new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
Başbakan'a (Ağlanacak) Mektuplar (1)

Başbakan'a (Ağlanacak) Mektuplar (1)

Tarih 22 Temmuz 2010, 05:29 Editör Editör

BEKİR ÖZTÜRK YAZDI - "Ergenekon Davası" Sanığı Bekir Öztürk Ergenekon Davasından Başbakan'ı ağlatacak mektuplar dizisine başladı. Cezaevinde yaşanılanların bütün çıplaklığı ile anlatıldığı mektupları okumanızı tavsiye ediyoruz.

Başbakan 20 Temmuz 2010 tarihinde parti grubunda yaptığı konuşmada 12 Eylül Darbesinden sonra idam edilen Ülkücü ve Devrimci gençlerin yazdığı mektup ve hayat öykülerini istismar ederek gözyaşına boğuldu (?!) Aynı gün verdiğimiz 7 şehit ile son 4 ayda verdiğimiz şehit sayısı 89’a ulaşmıştı. Ancak bu şehitlerden her biri birbirinden hazin olan öyküleri Başbakan’ı ağlatmamıştı.

 

Oy avcılığı adına, geçmişte “Komünist” ve “Faşist” olarak yaftaladığı gençler için! gözyaşı döken bu Başbakan, Ergenekon tutuklusu oda arkadaşım İsmail Yıldız’ın kendisine gönderdiği duygu dolu mektubu, basına sızdıran Başbakandır. ( Cezaevine Başbakanlıktan cevap geldiğine göre “hayır bize böyle bir mektup gelmedi” deme şansları yok. )

 

İsmail Yıldız yazısı bozuk olduğundan bana ve diğer oda arkadaşımız Fuat Ermiş’e yazdırdığı mektuplarda, suçsuzluğundan, Başbakan’ı ne kadar yanlış tanıdığından, hasta annesinden, hamile eşinden, 14 yaşındaki kızı Ayşe’den bahsediyor, onların sefaletini anlatıyor onları evlerinde ziyaret etmesini rica ediyordu.

 

Sesar Başkanı İsmail Yıldız Başbakan ve “kurmay” ekibine çeşitli konularda 900 saat brifing vermiş, bunun karşılığını almak için Ankara Büyükşehir Belediyesine fatura keşmiş ancak karşılığını alamamış. Bu şekilde başlayan kurumsal ilişki bozulup ta önce para sonra iş alamamaya başladığında da ( Bana göre ) başlamış AKP hükümetini karalamaya.

 

Bu hareketi nedeniyle 2007 de “Ergenekon Çuvalı” na atılmak üzere hazırlanan esir listesinin başlarına “muhalif kontenjanı”ndan ismi yazılmış.

 

Ergenekon Çuvalına atılan muhalifler üzerinden dışarıda “dikensiz gül bahçesi” oluşturma projesi başarılı olmuştu. Ben bir şiirimde bu durumu, “Bir kısmını ısırdı, korkuttu kalanları” şeklinde özetliyorum. 

 

İsmail Yıldız cezaevinde bazen AKP’nin kendisinde TANRI GÜCÜ görmesine içerler, vitesten atar ve gökyüzüne bakarak, “sende Allahım diye dur orada ortalığı b.k götürüyor”  derdi.

 

İsmail Yıldız, cezaevine girdiğinde eşi hamile idi. O eşinin hamilelik sürecini cezaevindeyken adeta birlikte yaşıyordu. Doğum yaklaştığında çocuğun erkek olacağını adını da Belya Arda koyacaklarını söylemişti. Doğumdan sonraki İlk ziyaretinde çok heyecanlanmıştı. Geldiğinde dakikalarca onu anlattı. Doğumdan bir ay kadar sonra Belya Arda’nın fotoğrafları da gelmişti.

 

Eşi Filiz hanım, beş parasız dışarıda kalmıştı. İsmail beyin anlattığına göre Filiz Hanım hep onları kiradan kurtarması için dua edermiş. İsmail Yıldız’ın cezaevine girmesinden sonra baba evine taşınarak “kiradan kurtulan” Filiz Hanım ve İsmail Yıldız’ın durumunu “Yanlış anlaşılan dua” isimli şiirimde şöyle anlatmıştım.

 

“Dualarım Yanlış mı anlaşılmıştı yoksa

Filiz Hanım'ın "kiradan kurtulma duası" gibi

Belki de hâşâ!

Elinin dar vaktine geldiği için

Parayla çözemedi işi

İsmail'i dama

Küçük Ayşe ile iki canlı Filiz'i

Ana evine göndererek

Kurtarmıştı onları kiradan”

 

 

Ev kirası ödeyemeyecek durumdaki Filiz Yıldız, kızı Ayşe ve karnındaki Belya Arda ile olanca yokluğuna rağmen İsmail Yıldız’ı ziyarete geliyor, ona moral vermeye çalışıyordu. O dışardan biz içerden çok destek vermeye çalıştık ama buna rağmen İsmail Yıldız’ın ruhi çöküntüsüne engel olamadık. 28 Ekim 2008 günü Belya Arda’nın mahkeme salonuna getirilmesi basında geniş yer bulmuştu. O günlerde de Başbakan’ın ağladığını hiç duymadık. İlhan Cihaner’in kızının gözyaşlarına “kompliman” diyen Ağlaz Bülent’te görmedi İsmail Yıldız’ın durumunu.

 

Oysa İsmail Yıldız, kendisini “Başbakan’ın insani yönü” ne o kadar inandırmıştı ki, biz “Yapma İsmail bey, bu adamlarda ruh ne arar. Bırak senin bu yazdıklarından etkilenip seni çocuklarına kavuşturmayı, onları ziyaret etmeyi, elinden gelse sen onlarla yakın hukuku olan bir insan olmana rağmen bir dönem kendilerini eleştirdiğin için seni asarlar” dememize rağmen o, bir tanesini bana, bir tanesini de Fuat Ermiş’e iki mektup yazdırmıştı.

 

Tekirdağ 2. Nolu F Tipi Cezaevinde esaretimiz devem ederken, ART Ekranlarında program yapan Saygı Öztürk “Ankara da anlı şanlı bir araştırma merkezinin başkanı, tutuklu bulunduğu cezaevinden Başbakan’a ‘Sen son yüzyılın Siyasi dehasıymışsın bilememişim’ şeklinde başlayan bir mektup göndermiş” dediğinde kafamdan kaynar sular boşalmıştı.

 

Yazılanları içime sindirememe rağmen aynı hücreyi paylaştığım arkadaşımın el yazısının bozuk olması nedeniyle çok ısrar ettiği için onun söyleyerek benim kaleme aldığım, altına İsmail Yıldız’ın imza attığı mektubu sanki ben göndermişim, yazılı olan duygu düşünce ve talepler bana aitmiş gibi yıkılmıştım. Bu haberi birlikte dinlediğimiz İsmail Yıldız’a “ağabey hiç üzülmüş gibi görünmüyorsun” dediğimde  “yok yok bu çok iyi oldu” demişti.

 

Bu nasıl bir ahlak zaafıydı ki, bir tutuklunun yazdığı, ilgili mevzuat gereği, cezaevi idaresinin bile açıp okuyamayacağı şekilde, kapalı zarf ile Başbakanlığa gönderilen bir mektup basına sızdırılmıştı. Bu sızdırmanın altında hangi neden yatıyordu. Dışarıda kalanlara “bakın beni eleştirmenin sonucu budur” mu denmek isteniyordu.

 

İsmail Yıldız çok zeki, sorduğunuz her soruya önce istediği cevabı veren, sonra verdiği cevabın doğruluğuna karşısındaki insanı inandıra bilen bir arkadaşımızdı. Hatta kendisine “neden bizi eleştiriyorsun” diye kızan AKP yöneticilerine, “İçerden size karşı duyulan ‘ABD’ci - AB’ci’ tepkilerini dillendirerek ABD ve AB nezdinde meşruiyet zemini kazanmanızı sağlıyorum” şeklinde cevap verirmiş. AKP’lileri bu söylediğine inandıran İsmail Yıldız, onlara söylediklerinin tam tersini bize söylüyordu.

 

Başbakan’a yazdığı bu mektupların medyaya yansımasını “çok iyi oldu” şeklinde değerlendiren İsmail Yıldız’ın yazdığı savunmayı Silivri 4 Nolu L Tipi Cezaevindeki koğuşun penceresinden havalandırmada dolaşan bize okurken, “Yılmadık, kimse bizi yıldıramaz, mücadele ettik edeceğiz” gibi sözlerine itiraz ederek,

 

İsmail Yıldız bu söylediğini ben söyleye bilirim ama sen söyleyemezsin. Biz kimseden himmet beklemedik. Sadece bizi buraya attıran irade ile değil, burada tutan hâkim ve savcılarla, bize adam gibi muamele etmeyen Cezaevi idaresiyle de mücadele ettik. O satırları savunmandan okurken birisi çıkıp, ‘İsmail Yıldız sen Başbakandan himmet isteyen mektuplar yazmadın mı? Hangi mücadeleden bahsediyorsun’ derse ne cevap vereceksin” demiştim.

 

Bu sözlerim nedeniyle İsmail Yıldız ile henüz aynı odada kalmaya başlamış olan Oktay Yıldırım bana tepki göstermiş, İsmail Yıldız’ın “haber olması çok iyi oldu” dediği mektubu oda arkadaşlarımızın önünde anlattığım için onu aşağılamakla suçlamıştı.

 

Bu tartışmadan sonra Oktay ile aramızda başlayan kırgınlık tahliye olup odadan ayrıldığım 8 Mayıs 2009 gününe kadar sürdü. Aynı tartışmadan sonra İsmail Yıldız ile önemli bir kısmını iki kişi olarak geçirdiğimiz cezaevi arkadaşlığımız sona erdi. ( Ekim 2008 )

 

Sonuç itibarıyla İsmail Yıldız, bir dönem akıl hocalığı yaptığı AKP İktidarını eleştirdiği, birazda “askere yakınlığı” nedeniyle cezaevine giren bir insan.

 

Ben kendisine omurgasız olduğunu, eylem ve çoğu söylemleri ile AKP ile arasındaki mesafenin soğan zarı kadar olduğunu yüzüne karşı defalarca söyleyen bir insan olarak onun halen içerde kalmasına kesinlikle kabul edemiyorum.  

 

Sadece o mu? Başta onunla tanışmayı cezaevine girmemin en büyük getirisi olarak gördüğüm “Of’li” kardeşim Mehmet Demirtaş’ın, hiçbir suçu olmadığından adım kadar emin olduğum çok sayıda “Ergenekon” tutuklusunun dört yıla yaklaşan esaretlerinin bir an önce sona ermesini temenni ediyorum.

 

Başbakan, yirmi yıl önce kendileri top oynarken, bu ülke için -yanlış olsa da- bir mücadelenin tarafı olarak hayatını kaybeden insanlar üzerinden nemalanmasın.

 

20 yıl geriye askeri rejimde yaşanılan kötülüklere gitmesine gerek yok. “Özgürlük ve demokrasinin beşiği” haline getirdiklerini iddia ettikleri 2010 Türkiye’sinde, “Ergenekon” esirlerinin, eşleri, çocukları ve yakınlarıyla yaptıkları yazışmaları cezaevi idaresinden isteyip okusun. Eğer grupta yaptığı konuşma, provası bile yapılmış bir kompliman değilse Başbakan’ın göz pınarlarını kurutacak öykülerin çıkacağına adım gibi eminim.

 

İşte AKP’nin dinle imamla alakasının olmadığının en büyük delili bu. Tek tanrılı ya da çok tanrılı hiçbir din bu adaletsizliğe, bu yalancılığa cevaz vermez.  Hiç düşünmediler, bu insanların karıları, çoluk çocukları ne yer ne içer, neler yaşar? Diye.

 

Başbakana  ( Ağlanacak ) Mektuplar devam edecek.

Yakında Sedat Peker ile bir hatırayı paylaşacağım.

 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

 

Bekir Öztürk

0.505.4513129

http://bhaber.net

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

"ASRIN DAVASI"

28 Şubat daha özgürlükçüydü

28 Şubat daha özgürlükçüydü Altında dönemin başbakanı Necmettin Erbakan'ın imzası bulunan 28 Şubat kararlarını bugün darbe gibi göstererek ...

"Şu anda iktidarda sivil darbe var"

Ceviz Kabuğu "28 Şubat" sürecini 15. yıl dönümünde masaya yatırdı.

Gülen'i harekete geçiren ABD iradesi

Gülen'i harekete geçiren ABD iradesi Ergenekon davalarında Ergun Poyraz ve Tuncer Kılınç'ın avukatlığını yapan tutuksuz sanık Hüseyin Buzoğlu, "Yarg...

Yasemin Çongar Gözaltına Alındığı Haberiyle Uyanmak

Yasemin Çongar Gözaltına Alındığı Haberiyle Uyanmak Bir Sabah Yasemin Çongar ve Üst Düzey Emniyetçilerin Gözaltına Alındığı Haberiyle Uyanmak- Fatma Sibel Yüksek/Açık ...

Erdoğan'ın bir tek apoleti yok!

Erdoğan'ın bir tek apoleti yok! CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis'ten geçen MİT yasası için Başbakan Erdoğan'ı suçladı: Birinin ...
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
SİVİLCE 19 MAYIS
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası