|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Artık bu ordudan hiçbir şey beklemeyinAnlaşılan ellerinde olsa neredeyse Türk Ordusu'nu tamamen tasfiye edecekler, Türkiye'nin kendini savunmasını ortadan kaldıracaklar. Can güvenliğimizi tamamen tehlikeye atacaklar... Artık bu ordudan hiçbir şey beklemeyinTürkiye kendi topraklarında savaş içinde. 'Günde sıfır şehit' verdiğimiz günlerden artık düzenli şoklarla, yeni ölüm haberleriyle başlar olduk haftalara. Ve 'düşük yoğunluklu savaş'ta terörle mücadelenin en sıcak yıllarına geri döndük. Bu savaşı yürütecek, kendi vatandaşlarının, masum insanlarının hayatını koruyacak tek bir kurum var: Türk Silahlı Kuvvetleri... Ama artık hiçbirimiz TSK'dan terörle mücadele konusunda bir başarı beklemeyelim. Eskiden ordu zafiyet içinde olduğunda eleştiriyorduk. Şimdi eleştiri hakkımız da ortadan kalktı. Anlaşılan ellerinde olsa neredeyse Türk Ordusu'nu tamamen tasfiye edecekler, Türkiye'nin kendini savunmasını ortadan kaldıracaklar. Can güvenliğimizi tamamen tehlikeye atacaklar... İster misiniz, en iyisi orduyu toptan kaldıralım. Terörist ülkelere vize kaldıran yeni dış politikamızın devamı olarak PKK'ya topraklarımızı açalım... İşte açılım böylece tamamlanmış olur. 102 komutan hakkında verilen bu abartılı hapis kararı TSK'nın tasfiye süreci değil de nedir? Bu davada ölçünün kaçtığı, topraklarında savaş halinde olan bir ülkenin ordusuna böylesi bir kararın vereceği zarar hesap edilmiyor mu? Muhalefet kanallarının tamamen tıkandığı Türkiye'de Türk Ordusu uluslararası bir 'yeniden tasarım' projesine tek başına karşı çıkıyor. 'Hasan Cemal-Mehmet Altan Medyası'nın gür sesine karşı Türkiye'nin renkli devrimlerle yeniden şekillendirilmesine, molla rejimine, sınırlarının Washington'da bir ofisten çizilmesine karşı duruyor. Zaten bu yüzden hedefte ve bu uluslararası projeyi tasarlayanların kuklaları tarafından yok edilmek için uğraşılıyor. Dört bir yandan kuşatma altında. Karargahına giriliyor, ses kayıtları sızdırılıyor, gerçekliği tartışmalı belgelerle vuruluyor. Bu psikolojik savaş o kadar çirkinleşti ki iş en son Genelkurmay Başkanı'nın oğlunun PKK'lı olduğu iddia edilen biriyle arkadaş gibi gösterilmesine kadar vardı. PKK'yla TSK'nın işbirliği içinde olduğunu öne sürmeye bile başladılar. Ne ilginç ki Başbuğ'un oğluyla beraber fotoğrafı bulunan kişi isimsiz bir ihbar üzerine bir günde soruşturmaya dahil ediliyor, aniden PKK'lı diye yaftalanıyor! Tuhaflıklar bu kadar da değil: Bilgisayarında PKK'ya dair -herkesin ulaşabileceği- dosyalar bulunuyor ama bu dosyalardan birinin indirildiği tarihte söz konusu şahıs hastanede çıkıyor! On binlerce telefon konuşmasında aynı şahsın söz konusu iddianamedeki diğer sanıklarla bir tane bile görüşmesi yok! Bu çarpık yaftalamaya, birbiriyle tutarsız ayrıntılara ise hiç kimse değinmiyor... Amaç sadece 'çamur at izi kalsın' mantığını uygulamak... Bu belaltı taktiklerle halkın askere güvenini yok etmeye çalışmak... İlk günden beri adım adım işledikleri aynı stratejiyi uyguluyorlar. Ve tek amacı 'direncin' simgesi TSK'yı yok etmek, bu komutanları tasfiye edip yerine 'yandaş askerleri' atayarak TSK'yı da diğer bütün kurumlar gibi ele geçirmek. Uyduruk anayasa değişikliğiyle yargıyı ele geçirecekler, bu psikolojik taktiklerle de orduya hakim olacaklar... Yoksa bu operasyon YAŞ toplantısına sayılı günler kala, terfiler ve terfilerden doğacak tartışmalar merak edilirken neden organize edilsin... İyi de bu ordu zaten hepimizin güvenliği için savaşmıyor mu bu ülkede? Şimdi bir de hükümetle mi savaşmaya çalışacak... Savaşan bir orduya uygulanan bu taktikler, ordunun zafiyete düşürülmesi, zayıflatılması hepimizin can güvenliğini tehlikeye atmak değil mi? Ve şimdi biz karargahına girilmiş, komutanları içeriye atılmış ordudan nasıl savaşmasını, bizi korumasını bekleriz biri bana söylesin. Öyle anlaşılıyor ki 'Çoban diye ateş açmadık' ya da 'Askerler kendi mayınlarına basıp öldüler' gibi zafiyet açıklamaları bu şaşkınlığın, bu taktiklerin yarattığı yıpranmanın yansımalarıymış... Apo'yu Türkiye'ye getirenler Ergenekoncu diye içeriye atılıyorsa... Siperde çöken Başbakan'ın yanında ayakta duran komutan hakkında 'darbeci' diye hapis kararı veriliyorsa... Bu ülkeye hizmet etmiş komutanlara 'kaçakmış' gibi haklarında 'yakalama' emri çıkıyorsa... Elekten geçirilen Türk Silahlı Kuvvetleri nasıl korur bu toprağı, nasıl mücadele eder dağdaki teröristle, nasıl vatandaşının can güvenliğini korur? Bu işin sonu nereye varır bilmiyorum. Türkiye üzerine tahminler yürütmekten, umut etmekten de epey zaman önce vazgeçtim. Ama bir şeyden eminim: Bu şebekenin operasyonları bir gün gelecek ve geri tepecek. Tasarlayanların ellerinde patlayacak. O gün ne zaman gelecek bilmiyorum ama o günün geleceğini biliyorum. Oray Eğin/Akşam
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||