Mart ayından beri uyarıyorum, 3 senedir ise sıcak paracıların AKP'ye destek amacıyla yandaş medyanın, paralı tetikçi ekonomistlerin, AKP Hükümeti'nden beslenen mandacıların bu son operasyona hazırlandıklarını söylüyorum. (Ekonomideki, borsadaki tertipler)
Korkulan şey başımıza gelmek üzere. Türkiye, Federasyon Anayasası ve bilimum yapay tartışmalarla oyalanırken yabancı sermayenin baskısıyla İMKB'nin kontrol sistemlerinin devreden çıkarılması ve 3 senedir AKP'nin işbirliğine rağmen Türkiye'den kaçmayı başaramayan sıcak paracı, yerli-yabancı tefecilere borsa kağıtlarını dolaylı yollardan Türk halkının sırtına yıkıp ucuz dövizi alarak kaçma şansını tanıyan yasa geliyor meclise.
Mart ayından beri uyarıyorum, 3 senedir ise sıcak paracıların AKP'ye destek amacıyla yandaş medyanın, paralı tetikçi ekonomistlerin, AKP Hükümeti'nden beslenen mandacıların bu son operasyona hazırlandıklarını söylüyorum.
Bu hızla gidersek ve Akgiray, Babacan ikilisinin "ne yapalım,yabancı sermaye böyle istiyor" ifade ve zihniyeti ile AKP'nin gidişi çok şiddetli olacaktır. Gidecekler ise sandıkta bir kez olsun hilesiz ve dürüst bir seçimle gitsinler.
Rahmetli Ecevit'e yakın çevresinin oynadığı oyun şimdi Recep'e oynanıyor ve hatta Recep de 2007'den beri bu oyunda başrole oynuyor. Bahsettiğim konu,özellikle 2007-2008-2009 yıllarında UÇUK BORSA-DÜŞÜK DÖVİZ ile Türkiye'nin sosyoekonomik olarak tamamen çökertilmesi, yabancı mihrakların küresel oyunlarında harcanmasıdır.
Borsa kimin borsası? Döviz kimin dövizi? Ülke kimin ülkesi? Recep ve ekibi kime çalışıyor gibi soruları artık sormanın zamanı geçmiştir, bankacılık sektörünü borsa-tahvil oyunları ile vurup, 1 aydır kasten bastırılan ve düşük tutulan IMF'nin meşhur 4. Maddesi ile de Ali Babacan'ın gözetiminde naklen bir soygun izlemekteyiz.
UYARIYORUM! Başta Yunanistan olmak üzere,Amerikan'ın Küresel Soygun'u yüzünden batan AB ülkelerinin faturası Türkiye'den çıkarılmak üzeredir. Böylesi bir hamle, Damat Ferit'in bile rüyasında göremediği bir ihanet faturası ortaya koyacaktır.
SPK-İMKB ve Bankalar Birliği acilen Türkiye'deki bankalara yüklenmiş olan başta Amerikan olmak üzere tüm yabancı kaynaklı fon ve kontratları denetime ve izlemeye alma, ülke güvenliği açısından şüpheli işlemlere dava açılarak bu fonların nakide dönüp yurtdışına çıkışı engellenmelidir.
Hatırlatırım, 27 Mayıs darbesinden bu yana sadece TÜSİAD-MÜSİAD-TUSKON triosu kazanmıştır, Türkiye kaybetmiştir, hem maddi hem manevi hem de insani varlıklarını. Nakitler bu trioya, borçlar 73 milyona kalmıştır.
O nedenle: SPK ve İMKB'de yabancıların talep ettiği kontrol mekanizmalarının kaldırılması, yatırımıcıların ve yatırım araçlarının işlem bilgilerinin basından gizlenmesi, menkul transfer bilgilerinin gizlenmesi gibi baskıcı istekleri Türkiye'yi alenen soymaya teşebbüstür.
Buna engel olmayan özerk kurumlar, hükümet, yargı, Ankara sakinleri bu baskıcı isteklere boyun eğdikleri takdirde, yarın Federasyon Anayasası geçmediği zaman medyaya çıkıp da "efendim,yabancı sermaye askeri anayasa ile yürütülen ülkelerden desteğini çekme kararı aldı", "anayasayı desteklemediğiniz için oldu" gibi mazaretlerle muhtemel bir soygunu ve de sosyoekonomik krizi örtbas edemezler.