new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
Krizin Tüm Boyutları

Krizin Tüm Boyutları

Tarih 19 Temmuz 2010, 19:08 Editör

Otuz yıllık küreselleşme, serbest piyasa ütopyası nihayet dağılıyor. Neo-liberal "ekonomistler" krizi tüm boyutlarıyla kabullenmeye başlıyorlar. Ancak bu kabullenmeden bir çözüm beklemek anlamsız. Onlar açısından şu anda her şey tepetaklak olmuş durumda.

DÜNYA EKONOMİSİNE BAKIŞ / ERGİN YILDIZOĞLU / LONDRA
Krizin Tüm Boyutları
Otuz yıllık küreselleşme, serbest piyasa ütopyası nihayet dağılıyor. Neo-liberalekonomistlerkrizi tüm boyutlarıyla kabullenmeye başlıyorlar. Ancak bu kabullenmeden bir çözüm beklemek anlamsız. Onlar açısından şu anda her şey tepetaklak olmuş durumda.
Köpük üstünde refah…
The Economist’in borç konulu ekindeki, “Borçlanma geçen 25 yılın tüm ekonomik sorunlarına çare oldu saptamasını aktarmıştım. Böylece The Economist, küreselleşme adıyla satılan emperyalizmin yarattığı refahınaslında bir balon köpüğü olduğunu itiraf etmiş oluyordu. Bu hafta da dergi, bankaların aslında topluma sanıldığı kadar yararlı kurumlar olmadığını ileri sürüyor. Mucize değil bir serap” (A Mirage not a Miracle) başlıklı yazıda dergi, özetle geçen 30 yıl boyunca bankaları yönetenlerin ceplerini doldurduklarını, toplumu kandırdıklarını, şimdi de yükü vergi mükellefinin omuzlarına yıktıklarını anlatıyor.
Dünyanın en büyük bankalarından, HSBC’nin baş ekonomisti Stephen King de, düne kadar ağza alınamayan kimi gerçekleri dile getirmeye başlayanlardan biri. Financial Times’da Martin Wolfun aktardığına göre King, son kitabında, Batı’nın yükselişinin, piyasa, ticaret gibi kurumların bilim ve teknolojinin yanı sıra en az bunlar kadar, rant peşinde koşmaya, daha açık söylemek gerekirse, dünyanın fiziksel ve insani kaynaklarını talan etmeye dayandığını (Financial Times/12/07), diğer bir deyişle emperyalizme dayandığını anlatıyor. King’in kitabının başlığı “Loosing Control” (Denetimi Elden Kaçırmak)…
Geçen 30 yılın refahının bir balon köpüğü olduğunu söyleyenlerden biri de 40 yaşında IMF baş ekonomistliğine atanmış, sıra dışı yaklaşımları dile getirebilen bir akademisyen olan Prof. Raghuram Rajan. Prof. Rajan 2005’te, Alan Greenspan emekli olurken onuruna düzenlenen bir toplantıda, yaptığı konuşmada, mali sektörün risklerinden ve bir krizin gelmekte olduğundan söz etmişti. Daha sonra Ağustos 2006’da, Kansas Federal Reserve Bankındüzenlediği birkonferansta,yabancı sermayeden çok kendi kaynaklarına dayanan gelişmekte olan ülkelerin, kendi kaynaklarından çok yabancı sermaye girişine dayanan gelişmekte olan ülkelerden daha hızlı büyüdüğünü bulgulara dayanarak savunmuştu.
Prof. Rajan, Mayıs 2010’da yayımlanan Fault Lines (Fay Hatları) başlıklı kitabında krizin temel nedenini gelir dağılımındaki bozulmaya bağlıyor (Rajan, Project Syndicat, 09/07/2010). Kitabın anafikri kısaca şöyle: 1970’lerden bu yana Amerika’da ve genelde Batı dünyasında, ücretle çalışanların en yüksek gelirli yüzde 10’unun (üst düzey yöneticiler) gelirleri, geriye kalan yüzde 90’ınkinden çok daha büyük bir hızla artmış.
Krizin nedeni, gelir dağılımındaki bozulmaymış
Prof. Rajan’a göre bu gelir dağılımını düzeltmek için, eğitimi, aile kurumlarını, çocuk beslenmesini destekleyen sistemleri güçlendirerek, işgücünü uluslararası piyasalarda rekabet edecek bir düzeye getirmek (verimliliği ve kârlılığı restore etmek-E.Y) gerekiyormuş. Ancak, toplumsal istikrar açısından gelirin değil tüketimin önemli olduğunu bilen yönetimler, bu uzun dönemli kalıcı çözümler yerine, gittikçe göreli olarak yoksullaşan kesimlere, çok uygun ama gerçek dışı koşullarda, tüketici, ev kredisi vererek tüketim düzeyini, bir refah yanılsamasını korumuşlar. Kredi hacmi böyle büyürken süper rekabetçi, ahlaksız (amoral) mali piyasalar devreye girip bugünkü koşulları yaratmışlar.
King’in kitabını tanıtan yazısından bir gün sonra, Rajan’ın kitabını yorumlayan Wolf, Rajan’dan, yaratılan her bir dolarlık gerçek gelirin 58 sentinin hane halkının en üst yüzde birlik kesimine gittiğini aktarıyor. Wolf, Rajan’ın “bu çarpıcı duruma” karşı gelişmesi olası tepkilerin kredi yoluyla denetlendiğine ilişkin görüşlerine katılıyor.
Wolf’a göre, dünya ekonomisi ilk çöküntüden sonra toparlandı ama krize yol açan “fay hatları hâlâ bizimle. Böylece, bizim yıllardır burada vurguladığımız yapısal kriz kavramına Wolf da gelmiş oluyor.
Wolf’a göre, geçen dönemin en önemli özellikleri artık geçerli değil. Örneğin refah devletini artık sürdürmek olanaklı değil. Artık hükümetlerin kriziyle karşı karşıyayız (devletin mali krizi dediğimiz durum). İhracata dayalı üretimi sürdürmeye devam etme çabaları uluslararası çatışmalara yol açmak durumunda. Büyük çaplı uluslararası sermaye hareketlerinin sakıncalarını artık herkes görüyor. Mali entegrasyonu sürdürmek bile olanaklı olmayabilir.
Wolf’un diğer saptamaları da çok çarpıcı: Batı eski gücüne sahip değil. Yakıtını borçtan alan tüketicisi artık dünyanın lokomotifi değil. Batı’nın mali sistemi eskisi gibi dünyanın mali kaynağını oluşturmuyor. Ekonomilerin bütünleşmesi (neo-liberal küreselleşme) artık dünya ekonomisinin sürücü gücü değil. Dünya ekonomisinin gelecek yıllarda başka depremler yaşamaması için, tüm dünya liderlerinin bir eşgüdüm ve işbirliği içinde bir reform programı uygulaması gerekiyor.
Ama nasıl?
Bugün bilgece eleştiri üreten çözüm arayanlarla, geçen 30 yıl boyunca bugün kötülediklerini bize satanlar aynı insanlar. Dün sağlık sistemine, okula, toplu konuta, emekli maşlarına gelince Valla hiç kaynak yokdiyenler, bankaları, gelirin yüzde 58’ini alan yüzde 1’i kurtarmak için iki yılda yaklaşık 12 trilyon dolar para buldular…
Dün biz, küreselleşmeyi anlamak istiyorsanız, bu kredi piyasası neden bu kadar büyüdü diye sormak gerekir, diyorduk. Şimdi onlar, krizin nedenini gelir dağılımındaki bozulmaya bağlıyorlar. Peki, gelir dağılımı neden bozuldu? Bu soruyu neden sormak istemiyorlar?
Bu tehlikeli bir soru. Eğer bu soruyu sorarlarsa, bir adım sonra, üç yıldır seyrettiğimiz görüntülerin (gösteri toplumunun ekranlarının) arkasındaki reele, yaşam dünyamızın gerçeğine, sermayeye, onun yapısal krizine ulaşacağız.
Bu yüzden, bunlar krize çözümbulamazlar. Çünkü, bulmakla görevli olanlar, sermayeye hizmet etmekle yükümlüler, topluma değil. Sermaye bir kâr makinesi” olduğundan bunların rasyonalitesinin çekirdeğini, sermaye üzerinde yaşadıkları sürece de kâr sürecine hizmet etmek oluşturuyor. Ama sermaye çok katmanlı, çok çelişkili karmaşıklık. Her parçası öbürüyle, her parça üzerine yaşayan parazit, öbür parçanın üzerinde yaşayan parazitle yarışıyor. Ortak tutum, ortak akıl yok, kör ve etik kaygılardan bağımsız bir kâr itkisinden başka…
Üstelik bunların ellerinde tüm yaşam dünyamızı yıkabilecek araçlar var. Artık krediyle disiplin altına alma olanağını yitirdikleri emekçilere, kıt enerji, mineral, su ve besin kaynaklarına ulaşmak için birbirlerine saldırma olasılıkları çok yüksek.
Diğer taraftan küresel krizin, küresel çapta bir ortak karar alma alanı açtığını görüyoruz. İnsanlığın, bu fırsatı değerlendirip uygarlığını bu barbarların elinden kurtarmak için sermaye düzeninin ötesine geçmeyi bir kez daha denemekten başka çaresi yok. Çünkü artık böyle devam etmek de olanaklı değil.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

EKONOMİ

Başbakan'ın rehavetinin bedelini tüm Türkiye öder

Başbakan'ın rehavetinin bedelini tüm Türkiye öder CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, ekonomik krize ilişkin hükümetin çelişkili açıklamalarını eleştirerek, hük...

Kıdem tazminatı kalkıyor

Kıdem tazminatı kalkıyor Geçen yıl tartışılan ve Türk-İş ile Hak-İş'in ayaklanmasına neden olan kıdem tazminatının kaldırılarak yerine f...

Konut piyasası iyice dibe vurdu

Konut piyasası iyice dibe vurdu Siyası çalkantı, kredi faizlerinin artması konut satışlarını yüzde 50 düşürdü. Sermaye yapmak için konut satanlar i...

Bankalar müşterinin emarını çekecek

Bankalar müşterinin emarını çekecek Artık kredi kullanmak ve kredi kartı almak daha zor olacak. BDDK'nın sektörün görüşüne açtığı tebliğ taslağına ...

Gelir dağılımında eşitsizlik artıyor

Gelir dağılımında eşitsizlik artıyor Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) araştırmasına göre, 2009 yılında Türkiye'de gelir dağılımındaki eşitsi...
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
SİVİLCE 19 MAYIS
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası