|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkçe ve edebiyat öğretimi ile ilgili sorunlar ve çözüm önerileri...
"Günlük yaşantımızda kişi bir konuyu anlatacaktır, gereksiz ayrıntılara daldığına, zamanla özü kaçırdığına tanık olmaktayız..." Halil ÇIĞIRGAN TÜRKÇE VE EDEBİYAT ÖĞRETİMİ İLE İLGİLİ SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Çocuklar konuşmayı nasıl öğreniyor ? Çocuklar konuşmayı, dilini ve kurallarını ; yakın çevresindeki anne, baba ve kardeşleri başta olmak üzere yakın çevresinden duyarak ve görerek öğrenmeye başlar.Ailenin ve çevresinin ( Akraba ve arkadaşlarının) Türkçe’ ye olan hakimiyeti de çocuğun dilini öğrenmesinde olumlu veya olumsuz olarak etkiler ve bu durum çocuğa yansır. Eğer çocuk diline hakim bir çevrede yetişmemiş ise yerel şivenin etkisi altında dilini kullanmak durumunda kalacaktır. (Örneğin “ Bakmak “ fiilinin şimdiki zamanda yörelere göre kullanımı : bakıyım, bakorum, bakıyom, bakcem vb. şekilde kullanıldığını görmekteyiz. Bakmak fiilinin şimdiki zamanda doğru kullanımı ise “bakıyorum” olması gerekmektedir. Çocuk bütün bu olumsuz örnekleri okula başlayıncaya kadar ilişkide bulunduğu kişilerden edinmektedir. Çocuk okula başlayınca, önce okuma – yazmayı öğrenmeye başlaması ile birlikte mevcut kelime dağarcığı hızla zenginleşmekte ve bundan sonraki öğrenim hayatı boyunca, ağırlıklı olarak dilini ve kurallarını öğrenmekle geçirecektir. Haftalık Ders Programında Türkçe ‘ nin Yeri: İlköğretim okulu haftalık ders programında; İlk üç sınıfta haftada 12 saat, 4’ ncü ve 5’nci sınıfta 6 saat, 6,7 ve 8’nci sınıfta da 5 saat Türkçe Dersi yer almaktadır. 30 saatlik haftalık ders programına bakıldığında en ağırlıklı dersin Türkçe olduğu görülmekte,Ancak;maalesef okullarımızda geleceğimiz olan çocuklarımıza bugüne kadar, doğru ve hızlı okumayı, okuduğunu anlamayı, yorumlamayı, okuma sevgisini,özetleme ve yazma becerisini, güzel yazı yazmayı ve etkili konuşmayı kazandıramıyoruz. Yukarıda saydığım bu olumsuzluklar öğrencilerimizin ezici çoğunluğunda görülen olumsuz davranışlardır. O zaman yaptığımız Türkçe öğretimi etkinliklerinde bir eksikliğin olduğu gerçeğini kabullenmek ve bu durumun sorgulamasını yapmak zorundayız. Türkçe Dersi nasıl işleniyor? Bugün okullarımızın genelinde Türkçe Öğretiminde ders kitabından bir parça alınmakta, ele alınan parça öğretmen veya birkaç öğrenci tarafından bazen de daha ileri gidilerek tüm sınıfın okuması sağlanmaktadır.Böyle bir uygulama ile en az bir ders saati sesli okumaya gitmektedir. Daha sonra parça bir veya birkaç öğrenciye anlattırılarak sözlü anlatım yeteneğinin geliştirilmesi yapıldığı düşünülmektedir. İşlenen parçadaki anlamı bilinmeyen sözcükler bazen önce bazen de okuma sonrası sözlükten bakılarak anlamı yazdırılmaktadır.Oysa anlamı bilinmeyen sözcüklerin öğretiminde izlenecek yol şöyle olmalıdır; İşlenecek parça tüm sınıfın sessiz olarak okumaları istenir ve anlamını bilemedikleri sözcükleri kalemle işaretlemeleri istenir ve bu sözcükler sıra ile tahtaya yazılır, sözcüklerin anlamı: parçadaki anlamından, aynı anlamı veren bildiği bir sözcüğü cümle içinde kullanarak, resim, şekil veya bazen de anlatarak örneğin soyut sözcüklerde (Hürriyet,İstiklal vb.) bütün bu çalışmalardan da olumlu bir sonuç alınamamışsa sözlükten bakmak gerekir. Öğretmenlerimizin büyük çoğunluğu anlamı bilinmeyen sözcükleri cümle içinde kullandırmakta (Doğru bir çalışma) daha sonra parça ile ilgili sorular cevaplanmakta, ana fikir bulma ve dilbilgisi çalışması ile metin üzerindeki çalışma tamamlanmaktadır. Ayrıca haftada bir saat yazı çalışması yapılmakta. Türkçe Öğretimi yıllardan beri aşağı yukarı bu şekilde yapılmaktadır. Türkçe Öğretimi ile ilgili olarak yapılan bu çalışmaların büyük bölümü hatalı ve eksik çalışmayı içermektedir. Çünkü yıllardan beri bu eksik ve hatalı çalışmaların sonucunda; Doğru okumayı, Hızlı anlamayı, Etkili konuşmayı, Okuma sevgisini, Güzel yazı yazmayı, Özetleme ve yazma becerisini KAZANDIRAMADIK. Yapılan bu eleştirilerden dolayı öğretmenlerimizin suçlandığı akla gelmesin.Ben yıllarca öğretmenlik yaptım, üzerine dört yıl daha okuyup müfettiş oldum. Türkçe öğretimi konusunda ne öğretmen okullarında ne de üniversitede çok farklı bir şey görmedim. Çünkü Türkçe öğretiminde öğrencilerimizin durumu ortada. Yukarıdaki olumsuzlukların eleştirisi üniversitelerimizin sınıf öğretmenlikleri, Türkçe öğretmenlikleri ile Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde akademik düzeyde, Talim Terbiye Kurullarında ele alınması gerekmez miydi? İşte görüyoruz, doğru dürüst konuşmasını beceremeyen bir öğrenci grubu, yıllar boyu okumayan bir nesil yetiştiriyoruz. Haftalık ders programında Türkçe’nin ağırlığı belli nasıl olur da yukarıdaki olumsuz davranışları olumluya çeviremedik. Bu programın amaçlarına uygun bir öğretim yapamadık Hala Türkçe Öğretiminin iyi yapıldığını savunacak biri var mı acaba ? Çok azınlıkta olmakla beraber kendi özverileriyle Türkçe öğretimini en iyi şekilde yapmaya çalışan öğretmenlerimizin bulunduğunu öncelikle belirtmeliyim, bu durum mevcut sorunun çözümü için maalesef yeterli değil. Türkçe Programının amaçları iyi irdelendiğinde yapılan çalışmaların ne derece yetersiz olduğu görülür. İlköğretim ve ortaöğretim sonu sınavlarında soruların genellikle anlamaya ve yorumlamaya yönelik hazırlandığını görmekteyiz. Anlama ve yorumlamanın temeli ise Türkçe Öğretiminin iyi olmasına bağlıdır. Hızlı bir okuma alışkanlığı kazanılmamışsa uzun paragraf sorularının kavranıp cevabının bulunması Türkçe öğretimindeki başarıyla doğru orantılıdır. Türkçe Öğretimi ile İlgili mevcut problemler: A-Öğretim yılı başında, öğrencilerin okuma hızı,anlama,anlatım,dil bilgisi ve yazı yazma seviyelerinin belirlenmeden planlamaların yapılması. B -Sınıflardaki bir kısım öğrencide yeterli okuma süratinin bulunmaması.. C-Öğrencilerin büyük çoğunluğunda anlamlı okuma becerisinin bulunmaması. D-Öğrencilerin genelinde kitap okuma alışkanlığının bulunmaması. E-Öğrencilerin yeterli özetleme becerisini gösteremedikleri. F-Öğrencilere yeterli kompozisyon yazma becerisinin verilemediği. G-Bazı yörelerde,günlük konuşmada ve sözlü anlatımlarda yerel şivenin kullanılması. H-Öğrencilere, kuralına uygun küçük temel harflerin ve bitişik el yazısı yazma becerisinin kazandırılamadığı görülmektedir. Yukarıda saydığımız problemlerin ortadan kaldırılması için aşağıdaki çalışmaların mutlaka yapılması gerekmektedir. A-Öğretmen her öğretim yılı başında ; yıllık planını yapmadan önce; sınıfındaki öğrencilerin okuma, anlama, anlatım, dilbilgisi ve yazı konusunda, bir önceki sınıfta öğrendikleri konular ile ilgili olarak seviyelerini, bir ölçme aracı ile belirlemesi gerekir.Bu çalışmalar yapıldıktan sonra yıllık planlarınızı yapınız. Öğrencilerin bilgi ve beceri seviyelerini aşağıda anlatıldığı şekilde yapmanız , Türkçe Öğretimindeki başarınızı arttıracaktır. a) Okuma becerisini ölçmek için: -Okulların açıldığı ilk günlerde öğretmenler herhangi bir parçayı önce örnek olarak okuması ve aynı parçayı kaç öğrencinin konuşur gibi okuyup okumadığını not alınız. -Okuma becerisi yetersiz öğrencileriniz için seviyelerine uygun kitaplar vererek belirli sürelerde ölçmeler yapınız. (Denetimi yapılmayan çalışmalar bizi hedefe ulaştırmaz.) Örneğin ; hafta sonlarındaki bir Türkçe saatinde okuma becerilerindeki gelişmeler takip edilerek, bir önceki seviyeleri ile karşılaştırmalar yapılır. Öğrencilerdeki okuma becerisi istenen seviyeye gelinceye kadar bu çalışmalar devam ettirilir. Okuma becerisinde, öğrencinin konuşur gibi kekelemeden, sözcüklerin tam ve doğru olarak okunması, okunan parçadaki noktalama işaretlerinin anlamının verilip verilmediği, parçanın içeriğine uygun vurgu ve tonlamanın yapılıp yapılmadığına bakılır. Bu özellikleri yani beceriyi gösteren bir öğrenci, doğru bir okuma becerisi kazanmış demektir. - İstenen bir beceri tam olarak kazandırılmadan önerilen çalışmaları kesinlikle bırakmayınız. Okuma becerisini geliştirmek için öncelikle zengin bir sınıf kitaplığı veya okul kütüphanesi kurmayı öğrenci-veli,idare ile işbirliği içinde kurma yollarını arayınız. Kitap seçiminde birinci kademe öğretmenleri öncelikle Türkçe öğretmenlerinden görüş almalarında büyük yarar vardır. b) Anlama becerisini ölçmek için; -Türkçe ders kitabından veya sınıf kitaplığındaki kitaplardan uygun bir metin seçerek okuyunuz veya bir öğrenciye okutunuz. -Öğrencilere okunan metinden sorular sorarak veya metnin anlattırılması yöntemiyle öğrencilerin anlama becerileri ölçebilirsiniz. -Ayrıca anlattığınız bir olayla ilgili sorular sorarak anlama becerisini ölçme yoluna da gidebilirsiniz. c) Anlatım becerisini ölçmek için; -Öğretmen veya öğrenciler tarafından okunan bir metin sözlü veya yazılı anlatım yoluyla anlatım becerileri ölçülebilir. -Ayrıca bu ölçme işinde öğrencinin bir günlük yaşantısı,yaz tatilinde yaptıkları veya herhangi bir şeyi tanıtması istenerek anlatım becerisi ölçülebilir. - Bu ölçmeler sonucunda isim vermeden kritiklerin (olumlu ve olumsuz yönler bakımından) yapılmasında yarar vardır. - d) Dilbilgisi becerisini ölçmek için: -Bir önceki sınıfta öğrendiği dilbilgisi kurallarını yazdıracağınız bir metin ile ölçebilirsiniz. -Bir önceki sınıfta öğrendiği dilbilgisi kurallarını uygulamada yetersizlikleri var ise yıllık planınıza bu eksiklikleri almamız gerekmektedir. -Yıl içinde dilbilgisi kurallarının öğretiminde izlenecek yol; özellikle pekiştirme ve uygulama çalışmalarına yeterince yer vermekten geçtiğini unutmayalım. -Üzerinde çalıştığımız bir dilbilgisi kuralının tüm öğrenciler tarafından öğrenildiğini hiçbir zaman kabul etmeyiniz . Öğrettiğiniz kuralı öğrenen sadece üst düzey öğrencilerdir . Orta ve alt guruptaki öğrencilere de kavratmanın yolu , aralıklı pekiştirmelerden geçtiğini bilelim. Ders programları, bir önceki sınıf programının tam olarak öğrenildiği prensibi üzerine kuruludur. e-Anlamlı okuma becerisinin kazandırılması; - Bir öğrencinin anlamlı okuma becerisini gösterebilmesi için, öncelikle yeterli okuma süratine ulaşmış ve dilbilgisi kurallarını öğrenmiş olması gerekmektedir. -Bu becerinin kazandırılması çalışmalarında seçilecek metin önem önemlidir. Seçilen metinde karşılıklı diyalogların bulunması, jest ve mimikleri içermesi, duyguların ön plana çıktığı parça türlerinin seçilmesi anlamlı okumu becerisi kazandırmada amacımıza daha çok hizmet eder. -Burada seçilen metnin tamamının okunması değil,amacımıza hizmet eden bir-iki paragrafın okunması yeterlidir.Bu çalışmalar sırasında noktalama işaretlerinin önemi örneklerle gösterilmesi gerekir.örneğin : O, bahçeyi suluyor. Burada virgüle dikkat edilmediği takdirde anlamın ve şahsın değiştiği buna benzer örneklerle açıklanması gerekir. Yukarıdaki etkinlikleri , belirlenen problemler ortadan kalkıncaya kadar sürdürünüz. Özetleme Becerisinin Kazandırılması: -Mevcut eğitimin sonucu olarak özetleme becerisinde, yüksek okul öğrencileri dahi aynı sıkıntıyı çekmektedir. - İlk özetleme çalışmalarına ikinci sınıfta başlamak gerekmektedir. İlk özetleme örneklerini kısa paragraflar üzerinde öğretmenin vermesi ve öğrenciler için seçilmiş örnek paragraflar okutularak sözlü ve yazılı özetleme çalışmaları yaptırınız.Özetleme çalışmalarında bazı öğrencilerin paragrafı ezberlediğini görürsünüz. -özetleme olayında, kısaca ayrıntıya kaçmadan olayın anlatılması olduğunu örnek vererek açıklayınız. -Bu çalışmalar sürekli uygulamalarla kazandırılacak davranışlardır. -Yapılan çalışmaların kritiklerinin yapılmasında büyük yarar vardır. Özetleme becerisini kazandırma çalışmaları ilköğretim sekizinci sınıfa kadar sürdüğünde bu becerinin kesin olarak kazandırılmış olduğunu göreceksiniz. -Özetleme becerisi çalışmaları, zamanında planlı olarak yapılmadığından öğrencilerimizin büyük çoğunluğu lisede ve üniversitede sıkıntı yaşamaktadırlar. - Günlük yaşantımızda kişi bir konuyu anlatacaktır, gereksiz ayrıntılara daldığını zamanla özü kaçırdığına tanık olmaktayız. -Toplumda insanların problemlerini ve anlatmak istediklerini kısa ve öz olarak anlatamamasının temelinde bu çalışmaların planlı olarak yürütülmemesinde yatmaktadır. -Anlatılan çalışmalar yapıldığı takdirde bu problemin ortadan kalkacağı konusunda şüpheniz kalmasın. Kompozisyon yazma becerisini kazandırmak için, -Öğrencinin kompozisyon yazmada başarılı olmasının ön koşulu; okuma alışkanlığını kazanmış olması yanında yeteneğine bağlıdır. -Okuma alışkanlığı kazandırma çalışmaları ile birlikte kısa, kısa kompozisyon yazma çalışmalarına yer verilmesinde büyük yararlar vardır. -Yapılan çalışmalar başlangıçta bizi tatmin etmeyebilir,ancak öğrencinin kitap okuma sayısı arttıkça kelime haznesinin zenginleşeceği bakış açısının (ufkunun) gelişeceği için kompozisyon yazmadaki becerisi de buna paralel olarak zaman ilerledikçe olumlu yönde gelişecektir. Bazı Türkçe saatlerinde ;( öğrencinin seviyesine uygun olarak) iki veya üç obje veriniz, bunlarla ilgili bir olay yazmalarını isteyiniz. Bu çalışmayı önce basit olayları içeren objelerden seçmeye gayret ediniz. -Yapacağınız çalışmalar zaman ilerledikçe sizleri bile hayrete düşürecek çalışmaların ortaya çıktığını göreceksiniz. Benzeri çalışmalar geçmişte yapılmadığı için cevheri ortaya çıkarmamaktaki sıkıntıyı toplum olarak çekmekteyiz. Güzel yazı yazma becerisi kazandırma için: -Okullarımızdaki en büyük sorunlardan birisi de öğrencilere küçük temel harflerin ve bitişik el yazısının,kuralına uygun yazma becerisinin verilemesidir. -Güzel yazı yazma becerisini kazandırmak için, öncelikle küçük ve büyük temel harflerin kuralına uygun yazılması, ele alınan bir harf kuralına uygun öğretilmeden başka bir harf çalışmasına geçmek çalışmalarımızı baltalamaktan başka bir işe yaramaz. -Daha sonra uygun kısa sözcükler üzerinde yeterince uygulamaya yer vermekten geçeceğini kabul etmek zorundayız. -Becerilerin kazandırılmasında temel bir kural vardır, bu da sürekli ve kontrollü tekrardır. Aslında olması gerekli araçlardan biri de her öğrencinin önünde 35*25 cm ebatlarında bir yazı aracının bulunması gerekir.Öğretmen tahtada örneği verdiğinde, öğrencilerinde aynı çalışmayı ellerindeki tahtaya yapmaları ve öğretmenin çalışmaları kontrol etmesi en doğrusu olur.Tüm öğrenciler bu yazı araçlarında doğrusunu öğrendikten sonra defter çalışmasına geçilmesi gerekir. Çalışmalarımız bu bilinçle yapıldığı takdirde başarı mutlaka gelecektir. OKUMA ALIŞKANLIĞINI KAZANDIRMA YOLLARI Daha önce de belirttiğim gibi, ilköğretimde ve ortaöğretim de Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyat dersinin ağırlığı bellidir.on iki yıl gibi uzun bir eğitim döneminde üzülerek belirteyim , kitap okuma alışkanlığı kazanmış bir nesil yetiştiremedik. İlgili mercilerinde bu konu üzerinde enine boyuna bir sorgulama içinde olduklarını da görmedim. Bu işe gönül veren bizler bilgilerimizi ve uygulamalarımızı paylaşmak durumundayız. Ülkemize gelen batılı turistlerin elinden kitap düşmüyor,bir güzelliği belli bir sure seyrediyor sonra kitaba dalıyor.Bizim insanlarımız ise boş, boş etrafına bakınmakla zamanını öldürüyor. Öğretmenlerin asli görevi özgür düşünceli bireyler yetiştirmek olmalıdır. Bu da öğrencinin okuyacağı kitapların seçiminin ne kadar önem taşıdığı ortaya çıkar.Kitap seçiminde özellikle vurgulamak istiyorum,Dünya çocuk klasikleri ile işe başlamak en ideali. Okullarımızda özelikle sınıf öğretmenleri ve Türkçe öğretmenleri önereceğim projeyi öğretmenler kurulunda tartışmaya açınız. Yıllardan beri öğrencilere okumu sevgisini neden veremedik, bu alışkanlığı kazandırmak için neler yapmalıyız? Sorusunu ortaya atınız. Yapacağınız çalışmaların başarıya ulaşmasını sağlamanın birinci şartı öncelikle idareci, tüm öğretmenler ve öğrenci velilerinin tam katılımını sağlamak olmalıdır. Veli toplantılarında bu işin önemi anlatılmalı. Okul idaresi ve velilerin katkısı kaynak temininde olacaktır. sınıf öğretmeni ve Türkçe öğretmeni dışındaki branş öğretmenlerinin katkısı ise şöyle olabilir. Matematik öğretmeni dünyaca ünlü yerli ve yabancı bir iki matematikçinin hayatını anlatan bin metini sınıfta öğrencilere okuma ve anlatımını yaptırabilir. Aynı çalışmaları yıl içinde resim.müzik,beden,fen ve diğer öğretmenlerimizde benzer çalışmalara yer vermesiyle okuma alışkanlığının kazandırılması çalışmalarında, bu projede benim de bir tuzum var diyerek bu onura ortak olurlar. Okuma alışkanlığının kazandırılmasında asıl yük sınıf ve Türkçe öğretmenlerimize düşmektedir. Öncelikle sınıf kitaplıkları ve kütüphanenin zenginleştirilmesi sağlanmalıdır.seçilecek kitaplar sınıfların seviyesine göre ilk üç sınıfta masal-fabl türü hikaye kitapları, diğer sınıflarda da seviyelerine göre hikaye, roman, inceleme,gezi, portre türü yerli ve özellikle dünya çocuk klasiklerini edinme yolları araştırılmalıdır.ve sağlanmalıdır.Bu konuda sınıf öğretmenlerimiz Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerimizin yardımını alabilir Sınıf öğretmenleri kendi sınıflarında, Türkçe öğretmenleri de girdikleri her sınıfta, öğrencilerinin sınıf kitaplığından veya okul kütüphanesinden aldığı kitabın adını, yazarını, sayfa sayısını ve aldığı tarihi sınıf kitaplık defterine kendi adının yazıldığı sayfaya sınıf kitaplık kolu başkanı tarafından yazılır.kitabın alındığı tarihten 10-15 gün sonra haftanın bir günündeki Türkçe dersinde, öğretmen öğrenciden okuduğu bölümün mantık sırası içinde sınıfa anlatmasını ve diğer öğrencilerin de dinlemesini ister.Bu uygulama her hafta bir Türkçe saatinde 2-3 öğrenciye yaptırılır. Dinleyen öğrencilere de sözlü veya yazılı anlatım yaptırılır. Okuduğu bölümü anlatma çalışmaları sıra ile tüm sınıfı kapsamalıdır. Bu uygulamadaki amaç,öğrencinin okuduğu kitabı baştan savma okumaması ve diğer öğrencilerin de dinleme olayına kendilerini tam olarak vermeleri içindir. Bu Türkçe saatinde anlatım, dinleme sözlü veya yazılı anlatım çalışmaları yapılmış olmaktadır. Ayrı bir çalışma olarak; haftanın belli bir saatinde öğretmen sınıfın seviyesine uygun bir kitaptan, sınıfın ilgi düzeyine göre5-15 dakika okur.kalan zamanda öğrencilerden okuduğu bölümün yazılı veya sözlü (Faaliyetler eşit olmalı) anlatımını yaptırmalıdır. Yapılan çalışmaların kontrolü gerekir. Birkaç bölüm okunduktan sonra bazen, acaba önümüzdeki hafta okuyacağımız bölümde neler olabilir ? şeklinde bir soru ile düşünceleri alınmalıdır, bu çalışmaların ilk bölümlerinde öğretmen istenen olumlu sonuçları almakta güçlük çekebilir, ileriki aşamalarda beklemediğiniz atılımları göreceksiniz.bu çalışmalardaki amaç ise öğrencilerde yazma becerilerini ve hayal gücünü geliştirmeye yöneliktir. Daha sonraki bir derste öğrencilerin yazdığı çalışmaları saygı çerçevesinde değerlendiriniz.Bozuk cümleleri tespit ederek tahtaya yazınız ve doğrusunun nasıl olması gerektiğini sınıfta öğrencileri tartıştırarak bulunuz. Yapılan çalışmalar gerçek bir Türkçe öğretiminin bir parçasıdır. Böyle bir çalışmayı Burdur İli Yeşilova İlçesine bağlı taşıma merkezi bir ilköğretim okulunda uyguladık ve çok olumlu sonuçlar gözlemledik, bu öğrencilerde okumaya karşı büyük bir eğilim gözlemlendi. Bu çalışma düzenli olarak iki yıllık bir sürecin sonucudur.Böyle bir proje sekiz yıl sürdüğünde, öncelikle öğrencilerde okuma alışkanlığını,güzel konuşmayı,yazmayı ve yorumlama yeteneğinin gelişeceği görülecektir. Öğretim yılı içinde iki aylık süreler sonunda, her şubede en çok kitap (sayfa) okuyan öğrenciler ilgili öğretmenler tarafından kitaplık kolu rehber öğretmenine verilir. Belirli günler ve haftalarda, bayramlarda veya bayrak töreninden önce bu öğrenciler ödüllendirilir. ( Teşekkür etme, kalem kitap hediye etme gibi) Bu gibi çalışmaları öğrenci velilerinin görmelerini sağlayınız.Ayrıca öğrenci velileri ile yapılan toplantılarda ; okuma alışkanlığı kazanmış öğrencilerin toplum içinde kendilerini daha rahat ifade edebileceklerini,içinde bulunduğu toplumu olumlu yönde etkileyebileceğini, sosyal ilişkilerinde sıkıntı yaşamayacağını, fen ve sosyal problemlerin çözümünü daha rahat kavrayabileceğini, sınavlarda soruların bilgi sorusundan ziyade kavrama ve yoruma dayalı olduğunu,okuyan çocukların okumayanlara göre daha başarılı olacaklarını,lisede daha iyi kompozisyon yazabileceğini velilere iyice anlatınız ki onların desteğini tam olarak alınız. Öğretmenler genellikle kitap konusunda tereddüt etmekte, öğrencilerin okuyacağı kitapların seçiminde, Talim Terbiye Kurulunun onayından geçmiş yayınlar ile dünya çocuk klasikleri öncelikle tercih edilmelidir. Değerli öğretmen arkadaşlarım, kitap okuma alışkanlığı kazandırmak öğretmenlikte en önemli amacımız olmalıdır. Kişi öğrenim hayatı boyunca birçok kural öğrenir ancak bunlar zamanla gerçek hayatta unutulur gider, ancak okuma alışkanlığı kazandırdığınız bir öğrenci yüksek öğretime devam etmese dahi bilinçli bir yurttaş olmasında en büyük katkıyı yapmış olacaksınız. Bu çalışmalar sekiz yıl planlı şekilde sürdüğünde sonuç bambaşka olacaktır. Bugün okullarımızda TKY çalışmaları başlamış durumdadır.Tüm okullarımız TKY projeleri içinde Türkçe öğretimine bitmeyen bir senfoni gibi sürekli yer vermek zorunluluğunu hissetmelidirler. Bu yazı Türkçe Öğretiminde görülen eksiklikler üzerine ve bu konuda emek verenlere ışık tutmak amacıyla yazılmıştır. Halil ÇIĞIRGAN
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||