kadınlar ve neden gençler?
O. PAMUKOĞLU- Gençler daha idealist, geleceğin ne olduğunu görüyorlar, zihinleri berrak. Daha dürüstler. Kadınlarda da annelik içgüdüsü var. Yavrularını nasıl bir ortamda yetiştirmek istediklerini biliyorlar. Dolayısıyla bizim partimize ilgi çok büyük. Genç bir nüfusla ayaktayız.
GAZETE5- Genel seçimde HEPAR’ın nasıl bir başarı elde edeceğini düşünüyorsunuz?
O. PAMUKOĞLU- Ben, kurmaylığımdan gelen bir alışkanlıkla, coğrafyayı görmeden plan yapmam. 60’ı aşkın ilde, 400’ü aşkın ilçede, örgütlenme faaliyetlerini yürütüyoruz. Siyasi partiler kanunu ve seçim kanununa göre bir partinin seçime girebilmesi için Türkiye genelinde 41 ilde, ilçelerin 3’te birinde beldelerin yarısında örgütlenmesi lazım. 5-6 ay önce 41 il örgütlenmesini tamamladık. Bir seçime hazırız. İç ve dış olaylar bizim partimize yönelik ilgiyi artırıyor. Terör, ABD ile ilişkiler, bölgedeki siyasi ve diplomatik entrikalar, bize olan güveni besliyor.
GAZETE5- Yüzde 10 seçim barajı tartışılıyor. CHP bunun kaldırılmasından yana. Siz ne düşünüyorsunuz?
O. PAMUKOĞLU- Baraj siyasi bir maskaralık. 2002 seçimlerinde, parlamentoya giren partilerin aldığı oy toplamı 18 milyon kişi. İşe yaramayıp çöpe atılan oyların miktarı da 16 milyon kişi. Bu demokrasi mi? Halkın iradesi mi? Bu bir şarlatanlık. Bu bir grubun kararı. A veya B partisi üzerinde fikir birliği yapmış, oy kullanmış bir grup. Yüzde 10 barajını bir engel olarak görmüyorum. Halk mevcut partilerden sıkılmış durumda. Zihniyet, yapı aynı, düşünce düzeni aynı. Bizim gücümüz ortada. Bir yol alalım bakalım. Bir söz vardır “İnsanlar plan yapar, Tanrı gülermiş”. Biraz daha zaman var bunları düşünmek için. Şimdi, doğrudan parti olarak seçime gideceğiz.
GAZETE5- Referandum öncesinde bütün partiler kampanya düzenliyor. Sizde de var mı böyle bir kampanya hazırlığı?
O. PAMUKOĞLU- Referandum için biz de meydanlara çıkacağız. Ramazan ayına denk geliyor ama biz 10-12 ilde meydanlara çıkmaya karar verdik. Bunun dışında, ben illerimizi dolaşacağım. İl başkanlarına talimatlar verildi. 1 Ağustos’ta İzmir’de olacağız. 4 Eylül’de İstanbul’da son mitingi yapacağız. Miting yapacağımız iller de belirlendi. Bu kapsamda, Bursa, Edirne, Antalya, Adana, Hatay, Trabzon, İzmit, Kocaeli, Kastamonu, Kayseri’de halkla buluşacağız. Biz taşıma miting yapmıyoruz. Doğal mitingler yapıyoruz. Sırası gelmişken bunu da söylemek isterim. Bugün seçimde yüzde 7’yi geçen partiler Hazine’den yardım alıyor. Biz bunu kaldıracağız. Haram bu para. Ben bunu nasıl kullandıklarını biliyorum. Eğitimsiz, fukara kesimleri istismar etme siyaseti bu. Genel seçim ülkenin kaderiyle alakalı olacak. Hem rejim anlamında hem de hızla bölünmeye giden ülke anlamında son derece hayati. Biz elimizden geldiği kadar insanları uyarıyoruz, bilinçlendiriyoruz. Sağlam muhakeme edebilmeleri için doğru bilgileri onlara vermeye çalışıyoruz. Bu dönemde de bunu yapacağız.
GAZETE5- Son olarak Türk medyasındaki yandaş, Candaş ve bağımsız kamplaşmasını sormak isterim. Medyadaki bölünmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
O. PAMUKOĞLU- Ben sürekli dolaştığım için Anadolu’daki yerel televizyon, radyo ve gazeteleri izliyorum. Onlar daha özgür. İstanbul ve Ankara basını özgür değil. Bir şekilde bir yerlere bağlılar. Bir patronları var ve o patron şu veya bu şekilde Hükümetlerle Ankara bürokrasisiyle bağlantılı. Dolayısıyla Türkiye’de özgür bağımsız basın yok. Bir çerçeve çiziliyor. O çerçevenin içinde size havyar, tereyağı, et verelim, siz o çerçevenin içinde yaşayıp düşünün deniyor bu gazetecilere. Bir insanın birilerini kandırması için önce kendisini kandırması lazım. Ruhen inanması lazım. Bugün aydın, entelektüel kesimler halk tarafından takip edilmiyor. Onlar kendi çalıp kendi dinleyen kesim. Düğün evinde göbek atıp, ölü evinde ağlayanlar bunlar. Türkiye genelinde bir dejenerasyon var. Adam gibi adam olmak, dürüst olmak konusunda. Bugün televizyon programlarına çıkıp aynı nakaratı tekrarlayıp duran kişileri halk izlemiyor, takip etmiyor.
GAZETE5- Cemaatlerin medya ve siyaset üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
O.PAMUKOĞLU- Tarikat ve cemaatler, siyasete girdikleri, siyasi sahada varlık gösterdikleri sürece, bunun sonu rejime dayanır. Ülkede bu tehlikeyi görüyorum şu anda. Ama kime ne olur? Rejimi muhafaza edenlerle, rejimin üzerine gidenler arasında olabilecek sürtüşmenin sonunda yine halka olur olan. Ama Türkiye ile İran gibi bir kıyaslamayı kabul etmiyorum. Türkiye’de kim ne yaparsa yapsın, bu ülkeyi kimse geri çeviremez. Bu mücadeleyi verecek olanlar var. Bir ülkede halkın tümüyle bir mücadele verilmez. Bir mücadeleyi kazanmak için yüzde 30’un katılımı şarttır ve yeterlidir.
GAZETE5- Okuyucularımız adına teşekkür ederiz...
 

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

SÖYLEŞİLER

Türkiye ilk kez emperyalist görüntü veriyor

Türkiye ilk kez emperyalist görüntü veriyor Tarihçi ve MHP milletvekili Prof. Halaçoğlu'na göre Suriye düşerse 3. dünya savaşı çıkabilir. Halaçoğlu Türkiye...

"KİLİSE" VE AKP

Orhan Gazi Ertekin - Express Dergisi Söyleşisi BÖLÜM 1

Bizi aldattıklarını sanmasınlar

Bizi aldattıklarını sanmasınlar Balçiçek Pamir’in Habertürk’de “Karşıt Görüş Özel” programına katılan Timur Selçuk, bir sanatçıya yakışan dürüstlük...

İKİNCİ TEK PARTİ DÖNEMİ

İKİNCİ TEK PARTİ DÖNEMİ 28 Ocak'ta, MHP Seçim Beyannamesi'ni açıkladı. Açıklama günü özel olarak seçilmişti. Çünkü o gün, Misakı Mi...

"Kemalist değilim, Özalcı'yım"

Ertuğrul Özkök: "Bize 'toplum mühendisi' diyenler müteahhit oldu!
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
SİVİLCE 19 MAYIS
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası